Ana Sayfa Urfa Haberleri BOZOVA İKİZ KÖYÜNÜ TANIYALIM

BOZOVA İKİZ KÖYÜNÜ TANIYALIM

Her ilin ilçelerindeki köyler(KÖY: KalkınmadaÖncelikli Yöreler) birer garip insan gibigariptirler… Gariptirler, çünkü bir babanın ikincievladı kadar itibar göremez bir köy… Ancak birseçim olacaksa değeri olduğunu kendisinesöylenir.

Giriş Tarihi: 7 Ekim 2012 Pazar 08:40
BOZOVA İKİZ KÖYÜNÜ TANIYALIM

Her ilin ilçelerindeki köyler(KÖY: KalkınmadaÖncelikli Yöreler) birer garip insan gibigariptirler… Gariptirler, çünkü bir babanın ikincievladı kadar itibar göremez bir köy… Ancak birseçim olacaksa değeri olduğunu kendisinesöylenir.

Çünkü kalkınmanın ilk önce kendisineözel olduğunu herkes bilir(!). Ve akabinde,bildiğiniz gibi, yine eski hali: Kendi tozuyla,kendi toprağıyla yalnızlığa mahkûm edilmek.Ancak bazı köyler müstesna tabi… Neyse bizmevzu olduğumuz köye dönelim.

İkiz köy…

Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinin bir köyü… Köy,Bozova’nın güneyinin bir derece batısına düşer…Aynı zamanda Şanlıurfa’ya varmadan başlayanİpek Yolu’nun kestirmesinden–Taşlıhöyük(Taşlûk) Köyü’nden itibaren- itibaren yirmi kilometre uzaklıktan sizi karşılar. Uydu görüntülerindende görebilirsiniz. Fakat o kadar net değil tabi. Ancak uydudan yolunuzu kaybetmezsiniz.

ÖZ GEÇMİŞİ

Köy, bir Kürd köyü olup Bêksî ( Türkçede Baziki aşireti olarak geçer) aşiretine mensup, muhtelif kabilelerindenoluşmaktadır. Başlıca kabileler şunlardır: Mıskôzi, Malê Êli Ûse, Malâ Beyrê, Malê Êli Şêğe. Kürdçede mal,ev demektir. –â,-ê eki geldiğinde aile anlamını taşır. Bazı kabileler isim olarak babadan oğla geçtiğinden “malâ”kelimesi aile sıfatından çıkıp, kabilenin sıfatı olur. Örneğin Malâ Êli Ûse derken, Ûse oğlu Êli’nin (Yusuf oğluAli) ailesinden oluşan kabile demek oluyor.Bêskî aşiretinin kökü Kêjan aşiretine dayanmaktadır. Kêjan aşireti, Şanlıurfa’nın(Ruha) Siverek(Swêrek) İlçesive Diyarbakır(Âmed) bölgesine mensup bir aşirettir. Zaten Siverek daha önceleri Diyarbakır’a bağlıydı. Kêjan aşireti geçimi bêrı ile yapmaktaydı(bêrı: Yaylalardan yaylalara dolaşarak, hayvancılıkla geçinmektir. Bêrıolduğunda hayvanlar yerleşim alanına gelmez. Daim yaylada kalır. Bunun için bir çoban tayin edilir. Ya dahayvanı olan aileler, sırayla nöbetleşirler.). Halen bazı Kêjan kabileleri bêrı’yi devam etmektedir.Fırat Nehrinin doğusuna yerleşen Kêjan aşiretine mensup bazı kabileleri zamanla çoğalarak Bêksî aşiretinioluştururlar. Fırat nehri ile aralarında sadece Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşları bulunmaktadır. Osmanlıdöneminde Şanlıurfa’ya göç eden Türkmen insanlarıyla kaynaşan Ermeni insanların kısmı, zamanla Müslümanlığı benimseyip Müslüman oldular. Müslüman olmayan Ermeniler ise kurtuluş savaşının tarihinetanıklık ederek göç etmek zorunda kaldılar. Kalan Türkmen ve Ermeni insanları, Şanlıurfa’nın Halfeti (Xelfetî)ilçesinin merkezinde ve belli köylerinde yaşamını dostluk çerçevesinde sürdürmektedir halen. Neyse ÊkızKöyünden kopmayalım…

MEZRALARI

Êkız köyün mezraları, dört köyden oluşmaktadır. Şu şekilde sıralayabiliriz bu mezraları: Bêrgennî-Banûk dadenilir-(Erişir), Tâmılç(Damlıca), Açêr(Açar). Mezra, aynı aşiretten olup, fakat farklı kabilelerden oluşan küçükbir toplumun, köyün birkaç kilometre uzaklığına yerleşmesidir. Bazen tek bir kabileden oluşan yerleşme deolur.İkiz’de bu vaka -Hêmi Êlmasta kabilesi oluşan- Açêr köyünde görülmektedir. Tâmılç ve Bânûk köyleri ise farklıkabilelere mensuptur.

NÜFUSU

Êkız, 2009’da yapılan son resmi nüfus sayımına göre 600-650 arası kişiden oluşmaktadır. Fakat akabindekiyıllarda şehir merkezlerinde yaşayan ailelerin köye geriye göçü başlatması ve çok sayıda yapılan yenievliliklerden dolayı nüfus sayısında artış gözlenebilmektedir. Yeni bir nüfus sayımında bu sayı 1000 civarlarındagözlenebilir. Ancak geri göçü yapan insanların ikametgâhları yaşadıkları şehirde olduğundan, resmi sayımdaonların sayısı Êkız’de gösterilmemektedir. 1986 ile 1988 yılları arasında yeni doğum sayısında bir fetretdönemi yaşanılır.Bilal dönemi yaşanılır.Fakat bu uzun sürmez ve 1988’den sonra yeni doğum sayısında beklenin üstünde artış gözlendi. Bu artış ileyaş ortalamasının rakamında küçülme oldu. Köy daha gençleşti.

GEÇİM KAYNAĞI VE TARIM

Bêksî aşireti, yayla için Fırat’ın doğusuna gelmesiyle yerleşik hayata adım atarlar. Ama bazı kabileler 1980’ekadar bêrıyi devam ettirmiştir. Bêriyi devam eden bu bazı ailelerin köyde yine sabit bir evleri vardı. Hemgöçebe, hem de yerleşik hayat yaşıyorlardı yani. Ancak 1980’den sonra yerleşik hayata kesin geçmeleriyle,ekonomik durumları iyiye doğru yol alır.1980 yılı, köy için bir dönüm noktası denilebilir aslında. 1980’den önce sadece ekip-biçme uğraşan köyünahalisi, 1980’den sonra yoğun bir şekilde meyve ekme sistemine geçer. Ama bazı aileler hem meyve ile hemde ekip-biçme ile halen uğraşmaktadır. Daha önceleri arpa, buğday, mercimek, nohut gibi killer gıdalarını ekipbiçer köy halkı; sonrasında fıstık, üzüm, erik, kaysı, badem gibi meyvelerle uğraşlarını devam ettiklerigözlenmektedir.Fıstık, bir meyve çeşidi değildir aslında. Tüccarlara göre kuru yemişgillerdendir. 1980 ile 2000 yılları arasındaekonomik durumlarını büyük bir dereceden etkileyen keber (kapari) bitkisi de göze çarpmaktadır. Keberkendiliğinde yetişen bir bitkidir. Tomurcukları çiçek olmadan toplanır ve tuzlu suda bekletilir ki kuruyup hederolmasın diye. Keber, ilaç sektöründe büyük rol oynamaktadır. Fakat Suriye’den Türkiye’ye gelen ucuz keber,bu bölgedeki keber değerini düşürüp, 2000 yılından sonra ekonomi etkenden çıkmaktadır. Ama 2000’densonra sadece çocukların uğraşı olabilmektedir. Ancak köy halkının ekonomik geçiminin %75’ini fıstıkoluşturmaktadır. Geri kalan kısmını buğday, arpa, mercimek ve kısmen de olsa nohut. Erik ve bademekonomik durumdan çıkıp sadece ahalinin kışlığı olarak kalmaktadır. Fıstığın Türkiye’de yoğun bir şekildetüketilmesi, fıstığın değerini artırmıştır. Değeri artan fıstık diğer geçim kaynaklarını geride bırakmıştır. Ve halenpiyasada Antep fıstığı diye geçen fıstık, aslında Êkız Köyünün olduğu bölgede yetiştirilmektedir. Bu bölgeGaziantep ilinin Nizip ilçesine yakın bir bölgedir. Bölge aynı zamanda Şanlıurfa merkezine uzak… Batıticaretine yakın olan Nizip pazarlaması, daha ekonomik olduğundan, fıstık yetiştiriciler fıstık ürününü Nizip’tepazarlarlar. Ve batıda Antep’in damgasını taşıyan fıstık, “Antep fıstığı” adını alır. Enteresan şu ki, Nizip’teki pazarlamacılar( komisyoncular) hepsi Ş.Urfalıdırlar. Birkaç tanesi hariç…Geçmişten beri gelen köy mutfağının geçim şekli, halen kendini muhafaza edebilmektedir. Tamamen olmasada, %100’ne yakın. Kendi sebzelerini kendileri yetiştirir. Ancak teknolojinin gelişmesiyle, hormonlu ürünlerköylere de ulaşmış bulunmaktadır. Hormonunla bire katbekatı yetişen sebzenin ekonomik boyutunu daucuzlatmıştır. Bu sebeple kendi yetiştirme sistemi, yani doğallık, ekonomik açıdan pahalıya mal olunduğugörülmektedir. Ve haliyle ahali de hormonlu sebzeye yönelerek, yetiştirme sisteminden kopmuş durumda.Fakat stresten uzak kalmak kişiler, sebze ekmekten vazgeçmedikleri gözden kaçmıyor.Gelişen teknoloji, tarım alanında da köy için bir çığır açmıştır. Daha öncesinde köyde belli kişiler ( ağalıksisteminden gelen) makineli araçlara sahipti. Ancak gelişen teknoloji ve kişi başına düşen gelirin artmasayesinde her evin önünde en az bir makineli tarım aracı görmekteyiz. Ve böylece ekili alan arttı. Ancak artanekili alan, yayla sayısını azalttı ve haliyle azalan yayla alanı küçükbaş hayvan yetiştirmenin sıkıntısını getirdi.Böylece halk az hayvanla çok ürün alma yollarını aramak zorunda kaldı. Tabi bunun yanı sıra, küçükbaşhayvanların çobanlılığı için yaşları 7 ile 20 arasında değişen genç nüfus okumaktadır. Hal böyle olunca azhayvanla çok ürün, zorunlu hale geldi diyebiliriz. Ancak bu durun pek karışıklık çıkarttığını söylemeyebiliriz.Çünkü ahali çözümünü bulmuştu. Ve her ev, küçükbaş hayvanları yerine büyükbaş hayvan yetiştirmeyebaşladı. Büyükbaş hayvanın bakımı daha zordur, ancak bir büyükbaş hayvanı yetiştirmek, sayısı 20 ile 30arası olan küçükbaş hayvanlarını yetiştirmekten daha kolaydır. Böylece, bir iki aile hariç, köy ahalisi büyükbaşhayvan yetiştirmeye geçmiştir.

EĞİTİM

Êkız köyünde okuma oranı, gelişen teknoloji ile doğru orantılı artmaktadır. 1960-75 arası doğumlu kişilerinokuma ve yazma oranı %98 civarında göstermektedir. 1960 öncesi okuma-yazma durumu %50’nin altındadır.Doğum yılı günümüze yaklaştıkça, okuma-yazma bilenlerin oranı %100’ü daha rahat gösterebiliyor. Birazuzaklaştıkça( yani 1975-90 arası) oranın düşebiliyor; nedeni, köyde sadece ilkokulun( yani ilkokul 1’incisınıftan 5’inci sınıfa kadar -‘Birleştirilmiş Sınıflar sistemi’-) var olmasıdır. 1995’te en yakın kasabada( 1km uzaklıkta Kênewşer-Şanlıavşar-) ortaokulun açılması eğitime eğilim arttı. Çünkü daha öncesinde liseyi okumakiçin çeşitli şehir merkezlerine gitmek zorunda kalıyorlardı. Bu hal ekonomik açıdan zor olduğundan, ilkokuluokuyup, ekonomik durumu olmayanlar köyde kalmakla yetiniyorlardı. Ve kasabada açılan ortaokul sayesindebölgede yeni doğan çocuklar için, “şanslı” sıfatı kullanılmaya başlandı.Okuma azmine sahip bölge insanı okudukça, okuma hedefleri de artı. Daha önce üniversitenin ne olduğunubilmeyen liseye kadar gelmiş öğrenciler, üniversite kapılarını çalmalarıyla yeni yeni hedefleri, kendilerindenöncekilere anlatmaya başladılar. Ve böylece Êkız için eğitim alanında yeni bir dönem başladı. Üniversiteokuma sayısındaki artışla birlikte, genç nüfusu kendi içinde hapsedemeyen Êkız, geçlerin şehir merkezlerindehayatlarını sürdürmeyi engelleyemedi. Üniversiteye açılan gençler muhtelif alanlarda kendilerini göstermeyibaşardılar. Bazı alanları şöyle sıralayabiliriz: öğretmen, mühendis, doktor, kıdemli asker, hukuk... vd.Birer aydın kimliğini kazanan gençler köyün kalkınmasında da öncülük yaptıklarını icraatlarıyla görebiliyoruz.Köyden mesul devlet organının kapısının eşiğini aşındıran okumuş gençler, köyde yeni değişiklikler yapmayıbaşardılar. Örneğin; eskimiş köy okulunun yenilenmesi, su şebekesi sistemi… vd.Okuma oranın artmasıyla ideolojileri de artan gençler, şehir merkezlerinden sonra yurt dışına da gitmeyebaşladılar. Bu sayı 2000’den sonra arttı.

SAĞLIK

Köyün herhangi bir sağlık ocağı yoktur. Ancak en yakın kasabada(Kênewşer) bir sağlık ocağı bulunmaktadır.1990’a kadar sağlık alanında, köy ebeleri ve köy hekimi ( köy ebesi ve köy hekimi köyün halkından bellikişilerden oluşmaktadır) aktif rol oynamaktadır. Gelişen teknoloji her alanda etkili olduğu gibi, sağlık alanındada etkili olmuştur. 1990’dan sonra ulaşım araçlarına sahip olmaya başlayan ahali, artık sağlık sorunları içinşehir merkezlerine gitmeye başlamıştır. Daha öncesinde şehir merkezlerine giden köy postalarıyla hastataşımanın zor olması nedeniyle, sağlık konusunda köy postaları pek önem görememiştir. Hasta kişiler köyebesi ve hekime götürülmüştür. Ancak okuyan kesimin artmasıyla, hastaların köy ebesi ve hekiminegötürülmesinin yanlış olduğu anlayışını benimsedi köy ahalisi. Tabi köyde durumlar böyle yaşanılırken,kasabadaki sağlık ocağının durumu da paralel olarak arttığı gözlenebilmektedir. Sağlık ocağının durumununblog.milliyet.com.tr/Sanliurfa_Bozova_Ikiz_Koyu/Blog/?BlogNo=382161&ref=milliyet_anasayfa 3/3Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.iyiye gitmesi, köydeki sağlık sorunlarının hafifletmesinde aktif oynadığını da söyleyebiliyoruz.1990-95’e kadarkerpiç evlerin görüldüğü köyde, 1995’ten sonra, kerpiç evlerin yerini betonarme evlere bıraktığını görülmektedir.Sağlık alanında, bu yer değişikliği büyük bir önemli yer edinmiştir. Ve temizlik konusunda köy ahalisiilerlemekle sağlık sorunlarını azaltmıştır.

DİNİ

Köy ahalisinin tamamı Müslüman kesiminden oluşmaktadır. Yani köy bir Müslüman köydür.Köy bir Kürd köyü olduğundan, atalarının dini de Zerdüştlüktü. Ama M.S. 600 yılında, dönemin Müslümanhalifesi olan Hz. Ömer’in ordusu ile tanışan Kürd’ler Müslümanlığı benimseyerek, %100’e yakın kesimiMüslüman oldu. Ancak dağlarda yaşayan bazı Kürdler, kendi dinini yaşamaya devam etmişler. ŞimdilerdeZerdüşt dinine ait bazı motifleri görmek mümkündür.Êkız köyünde de bu motifleri görebiliriz. Ancak sayısı parmakla sayılabilecek durumda. Ve yok olmaya yüztutmuşlar.Köyde inşaatı devam etmekte olan bir camileri var… Mezralarından sadece Bêrgennî’de bir camileri vardır. Vehalk Cuma namazlarını kasabadaki camilerde eda etmektedir. Ramazan aylarda ise eskiden, 1990’dan önce,bir imamla anlaşır ve öylece Ramazan aylarını yaşarlardı. Ancak bu durum da sonra değişti. İmamla anlaşmayapmaya gereksinimini duymadılar. Çünkü okuyan gençlerinden birinin önderliğiyle Ramazan aylarınıgeçirmeye başladılar.Köy halkı mübarek gün ve gecelere önem vermektedir. Ve bu gecelerde Bîşe (Müjver) dağıtılır. Ancak bugelenek son zamanlarda yerini şeker dağıtmaya başlamıştır.Ramazan ve Kurban bayramlarında, kasabada bayram namazı kılındıktan sonra, köy ahalisi birbiriylebayramlaşmalarını ev ev gezerek topluca yapmaktadır. Küs olan varsa barışır ve böylece güzel bir atmosferoluşmaktadır.

SOSYAL YAŞAM

Teknolojinin gelişmesiyle evlere giren televizyon, radyo gibi araçlar, sosyal alanda da kısıtlamalara yolaçmıştır. Kısıtlamalar yapan teknoloji, yeni şeyleri de beraberinde getirdi tabi. Örneğin köy ahalisinin gezileridüzenlemesi gibi…Köyün ahalisi akşamları köy büyüğünün olduğu odada toplanır ve güzel vakitler geçirirler. Son dönemlerdeköyde yaşı ilerli zatlar kalmayınca, köy ahalisi her akşam farklı bir yerde toplanmaya başladılar. Köyün yaşortalaması genç nüfusa kaydığından, akşamları daha eğlenceli aktiviteler yapılmaya başladı. Daha önceleridengbêjlerin köyün büyüklerine verdikleri belağatlı edebiyat ziyafetinden dolayı, herkese söz hakkı ve şakayapma toleransı tanınmıyordu. Ama genç nüfusun artmasıyla bu ortadan kendiliğinden silindi.Gecelerde toplanan köy ahalisi çeşitli oyunlar oynarlar. Bazen dengêj sıfatındaki insanları ortama çağırırlar.Dengbêjler canı isterse ortamlara giderler. Yoksa her çağıranın çağırmasına riayet etmezler. Şayet köyün ilerigelmişleri varsa ve dengbêjin ortamda belağatlı edebiyat yapmasını istiyorsa, önce denbêje bir ziyafet hazırlarve kibarca kaydırmış olur. Bu tür davetlere ise dengbêjler tebessümle karşılarlar. Aslında onlarında canıseslenmek ister ortamlarda ancak kendilerin bulunduğu mevkisinin ciddiyetini koruma zorunluluğu hissederler

milliyet

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık