Ana Sayfa Urfa Haberleri Güneş'ten "NEVROZ" üzerine enfes bir yazı

Güneş'ten "NEVROZ" üzerine enfes bir yazı

Urfa Haber köşe yazarı Mustafa Güneş 21 Mart Nevroz Bayramı konusunda gündeme damga vuracak "NEVROZ" başlıklı özel bir yazı kaleme aldı..

Giriş Tarihi: 18 Mart 2013 Pazartesi 19:33
Güneş'ten

Urfa Haber köşe yazarı Mustafa Güneş 21 Mart Nevroz Bayramı konusunda gündeme damga vuracak "NEVROZ" başlıklı özel bir yazı kaleme aldı..

İşte yazarımız Mustafa Güneş'in gündeme damgasını vuracak o yazısı:

 

NEVROZ
Bu yılki Nevroz Kutlamasının sakin ve olaysız geçmesi için herkesin büyük çabalar içinde oluğu bu günlerde, biz de birkaç hatırlatma ile katkıda bulunmak istedik.


Türkiye 1992-96 yılları arasında tarihte görülmemiş kontrolsüz ve şuursuz bir infaz, bastırma ve dehşet olayları döngüsüne germişti. İnfaz ve toplu tarama olayları öyle bir boyuta varmıştı ki, artık bu tür olaylar medyada sıradan haberler olarak görüldüğünden 10’lu 20’li infaz haberleri bile gazetelerin iç sayfalarda, TV haberlerinin de hava raporları öncesinde verilmeye başlanmıştı.


Ülke tarihinin ilk kadın Başbakanı, “çekirdek devlet”in “sertlik ve güvenlikçi çözüm” grupları tarafından, iki kez tarihe geçeceği telkini ile gaza getirilmişti. Bu yolla kesin sonuç alınacağına öylesine inandırılmıştı ki, nutuk çektiği her yerde, diline doladığı (nerde ve kim tarafından ezberletildiği belli olmayan) “Terör ya bitecek, ya da bitecek !” sloganını savurup duruyordu.


Bütün söz, yürüyüş ve davranışlarından bir “müsamere çocuğu” acemiliği akan, ırkçı duygularla büyütülmüş, zekâsı hırsına yetmeyen bir garip bayandı. “Çekirdek devlet”in en tepedeki etkili elemanları tarafından uzun arayışlardan sonra keşfedilmiş ve “her türlü kirli oyunlarını onaylatacakları” bir tipti.


Beynine sürekli olarak; hem ilk kadın Başbakan, hem de yıllardır tüketilemeyen terörü bitirmiş olarak iki kere Türkiye Tarihine geçeceği şırınga edilmişti.


Yanına da basında “tak-şak paşa” olarak ün salmış ve Başbakanla aynı mantığa inandırılmış bir paşası, aynı kafadaki bir de Emniyet Genel Müdürü vardı.


Anlayacağınız gibi görünürde bu ekip, geri planda tüm ipleri elinde tutan çekirdek devletçiler, kol kola vererek ülkeyi gerçek kanın aktığı bir müsamere sahnesine çevirdiler.


KANLI NEVROZLAR ZİNCİRİ
Bu kanlı yılların günlük rutinlerden olan infazlara ek olarak her Nevroz birer “ekstra” oluyordu.
Ülkede bütün Nevroz kutlamaları yasaklanmıştı. Sıkıyönetim isim değiştirmiş “olağanüstü hal” adı altında her yekti Ordu, Jitem, Özel Tim ve koruculara devredilmişti. Buna ek olarak istekleri doğrultusunda çıkarılmış çiçeği burnunda Terörle Mücadele Kanunu ile kimseden hesap sormasına izin verilmediği gibi yasal yollarla hesap sormaya kalkanların da anında hesabı görülüyordu.


Hemen her gün elinde bir “kelle” ile ayağını başsız cesede koyup poz veren timci veya Jitem elemanlarının görüntüleri yayınlanıyordu. Her “kelle” getirene ödül verildiği için “Western tipi kelle avcılığı” sıradan bir vaka halini almıştı.


Bütün bunlara rağmen Kürtler de illa da nevroz kutlayacağız diye tutturmuştu.
Öyle ki, iş giderek karışlıklı bir inatlaşmaya dönüşmüş, bir taraf kutlayacağım diyor, diğer taraf kutlatmam diyor ve her nevroz kanla bitiyordu.


Bunun en Kanlı örneği ise 1992 Nevrozunda Cizre ve Şırnak’ta yaşanmış, öldürülen onlarca insana rağmen, hızını alamayan güvenlikçiler, elinde beyaz bayrakla “ben gazeteciyim” diye bağıran gazeteci İzzet Kezer de göz göre göre infaz edilmişti.


MEĞER TÜRKLERİN DE ERGENEKONDAN ÇIKIŞ GÜNÜYMÜŞ
Bu işin böyle sürüp gitmeyeceği devlet tarafından anlaşılınca, bizzat Atatürk’ün kurup Türk Tarihini araştırmak üzere görevlendirdiği “Türk Tarih Kurumu”(TTK) o güne kadar fark etmediği bir tarihsel gerçeği (!) keşfetti:


Meğer yıllardır yasaklı olan “sarı-kırmızı-yeşil” renkler Ergenekon Türklerinin bayrağının rengi, Nevruz günü de Ergenekon’dan çıkış günüymüş.
Nedense kimsenin aklına TTK’den,” madem öyleydi, şimdiye kadar neden keşfetmediniz” gibi bir soru sormak da gelmemişti.


KUTLAMA SERBEST, SLOGAN YASAK.
TTK’nin bu keşfi üzerine Nevroz kutlaması serbest bırakılmış, ancak “iki başlı” gibi tuhaf bir görünüme bürünmüştü. Bir yanda, devletin kelli ferli askerleri, siyasetçileri, valileri ve üst düzey bürokratları komik hareketlerle örsler üzerinde demir dövüyor, ateşten atlıyor; diğer yanda Kürtler gene bildikleri gibi kutlamak istiyordu.


Kutlamalar serbest bırakılmıştı. Ama bu kez de kutlama alanlarındaki yüz binlerin içinde bir takım militanlar,”Biji Serok Apo,Biji PKK” gibi sloganlar atınca güvenlik güçleri müdahale ediyor,sonunda gene silahlar patlayıp gene kan dökülüyordu.


ÖRNEK EMNİYET MÜDÜRLERİ
Bu yeni durum karşısında üst düzey Emniyet yetkilileri ikiye ayrılmıştı. Bir kısmı en ufak bir sloganda derhal müdahale ediyor ve ortalık aynen eski günlerdeki gibi toza dumana ve kana ölüme boğuluyor;


Başka bir kesimi “bırakın istedikleri kadar bağırıp çağırıp gitsinler” diyerek müdahale etmiyor ve insanlar davul, zurna, oyun, zılgıt, şarkı ve alkışlarla yorgun düşünceye kadar eğlenip doymuş olarak dağılıyordu.


BİR DEMOKRAT ADAM: URFA EMNİYET MÜDÜRÜ
Yanılmıyorsam 2000 yılıydı. Onunla ilk defa hava alanında karşılaşıp tanışmışım. Urfa’ya atanmıştı. Bekleme salonunda karşılaşmıştık. Orta boylu, nazik ve kendinden çok emin biriydi. Basit ve kısa bir tanışma sohbetinden sonra gitti. Gittikten sonra arkadaşlarıma ,“gözünüz aydın, Urfa’nın bu güne kadar hiç göremediği tarzda demokrat ve hoş görülü bir Emniyet Müdürü oldu.”dedim. Kutlay Çelik’ti, bu müdür.


Sonradan birkaç kez daha karışlaşıp sohbet etme imkânı bulduk. Çok rahat, esnek ve demokrasiyi hazmetmiş bir izlenim edinmiştim.


Nihayet Nevroz günü gelmişti. O güne kadar Urfa Nevroz kutlamaları çok fazla kanlı bıçaklı geçmese de hemen her seferinde olaylı bitiyordu.


Alana gidildiğinde ilk göze çarpan, kontrol notalarındaki polislerin rahat ve nazik tavrı idi. Bu tavrı gören insanlar da kısa bir tereddütten sonra onlar da kendine çeki düzen verip geçişlerde uyumlu olmaya çalışıyordu.


Bu sükûnet böyle sürerken birden bir dalgalanma oldu ve ortalıkta ”Emniyet Müdürü geldi” sözü dolaşmaya başladı.


İki elemanı dışında yanında hiç kimse yoktu. Gayet şık ve koyu bir sivil takım giymişti. Sağa sola selam ve tebessümler vererek protokol ve kürsünün bulunduğu yere gitti. Herkesle tokalaşıp bayramlarını kutladı. Ben epey uzakta idim. Görüşüp selamlaşma fırsatım olmadı, ama izleyebildim. Sonra biraz eğleşti ve gene aynı nazik hareketlerle ayrıldı.


On binlerin içinde atılan birkaç slogana emniyet güçlerinden her hangi bir müdahale gelmeyince sloganlar da yavaş yavaş sönükleşmeye başladı. İnsanlar kendince çalıp oynadı, Kürtçe şarkılar okundu, ben de sonunu beklemeden ayrıldım.


Ama akşam haberlerinde da hiçbir tatsız olay olmadan dağıldıklarının haberleri geçmeye başladı.


Sonraki yıllarda cadde ve meydanlardaki hiçbir mitinge müdahalede bulunmadı. Belki ufak tefek olaylar olduysa da ben pek duymadım.


Karakoyun meydanında yapılan bütün gösteri, açıklama ve konuşmalara sivil birkaç eleman dışında üniformalı polisi yaklaştırmaz, her hangi bir olay anında müdahaleye hazır vaziyette Harran Otelinin arkasında bekletirdi.


Bir gün kendisine bu tutumunu çok takdir ettiğimi söylediğimde bana;”polisi halkla yüzleştirmek istemiyorum. Polisle vatandaş aynı ortamda oldukları zaman kışkırtıcılara gün doğuyor ve ne yapıp edip polisle halkı karşı karşıya getirtiyorlar. Buna fırsat vermemek için böyle yapıyoruz. Hem insanlar sağa sola saldırmadıkları sürece istedikleri kadar bağırıp rahatlayarak evlerine gidiyorlar, böylece olay çıkmamış oluyor” anlamında ve tam bir demokrata yakışır bir cevap vermişti.


Uzun süre kaldı Urfa’da, Kutlay Çelik. Onun döneminde üzerinde çok fazla durulacak bir toplumsal olay olmadı. Tayini çıktığında çök üzülmüştüm. Ama Urfalılar da onu çok sevmiş, gittiğine çok üzülmüştü. Gerçekten saygıdeğer bir amirdi. Olur, da bu yazıyı duyar ve okursa ona selamlarımı gönderiyorum.


DEVLET İSTEMEYİNCE OLAY OLMUYOR
Bütün bunları anlatmamızın nedeni Kutlay Çelik ve Gaffar Okan gibi emniyet müdürleri çoğaldıkça, olayların da giderek sınırlanacağını örneklemek içindir.


ÖNÜMÜZDEKİ NEVROZ BAYRAMI…
Demek istiyoruz ki, madem taraflar günlerdir bu Nevroz’un olaysız geçmesini istediklerini söyleyip duruyorlar; öyleyse halk kendi içindeki aşırı tepkicileri tavırları ile açığa düşürüp desteksiz bırakmalı, konuşmacılar keskin sözlerle ortamı germemelidirler.


Emniyet güçleri ve amirleri ise Sayın Kutlay Çelik gibi esnek, demokrat ve toleranslı davranarak kimi keskin dillilerin attığı sloganları pas geçip bütün bir kitleyi sorumlu tutmadan dağılıncaya kadar sabırlı davranmalıdır.


Böyle davranıldığı takdirde, gereksiz ve sinirleri gerici hiçbir taşkınlığın olmayacağını göreceksiniz.


Her kese olaysız, sonucundan barış ve kardeşliğin pekiştiği bir nevroz diliyorum.


18.3.2013
Mustafa Güneş/URFA

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Haliliye Belediyesinde FETÖ Tartışması (VİDEOLU)

Haliliye Belediyesinde FETÖ Tartışması (VİDEOLU)

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık