Ana Sayfa Urfa Haberleri 2 Bin Yıllık Sanat Yok Mu Oluyor?

2 Bin Yıllık Sanat Yok Mu Oluyor?

Peygamberler Şehri olan Şanlıurfa’da yıllara meydan okuyan kürkçü ustaları son demlerini yaşıyor.

Giriş Tarihi: 15 Ağustos 2011 Pazartesi 14:14
2 Bin Yıllık Sanat Yok Mu Oluyor?
Şanlıurfa’da yılların eskitemediği bir meslek olan kürk yapma, yani deri ustalığı günümüz koşullarına ayak uydurmakta güçlükler çekiyor. Şanlıurfa’da bulunun ve 2 bin yıllık tarihi geçmişi olan kürkçülük sanatı yok almaya aday bir sanat konumunda, ayakta kalabilmesi için ise yetkili kurumların bir an önce bu sanata el uzatmaları gerekiyor.  Şanlıurfa el sanatlarının en eskisi olan kürkçülük yapımı çeşitli aşamalarda gerçekleşiyor. Bu sanatın babadan oğula geçtiğini ve kendisinin de babasından öğrendiğini söyleyen İmam Karataş kürklerin yapım aşamalarını 3 başlık altında yapıldığını anlatıyor. KÜRK'ÜN YAPILIŞI

Kürk yapılırken Tımar işlemi, Biçme-Dikme işlemi ve Üzleme (Yüzleme) işlemi olmak üzere üç işlemden geçer. 

1. Aşama tımar İşlemi

Kuzu derileri tuzlanmış ve kurutulmuş olarak satın alınır. Suya basılarak 24 saat süreyle yumuşatılması sağlanır. Kırmızı sabunla ve bol su ile iyice yıkanır (Son zamanlarda kırmızı sabun yerine krem deterjanlar kullanılmaktadır). Yakın zamana kadar yıkama işlemi, Debbağhane Çarşısı mevkiinde yer alan ve içerisinden Balıklıgöl'ün suyunun aktığı "Kelleci Çayı" denilen iki çayda yapılırdı. Son zamanlarda gerek Balıklıgöl suyunun azalması ve gerekse çaya kanalizasyon sularının karışması, burasını kullanılmaz hale getirmiştir. Günümüzde her esnaf, yıkama işlemini kendi evindeki özel havuzlarda yapmaktadır. Deriler yıkandıktan sonra, asılarak süzülür ve üzerlerindeki artık etler "Kazak" denilen bir aletle alınır. Deri kısmına tuz ve "Şeb" (şap) karışımı sürülür. Buna "Şebleme-Tımar" denilmektedir. Bundan sonra deri "Pişme payı" denilen 24 saat süreyle dinlendirilmeye alınır. 24 saat sonra, el ile çekilerek "gerginleştirilir". Daha sonra güneşe serilerek kurutulur. Kurutulma işlemi sadece güneşte yapılır, başka bir şekilde yapılması deriye çok büyük zarar vermektedir. Kuruyan derinin tüy tarafında bulunan şeb ve tuz tozları bıçakla alınır. Etli yüzüne tekrar su serpilerek 24 saat süreyle yumuşamaya bırakılır. Yumuşayan deri, duvara dayalı tahta tezgaha takılır. "Kazak" ile  et kısmı ağartılır. Sonra güneşte kurutulur. Buna "tavlama" denir. Bu aşamada derinin yüzü sert bir şekildedir. Deri uç kısmından boğumlanıp kendirle bağlanarak, duvar halkasına tutturulur. "Doğunluk" denilen, el ve ayakla çalışan bir aletle "yumuşatma-cilalama" işlemi yapılır.Bu şekilde yumuşatılan ve parlatılan deri, "havaralama" işlemi için dağlardaki taş ocaklarına gönderilir. Burada "havara" denilen beyaz taş unu, derinin tüylü tarafına el ile iyice sürülerek tüyler temizlenir. Kirlerden arınıp temizlenen tüyler böylece parlaklık kazanır.  Havaralama işlemi yumuşak ve beyaz renkte taş veren taş ocaklarında yapılır. Sarı ve sert taş veren ocaklar bu iş için uygun değildir. Eşek Boğan, Delikli ve Bamya mağaralarındaki taş unlarının bu iş için makbul olduğu esnaf arasında söylenmektedir. Havaralanan deri tekrar dükkâna getirilerek doğunlukla ikinci kez yumuşatmaya alınır. Yumuşa-tıldıktan sonra kazakla et tarafı son kez silinir. Böylece derinin tımar işlemi tamamlanmış olur.

 2. Aşama biçme-dikme İşlemi

Tımar yapılan deriler, türlerine ve renklerine göre sınıflandırılır. 60-65 cm. arasında boy kesilirler. Boy, daha uzun veya daha kısa olamaz. Ancak bir boy derinin eni 20-25 cm. arasında değişebilir. Ölçme işlemi, her iki santimetrede bir çizgi atılmış, 70 cm. uzunluğundaki "Arşın" denilen tahta bir ölçü aletiyle yapılır. Biçki işlemi (boy kesme) özel deri makası ile yapılır. Bu makasın en önemli özelliği deriyi keserken tüyleri kesmemesidir. Böylece yan yana dikilen derilerin tüylü kısımlarından bakıldığında dikiş izi görünmez. Biçilen parçalar, iğne ve "üsküf" (yüksük) ile el dikişi yapılarak birbirine dikilir. Birer karış enindeki (20-25 cm.) 12 parça derinin yan yana dikilmiş şekline "Bir Şakka" denmektedir. Bir kürk, biri üst şakka, diğeri alt şakka olmak üzere iki şakkadan ibarettir. Bu iki şakka, birbirine teğellenerek 120-130 cm. uzunluğunda, 12 karış eninde kürk boyu elde edilir. iki şakka halindeki kürk, kadınlar tarafından dikilmek üzere evlere gönderilir. Kadınlar, el dikişi ile her parçayı aralarına bez "sızı" koyarak tekrar dikerler. Parçaları ve iki şakkası sağlam olarak bir*birine dikilmiş olan kürk, tekrar dükkâna gönderilir. Dükkânda, özel kürk makasıyla tüyler kırpılarak bir hizaya getirilir. Buna "alçak-yüksek alınma" denir. bu işlemden sonra, kürk havaralanmak üzere tekrar dağa gönderilir. Tüyler son kez havaralanarak temizlenip parlatılır. Havaralama sırasında yatık durumda olan tüyler kabardığından tekrar çok hafif olarak alçak-yüksek alınması yapılır ve tüyler aynı hizaya getirilir. Son olarak kürkün yaka kısmına, kol ağızlarına ve eteğine siyah tüylü deri dikilir. Böylece kürkçü dükkânındaki işlemler bitmiş olur.

3. Aşama üzleme (yüzleme) İşlemi:

Kürkü, bu durumda satın alan kişiler terziye götürerek "şakaf" denilen siyah renkli özel kürk kumaşıyla dıştan kaplattırırlar. Buna "üzleme" denilmektedir. Böylece "kürk" denilen geleneksel kışlık giysi tamamlanmış ve kullanıma hazır olmuştur. Kürk imal edildikten sonra, genellikle Sipahi Pazarı'ndaki mezata gönderilmekte; buradaki tellallar tarafından -kullanılan malzeme ve işçilik göz önünde bulundurularak- açık arttırma ile Sipahi Pazarı esnafına satılmaktadır. Kürkleri satın alan esnaf da dükkânlarında halka satış yapmaktadır.(gapha)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Şehitkamil Belediyespor Şanlıurfa Deplasmanında Galibiyet Arıyor

Şehitkamil Belediyespor Şanlıurfa Deplasmanında Galibiyet Arıyor

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star