Ana Sayfa Urfa Haberleri BU RAKAMLAR BİLİNMEDEN EKONOMİNİN NEREYE GİTTİĞİ ANLAŞILAMAZ

BU RAKAMLAR BİLİNMEDEN EKONOMİNİN NEREYE GİTTİĞİ ANLAŞILAMAZ

AB ülkelerinde başlayan ekonomik krizin, Türkiye'ye kaçınılmaz yansımalarının konuşulduğu bugünlerde gazetelerde genel olarak iki tip yorum var.

Giriş Tarihi: 3 Ekim 2011 Pazartesi 02:00
BU RAKAMLAR BİLİNMEDEN EKONOMİNİN NEREYE GİTTİĞİ ANLAŞILAMAZ
AB ülkelerinde başlayan ekonomik krizin, Türkiye'ye kaçınılmaz yansımalarının konuşulduğu bugünlerde gazetelerde genel olarak iki tip yorum var. Çoğunlukla“ekonomimizin çok iyi olduğu, krizin bize dokunmayacağı”yönünde ve sadece bu savı destekleyen rakamların verildiği yorumlarla karşılaşıyoruz. Mesela sadece ihracat rakamlarını verip ithalatın artış hızını ve sektörel dağılımını gizleyerek yapılan yorumlar bu gruba örneklenebilir.

Bir de azınlıkta da olsa ekonomimizdeki riskleri, iktidarı eleştirerek ve yine bazı rakamlara dayanılarak yapılan yorumlar var. Bunlarda da örneğin cari açık rakamındaki büyüme veya kayıt dışı sıcak para sıkça konu edilir.

Kuşkusuz gerçek sadece biridir... Fakat bunu hiçbir politik yorum yapmadan, ekonomimizin bütün verilerini ele alan ve iyi ile kötüyü okurun takdirine bırakan bir yaklaşım, gerçeği ortaya çıkarmakta en güvenilir yöntemdir.

Ekonomist Bartu Soral'ın Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği (USİAD) için hazırladığı ve kitap olarak Kırmız Kedi Yayınlarından çıkan, “Türk Ekonomisinde Değişim” adlı çalışması tam da böyle bir rapor...

Sadece sorunları sıralamayan, bu sorunların nedenlerini, sonuçlarını ve çözüm önerilerini de irdeleyen rapor, baştan sona resmi rakamlarla hazırlanmış. Çok önemli tespitlerde bulunulmuş. Sadece konuyla ilgilenenlerin değil, sıradan vatandaşın da anlayabileceği bir dille yazılmış. Bu kitabı okuyunca ekonomimizin hiç de öyle iktidar propagandası yapan ekonomistlerin dediği gibi çok iyi olmadığını görebiliyorsunuz.

Birkaç çarpıcı örnek verelim.

“Türkiye, 1940-2001 arasında toplam 61 yılda yaptığı 114 milyar dolarlık dış borç stokuna karşılık, 9 yıl içinde bunun üstüne 168 milyar dolarlık bir borç stoku yapmıştır.” (s: 37, 38) Üstelik, bu son 9 yıllık dönemde önceki 61 yılın neredeyse bütün kazanımları, KİT'leri hatta yolları bile özelleştirme adı altında satılmıştır. Yani hem elimizdekileri kaybettik hem de rekor düzeyde borçlandık!

Sadece devlet değil özel sektör de borçlu ve işin kötüsü borçların vadesi gittikçe kısalıyor. Yani borç veren güvenip de uzun vadeli borç vermiyor artık. “Toplam özel sektör borcu içinde kısa vadeli borçlar 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla % 24.3 ve %25.6 oranında bir paya sahipken, kısa vadeli borçların özel sektör dış borç stoku içindeki oranı 2010 yılı üçüncü çeyreği itibariyle %33 seviyesine çıkmıştır.”(s: 39)

Elbette borçlanma uzun vadeli olamadığı için üretimi hedefleyen yatırımlar yerine, ithalata dayalı montaj veya al-sat amaçlı borçlanmalar yapılıyor. Bu da hem üretimi yok ediyor hem de işssizliği arttırıyor.

Üretimdeki yok oluşun etkileri, elbette kamu gelirlerinin azalmasında da kendini gösteriyor. Bu durumda da vergiler arttırılıyor ama büyük sermaye değil vatandaş ödüyor vergiyi... Dolaylı vergi dediğimiz doğrudan vatandaşın ödediği verginin, dolaysız vergi dediğimiz gelir vergisi mükelleflerinin ödedikleri karşısında ne kadar hızlı ve adaletsiz biçimde arttığını yine rakamlar koyuyor ortaya.

“1981 yılında toplam vergi gelirleri içinde dolaysız vergilerin payı % 65'ken, bu oran 1991'de % 52, 1996 yılında ise % 42 oranında, 2006'da % 31, 2010'da ise % 32 oranında gerilemiştir.” (s:74)

Yani toplam vergi gelirlerinin % 70'ini dolaylı vergiler karşılıyorken, dolaysız vergiler sadece % 30'larda...

Daha açık konuşalım; artık suya, telefon konuşmasına, gıda maddelerine kadar yayılan vergilerle bu parayı vatandaş ödüyor.

Eee naylon faturacılıktan yargılanan adamların Maliye Bakanı olduğu ülkede daha ne bekliyorsunuz?

Bartu Soral mükemmel bir çalışma yapmış, kutluyorum, mutlaka okunması gerekir. Ayrıca USİAD da bu tip bilgilendirmelerle kamuoyunu aydınlatma çabasından dolayı alkışlanmalıdır.

Daha önce de ülkemizdeki su kaynakları ve toprak sorunlarıyla ilgili yaptırdıkları bir dizi çalışmadan faydalanmış, yazılarımda kaynak olarak kullanmıştım.

Kamuoyunun en büyük ihtiyaçlarından birinin doğru bilgilendirme olduğu, özellikle iletişim araçları ve medya üzerindeki iktidar baskısının en yoğun yaşandığı bugünlerin gerçeğidir. Bu anlamda bu tip çalışmalar adeta çölde bir vaha işlevi görüyor. Gazetelerin ekonomi sayfalarına bakarak alacağınız kararlar sizleri yanıltır, eğer bir yatırım yapmadan önce ekonominin gerçek durumunu öğrenmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.

Mehmet Yiğittürk

Odatv.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Kebap Şehrinde

Kebap Şehrinde "Balık Döner" Keyfi

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star