Ana Sayfa Röportajlar Kapkara Yüzler… Oto Tamircisi Çocuklar…

Kapkara Yüzler… Oto Tamircisi Çocuklar…

Kimisi çocuk, kimisi henüz adım atmış gençliğe, çocukluklarını ve gençliklerini yaşayamadan yaşam koşullarının zorluğu onları yetişkinlerin zorlu iş temposuna sürüklemiş.

Giriş Tarihi: 16 Ekim 2011 Pazar 14:12
Kapkara Yüzler… Oto Tamircisi Çocuklar…
Kimisi çocuk, kimisi henüz adım atmış gençliğe, çocukluklarını ve gençliklerini yaşayamadan yaşam koşullarının zorluğu onları yetişkinlerin zorlu iş temposuna sürüklemiş. Türkiye’nin değişik yerlerinden İstanbul’a göç eden kendileri küçük, yürekleri büyük oto tamircisi işçiler, ailelerine biraz olsun maddi yardımda bulunabilmek için günde 12 saat, oto tamir atölyelerinde en ağır işleri yapıyorlar. Motor indiriyorlar, arabaların altına giriyorlar, lastik değiştiriyorlar, egzoz, elektrik işleri yapıyorlar, çok düşük ücretlerle üstelik sigortasız çalışıyorlar. Ama yağdan, mazottan simsiyah olmuş yüzlerinde gözleri yine de umutla parlıyor. 

Onlar oto tamir sektörünün çocuk emekçileri. Karşı karşıya kaldıkları acımasız ekonomik koşullar ve sömürü hemen hemen hepsine okul defterlerini kapattırmış. Çalışanların usta, kalfa ve çırak olarak ayrıldığı bu sektörde, zorlu ve uzun mesailere rağmen haftalık en yüksek ücret 150 TL’yi geçmiyor. En küçükleri henüz daha 11 yaşında. Egzoz ve mazottan kararmış yüzüyle gülümseyip “Ne yapalım ekmek parası” deyiveriyor. İstanbul’da apayrı bir alem olan oto tamircilerini dolaştık ve çocuk emekçilerin dertlerini dinledik. 

“YORULUYORUM AMA MECBURUM”

Abdülvahap Coşkun, yaklaşık bir yıldır Okmeydanı Kulaksız’da bulunan Şafak Oto’da kalfa olarak çalışıyor. Memleketi Sivas’ta ilkokulu bitirdikten sonra maddi durumu iyi olmayan ailesine yardım etmek için abisinin yanına, İstanbul’a gelmiş. Dört kardeşin en küçüğü olan Coşkun, henüz 14 yaşında, yaşıtları okula gidip oyunlar oynarken, o araba parçalarını söküyor, kaportalar takıyor, lastik değiştiriyor. Haftalık 10 saat çalışma karşılığında 100 TL aldığını belirten Coşkun, okulu özlediğini ancak ailesine yardım etmek zorunda olduğunu söylüyor. Coşkun, aracın lastiklerini değiştiği sırada, ‘bu iş sana ağır gelmiyor mu, yorulmuyor musun’ diye soruyorum, “Yoruluyorum tabii ama mecburum. Paranın hemen hemen hepsini memlekete yolluyorum, sadece ihtiyaçlarımı karşılayacak kadarını kendime ayırıyorum. Burada koşullarım benim sektörümde çalışanlara göre iyi. En azından sigortalıyım ve yemek de şirketten” diyor.

SARI SAÇLI, MAVİ GÖZLÜ SÜLEYMAN

Yan taraftaki Titiz Oto’ya yöneldiğimde, siyaha boyanmış yüzünde sarı saçları ve yeşil gözleri iyice öne çıkan 20 yaşındaki Süleyman Güdar ile karşılaşıyorum. Elinden bir aleti bırakmadan, bir diğerini alıyor, kah arabanın altına giriyor, kah motora bakıyor. “Zor iş” dediğimde, “Sorma be abla. Bugün mahvoldum, tüm işler bana kaldı” diyor. 

Mersin Anamur’lu olduğunu anlatan Güdar, oto tamirciliğine 14 yaşındayken başlamış. İstanbul için “gurbet” diyen Güdar, “Sırf çalışmak için geldim ama bir türlü alışamadım. İnsanlar çok tuhaf, her şeyleri çıkar olmuş” diyor. Ailesinin Mersin’de, kendisinin burada tek göz bir odada kirada olduğunu belirten Güdar, “Aileme yardım etmek için çalışıyorum. Benim sayemde biraz olsun rahatladılar. İşimiz zor tabii, hangi iş zor değildir ki? Sabah saat 8.00’de iş başı yapıyorum ve akşam 20.00’ye kadar çalışıyorum. Oto tamiri ve mekanik işlere bakıyorum. Haftalık 150 TL alıyorum bu ayda 600 TL eder. 400 TL’sini aileme yolluyorum bana geriye 200 TL kalıyor. Ancak kira var, yemek var, bir de sigara param içinde” diye konuşuyor. “Peki bu 200 TL sana yetiyor mu” diye sorduğumda, “Yeter mi hiç, şimdi bir de para biriktiriyorum. Yakında askere gideceğim harçlık çıkartmam gerek orası için” diyor.

SABAH SEKİZ, AKŞAM SEKİZ, HAFTADA 150 TL

Bu kez oto tamir sektörünün cenneti olan Dolapdere’ye iniyorum. İlk oto tamirciye giriyorum. Dikkatimi simsiyah olmuş kırmızı tişörtüyle, elinde motor parçasıyla bir sağa bir sola koşturan Özkan Dudu çekiyor. Kendisiyle sohbet etmeye başlıyoruz ki patronun sesi geliyor, Özkan yine koşturmaya başlıyor. İşi çok zor. 17 yaşında olmasına rağmen motor ustası görevini yürütüyor ve bir çay molası verebilecek zamanı bile yok. Bu koşturma içerisinde yine de bana 5 dakika ayırabiliyor. 

Özkan Dudu, Mardin’li. Borç yüzünden İstanbul’a zorunlu göç etmek zorunda kalan Kürt bir ailenin çocuğu. Ev borcunu kapatmak zorunda olduğu için bir dakika bile nefes almadan amansızca çalışıyor. İşyerinin görevi onun omuzlarında. Ama buna rağmen normalde alması gereken paranın sadece yarısını alabiliyor. Dört senedir bu işi yaptığını anlatan Özkan, “Maaşlı çalışmıyorum haftalık 150 TL alıyorum. Bahçelievler’de oturuyoruz. Sabah saat 08.00’den akşam saat 20.00, bazen 21.00’e kadar çalışıyorum. Sigortalı değilim ve kazandığım tüm para memleketteki borca gidiyor. O borcu tamamlamaya çalışıyorum” diyerek yine patronun ‘Özkan’ sesiyle işine dönüyor. 

HAYALİ TAMİRCİ DÜKKANI SAHİBİ OLMAK

Aynı oto tamircisinde çalışan aslen Muş-Malazgirtli olan İstanbul’da doğan Ali Can Tuncer ile sohbet etmeye başlıyoruz. Ali Can 16 yaşında, lise birde okulu terk etmiş. Bir yıldır oto tamircisinde çalışıyor. Kalfalık yapan Ali Can’ın en büyük hayali ise bir gün bir oto tamircisi sahibi olmak. Bu hayalinin nedenini sorduğumda, “Mecbur para işi. Okulu da sevmezdim gerçi ama bitirmek de isterdim. Ancak koşullar elvermedi” diye konuşuyor bir yetişkin edasıyla. Sabah saat 8.00’den akşam 21.00’e kadar çalıştığını söyleyen Ali Can, “Lastik, balata, diskleri değiştiriyorum, paspas temizlik de bana ait. Haftada 100 TL kazanıyorum. Sigortam henüz yok. Dört kardeşim var. Hepsi benden küçük. Yalnız benle babam çalışıyoruz, yine de yetmiyor” diyor gülümseyerek.

OKULA GİDENLERE İMRENEREK BAKIYOR

Biraz yürüdükten sonra karşıma lastik değiştiren 16 yaşındaki Bursalı Uğur Çeliksu çıkıyor. Sert bakışlı ama yufka yürekli. Annesi ile babası boşandığı ve babasından beş kuruş katkı olmadığı için hem kız kardeşine hem de annesine bakıyor Uğur. Dört senedir oto tamir işinde çalıştığını anlatan Uğur, “Okulu ilkokul 7’inci sınıfta bırakmak zorunda kaldım ve çalışmaya başladım. Günde 12 saat çalışıyorum henüz kalfayım ama motor işini söktüğümde usta olacağım. Haftada 150 TL kazanıyorum, sigortam yok. Tarlabaşı’nda oturuyorum, kirayı ben karşılıyorum. Burada ön takım, şanzıman, motor sökme, takma, tekerlek takma çıkartma işi yapıyorum. Zor iş tabii çok kez eve bitkin dönüyorum ama öyle işte” diyor. Okulu sevdiğini ve bazen ellerinde defterleri, kitapları, etraflarında arkadaşlarıyla okuldan çıkan yaşıtlarını görünce onlara imrendiğini belirten Uğur, “Ne güzel, ne dert var ne tasa. Bir tek ders çalışıyorlar. Hayat onların hayatı” diye konuşuyor.

ATÖLYE ONA OYUN SAHASİ GİBİ

Ardından yüzü mazottan, yağdan simsiyah olmuş 11 yaşındaki Bayram Demir’le karşılaşıyorum. Beş aydır Erciyes oto tamir atölyesinde çalışıyor. Kendisine verilen her işe çocuk ruhuyla, büyüklere yardım edebilme coşkusuyla koşturuyor. Yüzünden gülümseme hiç eksik olmuyor. Tamirci atölyesini bir oyun sahasıymış gibi görüyor, “Beni böyle de çek” diyerek poz veriyor. Hem ailesine katkıda bulunmak hem de okul harçlığını çıkartmak için çalıştığını söylüyor. “5’inci sınıftayım. Okula gittiğim günler, saat 13.00’ten 21.00’e kadar çalışıyorum. Gitmediğim günler tam mesai yapıyorum. Daha önce başka bir yerde kaporta işinde çalıştım. Şimdi elektrik işine yardımcı oluyorum. Götür getir işlerini yapıyorum. Haftalık 30 TL kazanıyorum. Hemen hemen hepsini anneme veriyorum. Sadece içinden okul harçlığımı alıyorum” diye anlatıyor. Esentepe’de oturan Bayram, işe gidiş gelişte yaşadığı zorluğu da ifade ederken, “Alıştım artık, hayatımın bir parçası haline geldi. Ne yaparsın ekmek parası işte abla’’ diyor gayet ciddi bir yüz ifadesiyle. “Üç kardeşiz, ben ortancayım. Abim de bu işte çalışıyor. O 13 yaşında, 7’inci sınıfa gidiyor” diye anlatıyor bir yandan kendi boyundaki tabela önünde poz vererek.

17 YAŞINDA BİR USTA

Bayram’ın ustası olan 17 yaşındaki Kadir Uysal ile sohbet ediyorum. Karabüklü Kadir, 15 yaşında bu işe başladığını söylüyor. “Okulu bıraktım, aileme katkıda bulunmak için çalışıyorum, bir de meslek sahibi olmak istiyorum, biliyorsun bugünlerde iş bulmak da çok zor. Sabah saat 7.00’den 21.00’e kadar çalışıyorum. Bütün oto elektrik işi bana ait. Alibeyköy Yeşilpınar’da oturuyorum. Allahtan evimiz kira değil. Haftanın 7 günü çalışıyorum. Haftalık 150 TL alıyorum. Sigortasız çalışıyorum” diyor. Birden dükkanın önüne bordo renkli bir Şahin yaklaştığında, yüzünde bir ışık beliriyor Kadir’in: “Bak işte budur. Bir gün benim de böyle bir Şahin S’im olacak. Tamir etmek için değil ama doyasıya kullanacağım” diyor.

Yusuf Katal 15 yaşında. 11 yaşındayken ailesiyle birlikte Muş’tan göç etmiş İstanbul’a. Altı kardeşi var. Dolapdere’de oturuyor. “Çok işte çalıştım, ancak bu işe 8 ay önce başladım” diyor. Okul okumayı istemediğini, mesleğe yöneldiğini belirten Katal, “Ailem okumamı çok istedi, ancak ben hemen iş hayatına atılmak istedim. Haftalık 50 TL alıyorum. Yetmiyor tabii, bu işi iyice öğrendiğimde maaşım da yükselir. Sigortam yok. Sabah 08.00’den akşam 20.00’ye kadar çalışıyorum. Yoruluyorum, ama ne edersin, işte bu iş böyle” diyor arabanın içini temizlerken.

Zeynep Kuray -ANF
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star