Ana Sayfa Sağlık 60 Bin Kişiyi Yatağa Mahkum Ediyor

60 Bin Kişiyi Yatağa Mahkum Ediyor

Bu hastalığın yıllık maliyeti 2 milyar 400 milyon TL...

Giriş Tarihi: 20 Eylül 2011 Salı 13:10
60 Bin Kişiyi Yatağa Mahkum Ediyor
Pek çoğunuza inandırıcı gelmeyebilir anlatacağım hikâye. Bundan tam 4 yıl önceydi. Yolda yürürken bir aile dostumuz hekimle karşılaştık. Konuşurken, "Sen bir idrar ve kan tahlili yaptırsana" dedi. Nedenini sorduğumda "Gözlerin her zamankinden farklı" yanıtını verdi... Onu dinledim ve tahlile gittim. Tahlil sonuçlarını aldığımda bana "Nefrit var sende, acilen tedaviye başlamalısın" dedi ve beni Türk Böbrek Vakfı'na yönlendirdi. "Nefrit de ne?", "Nefret der gibi" şeklinde düşüncelerle Böbrek Vakfı'nın yolunu tuttum... Neticede tedavim başladı. "Tuz yok, şeker yok, unlu gıda yok, çay yok, kahve yok, terlemek yok, ağır egzersiz yok, üşütmek yok" diye sıraladı doktorum. "Çok uykudan gözlerim şişiyor" dediğimde meğerse böbrek hastasıymışım. Üstelik en sevdiğim tuz ve şekerden uzak kalacağım için çok üzülmüştüm... Ama insan alışıyormuş... Hatta hayat bunlar olmadan daha da güzelmiş... Hala doktoruma altı ayda bir gidiyorum, beni ismimle hatırlamıyor sadece "Gel bakalım gözleri şişen hastam" diye karşılıyor beni...

Üstüne Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi için yer aldığım kampanyalar bu hastalığın gerçeğini biraz daha yüzüme çarptı... Oralarda mucize var, üzüntü var... Hepsi karmakarışık duygular. Hani Türk filmlerinde "Görüyorum" denilen sahneler vardır ya, bire bir şahit oluyorsunuz... Ya da bir anne evladına böbreğini bağışladığında... İkisinin gözündeki mutluluğu görmek inanın her şeye değiyor. Ne sıkıntı kalıyor, ne dert... Ve yaşamınızın, bedeninizin kıymetini anlamaya başlıyorsunuz... Eğer aile dostumuzu görmeseydim belki de ben de böbrek bekleyen 60 bin kişinin içinde olacaktım... İşte böyle sinsice ilerleyen bir hastalık bu... Belirti vermiyor... Tehlikeli... Tuzu, şekeri fazla kullandığınızda çıkabilecek bir hastalık...

Toplumumuzda 2002’de %7.2 olan şeker hastalığı sıklığı günümüzde yüzde 12’nin üzerinde. Şu anda ülkemizde böbrek hastası sayısı 60 bin civarında... Yani 60 bin böbrek bekleyen vatandaş var... Rakamların bu kadar çıkmış olması endişe verici bir durum. Bu veriler; toplumsal düzeydeki tıbbi, sosyal ve ekonomik yükü her geçen gün artan kronik böbrek hastalığının kontrolünü sağlamak için toplumda yaşam biçimi değişikliklerine yol açacağa benziyor... Tabii önlem alınmazsa...

Bu kez hastalık için değil, herkesin bu hikâyeden haberi olsun diye çalıyorum Türk Böbrek Vakfı'nın kapısını. Türk Böbrek Vakfı ve Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu Başkanı
Dr. Timur Erk'le konuşuyoruz hem böbrek hastalığını hem de organ naklini... Organ bağışlarından bahsederken ikimizin de gözleri doluyor...

Timur Bey, ülkemizde böbrek hastalığına ilişkin rakamlar ne durumda şu anda?
Türkiye'de diyalize giren hasta sayısı hem periton hem de hemodiyalize bağlı toplam 60 bin. 60 bin kişinin böbrek nakli olması gerek. 60 bin vatandaşın üçte biri, 20 bin kişi civarında, böbrek nakli için sıra bekliyor. 20 binde kalsa iyi. Sürekli bir artış var hasta sayısında. Senede 2 bin civarında böbrek nakli oluyor. Bunun yüzde 80'i maalesef canlı kişiden nakil oluyor. Kadavradan değil. Hedef kadavradan nakil.

Kadavradan nakil konusu çok büyük bir eksiklik. Çalışmalar var mı?
Başarılıyız nakil konusunda ama kadavradan nakili artırmadıkça "Başarılıyız" diyemeyiz. Bu doğruları oturtmadıkça gelişemeyiz bu konuda. Ama yine de böbrek verenler var. Tek böbrekle dünyaya geliyor nüfusun yüzde 7'si. Sakın korkmayın, tek böbrekle kalmak da kötü değil. Kendinize dikkat ettiğinizde bir sorun olmaz. EKONOMİK YÖNDEN AĞIR YÜKÜ VAR
Ekonomik yönü de bildiğim kadarıyla çok yüksek bu hastalığın değil mi?
20 sene önce diyaliz imkanı da yoktu. Şu anda çok ücra köşeler haricinde devlet ya da özel sektör diyaliz merkezleri var. Diyaliz merkezleri olmadığı için ölen yok. Devlet bir senede her hasta için "40 bin TL diyaliz masrafı mı yoksa bir kere de nakil için 40 bin lira masraf mı?" diyor. Devlet böbrek nakli için bütün ihtiyacı sağlıyor. Diyaliz hastaları nakile girsin diye çalışıyor. 40 bin TL tek hastaya verilirse, 60 bin hastaya verilse bu, çarpın 40 bin TL ile 60 bini, hesaplayın çok yüksek bir rakam çıkıyor (2.4 milyar TL) önünüze. Ekonomik maliyeti yüksek bunun. Böbrek nakli olduğunuzda ilaç masrafları ilk seneler yüksek ama sonra bu azalıyor. Nakil sonrasında vücudun böbreği kabul etmesi için ilaçlar veriliyor. Bir gecekondudaki yaşamdan neredeyse saray yaşamına ulaşılıyor yani yaşam kalitesi yükseliyor. Eğitim alabiliyorsunuz, çalışıyorsunuz. Kendiniz her şeyi yapıyorsunuz.

Dünya Sağlık Örgütü sürekli rakamlar veriyor. Onların bizimle ilgili öngörüleri var mı böbrekle ilgili?
Var tabii. Ve her geçen gün de rakamlar artıyor.

UN, ŞEKER VE TUZDAN UZAK DURUN
Biz neyi yanlış yapıyoruz peki?

Biz yanlış besleniyoruz. Hipertansiyon ve diyabet böbrek hastalığını getiriyor. 3 beyaz var. Un, şeker ve tuzdan uzak durmalıyız. Tuz, hipertansiyonu getirir. Hipertansiyon böbrek ve kalp sağlığını bozar. Biz 6 gram tuz tüketmeliyiz ama 24 gram tuz tüketiyoruz. Baharatlı yemekler olan bölgeler, Doğu- Güneydoğu'da bu tuz tüketiliyor. Hipertansiyon oluyoruz. Sonra Türk Böbrek Vakfı'nın kapısını çalıyoruz. Bir kere masalardan tuzu eksiltmemiz gerek. Çok ekmek yiyoruz. Bir ekmekte çok tuz var. Onda zaten almamız gerekenin fazlasını alıyoruz. Paketli gıdalarda tuz var. Hele fast- food... Çok tuzlu. Halk Ekmek, bu konuyu sayın Kadir Topbaş'a aktarmış. Tuz gramajını azaltmış. Satışlarında yüzde 20 azalmış olmuş ama sonra halk alışmış. TBMM'de Cevdet Erdöl var, Sağlık Komisyonu başında. Yakında görüşeceğiz. Artık masalarda tuz olmayacak restoranlarda. Tuzu azalttığınızda içki alımı azalacak, yemek alımı azalacak. Ama sigarada da oldu. Halk sağlığına kavuşmaya başladı. Biz bunu yapabilirsek, talep üzerine tuz gelirse ne ala. Belediyelere yazdık. Bazıları buna uyuyor, bazıları uymaz. Fırıncıların fedarasyonu var. Onlara da anlatıyoruz bunu. Onlar da tuzu azaltmaya başladılar.

Pek çok şirket yemekhanelerinde tuzu kaldırdı. Ya da tuzluk ve karabiberliğin yerini değiştirdiler...
Talep üzerine alınmalı. Erişimi zor olmalı tuzun.

BÖBREK NAKLİ BYPASS GİBİ
Böbrek naklinde başarı oranı nedir?

Bypass ameliyatları gibi oldu. Başarısızlık oranı yüzde 1'e düştü ya bypass ameliyatlarında böbrek naklinde de öyle oldu. Bir aşama daha var şimdi. Açık ameliyat olmadan göbek deliğinden girilip nakil yapılıyor. Bu da güzel bir gelişme. Risk minimize edilmiş durumda. Buna rağmen dikkat edilmesi gerekenler var. Organ temini önemli, özellikle kadavradan bağış önemli. Diyanet'in sürekli çalışması gerekir. "Hayata yeniden geldiğimde bir böbreğim eksik olacak" diyorlar. Yok öyle bir şey. Bizim bir sloganımız var, "Toprak olma, umut ol" diye. Topraktan geldik, toprağa gidiyoruz.

Çıkan haberler de umut verici. "Annesine can oldu", "3 kişiye hayat verdi" şeklinde başlıklar atılıyor. Ne güzel değil mi? İnsan bir tuhaf oluyor bu haberleri okuduğunda. Ya da tam tersi oluyor. Bir organ beklerken vefat eden kişileri görünce çok üzülüyoruz...
Elbette. Bu Kur'an-ı Kerim'de de var. Tam manasıyla açıklıyor. Sevap olduğu yazılıyor. Bunu din adamlarının söylemesi lazım. Bizim insanlarımız bu konuda hala geride. Prof. Dr. Münci Kalayoğlu çok yardımcı bu konuda. Bu konuda daha duyarlı olmalıyız. Siz medya mensuplarının devamlı bunu yazmanız gerek. Kamuoyu oluşturulmalı. Böbrek naklinde iki örnek ülke var. İspanya ve İran. Koordinasyonu İran'da devlet sağlıyor. 3 bin civarı nakil yapıyorlar. İspanya'da da her tam teşekküllü hastanede bir organ nakli koordinatörü var. Kapıdan bakıyor, ambulans ne getirmiş. İşi gücü bırakıyor, beyin ölümü var mı yok mu organize ediyor her şeyi. Aileleri ikna ediyor. Başarılı olduğunda maaş değil prim alıyor. Devlet hastanelerinde bu sistem var. Bunun özel kurumlarda da olması gerekir. Acile kaza sonucu kim geliyor, biri onu takip etsin.

İŞİN TEMELİ İZMİR
Organ naklinin yaygınlaşması için her vatandaşın bir kere bile olsa organ nakil merkezine girip bir bakması gerekiyor. Ben Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeyken nakil merkezinde öyle olaylara şahit oldum ki, kâh üzüyor kâh sevindiriyor.

Bu işin temeli İzmir. Ata Bozoklar bu işi başlattı. 180 kazada ölen varsa onların 20- 30 kişisinden donör çıkarabilirler. Ata Bozoklar gibi ellerinden geldiği kadar organ naklinin birincil meslek olarak edinilmesi gerekir.

Akdeniz Üniversitesi de öyle... Organ nakli konusunda büyük gelişmeler kaydediyor...
Hep siz soruyosunuz biraz da ben sorayım. Neden İzmir, neden Antalya?

Kültür nedeniyle mi?
Aynen öyle. Ankara, Aydın, Muğla önde. İstanbul diyemiyoruz. İnsanlar bu konuyu anlamış. Bunu 81 ile yaydığımızda çok şey değişir.

YAKINLARINA BÖBREK VERMEK İSTEYENLERİN BİLMESİ GEREKENLER
Hepatit B ve C hastaları böbrek nakli olabilir mi?

Bir diş çürüğü olduğunda bile nakil yapılamaz. Virüs olduğunda antikorlar faaliyete geçer. Onların faaliyette olmadığında nakil olmalı. Kanser olsa nakil olmaz, diyabet olsa nakil olmaz. Kadavradan nakil artırılmalı. Organ nakli koordinatörleri olmalı. O koordinatörlerin başka işi olmamalı. Polisler, jandarmalar da her türlü desteği vermeli.

Tek böbrekle yaşanır mı?
Tek böbrekle hayata gelenler de var. Onların böbreklerinin hacmi biraz daha geniş. O kişilerin hipertansiyon ve şekerden uzak durması gerekiyor

Yakınlarına böbrek vermek isteyenlerin bilmesi gerekenler nedir?
Türkiye'de 7 organ koordinasyon merkezi var. İstanbul'da Kartal'da İhtisas Hastanesi koordinasyon merkezi. Türk Böbrek Vakfı'nın içinde olduğu 60 bağış merkezi var. Buralara başvurmalılar. Ehliyet alınırken de soruluyor. Bu formu veren memurlar bilinçli olmalı, ikna gücü olmalı. Herkesin bağışçı olmasını sağlaması lazım.

KRONİK BÖBREK HASTALIĞININ NEDENLERİ
Tüm dünyada kronik böbrek hastalığının en çok görülen nedenleri nefrotik ya da böbrekteki iltihabi hastalıklar, enfeksiyonlar, idrar sistemindeki sorunlar ve polikistik böbrek hastalığı gibi kalıtımsal bozukluklardır. Bu nedenler, gelişmiş ve gelişmekte olan uluslarda kardiyovasküler hastalıkların da en çok görülen nedenleri olan şeker hastalığı ve yüksek tansiyona bağlı olarak değişiklik gösterir.

PEKİ KRONİK BÖBREK HASTALIĞI NASIL ANLAŞILIR?
Kanda kreatinin değerini ve glomerular filtrasyon hızını ölçen, kan ve idrar örnekleri ile yapılan basit laboratuvar testleri yapılarak anlaşılır

BÖBREK HASTALIĞINI ÖNLEME VE ERTELEME ANLAMINDA NE YAPABİLİRİZ?
Tarama, yüksek oranda böbrek riski bulunması ihtimali olan durumlarda öncelikle uygulanmalıdır. Bunlar: Şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan hastalar, obez ve sigara içen kişiler, 50 yaşın üstündekiler, ailesinde şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı olanlar ve diğer türlerde böbrek hastalığı olan kişiler.
Halen uygulanmakta olan koruma amaçlı tedavilerin erken dönem böbrek yetmezliği olanlarda da uygulanması gerekiyor.

Koruma amaçlı, böbrekle ilgili ve kardiyovasküler hastalıklardan korumaya karşı başarısı kanıtlanmış ölçekler tanımlanmalıdır. Bunlar: Tansiyon düşürücü ilaçlarda ACE inhibitörü ARB grubu ilaçlar proteinüreyi azaltırken aynı anda glomerular filtrasyon hızını da azaltır.
Yüksek kan basıncının düşürülmesi; düşük kan basıncı glomerular filtrasyon hızını aşağı çeker. Kan şekeri, kan yağları ve kansızlığın kontrolü. Sigaranın bırakılması. Fiziksel aktivite artışı. Vücut ağırlığının kontrolü.

TEŞHİS EDİLMEMİŞ BÖBREK HASTALIĞININ SONUÇLARI
İlk karşılaşılacak risk, gelecekte böbrek kaybına ve diyalize veya böbrek nakline neden olabilecek böbrek işlevi kaybıdır. Diğer risk ise kardiyovasküler hastalıklar ile bağlantılı erken ölümler.

Sağlıklı olduğu düşünülen ancak sonrasında kronik böbrek hastalığı olduğu saptanan bireylerin kardiyovasküler hastalıklardan [koroner kalp yetmezliği, beyin kanaması ve damar tıkanıklığı, çevresel (periferik) atardamar hastalıkları)] ölüm oranları böbrek hastalıklarının düzeyine bakılmaksızın normale göre on kat daha fazla. Her yıl dünyada 12 milyon kişi bu nedenle ölüyor. Bu sayılar küresel anlamda yaygın olarak Tip 2 şeker hastalığı nedeniyle hızla artıyor.

BENİM HASTALIĞIM NEFRİT NEDİR?
Böbreklerin iç kısmının iltihaplanmasına “nefrit” yani böbrek iltihaplanması denilmektedir. 2 türlü böbrek iltihaplanması vardır. Akut böbrek iltihaplanması ve kronik böbrek iltihaplanmasıdır. Nefrit mikrobu diğer adi mikropların oluşturduğu iltihaplanmalardan farklıdır. Böbreğin dokusunu bozarak, böbrekteki faaliyetleri azaltır. Nüksedebileceğinden 6 ayda bir tahlil gerektirir. Bu hastalığın tedavisi biraz uzun süreçlidir. Hastalığın seyri ise yavaştır. Hastalıkla birlikte bir diyet verilir, kan basıncının düşmesi için ilaçlar verilir, ayrıca iltihaba neden olan mikrop ve bakteriyi yok etmek için ilaç tedavisi uygulanır. Hastadaki tuz ve sıvı kaybını en aza indirmek üzere uygun bir diyet programı uygulanır.



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık