| Katsayı ve Danıştay Zulmü - Halil USANMAZ |
| Misafir Yazar |  info@urfahaber.net |
| Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki elini nereye atsan elinde kalıyor. Üç beş kişi 70 milyon adına karar alabiliyor. Üç beş kişinin
havaya kalkan parmağı bu ülkenin gençlerinin önünü tıkayabiliyor. Neden bahsettiğimi anlamışsınızdır.
Danıştay’ın son YÖK kararından bahsediyorum tabii ki. Bu ülkede çözümü zor ve kökleri çok
derinlere salınmış devasa sorunlar var. Üç beş kişilik küçük ama etkili
bir zümrenin etrafında gelişen ve yine o zümre tarafından Cumhuriyetin
ilk yıllarından bu yana nesilden nesile aktarılan ama içeriği hiç
değişmeyen sorunlar var. Bu bahsettiğim sorunlar gün geçtikçe gelenek, teamül veya
Cumhuriyetin kuruluş ideolojisi adını alıyor. Ve yine o zümre tarafından
kutsanarak dokunulmazlık kazandırılıyor. İnsan hakları, demokratik
açılım, sivilleşme, demokrasi veya hukuk söz konusu olduğunda dahi o
gelenek bozulmuyor. Bu saydığım konularda bir adım dahi atılamıyor ve
bahsettiğim geleneğin zırhına çarpıp geri dönüyor. Ancak son yıllarda ezilen ve hakları gasp
edilen insanlar bir şekilde başkaldırdı. Mevcut iktidarın çalışmaları da
bu yönde olunca gelenekçi ve tahakkümcü zümrenin tahtı yerinden
oynamaya başladı. Önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ardından türban davasında, demokratik açılım konusunda
ve son olarak ta katsayı davasında halkın temel hakları doğrultusunda
değil de kendi istek ve arzuları hilafında karar aldılar. Konumuz katsayı olduğu için şöyle bir hafızamızı yoklayalım.
Süreç nasıl gelişmiş ve bugünlere nasıl gelinmiş ona bakalım. 28 Şubatçılar tarafından kurulan zamanın hükümeti zorunlu
ilköğretimi 8 yıla çıkardı. Kuran kursu yönetmeliği değiştirildi. Sırf İmam Hatip’lileri engellemek için
diğer meslek lisesi öğrencilerinin girebilecekleri okullar
sınırlandırıldı. Özellikle meslek liselilerin önünü tıkama işi YÖK tarafından
yapıldı. Eşitsizlik üzerine kurulu bir katsayı sistemi icat ederek
meslek lisesi mezunlarını dışarıda bıraktı. O zaman bu durumu fark eden bir öğrenci Danıştay’da dava açtı. Danıştay mantıklı ve hukuka uygun bir
cevap verdi.”Üniversiteye girişte uygulanan katsayı oranını belirlemek
bizim işimiz değildir. Bu işle YÖK görevlendirilmiştir. Varsa bir
şikâyetiniz ilgili kuruma yani YÖK’e yapın.”diyerek topu asıl yetkili
kuruma atmıştır. Doğrusuda budur zaten. Madem katsayı işlerinden YÖK sorumludur,
Muhatapta YÖK olmalıdır. Buraya kadar her şey normal. Yeni YÖK yönetimi yetkisini kullanarak 1997 ye kadar uygulanan
sisteme dönüş yaptı. Binlerce mağdur öğrencinin önünü açarak eşitsizlik
üzerine kurulu katsayı ucubesini ortadan kaldırdı. Ama 367 Sabih Kanadoğlu yine ortaya çıktı
ve bu kararın Danıştay’dan döneceğini söyledi. Kanadoğlu’ndan işareti alan İstanbul
Barosu katsayı kararının iptali için dava açtı. Daha önce bu iş bizim yetkimizde değil
diyen aynı Danıştay 180 derece dönüş yaparak yürütmeyi, durdurma kararı
aldı. Bu defa YÖK bu yıl sınava girecek öğrencileri mağdur etmemek için
yeni bir katsayı belirledi. Kanadoğlu tekrar işaret fişeğini çakarak bununda Danıştay’dan
döneceğini söyledi. Eğitim ve öğretimle alakasının ne olduğunu
bir türlü anlayamadığım İstanbul Barosu yine Danıştay’da dava açarak
kararın iptalini sağladı. Tam bir komedi değimli? Bu ülkede hükümet yok, parlamento yok, eğitimden sorumlu YÖK yok.
Ne var peki?Danıştay var. Kanadoğlu var. Durumdan vazife çıkaran
İstanbul Barosu var. Üç beş kişi dediğimiz işte tam budur. Gencecik insanların geleceklerini
karartacak ve bu ülkenin yarınlarının önüne geçeceksin. Yok, öyle yağma. Bu ülke sahipsiz değil. İnsanlar eskisi gibi değil artık. Başbakanın dediği gibi uysal koyun değiliz
hiç birimiz. Başta İmam Hatip liseleri öğrencileri
olmak üzere tüm meslek liselilerin hakkının gasp edilmesine devam anlamı
taşıyan bu karar, yargı bürokrasisinin İslam ve insanlık düşmanlığında
sınır tanımadığının yeni bir örneğidir. Ülkede hukuku temin etmekle görevli kurumların bitmek bilmez
hukuksuzluklara imza atması ve yarınlarımızın teminatı olan gencecik
çocuklarımızın haklarının gasp etmesine daha ne kadar sessiz kalacağız.
Bu kanunsuz dayatmalara daha ne kadar boyun eğeceğiz.
HALIL USANMAZ halilusanmaz@hotmail.com
09 Subat 2010 20:25 (1217 kez görüntülendi)
öss yok böyle bişey ya 3 5 adam milyonlarca ögrencinin hayatlarıyla oynuyolar çocuk oyuncağı yaptılar bızı ya ordan buraya koyun gıbı gutmeye çalısıyolar yeter artık.ama unutmasınlar ki bu millet zamanı gelınce bunların hesabını sormasını bilir.yeter artık yeterrr.
yasin güler [09.02.2010 22:54]
| haksızlık ya bu ülkenin nasıl bı adaletı war ya meslek lısesı oqrencılerının ne farkı war normla lısede okuyan oqrencılerle tabı bu ulke meslek lıseseı oqrencılerının yuksek sevıyeye qelmesını ıstemıo sonrada ulke cok qeride kalmıs tabi qeride kalır niye önğmüzü kapatıolar bizde istediqimiz yerlere gitmek istiyoz calısıp gidebiliriz istediqimiz yere danıstay adaleti sagla önümüzü kapatma
fikret [09.02.2010 21:39]
|
| |