Ana Sayfa Röportajlar GÜNEŞ "KOLTUK SEVDASI, BİRLEŞMEYİ ENGELLİYOR"

GÜNEŞ "KOLTUK SEVDASI, BİRLEŞMEYİ ENGELLİYOR"

Şanlıurfa’da 30 yıldır gazetecilik yapan,Ruha TV yönetim kurulu Başkanı duayen gazeteci Ahin Güneş: "Koltuk sevdası, Cemiyetlerin Birleşmesini Engelliyor"dedi.

Giriş Tarihi: 25 Kasım 2015 Çarşamba 14:45
GÜNEŞ

Şanlıurfa'da yayın yapan Urfa Şafak Gazetesi, Ruha TV Yönetim Kurulu Başkanı, Gazeteci, Ahin Güneş ile gazetecilik üzerine röportaj yaptı.

Şanlıurfa'da 30 yıldır Gazetecilik yapan, Ruha Tv yönetim kurulu Başkanı duayen gazeteci Ahin Güneş ile yerel medyada yaşanan sıkıntılar,yerel medyanın sorunları,cemiyetlere bakışı, yerel gazeteciliğin zorlukları,İnternet medyası, iyi bir gazeteci nasıl olunur ? Gazetecilik kriterleri, Urfa’da gazeteciliğe bakış açısı,gazeteci patron ilişkileri ve işlevlerine kadar pek çok konuda samimi ve dobra dobra açıklamalarda bulunan Ahin Güneş’le  gerçekleştirilmiş röportajı mızı bu hafta okurlarımızla paylaşıyoruz.İşte o röportajımız:

Okuyucularımızın sizi daha iyi tanıması için kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Ahin Güneş,1968 yılında Şanlıurfa’da doğdum.İlk ,Orta ve Lise öğrenimimi Şanlıurfa’da tamamladım.Üniversite tahsilimin bir kısmını Şanlıurfa’da diğer kısmını da Yurtdışında tamamladım.Üç Üniversite bitirdim.Diğer taraftan da  Üniversitenin 4.sınıfında halen okuyorum.Okumayı çok seviyorum.Okumaya meraklıyım.Evli bir kız ve bir erkek olmak üzere iki çocuk babasıyım.

Basın sektörü ile tanışmanız nasıl oldu? Ve örnek aldığınız biri var mıydı?

Gazeteciliğe ilk olarak 17 yaşında İstanbul Beyoğlu Çiçek Pasajı'nda yazar, Aziz Nesin ile tesadüfen karşılaşarak ve onun tavsiyesi ve önerisi ile bu mesleğe başladım.

Gazeteciliğe 17 yaşında gazete dağıtıcılığı yaparak mesleğe adım attım.2 ay sonra yerel bir gazetede muhabirlik ve akabinde kısa bir süre sonra gazetenin istihbarat servisinde işe başladım. O gün bugün tam 30 yıldır basın sektörünün bil fiil içerisindeyim. Halen Ruha Televizyonu yönetim kurulu başkanı olarak mesleğimi devam ettiriyorum.

Yerel medyanın sıkıntıları nelerdir?

Yerel medyanın sıkıntıları çoktur. Basılı medyanın çok revaçta olduğu bir dönemde mesleğin kadri kıymeti vardı. Mesleğin toplum içinde bir tabiri caizse bir ağırlığı vardı, saygınlığı vardı. Teknoloji ile birlikte sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte bu meslekte işi bilen de bilmeyen de muhabirliğe gazeteciliğe başlamasıyla birlikte başlı başına sektörde bir sıkıntıyı da beraberinde getirdi. Sosyal medyada en ufak bir paylaşım haber haline getiriliyor. Mesleği bilen de bilmeyen birbirine karışmış ve en ufak bir paylaşım bile bakıyorsunuz haber haline gelmiş ve paylaşılmış. Burada dolaysıyla yapılan kaynağı belli olmayan bu paylaşımlar halk içinde bilgi kirliliğine neden oluyor. Bu da halkın ve kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesine neden oluyor. İşte bu anlamda sosyal medyanın revaçta olduğu bu dönemde gazetecilik mesleğini icra eden meslektaşlarımıza düşen haberleri iyice araştırıp ve bilgiye dayalı delile dayalı bir şekilde kamuoyunu bilinçlendirmektir.Ancak bu anlamda meslekle uzaktan yakından alakası olmayan bazı şahısların masa başı yaptığı ve meslekle alakası olmayan paylaşımları yaparak aslında gerçek anlamda mesleğini icra eden meslektaşlarımızın bazen haberlerini al kopyala yapıştır şeklinde haber yaparak kendilerini gazeteci olarak kamuoyuna lanse etmesi bazı kamu kurumlarından prim görünce meslekte sıkıntılara neden oluyor.Bu anlamdaki gazeteciler gerçek manada gazeteciliği meslek edinmiş gazetecilerin saygınlığını yitirdi.Bu nedenle gazetecilik mesleği  bu tür sosyal medya paylaşımlarını yapan gazetecilikle uzaktan yakından alakası olmayan gerçek gazetecilerin  saygınlığını Urfa’da ayaklar altına aldı.Bir de medya sektöründe hizmet eden işverenlerin işletmelerini ayakta tutabilmek için yanında çalıştırdıkları personel ile çavuş ahbap ilişkileridir.Bariz söylemek gerekirse  yağcılık-yalakalık davranışından dolayı  mesleğe saygınlık kalmamış.Çünkü bugün canperest  şekliyle kara dediği bir şeye  cebine bir şeyler konulduğunda bu insanlar bazı kesimler tarafından bakıyorsunuz hiç hak etmediği bir ilgiyle karşılaşıyorlar. Veya kurumlarda beklediği ilgiyi gördüğü zaman tam tersine dönüp boğazı yırtılırcasına bağıran ve meslekle uzaktan yakından alakası olmayan bu şahısların piyasada cirit atması, bu mesleği yapan diğer gerçek gazetecileri öldürmüştür.

Yerel Medyanın sıkıntıları aşması için kimlere ne gibi görevler düşmektedir?

Bir defa işverenlerin yerel medyadaki işverenleri kastetmek istiyorum, Yerel gazeteciler, TV,İnternet haber siteleri ve yazılı medya da çalışanlar,bir kere işverenler tarafından işe alınırken çok titiz ve seçici olarak liyakatli kişilerden seçilmiyor.Urfa’da ne hikmetse  tabiri caiz ise ucuz eleman alınıyor,İşin erbabı kişiler alınmıyor.Ucuzuna kaçılıyor.Bu da tabiri caizse ‘’ucuz etin tiridi olmaz’’deyimini akla getiriyor.İşverenler yukarıda belirttiğim nedenlerle işe aldıkları personeller nedeniyle hem mesleğe hem de sektöre büyük bir darbe vurduklarının farkında değiller.Bu tür personeller yüzünden meslek kamuoyunda istenilen saygıyı görmüyor ve saygınlığını kaybediyor.Bunlardan vazgeçilmesi gerekir.En büyük sıkıntımız medya olarak bir araya gelmememizdir.Çünkü herkes bir baş çekiyor.Bir atasözümüz var:’’Sen ağa ben ağa,bu ineği kim sağa’’diye işte bizi bir araya getiremeyen temel neden budur.Herkes ben ağa olayım diyor.Mesele bu.Bakıyorsunuz iki kelimeyi bir araya getiremeyen iki kitabı hayatı boyunca okumamış ,kendi çıkardığı gazeteyi bile okumaktan aciz olan birtakım şahısların kurduğu dernekler ile piyasaya çıkması kendini cemiyet başkanı olarak öne çıkarması ile güç bende diyerek  kendini bir şey sanması ile meslektaşlarımızın dertleriyle dertlenmeyen ve onların saygınlığını hiçe sayan bu şahıslar nedeniyle bir araya gelinemiyor.Bu da ister istemez yerel medyanın bir araya gelmesini ve tek çatı altında bir güç oluşturmasını engelliyor.Hal böyle olunca da çok seslilikten ziyade çok başlılık ortaya çıkmış oluyor.Bu tür birleşememe nedenlerinden dolayı da kamu kurumların,siyasetçilerin ve kamuoyunun istediği şekle dönüşüyorlar ve topluma istenilen mesajı ve sorunları da sunamıyorlar.Bu çok başlılık ortamı da siyasetçi ve kurumların işine yağ sürüyor.Medyanın değil onların dediği oluyor.Toplum da bunu böyle görüyor.Medyanın amacı kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.Bu anlamda da istenilen doğru kamuoyuna istenilen şekilde ulaşmıyor.Biz medya olarak bu sıkıntıyı yaşıyoruz maalesef.

Size göre iyi bir haberci profili nasıl olmalı?

İyi bir haberci bir defa herkese eşit mesafede olmalı. Gündemi iyi takip etmeli. Sadece haber yapmaya gittiği habere takılıp kalmamalı, yerel gündemi, ulusal gündemi ve Dünya gündemini an be an takip etmeli ki doğru bilgiyi kamuoyuna aktarmalı. Bunun yanında her şeyden evvel iyi bir haberci ve gazetecinin öncelikle iyi bir eğitim alması gerekir. Gazetecilik anlamında kendini iyi yetiştirmiş olması ve bunun yanında bilgi ve donanıma sahip olması gerekir.İyi bir gazeteci bir kere nokta ve virgülü nereye koyacağını iyi bilmeli.Bir gazeteci nokta ve virgülü iyi ve doğru kullanmadığı zaman çoğu zaman okuruna hakaret etmiş olur.Çünkü nokta ve virgülü yanlış kullandığı zaman kelime veya cümle farklı anlamlara gelebilir.Örneğin,’’Oku Baban gibi,Eşek olma’’sözünü oku baban gibi eşek olma şeklinde yazdığında anlam çok farklı olur.İyi bir gazeteci bu anlamda nokta ve virgülü nerede nasıl kullanabileceğini bilen bir gazetecidir.Bu anlamda eğitim ve donanım bir gazetecinin bir kere olmazsa olmazıdır.Ama ne hikmetse bugün piyasada gazeteciyim diye geçinen birçok  eğitimsiz ve donanımsız şahıslar virgül ve noktayı yanlış yerde kullandıkları için gerçek manada eğitimini alan gazetecilerin de saygınlığını toplum nezdinde küçük düşürüyor.Buda piyasada gerçek manada gazetecilik mesleğini icra eden gazetecilerin imajını olumsuz bir şekilde haksız bir şekilde toplum gözünde işin ehli olmayanlarla aynı kefeye konuluyor.Biz bunun için mücadele veriyoruz.Bizim üzüntümüz de budur.Biz mesleğimizin hak ettiği yerde olmalıyız.

Bu mesleği seçmek isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?

Bu mesleği seçmek isteyen gençlere özellikle çok kitap okumalarını, dergi ve gazeteleri çok okumalarını, usta gazetecilerin makalelerini okumalarını ve bunun yanında iyi bir eğitim almalarını tavsiye ediyorum. Kısacası çok okuyarak kendisini yetiştirmesini tavsiye ediyorum. Okumak şart, eğitim şart diyorum.

 

Son yıllarda internet sitelerinin çoğalması basın sektörüne artı yâda eksi yönde mi katkısı oldu?

Bir defa teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet sitelerinin internet medyasının bir anda bir gecede haber kaynaklarının çoğalması ile birlikte yayın yapan organların çoğalması ile birlikte piyasada bilgi kirliliğini de beraberini de getirdi. İnternet medyası ile birlikte emek hırsızlığı da arttı. Zor şartlarda habere koşan ve emek vererek haber yapan bir muhabirin haberi bakıyorsun aynı anda hiç emek sarf etmeyen internet haber sitelerinde çıkıyor. Burada emek verenin emeği al kopyala ve yapıştır dediğimiz şekilde alıp sitelerinde yayınlıyorlar. Bu da emeğin hırsızlığını artırdı. Umuyorum ki internet medya cemiyetlerinin de bu alanda olumsuzlukların ve emek hırsızlıklarının önüne geçmek adına çalışmalar yapar. Bu konuda çalışacaklarını umuyorum.

Basın cemiyetlerinin sayısı neredeyse basın kuruluşlarının sayısına yetişmek üzere bu konuda neler söylemek istersiniz?

Dediğim gibi sektörün içinden gelmeyenlerin bu işe girişmesi ve bir yandan da sektörün içinden gelen ve güçlü bir yapıştırıcı ile koltuğa yapışan şahsiyetler yüzünden bu olumsuzluklar meydana geliyor. Bakıyorsunuz iki kelimeyi bir araya getiremeyen bu tür şahsiyetler koltuğa yapışanları kast etmek istiyorum bunlar kendilerini bile ifade edemezken meslektaşlarının sorunlarını nasıl ifade edecekler. Bunların bir kere bu koltuk sevdasından vazgeçmeleri gerekir. Bu tür koltuk sevdalıları nedeniyle cemiyetler bir araya gelemiyorlar. Herkes ben başkan olayım diyor benlik peşinde koşuyor. Bu benlikten vazgeçmeleri gerekir. Bu yapılırsa cemiyetler bir araya gelir. Ancak işin ehli insanlar o zaman başa gelir. Bu anlamda birlik ve beraberlik içerisinde bir çatı altında daha güçlü olunur. Bu yapılırsa meslek onuru ve saygınlığı yeniden kazanılır diye düşünüyorum.

Meslek hayatınızda ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Evet, çok genç yaşta Siverek’e dönemin Adalet Bakanı Oltan Sungurlu gelmişti. O zaman da gündemde 163.madde vardı. Bu anlamda Siverekli bir 45 yaşlarında bir meslektaşımız Oltan Sungurlu’ya 163.Madde ile ilgili soru sormuştu ve Adalet Bakanı o zaman niye bu kadar soru soruyorsun diye meslektaşımıza çıkışmıştı. O meslektaşımız da biz dördüncü kuvvetiz kamuoyu adına soruyoruz deyince Bakan da o zaman diğer üç kuvveti sayar mısın   demişti. O zaman sayamamıştı. Bende çok kitap okuduğum için o dönemde tam isabet o cevap veremeyince Bakan bana sordu ve bende Yasama, Yargı ve Yürütme demiştim. Adalet Bakanı o zaman o meslektaşıma bu çocuktan çok ders almalısın diye ona beni örnek vermişti. Bu olayı hiç unutamıyorum. Onun için meslektaşlarıma çok okumalarını tavsiye ediyorum. Gazeteci dediğin Bilgili ve donanımlı olmalıdır.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle bana bu röportaj fırsatını verdiğiniz için size okurlarınıza çok teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Biz de Urfa Şafak gazetesi olarak bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ediyoruz.

 

 

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star