Ana Sayfa Urfa Haberleri GAZETECİ GÜLTEKİN, HEM PKK HEM DEVLETİ ELEŞTİRDİ

GAZETECİ GÜLTEKİN, HEM PKK HEM DEVLETİ ELEŞTİRDİ

Şanlıurfa'da Kürt Sorunu'na ilişkin konuşan Levent Gültekin, hem PKK'yı hem de devleti eleştirdi.

Giriş Tarihi: 11 Ocak 2016 Pazartesi 06:02
GAZETECİ GÜLTEKİN, HEM PKK HEM DEVLETİ ELEŞTİRDİ

Şanlıurfa'da Fikir Masası tarafından Cumartesi günü Dedeman Otel'de Kürt Sorunu ile ilgili bir söyleşi düzenlendi. Gazeteci Levent Gültekin'in konuşmacı olarak konuk olduğu söyleşide Kürt sorununa ilişkin çeşitli konular ve sorular gündeme geldi. Gültekin, burada yaptığı konuşmada Kürt hareketinin bir bölünme mücadelesi verdiğini söyledi.

'ÖZGÜRLÜK İÇİN CAN VERİLMEZ, CAN ALINMAZ'

Türkiye'nin zamanında yaptığı yanlışların bedelini şu anda ödediğini kaydeden Gültekin, "Bugün yaşanan 50-60 yıllık hükmün patlamasıdır. Son hükümetin sebep olduğu bir şey değil. Türkiye yaptığı yanlışların silsilesini çekiyor. Devletler kendini ayakta tutmak için düşmanlar yaratır. Amerika'nın komünizmi yarattığı gibi. Sovyetler Birliği dağılınca Amerika yeni düşmana ihtiyaç duydu. Önce El-Kaide oldu, sonra Taliban şimdi de IŞİD oldu. Kendi içinde ülkesini güvene alabilmek için düşman yarattı. Bu ülkede bir zamanlar düşmanlar dindarlardı, sonra ise Aleviler oldu. Bir de hiç değişmeyen düşman Kürtlerdi. 60 yıl boyunca toplumu birbirleriyle kavga ettirerek hükümetler ayakta kaldı. Ne yazık ki bu düşmanlaştırma politikası o düşmanı zalimleştirdi. En büyük pastayı alan en büyük düşmanlığı yaratıyor. Sadece Türkler değil Kürtler de milliyetçiliği öğrettiler. Herkes zehirlenmiş ve herkes birbirinin zehrinden beslenmiş. Gerçek demokraside ise herkes özgürdür. Devlet parçalanmışlığımızdan zevk alıyor. İdeoloji için çocuklar ölüyor. Hiçbir özgürlük hareketi için can verilmez, can alınmaz. Türkiye yolun sonuna geldi. Türkiye derken kurulan sistem çöküyor." dedi.

'DEMOKRASİ OLMADAN ÖZERKLİK OLMAZ'

Demokrasi olmadan özerklik olmayacağının altını çizen Levent Gültekin, "Aslında özerlik demokrasi sorunudur. Acı bir şeyle karşı karşıyayız. Hayatımızın her alanını dinle belirlemeye çalışan bir hükümetle karşı karşıyayız. Hükümetin sorunu demokrasi değildir. Ülkede demokrasi olmazsa özerklik kuramazsın. Amerika'da başsavcıyı bile halk seçiyor. Önce bir demokrasi kültürünün yerleşmesi lazım. Sen kalkıp özerkliği silahla istiyorsun, bu bambaşka bir şeydir. Ermeni bir vatandaş göğsünü gere gere gezebilmeli. Hani bizim demokrasi kültürümüz hala olmadığı için belki çok işlemeyebilir. Çok ileri aşaması bu tartışılabilir. Diyor ki kolluk görevi yerel olsun bu tartışılabilir, dünya da çok örneği olan bir şey değil. Tamam bunu da anladık, ama sen kalkıp özerkliği silahla istiyorsun. O tamamen başka bir şey oluyor işte. Şimdi bakın bir şey söyleyeceğim, Tayyip Bey dindarlık konusunda ne yaptıysa Kürt Hareketi de Kürtlük konusunda aynı şeyi yapıyor. Demokrasiden vazgeçti kendine bir hak talebi aramaya başladı. Üstelik onu dayatmayla, başka bir yöntemle aramaya kalkıştı. Şimdi böyle bir durumda Kürt Hareketi aslında ben demokrasi mücadelesi veriyorum diyor ama başka bir şey yapıyor. Bu belki size ağır gelebilir ama ben söyleyeyim. Kürt Hareketi ben aslında demokrasi mücadelesi veriyorum diyerek aslında bir bölünme mücadelesi veriyor. İnsan gibi yaşamak için insanları feda ediyorsun. İlke için ölünmez, ilke için yaşanır. Eğer özerklik talebini silahla yapıyorsan başka bir şey oluyor. Demokrasi mücadelesi olmaktan çıkıyor. Ne derseniz deyin. Bunu burada söylüyorum bu tam da devletin istediği bir şey biliyor musunuz? Kürtler ne kadar silaha sarılırsa devlet o kadar memnun olur. Çünkü silah olduğunda toplumun diğer tarafına dönüyor. Görüyor musunuz ben size dedim, bunlar burayı bölmek istiyor diyerek Kürtlerin haklarını vermenin önüne geçiyor" ifadelerini kullandı.

'ANA DİLDE EĞİTİM VERİLSEYDİ CUMA NAMAZI MESAİSİ GÖZE BATMAZDI'

Türkiye'de demokrasi sorunun olduğunu vurgulayan Levent Gültekin, "Tayyip Bey ne diyordu ben sadece dindarların huzur içinde yaşamasını istiyorum. Başörtüsünün özgürlük çerçevesinde serbest kalmasını istiyorum. İşte insanların bu ülke sonuçta Müslüman, sonuçta hepimiz Müslümanız. Müslüman olmayan da var, başka inançlardan olan insan da var ama Müslümanlık bizim ana kültürümüzün ana omurgası bundan vazgeçecek halimiz yok. Bayramımıza, düğünümüze, cenazemize, yemeğimize oturmamıza birbirimizle ilişkimize her şeyimize sirayet etmiş tamam. Her dediği Müslümanlık, Müslüman, derdim Müslümanlık. Müslümanlık itibarlı bir hale gelsin o yüzden bütün bu kavgayı veriyor. Özgürlük çerçevesinde olsun. Eskiden karşı çıkıyorlardı, hayır başörtülü öğretmen olmaz, başörtülü hakim olmaz, başörtülü şöyle olmaz, başörtülü sınava giremez, üniversiteye girmez, ötekileştiriyorlardı. Bu da diyordu ki ben özgürlük istiyorum. Geldiğimiz noktada iş öyle bir noktaya vardı ki, engelleyenlerin de baskısından dolayı şimdi iş özgürlüğün ötesine geçti. Artık biz hayatımızın her alanını dinle belirlemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Niye çünkü Türkiye demokrasisi sorununu çözmeden sadece bir kesimin sorununu çözmeye odaklandığı için. Pozitif ayrımcılık diyorlar ya yani normalde demokrasi sorunu çözerek başörtüsü sorunu ortadan kaldırmış olsaydı emin olun Türkiye'de kimsenin itirazı olmazdı. Yani başörtüsü yasağını kaldırırken aynı anda cem evine de serbestlik veriyorum deseydi, biz anlardık bu gerçekten bu ülkeye demokrasi geliyor. Ya da Cuma namazında mesai saati yaparken Kürtlere de ana dilde eğitim mi istiyorsun buyur demiş olsaydı, ne Cuma namazı ayarlaması gözümüze batacaktı nede Kürtlerin ana dilde eğitim alması gözümüze batacaktı. Ama biz anlıyoruz ki bu demokrasi değil kendine başka bir şey." diye konuştu.

'TÜRKİYE ŞU AN BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE YÖNETİLİYOR'

Başkanlık sisteminin farklı bir sistem olduğunu belirten Gültekin, "Başkanlık sistemi bambaşka bir sistemdir. Bugün başkanlık sistemi isteyenler neyi yapamıyorlar ki de başkanlık sistemi gelince yapacaklar. Bütün kurumlara sen atama yapıyorsun. Herkesin kaç çocuk yapacağını bile siz belirliyorsunuz. Sistem sorunumuz yok, insan sorunumuz var. Türkiye AK Parti döneminde kötü olmadı, daha önce de kötüydü. Karizmatik liderlerde her zaman her şeyi tek başına yapma eğilimleri vardır. Şu an Türkiye başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Çünkü her şeyi tek kişi yapıyor. Türkiye'nin sorunu parlamenter değil insan sorunudur." şeklinde konuştu.

Konuşmanın son bulmasının ardından söyleşi katılımcıların sorularıyla devam etti. Program yaklaşık iki saat sonra sona erdi.

(Kaynak: Gazeteipekyol)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık