Ana Sayfa Türkiye AYHAN, SURUÇ İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

AYHAN, SURUÇ İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Suruç’ta meydana gelen ve 32 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırı ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) araştırma önergesi verdi.

Giriş Tarihi: 28 Temmuz 2015 Salı 04:26
AYHAN, SURUÇ İÇİN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

Ayhan verdiği önergede şu ifadelere yer verdi;

 “Şanlıurfa ilimizin Suruç ilçesinde yapılan intihar saldırısının bütün yönleri ile araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırmasının açılmasını arz ederim” 

Gerekçe: 

Ortadoğu coğrafyasında hüküm süren despotik ve diktatöryal yönetimler halkı isyan ettirme noktasına getirmiş ve bunun sonucunda 17 Aralık 2010’da Tunus’ta seyyar satıcı Muhammed Bouazizi adlı genç kendini yakması ayaklanmaların fitilini ateşlemişti. Bouazizi'nin eylemi domino taşı etkisi göstermiş ve  isyan ateşi bütün Ortadoğu coğrafyasında etkisini arttırak bir süreklilik kazanmıştır. Bu durumdan ürken uluslar arası güçlerin devreye girmesiyle isyanlar manipüle edilmiş ve halkaların devrim arzusu küllendirilmek istenmiştir. Ulusal ve uluslar arası egemen güçlerin müdahaleleri sonucu devrimsel niteliğini kaybeden isyan ateşleri güç, çıkar ve bölüşüm ilişkilerinin yeniden karıldığı stratejik savaşlara yerini bırakmıştır. Suriye sınırında yaşanan savaş, niteliği itibari ile stratejik bir savaştır ve kazananın Ortodoğu'yu yeniden şekillendirme etkisinin çok fazla olacağı aşikardır.

 

Suriye’de kantonlara dayalı özyönetim modeli ile PYD halkların kardeşçe, birlikte ve bir arada yaşayabileceğini yeni bir model önererek dengeleri halkların lehine bozmaya çalışmaktadır. Bu durum hem Ortadoğu'daki egemen ulusal devletleri hem de emperyalist ülkelerin stratejik çıkarlarını olumsuz manada etkilemektedir. Böyle olunca Suriye’de yaşanan savaş çok aktörlü ve karmaşık bir denkleme dönüşmektedir. Bu savaşın aktörlerinden birisi de Türkiye’dir. “Stratejik derinlik” adı altında geliştirilen dış politika anlayışının derinlikten yoksun, öngörüsüz ve hamaset üzerine kurulu politikası Rojava devrimine olan  tahammülsüzlükle birleşince Türkiye'yi ittifak arayışları içerisinde olmadık bir mecraya sürükledi: DAİŞ!

Türkiye çıkarları gereği DAİŞ'E açıktan tutum almamıştır. Kurulan güç denklemi içerisinde kendisine yer bulabilmek ve Rojava devrimini engelleme ihtirası artık ayyuka çıkan işbirliği iddialarını gündemden hiç eksik etmememiştir. Bugün DAİŞ belasının Türkiye’de masum insanların canını almaya devam etmesi bu örtülü işbirliği ile yakından ilintilidir.  Reyhanlı’da, Mersin’de, Adana’da, Diyarbakır’da ve en son Suruç’ta olduğu gibi. Bu saldırıların başlıca nedenleri arasında Türkiye’nin dış politikasındaki yanlış ve öngörüsüz pratikleridir.

En son 20 Temmuz 2015 tarihinde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'na bağlı gençlerin Kobane’ye geçmek üzere Suruç’taki Amara Kültür Merkezi'nde toplandıkları esnada DAİŞ mensubu bir canlı bombanın saldırısı sonucu meydana gelen patlamada 30’un üzerinde gencin yaşamını yitirmesi ve onlarca gencin yaralanması olayı olmuştur.

Türkiye her defasında istihbarati gücüne, askeri gücüne övgüler dizmekten geri kalmamakta ancak Suruç gibi iki yılı aşkındır her türlü saldırı ve provokasyona açık bir yerde bu katliamı önleyecek basireti devasa gücüne rağmen gösterememiştir. Doğal olarak bu durum Reyhanlı, Mersin, Adana ve Diyarbakır saldırılarında olduğu gibi çeşitli kuşkuları beraberinde getirmektedir. Saldırıyı gerçekleştiren şahsın DAİŞ terör örgütü ile bağlantısı var mıydı? MİT’in ve emniyet istihbaratının takibi altında mıydı? Saldırının gerçekleşmesinde başka kimler yardım etmişti? Gibi sorular ivedilikle cevap bekleyen sorulardır.

Suruç’taki saldırının önlememesinde güvenlik güçlerinin zafiyeti olduğu açıkça görülmektedir. Kobane’nin inşası için gelen gençler didik didik aranırken saldırgan ya da saldırganların bellerine sardıkları bombalarla kitleye karışarak saldırıyı gerçekleştirdiği süreye kadar hiçbir engelle karşılaşmamış olması bu zaafiyeti gözle önüne sermektedir. Yapılan her türlü basın açıklaması ve eylemi emniyetin farklı birimleri ayrı ayrı kayıt altına almayı rutin bir çalışma haline getirdiği halde bu saldırının yapıldığı açıklama esnasında hiçbir güvenlik mensubunun olmaması bizi derin kuşkular içerisine itmektedir. Yine yapılan her basın açılamasında can güvenliği gerekçesiyle emniyetin rutin uygulamalarının dahi alınmamış olması bu kuşkularımızı daha da derinleştirmektedir.

Yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda Suruç saldırısı ve benzeri olayların önüne geçmek için gerekli tedbirlerin yerinde ve zamanında alınması amacıyla gerçekleşen bu saldırının bütün yönleri ile araştırılması amacıyla meclis araştırma komisyonun kurulması  hayati bir öneme sahiptir.  

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık