Ana Sayfa Güncel DAVUTOĞLU:“SURİYE’DE GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMASI ŞART”

DAVUTOĞLU:“SURİYE’DE GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMASI ŞART”

Başbakan Davutoğlu Küresel Göç ve Kalkınma Formu’nda katılımcılara hitap etti.

Giriş Tarihi: 14 Ekim 2015 Çarşamba 17:55
DAVUTOĞLU:“SURİYE’DE GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMASI ŞART”

“ATATÜRK DE BALKAN GÖÇMENİDİR”
Savaş, çatışma ve diğer insani krizler dolayısıyla Türkiye’nin yüzyıllarca Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’dan gelen göçmenlere ev sahipliği yaptığını hatırlatan Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de Balkanlı göçmenler arasında yer aldığını vurguladı.

“DAHA BÜYÜK BİR MÜLTECİ DALGASI İLE KARŞI KARŞIYA KALMAK İSTEMİYORSAK SURİYE’DE ZULME DUR DEMELİYİZ”
Suriye’de yaşanan krizin ikinci dünya savaşı sonrasında dünyanın yaşadığı en ciddi insani trajedi haline dönüştüğüne dikkat çeken Davutoğlu, “Neredeyse Suriye nüfusunun yarısını teşkil edne 12 milyon Suriyeli yer değiştirme zorunda kalmıştır. Bunlardan 4 milyonu komşu ülkelere sığınmacı olurken, geriye kalanlar kendi ülkelerinde yer değiştirmiştir. Bunların her biri tedbir alınmazsa, bir sonraki aşamada mülteci olarak kapımıza dayanacaklar. Çok daha büyük bir mülteci dalgası ile karşı karşıya kalmak istemiyorsak, Suriye’deki zulme dur demeliyiz. Türkiye krizin başından bu yana açık kapı politikası izleyerek 2 milyon kardeşimize ev sahipliği yaptı. Ülkemiz en fala mülteciye ev sahipliği yapan ülkedir. Türkiye ülkesindeki Suriyeliler için geri göndermeme ilkesine riayet etmiştir ve insanlık hukukunu korumuştur” açıklamalarında bulundu.

“SURİYE’DE GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMASI ŞART”
Konuşmasında Türkiye’nin Suriyeli mülteciler konusunda yaptığı çalışmaları anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:
“Türkiye’nin Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar için gösterdiği çabalar, küresel anlamda bir model teşkil etmektedir. Uluslararası toplumun gerekli dayanışmayı göstermesini ve yük paylaşımı konusunda daha duyarlı hareket etmesini bir kez daha beklediğimiz ifade etmek istiyorum. Sığınmacılar konusunda coğrafi yakınlığın sorumluluk anlamına gelmediği hepimizce bilinen bir husustur. Sığınmacılar konusunda sorumluluk coğrafi yakınlıktan değil, insani vicdani duyarlılıktan kaynaklanmaktadır. O vicdan tüm insanlığa aittir. Göç dalgasında etkilen Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Suriyeli sığınmacılara yönelik olarak maddi yardımı önüne geçen kapsamlı bir strateji uygulama zorunluluğu vardır. Öncelikle yeni mülteci dalgalarını engellemek için Suriye içinde mutlak suretle güvenli alan oluşturulması zarurettir. Bunun yanında deniz yoluyla Avrupa’ya geçmeye çalışan Suriyelilerin dramı ağırlaşmaktadır. 2015 yılında Sahil Güvenlik Komutanlığımızca 65 bine yakın göçmen denizden kurtarılmıştır. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın çalışmaları aylık 5 milyon euro’ya mal olmaktadır. Suriye krizinin başlamasında bu yana terör faaliyetlerin artması gibi olumsuz yan etkileri de hepinizi dikkatine sunuyorum. Bunların hepsini uluslararası toplumun dikkatine sunduk. Maalesef uyarılarımıza gereken cevabı alamadık. Esed rejimi ve DEAŞ’ın katliamı nedeniyle göç etmek zorunda kalanlar için güvenli bölge kurulmasını gündeme getirdik. Eğer bu güvenli bölge 3 yıl önce kurulmuş olsaydı şu anda milyonlarca Suriye’li, Suriye’yi terk etmek zorunda kalmayabilirdi. Bu kondu gerekli adımların atılması için uluslararası topluma çağrılarda bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz.
Sığınmacılar konusunu bazı ülkeler sadece egemenlik çerçevesinde değerlendirmektedir ancak yaşadığımız çağda özellikle insani konularda egemenliğin tezahürü sadece işbirliği yoluyla mümkün olabilmektedir. Herhangi bir ülkenin ‘burası benim sınırım. Buraya herhangi bir mülteci giremez’ demesi insanlık hukuk bağlamında da doğru bir yaklaşım değildir. İnsani krizlere karşı politikamızı duvarlar örmek veya korkuları körükleyerek sürdüremeyiz. ‘Şu kıta sadece Hristiyanlara ya da Müslümanlara aittir’ gibi bir yaklaşımla kıtaları bölgeleri bölmek insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Özellikle Avrupa’da artan ırkçı yaklaşımlara karşı Avrupalılar olarak bizlerin müsamaha kültürü ile cevap vermemiz gerekmektedir. Bu krizin kazananları insan kaçakçıları ve diktatörler olurken kaybedenler mazlumlardır”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Yazar: Göazaltılar demokratik siyasetin önünü tıkadı

Yazar: Göazaltılar demokratik siyasetin önünü tıkadı

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık