Ana Sayfa Siyaset BDP KONGRESİ ÖCALAN SLOGANLARIYLA BAŞLADI

BDP KONGRESİ ÖCALAN SLOGANLARIYLA BAŞLADI

BDP 2. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda başladı.

Giriş Tarihi: 14 Ekim 2012 Pazar 13:36
BDP KONGRESİ ÖCALAN SLOGANLARIYLA BAŞLADI

BDP 2. Olağanüstü Büyük Kongresi , Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda başladı. Kongreye BDP ve Blok milletvekillerinin tamamı, BDP’nin belediye başkanlarının tamamı, BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş,  Abdullah Öcalan’ın kardeşleri Fatma Öcalan, Havva Öcalan, Mehmet Öcalan, Roboski katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri, DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen , PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül ile birlikte çok sayıda STK temsilcisi, uluslararası kurum temsilcileri ve siyasi parti genel başkanları ile temsilcileri katılıyor. Kongre salonuna giremeyen binlerce yurttaş ise dışarıda kurulan dev ekrandan kongreyi izliyor.

Kongreye Öcalan damgası


Salonda bulunan binler ellerinde BDP bayrakları ve sarı, kırmızı yeşil flamalar ile, “Biji serok Apo”, “PKK halktır halk burada” sloganlarını atıyor. Salonda ayrıca sık sık "Herne peş" marşı çalınıyor. Salonda ayrıca sık sık Abdullah Öcalan’ın posterleri açıldı. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı kongre salonunda koltukların dolması üzerine çoğu yurttaş ayakta kaldı. Salonda  Abdullah Öcalan’ın adının anons edilmesi üzerine binler ayağa kalkarak 5 dakika “Biji serok Apo” sloganını attı. Öte yandan sık sık sahneye çıkan gençler  Öcalan’ın posterlerini açtı. BDP’li milletvekilleri ile BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaş ve DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk salonda coşkulu kalabalık tarafından karşılandı. Kongrede ilk olarak divan başkanlığı seçimi yapıldı. Kongrede divan başkanlığına Hamit Geylani seçildi. Divan başkanlığı seçiminin ardından “Demokrasi şehitleri” için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşu sırasında binler "şehit namırın" sloganını attı.

Kongre BDP Eş Genel Başkanları Kışanak ve Demirtaş'ın konuşması ile devam edecek.

BDP 2. Büyük Olağanüstü Kongresi’nde Kışanak’ın ardından BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş konuştu. Demirtaş, Kürtler açısından tarihin akışının değiştiği kritik bir dönemin yaşandığını belirterek, “Bizlere bu onuru bahşeden bütün parti şehitlerine ve emeği geçen bütün arkadaşlarımıza minnetlerimizi iletiyoruz. Hapishanelerde siyasi rehine olarak tutulan bütün arkadaşlarımız şahsında tüm tutuklu milletvekillerine kucak dolusu sevgiler gönderiyoruz” dedi.

Kongrenin yapıldığı saatlerde Türkiye’nin bütün cezaevlerinde tutsakların açlık grevi yaptığını söyleyen Demirtaş, açlık grevlerinde olan tutsakların taleplerinin kendi talepleri olduğunu söyledi. Demirtaş, “Dünyanın temel bütün sorunlarının cereyan ettiği zorlu bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyada sırf doğmuş olmakla birlikte hayata borçlu başlıyoruz. Eş Genel Başkan olarak görev yaptığım her saniyenin özeleştirisini halkımıza sunmak boynumuzun borcudur. Böylesine bedel ödeyen bir halka layık olmak elbette ki kolay değildir” dedi.


‘Mücadele yürütenleri unutmayacağız’

Kürt ve “Kürdistan” gerçeğinin halen inkar edildiğinin bundan dolayı da çözümün uzadığını söyleyen Demirtaş, “Yıllar önce Kürdistan’ın 4 parçası ayrılmıştır. O günden bu yana bu halklar özgürlük mücadelesi veriyorlar. Mazlum Doğan’ı, Agit’i, Rustem Cudi’yi, Ali Şer’i unutmayacağız. Bunlarla birlikte Kemal Pir, Haki Karer, Ceylan Önkol, Halil İbrahim Oruç, Yıldırım Ayhan, Uğur Kaymaz ve Orhan Doğan’ı elbette unutmayacağız. Batman sokaklarında bıraktığı gül teni ile Mehmet Sincar’ı Vedat Aydın’ı unutmayacağız. Sevgi kuşu kanadındadır diyen Hasret Gültekin’i de Hrant Dink’i de unutmayacağız. Kürdistan Federe Bölge Başkanı Mesut Barzani’yi unutmayacaz. 13 yıldır hücrede duran Kürt Halkı Önderi Sayın Öcalan’ı unutmayacağız” dedi. Demirtaş’ın konuşması üzerine salonda bulunanlar ayağa kalkarak, “Biji serok Apo” sloganlarını attı.

‘Suriye’de gerçek halk mücadelesinin yanındayız’

Kürtleri değerleri ile birlikte anlayamayanların Kürt sorununu ve çözümünü anlayamayacağını söyleyen Demirtaş, 4 parçadan gelen konuklara teşekkür etti. “Bizler gücümüzü birleştirirsek Ortadoğu’da yaşanan savaşları durdurma gücümüz olacaktır” diyen Demirtaş, “Suriye’de halkların inlediği bir dönemde Suriye’de yaşanan trajediye elbette ki sessiz kalamayız. Bizim Suriye’de yaşayan halkların kendi iradeleri ile kendini yönetmek isteyen halkların mücadelesini desteklememiz tarihi sorumluluğumuzdur. Suriye’deki demokratik halk muhalefetlerinin bizler tarafından desteklenmesi Suriye’nin kendi kaderini belirleyecek pozisyona gelmesi noktasında etkili olacak. Hükümetin yaptığı gibi çetecilik ile özgürlük mücadelesini karıştıran, halkların siyasi iradesine saygı duymayan grupları desteklemek yerine halkın öz gücü ile oluşmuş muhalefeti desteklemek en önemli olanıdır. Biz orada gerçek halk mücadelesinin yanındayız” dedi.

‘Tezkere çıkaracağınıza Kürt Yüksek Konseyi’ni Ankara’ya çağırsaydınız’

“Bizim açımızdan Suriye orda yaşayan halkların tamamının ortak malıdır. Bu nedenle sadece bir mezhebe, etnik kimliğe dayanmamak gerekiyor. Bu yanlıştan geri dönmek mümkündür” diyen Demirtaş, Suriye’de bütün halkların iradesine destek vermeyen ve saygı duymayan politikaların başarılı olamayacağını söyledi. Demirtaş, “Parlamentoda Suriye ile ilgili tezkere çıkarılacağına Davutoğlu Kürt Yüksek Konseyi’ni Ankara’ya çağırsa bu daha akıllıca ve ahlaki bir yöntem olur” dedi.

‘Kürt sorunu 3 ayaktan oluşur’

Türkiye’nin en çok can yakıcı sorununun Kürt sorunu olduğunu belirten Demirtaş, “Temelde Kürt sorunun 3 ana başlığa ayırabiliriz. Bunlardan birisi eşitlik, birisi adalet, birisi de barıştır. Eşitlik önemlidir. Çünkü Kürt sorununun nedenidir. Kürtler dil hakkından yoksundur. Kendi topraklarında kendini yönetme hakkı gasp edilmiştir. Zorla asilime edilmeye çalışılmıştır. Hiç kimse Kürtlerin eşit olduğunu iddia edemez. Bu eşitlik olmadığı için Kürt halkı üzerinde baskılar oluştu. Bu da ikinci başlığı doğurdu. Kürt halkı sürgünlere, işkencelere , zindanlara ve uzun tutukluluklara maruz kaldı. Bütün bunların yarattığı adalet sorunu olmuştur. Bu iki başlığın yarattığı sonuçlardan barış maddesi ortaya çıkmıştır” dedi.

‘Barış konusunda muhatap Öcalan ve KCK’dir’

Kürt sorununda muhataplık tartışması yapılırken 3 başlığın bir arada ele alınması gerektiğini söyleyen Demirtaş, “Sadece bize yük bindirenler bu 3 maddeyi ele almıyorlar. Bizim karar gücü olarak ortaya çıkmamız imkansızdır. Eşitlik konusunda sorunun çözebilmek için yani anayasal maddeleri elbette ki partimiz ile konuşabilirsiniz. Partimiz bu konuda irade ve muhataptır. Eğer eşitlik konusunda bir irade ortaya çıkarsa adalet meselesi de daha kolaylaşır. Bunun için Hakikatleri Araştırma ve Geçmişle Yüzleşme Komisyonu gerekiyor. Konunu son başlığı barış meselesidir. Ortaya çıkmış savaş sorunun konuşmak istiyorsanız bu konudaki muhatap Sayın Öcalan ve KCK yetkilileridir. Bu konudaki her bir muhatabın çözüm sürecinde rolleri ve konumları vardır. Konuyu sağa sola çekmenin anlamı yok. Bir koordinasyon olarak müzakereler yürütülürse çözümün geleceğini biliyoruz” dedi.

‘Öcalan’ı beton çukurda tutamazsınız’

Demirtaş’ın konuşması sırasında sahneye çıkar bir genç Öcalan’ın posterini açtı. Kısa süreli aranın ardından konuşmasına devam eden Demirtaş, “Böylesine önemli bir aktörü siz 13 yıl boyunca dışarı ile ilişkisini kurmayı engelleyecek şekilde beton çukurda tutamazsınız. Devletin militarizmi bir kenara bırakarak akıl ile düşünmesini tavsiye ediyorum. Bizim önerimiz makuldür. Biz Öcalan’a özgürlük derken böyle bir çözümün parçası olarak katkısının olacağı bir ortamın yaratılmasını istiyoruz. Barışı önce vicdanlarımızda inşa edeceksek birbirimizi anlama ve dinlemek zorundayız” dedi.

‘Türkiye’de barış adımları bütün bölgeyi etkiler’

Kürt sorununda çözüm arayışının siyasi bir cesaret gerektirdiğini belirten Demirtaş, hükümetin de bu bilinç ile hareket etmesi gerektiğini söyledi. Demirtaş, “Biz savaşın da çatışmanın da bir yöntem olarak karşılıklı devreden çıkarılması gerektiğine inanıyoruz. Bu proje ile akan kanı durdurabiliriz. Türkiye’de barış adımlarının Suriye’ye de bir damla su olacağını görmek lazım. Buradan çıkacak istikrarın Suriye’yi etkileyeceğini görmek lazım. Bütün coğrafyamızda insanların huzura kavuşmasına vesile olacaktır. Her birimizin yüreğinden bir parça koparan, bütün zenginlikleri heba eden bu süreci durduramazsak tarihe yazılırız” diye kaydetti.

‘Etnik temelli özerklik önermiyoruz’

Demirtaş, ““Türkiye büyük bir ülkedir. Böyle bir ülkenin tek bir merkezden veya tek bir lider tarafından yönetilmesi demokrasinin genine aykırıdır. Bizler 12-20 bölgeden oluşmuş özerk bölge yönetimleri öneriyoruz. Bizim önerdiğimiz model etnik temelli bir özerklik değildir. Bölge parlamentoları Türkiye’deki bütün partilere bugün olduğu gibi açık olacak. Ama demokratik parlamentolar tarafından yönetilecek. Tek parti diyorsanız bu günkü tabloya bakın. Cumhuriyet tarihinin en yüksek oyunu alan iktidar var. Ama aldığı oy yüzde 50 yönettiği kesim ise yüzde 100’dür. Bölge parlamentoları anadilde eğitim de olmak üzere, birçok politikada yetki sahibi olabilirler. Resmi dilin yanında arzu edenler ikinci bir resmi dili kullanabilirler. Ankara’nın çıkaracağı anayasa bağlı olarak Türkiye’nin birçok bölgesi demokratik hakkını kullanabilir. Biz bu hayata geçtiğinde bu özerk bölgelerin bazılarında iktidar olursak o bölgede azami demokrasiyi kurumsallaştırmak için uğraşacağız. Elbette ki doğaya, emeğe ve cinsiyete saygılı olacağız. Bizim karşı çıkacağımız şey yoksulluk, işsizlik ve haksız rant olacaktır. Ekonomik modelimiz ile bütün bölgelerde seçime gireceğiz. Bazılarının söylediği gibi bir parti bütün bölgeye hakim olmak istiyor söylemi yanlıştır. Biz başarılı olamazsak halk başkasını seçecektir. Bu kabul görmez ise sadece Kürdistan bölgesine özgü bir özerkliği de tartışabiliriz. Bütün bunların olmadığı seçenekler Kürt halkı tarafından kabul görmeyecektir” dedi.

Projelerini tartışacak cesur bir muhatap bulamadıklarını söyleyen Demirtaş, bugüne kadar kimseden çözüm önerisi duymadıklarını söyledi. “Bizim projemizi görmezden gelenler proje koymak zorundadır” diyen Kışanak, Kürt halkının artık “tek devlet”, “tek millet” söylemlerine karnının tok olduğunu kaydetti. Demirtaş, “Kürdistan’ın en kadim milletlerinden birine tek millet ve tek dil dayatması haksızlıktır. İslamiyet’te var mı böyle bir şey. Bu yok ama hadislerde ümmetin farklılığından söz edilir. Bu söylemlerin adı faşizmdir. Bu da İslamiyet ile birlikte olamaz. Senin o okuduğun beyitleri Ehmede Xani yazabiliyorsa Kürtçe aldığı eğitimdendir. Sen daha yokken o anadilinde eğitim yapıyordu” dedi.

AKP içindeki Kürtlere çağrı

“Türkiye’de yaşayan herkes bilmelidir ki barış bize yakındır” diyen Demirtaş, “Bütün Türkiye toplumunu bu konuda HDK’yi desteklemeye çalışıyoruz” dedi. AKP’de siyaset yapan Kürtlere seslenen Demirtaş, “Bu zulmü yapanlar size dayanarak yapıyorlar. Ya buna karşı çıkın ya da orayı bırakın gidin” dedi. Demirtaş, “Yaşamını yitiren insanların arkasından ağlama erdemini gösteremeyenlerden olamayacağız. Ölen gerillaya da askere de ağlayacağız. Bu gün her birisi için ağlayacağız ki yarın güleceksek hep birlikte gülebilelim” şeklinde konuştu. Alevi yurttaşların kendi kültürlerinin yok eden partilerde yer almaması gerektiğini vurgulayan Demirtaş, “Gelin Kürt halkı ile el ele verelim ve hep birlikte özgürleşelim” dedi.

‘Anadilde eğitimden asla vazgeçmeyeceğiz’

Demirtaş, anadillerinden ve barış dilini konuşmaktan asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. Konuşmasının devamında Adnan Yücel’in şiirini okuyan Demirtaş, “Bu kadar tarihi bir dönemde gerçekleşen bu kongrenin barıştan yana herkese hayırlı olmasını temenni ediyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star