Uzun gibi görünen 15 günlük yarıyıl tatili, bir çırpıda biti verdi. 15 milyon çocuğumuz için, zorlu ve bir o kadar da stresli eğitim ve öğretimin ikinci yarısı için ders zili çaldı.
20 gün önceye dönüp baktığımızda çocuklarımız, tatilde yapacaklarının planını çıkarıyor, saf ve temiz kalpleriyle en tatlı tatil planını kafalarında oluşturmaya çalışıyorlardı.
15 milyon çocuğumuzdan kaçının içinden geçen tatili gerçekleştirdiğini bilemiyoruz, ama onları daha da çetin bir ikinci yarının beklediğini tahmin etmek pek de zor olmasa gerek.
Çünkü ilk yarı boyunca kış şartlarının oluşturduğu zorluklarla mücadele eden, dereleri, nehirleri, derme çatma köprüleri, taşımalı sistemin getirdiği zorlukları, yatılı okullardaki gıda zehirlenmelerini, toprak damlı okullarda yapılan dersleri, yakacağı olmayan okul manzaralarını yazıp-çizdik.
15 günlük tatil süresince de karnesinde zayıf notu olduğu için küçücük bedenlerine kıymak isteyen, aile bütçesine katkı sunmak için sokaklarda mendil-sakat satan, boyundan büyük işlere kalkarak dağ-taş demeden çobanlık yapan ve yahut da Şanlıurfa’dan Mardin’e kadar çocuk kaçırma hikayelerini sayfalarımıza taşıdık, durduk.
Şimdi daha da zorlu ikinci yarı başladı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin bu süreyi nasıl değerlendirdiğini, yetkililerin aksayan ve eksik olan hangi konulara çözüm getirdiğini hep birlikte göreceğiz.
Ha unutmadan bu 15 milyon çocuğumuzun yarısından fazlası yukarıda belirttiğim olumsuzlukların yanı sıra birde SBS ve ÖSS gibi sınavlarla daha da fazla boğuşacak.
Burada başta aileler olmak üzere eğitimcilere büyük görevler düşüyor. Bu kadar sorunla boğuşan, bu kadar stresi körpecik omuzlarında taşımak zorunda bırakılan çocuklarımıza, daha anlayışlı ve daha sevgiyle yaklaşmaları gerekiyor.
O’lar bizim geleceğimiz gibi klasik lafları söyleyip durmaktansa, hep birlikte gerçekten geleceğimize sahip çıkalım.
Sevgiyle kalın.
07 Subat 2010 22:09
(1481 kez görüntülendi)