Ana Sayfa Röportajlar BABAOĞLU :TARİHİNİ BİLMEYEN CELLADINA AŞIK OLUR

BABAOĞLU :TARİHİNİ BİLMEYEN CELLADINA AŞIK OLUR

Ş.Urfa İHD Başkanı Cemal Babaoğlu ile Urfa'dan İnsan Haklarına; Urfa Kayıplardan Urfa Cezaevi Yangına dair...

Giriş Tarihi: 3 Ekim 2012 Çarşamba 18:11
BABAOĞLU :TARİHİNİ BİLMEYEN CELLADINA AŞIK OLUR

Antep'ten sonra Urfa'ya geçiyorum...

Urfa Merkez'de dolaşırken gözlerim İHD tabelasına takılıyor.  Urfa ve dolaylarında durum nedir, hem bilgilenmiş olurum hem de okuyucularımıza aktarırım diye çalıyorum kapılarını...



Sıcak bir gülümseme ile içeri davet ediliyorum.

Ş.Urfa İHD başkanı Cemal Babaoğlu ile İHD penceresinden İnsan Haklarını-Kayıpları-Cezaevi yangını ve daha birçok şeyi konuştuk...

***

Sizi tanıyabilirmiyiz?


1960 Urfa /Siverek doğumluyum. 2004 yerel seçimlerde DTP’den belediye meclis üyeliği yaptım. Son 3 yıldır da İHD Urfa şube başkanlığını yürütüyorum




Urfa İHD olarak neler yapıyorsunuz?

Her şeyden önce derneğimizi açık tutmaya çalışıyoruz bu önemli. Derneğimize yapılan başvuruları analiz edip bazılarını yargıya havale ediyoruz. Bazılarını da basın açıklaması yaparak kamuoyunu bilgilendiriyoruz. Gelen başvuruları raporlaştırıp 6 aylık ve 1 yıllık hak ihlalleri şeklinde yayınlarken beraberinde bu hak ihlallerinin ortadan kalkması içinde çözüm önerileri sunuyoruz.

“Urfa Kayıpları” diye bir kitabınız vardı. Kitabınıza aldığınız kayıplar hakkında ne söylersiniz?

Gündem gazetesinde muhabirlik yapan kardeşim Nazım Babaoğlu, 12 Mart 1994 tarihinde bir haber için gittiği Siverek’te bir daha kendisinden haber alınamadı ve adı kayıplar hanesine geçti. Olayla ilgili yaptığımız araştırmada Jitem-Bucak çetelerinin organizesinde gerçekleşmişti. Savcılığa verdiğimiz dilekçeler işleme koyulmuyordu. Bu bilgileri toplayıp kitaplaştırma düşüncesinde iken baktım ki kayıplar ve faili meçhuller ülkenin kanayan yarası olmuş ve bu dönemde 17500 siyasal cinayetleri devlet güvencesinde işlenmişti. Bizde sade Urfa ayağını ele alıp Urfa’daki kayıp ve faili meçhullerin sesine çığlık olsun diye “Urfa kayıpları” adlı kitabı bu şekilde hazırladık.

Yetkililerin/devletin kayıplar hakkında bir çalışması var mı?

Sanırım 2010 yılında Bakan Cemil Çiçek kayıplarla ilgili “kimin elinde ne bilgi ve belge varsa yargıya teslim etsinler” açıklamasından sonra biz İHD olarak mağdur aileler ile birlikte savcılığa gidip dönemin mülki idare amirleri olan Vali, Emniyet müdürü ve cumhuriyet başsavcıları ile o an balyoz davasında yargılanan emekli Albay Ahmet Şentürk hakkında suç duyurusunda bulunduk. (Ahmet Şentürk 1993 yıllarında kıdemli üsttegmen olarak Siverek’te görev yapmış, kendisinin katıldığı bir ev baskınında Hüseyin Taşkaya’yı gözaltına almıştı. Daha sonra bu gözaltı kabul edilmeyerek “kayıp” hanesine geçiyordu.)


Kayıplarla ilgili savcılığa verilen dilekçeleri işleme koymayan başsavcılıkta en az tetikçiler kadar suçludur. Dönemin cumhuriyet başsavcısı Hüseyin Fidanboy ve savcı Müjdat Saraç dönemin valisi Ziyaettin Akbululut hakkında verdiğimiz dava dilekçeleri hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Daha sonra bu verdiğimiz isimler bizler hakkında davacı oldular. (Ziyaettin Akbulut 3 dönem AKP listesinden 1. Sırada Tekirdağ M.Vekilidir.) 2011 genel seçimlerinde İHD şubesi olarak aileler ile birlikte Tekirdağ/çorlu’ya gidip kendi seçim bürosunun yanında basın açıklaması yaptık. Açıklamada “dönemin Urfa valisi iken işlenen siyasal cinayetlerin hasabını vermeden sorgulamadan AKP’nin bu şaibeli valiyi her dönem birinci sırada aday göstermesinin sebebi hikmeti nedir” diye sormuştuk ve hala bu sorunun cevabını almış değiliz. Kısacası Çiller hükümeti döneminde “terörle mücadele” adı altında sivil savunmasız insanlara yönelik işlenen bu siyasal cinayetleri AKP hükümetide aydınlatmaya yargıya taşımaya hiç niyeti olmadı.

İHD’nin Urfa’da nasıl bir yankısı var? Sesinizi duyura biliyor musunuz?

Tabi sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Hak ihlallerinin azalması kamuoyunun duyarlılığı ile mümkündür. Bu duyarlılığı oluşturma adına; basın açıklamaları ST֒lerini ziyaretler ve Panel gibi etkinliklerle sesimizi duyurmaya çalışıyoruz

İnsan hakları ihlallerinde Türkiye’de Urfa’nın durumu nedir?

Urfa’daki hak ihlalleri diğer doğu ve güneydoğu’dan farklı değil. Hatta Urfa’da daha katmerlisi. Şöyle ki muhalif ST֒leri üzerinde sıra dışı baskılar büyük boyutlara ulaşmış durumda. Teknik takip ile birlikte fiziki takip, sataşma tehdit olagan hale gelmiş. Harran Üniversitesinde polis terörü hat safhada. Tiyatro, konser gibi etkinliğe katılan muhalif öğrencilerin özellikle bayan öğrencilerin ailelerine telefon açılarak “kızınız yanlış yolda terör örgütüyle oturup kalkıyor, kızınıza sahip çıkın” gibi tehdit ve santaj girişimde bulunuyorlar. Geçen yıl bir alışveriş merkezin TEM komiseri, Nofa Alpagut adlı bayan bir öğrenciyi dövmesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduk, soruşturma açılmadı. Cezaevi zaten başlı başına kanayan bir yara. Biliyorsunuz en son 13 kişi yanarak hayatını kaybetti. Yüzeysel olarak medya ya yansıdı…

Urfa cezaevinde bir yangın çıkmıştı. Medyaya yansımasından öte sizin pencerenizden durum neydi?
Gelişmeler ne yönde oldu?

2000 yılında Urfa cezaevinde tadilat yapılarak F tipi şeklinde dizayn edildi. 4 kişilik olarak tasarlanan odalara 14 ila 20 kişi alınmaya başlandı. Ortak kullanım alanları da koğuş yapıldı. 2008 yılında Mazlum-Der ile birlikte ortak rapor hazırlayıp kamuoyuna duyurduk. Raporda 4 kişilik odalarda 20’ye yakın tutukluyu barındırmanın ağır insan hakkı ihlali ile birlikte geriye imkansız tahribatlara yol açacağını belirten kaygılarla birlikte yapılması gerekenleri belirtmemize rağmen hiçbir uyarı-öneri dikkate alınmadı. 2010 yılında Erkan Gumuştaş (19) adlı tutuklu koşulları protesto amacıyla bedenini ateşe yatırma suretiyle hayatını kaybetti. Yine 2011 yılında tutuklular cezaevi koşullarına dikkat çekmek için yatakları ateşe vermişlerdi. 2012 yılının haziran ayında ise bu kez adli tutuklular isyan ateşini tutuşturup koşulların iyileştirmesinin mesajını vermek istemişlerdi. Ancak kapıların açılmayacağını hesaba katamamışlardı. Kim bilir idarecilerin bu kadar insan kasabı olabileceklerini düşünemediler ve 13 genç tutuklu yanarak yaşamını yitirdiler. Bugün aradan 3 ay geçmiş ama hala savcılık parmağını bile kımıldatmış değil. İHD, Mazlum-Der ve Çağdaş Hukukçular Derneğinin suç duyurusunda bulunmasına rağmen savcılık hala susuyor



AKP iktidarından önce ve sonra diye ikiye ayırırsak AKP üzerinden Neo-Liberal politikaların Urfa’da ve bölgede yarattıgı sorunların boyutlarına dair neler söylersiniz?

AKP 2002 yılında iktidara geldiğinde ateşkes ortamı mevcuttu. Bu ateşkes ortamı AKP hükümetine müthiş imkanlar sağlıyordu. AKP’de bölgede barışa yönelik mesajlar veriyor Kürt sorununun barışçıl ve diyalogla çözüleceğinin mesajını veriyordu. 2005 yılında Diyarbakır’da "Kürt sorunu benim sorunumdur. Devlet geçmişte hata yaptı” demesi Kürdistan’da barış umutlarını yükseltiyordu. Erdoğan yöre insanın beklediği konuşmayı yapıyor hep umut veriyordu ama söyledikleri hep lafta kalıyor hatta Urfa’da Diyarbakır’da söylediklerinin tersini Trabzon'da söyleyerek “Sözü pratiğiyle uyuşmayan” bir başbakan profili çiziliyordu. 2011 genel seçimlerinden sonra Başbakanın ayakları yerden kesildi, adeta diktatörlüğünü ilan etti. Bu tarihten sonra AKP faşizmi hüküm sürmeye başladı. Tamamen Çiller’leşti. O da Çiller gibi ya bu terör bitecek ya bitecek deyip kendisi gibi düşünmeyenler üzerine terör estirmeye başladı. Kürt sorununu diyaloğ yerine Askere havale ederek ülkeyi kan gölüne çevirdi. Darbecilerden hesap soracağım dedi, darbecilere rahmet okuttu .

İnsanların bilinç durumu sizce nedir? Haklarını biliyorlar mı? Hak arama ve mücadele etme bilinci size göre ne durumda?

Zaten sorun burada yurtaşlarda hak arama bilinci olsa ne haksızlık olur ve nede İHD’ye ihtiyaç duyulmaz. Tabi bu bir sureçtir, bir mucadele ezen ezilen ilişkilerinde yaşanan çelişkileri açığa çıkarmak yılları alıyor. Egemenler sahip oldugu devasa imkanlar sayesinde yarattıkları bilgi kirliliklerini açığa çıkarma bir ömürü tüketiyor. Tarih bilinci bilgi kirliliginin pan zehiridir. Kaçımız tarihi bilinçle adım atıyoruz. “Tarihini bilmeyen celladına aşık olur” sözü sanırım çok şey ifade ediyor.

Hep mağdurlar açısından konuştuk. Peki zulmedenlere yönelik ne tür çalışmalarınız var? Mesela , son zamanlarda basına yansıyan polis şiddetine tanık oluyoruz. Polislere yönelik İHD’nin bir çalışması var mı?

Az önce örnek vermiştim. Polisin orantısız kaba ve ilkel duruşundan dolayı zaman zaman savcılığa gidip suç duyurusunda bulunuyoruz ama savcılık harekete geçmiyor. Neden? Çünkü şiddet uygulayan polis kendi inisiyatifinden değil tamamıyla emir komuta zinciri içersinde içişleri bakanlığının emriyle hükümetin bilgisi dahilinde hareket ettiğini biliyoruz. Bir memur kendi başına insiyatif geliştiremez. Memurluğunu tehlikeye atmaz. Bu konuda sayasi partiler ve ST֒leri üç maymunları oynuyor. Empati kurma anlayışı gelişmemiş, herkes demokrasi kavramını kendisi ile sınırlandırıyor. Karşı tarafın demokratik haklarına saygılı olmuyor, hak ihlaline ugrayanları kendilerinden olmayınca “hak ettiler” diye düşünüyor. Bunları aşmak ve özellikle hukuk ve demokrasi gibi kavramlar herkesten önce ötekileştirenlere lazım oldugunun bilinci ile hareket edersek sorunun çözümüne katkı sunarız. İHD karınca kararında demokrasi kültürünün tabana yayılmasını istiyor ve buna destek sunmaya çalışıyor.

Diğer insan hakları örgütleri ile aranız nasıl? Mesela Mazlum-Der ile komşusunuz, hak ihlallerinde ve çalışmalarınızda dayanışmanız oluyor mu? Yoksa mahalle bölünmeleri sizi de bölüyor mu?

Genelde İHD ve Mazlum-Der çok ses getirici ortak çalışmaları oldu. Ve halen de ortak çalışma zaman zaman de devam ediyor. Ancak AKP döneminde İHD ile aralarına mesafe koydular. Bunu Urfa şubesinde daha belirgin olarak kendini gösterdi. Hak ihlali noktasında birlikte ortak açıklamaların elbet faydası olur ancak çelişkiler, önyargılar bazen ortaklaşmaya engel oluyor.

Anti Kapitalist Müslümanların çıkışlarını ve protestolarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu buluyorum. Olması gereken geçikmiş bir adım başarılar diliyorum. İslamı Şeyh- murit ilişkileri içinde değil soran soruşturan araştıran ve sorguluyan bir akımın önculugunde ezbere dayalı bir bilgi yerine gerçek islama dayalı mazlumun yanında zalime karşı bir duruş sergileyen İslami kesim benim de özlemle beklentilerim arasındadır.

İHD’nin genellikle Kürt ve Sol kesimlerin mağduriyetlerine yönelik duyarlı oldugu şeklinde bir eleştiri var. Buradan konuya bakarsak, zaman zaman “El Kaide” ve “Hizbultahrir”  operasyonları adı altında birçok alakalı-alakasız insanlar gözaltına alınıyor veya tutuklanıyor. İHD olarak bu çevrelerin ve başka İslamcı çevrelerin mağduriyetleri karşısında durumunuz nedir?

Kürt sorunu ülkede kanayan bir yara haline gelmiş. Kürdistan’da hak ihlalinin temelini Kürt sorunu oluşturur ve bunu görmek gerek. Devlet ise kuruldugundan gönümüze bu sorunu tartıştırmak istemiyor. Kürt sorununu dile getiren parti, dernek, yazarlar çok ağır bedeller verdiler. 12 Eylül darbesi kürt uyanışını durdurmak için yapıldıgı bugun için sır değil. 90’lı yıllarda katldilen 17500 siyasal cinayete kurban gidenlerin tamamı kürt sorununa duyarlı insanlardı. İslami cemaatler, Bosna-Hersek, Çeçenistan ve Afganistan gibi ülke sınırlarından binlerce km. üzaklıktaki hak ihlallerini gördüler ama burunlarının dibindeki Kürtleri bir türlü görmediler veya görmek istemediler. Aslında Kürtlerle ilgili bilgi devletin anlattığı masallarla sınırlı oldugundan bu kesimde kürdün demokratik haklarını savunanlara düşman oldular. Bu konuda samimi İslami cemaat kürt sorunu ile ilgili öz eleştiri vermelidir ve zaman geçirmeden yıllardır bu kanayan yaraya ilgisiz kaldıklarından kürt halkından özür dileme erdemliliğini göstermelidirler Bahsini ettiğiniz “El Kaide” Hizbultahrir ve İbda-c gibi dini menşeli örgütleri sadece basına yansıdığında okuyoruz. Mağduriyetleri yakında derneğimize başvuruları yoktur.


Röportajı okuyan okuyucularımıza bir mesajınız var mı?

Okuyucularınıza saygılarımı sunuyorum.

Not: Benzer bir görüşmeyi de Urfa-Mazlum-der ile yapmak istedim fakat Mazlum-Der başkanının yoğunluğu dolayısı ile görüşemeden Urfa'dan ayrıldım.

 

Adil Medya/ Özel Haber

Röportaj: Kadir Bal

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star