Ana Sayfa Güncel Kadını Ayrıştıran ve Dışlayan Anlayışa Son Verilmelidir

Kadını Ayrıştıran ve Dışlayan Anlayışa Son Verilmelidir

Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı İbrahim Coşkun "Kadını Ayrıştıran ve Dışlayan Anlayışa Son Verilmelidir" dedi

Giriş Tarihi: 8 Mart 2012 Perşembe 04:21
Kadını Ayrıştıran ve Dışlayan Anlayışa Son Verilmelidir
Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı İbrahim Coşkun yaptığı yazılı açıklamasında:

"Toplumların varlığı da, geleceği de kadınlarla mümkündür. Kadınların ihmal edildiği ya da kadınların ihmal ettiği toplumlar, sağlıksız ve niteliksiz olmaya mahkûmdur. Kısacası, hayatın kaliteli olabilmesinin yolu, kadının varlığının etkinliğinden ve katılımcılığından geçmektedir. Dünyada, toplumsal hayattaki rolü ve üretime katkısı üzerinden değil, tüketim kültürünün ve reklam sektörünün ana unsuru olarak öne çıkarılmaya çalışılan kadının değeri üzerinde yapılan tartışmaların Batı medeniyetlerinde yoğunlaşmasının altında yatan gerçek, Batı’nın kadına bakışındaki sorundur. Yüz yıllarca kadının insan olup olmadığını tartışan Batı medeniyetinin hastalıklarından ve önyargılarından toplumumuzun kurtulması gerekmektedir. Ülkemizde eğitimde fırsat eşitliği hakkını kullanma, kamudan hizmet alma ve eşit şartlarda hizmet sunma, toplumsal ve siyasal hayata katılım gibi konularda yapılan tartışmaların nedeni ise batılılaşma adına kendi insanımıza yapılan dayatmalardan kaynaklanmaktadır. Kendi medeniyetine yabancılaşıp, ruh kökünü kaybetmiş olanların yıllardır ülkemizde kadınları ayrıştırarak, bazen doğrudan bazen de kadınlara kadın eliyle uyguladığı zulümler hafızalarda derin izler bırakmıştır. Kadının toplumdaki varlığı, niteliğiyle doğrudan orantılıdır. Niteliğin yolu ise eğitimden geçmektedir. Ülkemizde kadınlar arası ayrımcılık yaparak, yıllardır kılık kıyafet üzerinden yapılan baskı ve dayatmalar, kadının sosyal hayatta aktif olarak yer almasının önündeki en büyük engellerden biri olmuştur. Yıllarca üniversite kapılarında oluşturulan bariyerler, kampüslerde ve dersliklerde uygulanan tecrit kısmen son bulmuştur. Fakat eğitimini tamamlayanların kamu sektöründe hizmet üretmesine engel olan “kamusal alan” yalanı devam etmekte ve kadınlar çalışma hayatında özgür bir şekilde yer alamamakta, kılık kıyafet dayatmasıyla karşılaşan kadınlar, hemcinsleri ile eşit şartlarda hizmet üretememektedir. Anayasa değişikliği referandumunda kadınlara tanınan pozitif ayrımcılık ise sözde ayrımcılık olarak devam etmektedir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan tartışmalarda kadınların tamamının sorunlarını kapsayacak şekilde ele alınmaması ve kadınların hemcinsleri arasında eşitsizliği devam ettirecek şekilde sürdürülmesi, kadına uygulanan en büyük ayrımcılıktır. Bugün ülkemizde kadınlar, hala çalışma hayatında ayrımcılığa tabi tutulmaktadır. Kadınları birikim ve üretimleriyle değil, görünüşleriyle değerlendiren sorunlu bakış, kadına saygı duymamakta ve adeta tek tip kadın varlığını dayatmakta, buna uymayanları ise çalışma hayatının dışına itmektedir. Kadınların sorunlarına gerçek çözümler üretmenin yegâne yolu, insan ve adalet eksenli yaklaşımları ön plana çıkarmak ve batı medeniyetinin dayatmalarına teslim olmamakla mümkündür. Son zamanlarda artarak devam eden kadına yönelik şiddet, yine kadınların varlığını tehdit eden en önemli sorunlardan birisidir. Güç merkezli medeniyet anlayışının kadınla erkeği karşı karşıya getiren, farklı cinslerin birbirine üstünlük yarışını ve güç gösterisini tetikleyen rekabetçi yaklaşımları kadına da, erkeğe de asla huzur getirmeyecektir. Tartışmaların bitmesi; kadın ve erkeği birbirinin mütemmimi gören, birbirine karşı ödev ve sorumlulukları ekseninde ele alan, hak merkezli medeniyet anlayışının bütün toplumu kuşatmasından geçmektedir. Kadın hakları ihlallerine son vermek ve kadınların hayatın her alanında eşit şekilde yer almasını sağlamak için şu hususlara özellikle dikkat çekiyoruz. -Milleti yasaklardan kurtaracak ve millet adına egemenliği kullanacak olan TBMM’nin İçtüzüğü’ndeki yasaklara ve dayatmalara son verilmelidir. Milletimizi demokrasiyle, özgürlüklerle, ortaksız bir sivil iradeyle tanıştıracak yeni anayasa yapmak ve yazmak görevi verilen TBMM, öncelikle İçtüzüğü’ndeki “tayyör dayatmasından” ve “başörtü yasağından” kurtulmalıdır. Konunun mağduru olan eski Milletvekili Merve Kavakçı’nın ise tüm hakları iade edilmelidir. -Kadınlar kategorize edilmemeli, bütün kadınlar eğitim ve çalışma hayatına özgür ve özgün halleriyle katılabilmeli, ‘kamusal alan’ yalanı son bulmalıdır. -Anayasa değişikliği referandumuyla gelen, kadınların sosyal yaşamda yerini almalarına yönelik pozitif ayrımcılık içeren hak uygulamaya dönüşmeli, yasal pürüzler ortadan kaldırılmalıdır. -Darbe ve baskı dönemlerinde kılık kıyafet dayatmaları yüzünden hakları elinden alındığı için devlet tarafından sicil affı ile mesleğe iade edilenlerin açıkta geçirdikleri sürelere ilişkin hak kayıplarını telafi için ödedikleri emekli keseneği bedelleri iade edilmeli ve bütün hak kayıpları devlet tarafından tazmin edilmelidir. -İlköğretimden yükseköğretime, sosyal hayattan çalışma hayatına kadar her alanda kadınların katılımcılığına engel teşkil eden dayatmalar sonlandırılmalıdır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, kadınların sorunlarına odaklanma açısından bir fırsat olarak görürken, kadınları ve sorunlarını adeta bir güne hapseden anlayışı da sağlıklı bulmadığımızı ifade ediyor; başta kadın eğitim çalışanları olmak üzere bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, sorunlarının çözümüne vesile olması temennisiyle kutluyoruz." dedi
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Vatandaş Hizmet, Onlar Reklam Peşinde

Vatandaş Hizmet, Onlar Reklam Peşinde

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star