Ana Sayfa Urfa Haberleri ÇALIŞKAN, ŞANLIURFA'NIN SAĞLIK SORUNLARINI MECLİSE TAŞIDI

ÇALIŞKAN, ŞANLIURFA'NIN SAĞLIK SORUNLARINI MECLİSE TAŞIDI

Giriş Tarihi: 27 Ağustos 2015 Perşembe 08:10
ÇALIŞKAN, ŞANLIURFA'NIN SAĞLIK SORUNLARINI MECLİSE TAŞIDI

Haber: Hasan Ray

Halkların Demokratik Partisi Şanlıurfa Milletvekili Ziya Çalışkan, Şanlıurfa'nın sağlık sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sordu. Ziya Çalışkan, sağlık hakkından herkesin eşit bir şekilde yararlanması hakkını vurgulayarak, "Güvence altına alınan ve temel bir insan hakkı olan sağlık hakkının kullanımında Şanlıurfa payına düşeni alma konusunda oldukça eşitsiz bir yerde durmakta ve sağlık göstergeleri açısından Türkiye ortalamasının çok altında kalmış durumdadır" dedi.

GEREKÇE

En eski yerleşim sisteminin merkezi durumunda olan Urfa'nın tarihi M.Ö 11000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Özellikle Nevali Çoli ve Göbekli Tepe tarihin ilk tapınaklı yerleşim yerleri olarak kabul edilmektedir. Dünyanın başka hiçbir yerinde böylesi bir yerleşim düzeni bulunmamaktadır. Neolitik köy devriminin en büyük merkezi konumunda bulunan Urfa yöresi “M.Ö 10000 yıllarından beri, tarım ve hayvancılık için ideal konumu, onu bu uzun tarih çağları için beşiklik etme konumunda bırakmaktadır.” Tarih boyunca “peygamberler diyarı” olarak anılan Urfa, Hz. İbrahim'in de doğum yeri olarak kabul edilmektedir.

10000 yıl boyunca Neolitik çağa beşiklik eden Urfa'nın günümüzde aşırı nüfustan işsizliğe; enerji sorunundan çevre sorununa; mevsimlik işçi sorunundan eğitime; ulaşım sorunundan sağlık sorunlarına kadar büyük sorunlarla boğuşması sahip olduğu bu tarihi değer ve önemine denk düşmemektedir. Özellikle sağlık alanında yaşanan sorunlar büyük bir kangrene dönüşmüş durumdadır.

Sağlık hakkı, toplumdaki tüm vatandaşların beden ve ruh sağlığı yerinde bir şekilde hayat sürebilmeleri hakkıdır. Yani tüm vatandaşların, sağlık hizmetlerinden eşit ve parasız olarak yararlanması; fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan sağlıklı bir hayat sürme hakkıdır sağlık hakkı. Bu haklar insanın doğası gereği en doğal ve temel haklarıdır. Sağlık hakkı; uluslararası hukuk belgelerince ve birçok devletin anayasasınca güvence altındadır.

TC Anayasa’sının 56. maddesindeise bu hak  “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” diye tanımlanmıştır.

Güvence altına alınan ve temel bir insan hakkı olan sağlık hakkının kullanımında Şanlıurfa payına düşeni alma konusunda oldukça eşitsiz bir yerde durmakta ve sağlık göstergeleri açısından Türkiye ortalamasının çok altında kalmış durumdadır. Örneğin 2012 yılında yüz bin kişi başına Türkiye ortalamasında 265 yatak düşerken Şanlıurfa'da bu sayı 143 olarak kalmıştır. Nüfus artış hızı dikkate alındığında bu oransal durum her geçen gün ilimizin aleyhine bozulmaktadır.

Şanlıurfa'nın 2014 yılına göre nüfusu 1.845.667'dir. (Bu nüfusa göç eden Suriyeliler dahil değildir) Şanlıurfa nüfusu bir önceki yıla göre 43.687 artmıştır. Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2014 yılında 4,52 çocuk ile yine Şanlıurfa olmuştur. TÜİK'in verilerine göre 2023’te Şanlıurfa çocuk nüfusun en yüksek olduğu il olacaktır.

Hal böyleyken kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanelerinde yatak ve personel sayısı oldukça yetersizdir.  Yıllık ortalama 50 bin yenidoğan dünyaya gelmektedir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden dolayı ilimizde anne ve bebek ölüm oranı ülke ortalamasının 3 katına çıkmış durumdadır.  2014 yılında gerçekleşen  anne  ölüm sayısı  17, bebek ölüm sayısı  1098 olarak gerçekleşmiştir.

ilimizde tespit ettiğimiz diğer bir önemli sorun da üniversite hastanesidir.  Üniversite hastanesinin kapasitesi oldukça  yetersizdir. Gaziantep ve Diyardakır üniversiteleri bölge hastaneleri konumundayken üniversite hastanesinin kritik bir çok bölümünde  öğretim görevlisi yoktur. (plastik cerrahi- adli tıp- çene cerrahisi - çocuk nefroloji, nöroloji, gastroenteroloji , hematoloji, kardiolaji, yenidoğan, allerji ve ümmünüloji  erişkin onkoloji- nefroloji.) Poliklinik binası ve yatan hasta servisinin ayrı olması nedeniyle çok ciddi sorunlar oluşmaktadır. İnsan sağlığını tehdit eden ciddi sorunlara rağmen yeni hastane binasının 20 yıldır bitirilememiştir. Şanlıurfa’da devam eden diğer sağlık yatırımları da halen bitirilememiştir. Bu durum ilimizde yaşayan yurttaşların sağlıklarının hiçe sayılması olarak değerlendirmekteyiz.

İlimizde sadece merkezde değil aynı zamanda Akçakale, Harran , Viranşehir, Halfeti, Suruç, Bozova ve Hilvan’da hastane, hasta yatak sayısı ve uzman doktor sayısı oldukça yetersizdir.Bu nedenle hekimler hasta yoğunluğundan dolayı oldukça muzdariptir. Hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının yetersizliği hem görev yapan sağlık mensuplarının görevlerini iyi bir biçimde yerine getirememesine hem de vatandaşın sağlık hizmetlerini yeterince iyi alamamasına sebebiyet vermektedir.

Şanlıurfa ilinde başgösteren diğer sağlık sorunları şunlardır:

Sağlık çalışanlarının sayısı olması gerekenin yarısı kadardır. Tüm sağlık çalışanlarında çok ciddi eksiklikler söz konusudur.

Hastanelerdeki yoğunluklar her geçen gün artmaktadır.  Hastalar, hastane koridorlarında oda oda gezerken her bir doktor günde 100'den fazla  hastaya bakmak zorunda kalıyor. Çoğu hasta yaşanan yoğunluk nedeniyle yeterli ve kaliteli bir hizmet alamamaktan ciddi bir şekilde yakınmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2013 verilerine göre Şanlıurfa’da hekim başına 828, hemşire başına ise 1006 hasta düşüyor. Bu rakamlara Suriyeli mülteciler de eklenince doktor başına düşen hasta sayısı daha da artıyor.

İlimize gelen uzman hekimlerin mecburi hizmetlerini bitirir bitirmez ilden tayin isteyerek ayrılmaları ciddi boşluklara neden olmaktadır.

İlimize gelen uzman ve pratisyen hekimlerin istifa etmeleri de diğer önemli bir sorundur. Zaman zaman aynı branş hekimlerin istifa etmesi tedavi süreçlerini oldukça zora sokmaktadır. Farklı istifa sebepleri olmakla beraber sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet, kiraların yüksek olması ve sosyal aktivitelerin eksikliği en çok öne çıkan sebepler olarak göze çarpmaktadır. İstifalardan sonra oluşan  boşluklar il dışından ya da bölgeden geçici görevlendirmeyle doldurulmak istenmekte ancak bu boşluklar geçici görevlendirmeyle  önlenebilecek bir sınırı aşmış durumdadır.

Son bir yılda çevre ilaçlamasında ranta dayalı yapılan değişikliklerden dolayı şark çıbanı vakalarında 2 kat artış görülmüştür. İlaç şirketi ve deneyimli doktor sorumlusu değiştirilerek, ilaçlanmada gelişi güzel davranılmıştır. Bu da şark çıbanının mobilizasyonunu arttırmıştır.

2 milyon nüfuslu ilimizde bir kan bankası yoktur. Kan ihtiyaçları Gaziantep’ten karşılanmaktadır.

İlimizde gayrı resmi rakamlara göre 300 bin Suriyeli vatandaş yaşamaktadır. Bu insanlara yönelik bir koruyucu sağlık hizmeti politikası olmadığından 2014 yılında başta kızamık olmak üzere bir çok bulaşıcı hastalık vakasında ciddi artışlar yaşanmıştır.  Suriye’den gelen sığınmacı hastaların dil problemi de ayrı bir sorundur. İlimizde resmi olarak 100 bin gayrı resmi rakamlara göre de 300 bin civarında Suriyeli sığınmacı var. Hastanelerde tedavi edilen hastaların yüzde 25’i Suriye'li mültecilerden okuşmaktadır. Suriyeli mültecilere sağlık hizmeti verilirken hem dil hem de sağlık güvencesi açısından büyük bir karmaşa ortaya çıkmaktadır.

YORUMLAR
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık