Ana Sayfa Türkiye Karayılan: Yeşil Ergenekon Belgeleri Elimizde

Karayılan: Yeşil Ergenekon Belgeleri Elimizde

Murat Karayılan, Gülen Cemaati üyelerinin her ilde komite halinde örgütlendiğini belirterek emniyet yetkililer ve valiler yönlendirdiğini kaydetti.

Giriş Tarihi: 5 Kasım 2011 Cumartesi 06:07
Karayılan: Yeşil Ergenekon Belgeleri Elimizde
Murat Karayılan, Gülen Cemaati üyelerinin her ilde komite halinde örgütlendiğini belirterek emniyet yetkililer ve valiler yönlendirdiğini kaydetti. Ellerinde Yeşil Ergenekon’un nasıl örgütlendiğini gösteren belgeler olduğunu söyleyen Karayılan, bunları kendilerine güvenen gazetecilere vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Murat Karayılan, ANF’ye yaptığı açıklamada Gülen Cemaati’nin nasıl örgütlendiği ve devleti ele geçirdiği konusunda çarpıcı bilgiler verdi. Karayılan, Yeşil Ergenekon’a dair ellerinde belgeler olduğunu ifade ederek, bu belgeleri harfiyen yayınlama cesaretini gösteren gazetecilere vermeye hazır olduklarını belirtti.

CEMAAT HER İLDE KOMİTELER ŞEKLİNDE ÖRGÜTLENDİ

Karayılan şu açıklamalarda bulundu: “Bu konuda önemli bazı hususları söyleyeceğim: Türkiye’de NATO’ya bağlı oluşturulmuş Gladio’nun Ergenekon biçiminde uzun bir süre rol oynadığı bir gerçektir. Bu Gladio bugün kılıf değiştirmektedir. Ergenekon’un Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve Türkiye demokrasi güçlerine karşı kullanılması sonucunda yeterince yıpranması, çeteleşmesi ve devlet için de bir ağırlık haline gelmesi nedeniyle Ergenekon’un devre dışı bırakılması projesi temelinde kılıf değiştirmektedir. Doğrudur, bugün Ergenekon’un eski yapısı yargılanıyor ama yerine yeni bir Ergenekon (Yeşil Ergenekon) da geçmekte ve örgütlenmiş bulunmaktadır. Açıkça söylüyorum, Gülen Cemaati’nin üyeleri her ilde bir komite halinde örgütlenmiş bulunup o ildeki emniyet yetkililerinin, valinin devlet uygulamalarının hangi doğrultuda gerçekleşmesi gerektiğini karar altına almakta ve esas yönlendirme merkezi onlar olmaktadır. Bu Kürdistan’da da Türkiye’de de böyledir. Belki her ilde çok etkili olamamakta -devlet içinde henüz bu sisteme dahil edilmemiş bazı kesimler de vardır- ama onları da istediği doğrultuda yönlendirebilmektedir. Hem merkezi düzeyde örgütlü bir yapı hem de iller bazında oldukça örgütlenmiş bir yapı söz konusudur.

BU SÜRECİ YEŞİL ERGENEKON YÖNETİYOR

Ergenekon tarafından Erdoğan’a karşı tertiplenen suikast planlarının deşifre edilmesi ve yine Ergenekon, Balyoz davası gibi AKP’ye karşı darbelerin açığa çıkarılmasında rol oynayan bu kesimin artık AKP ile de oldukça bütünleşmiş ve ciddi bir ittifak kurma durumu söz konusudur. Böylece asker-devletten polis-devlete geçiş süreci de hızla gelişmekte, geriletilen askeri vesayet yerine yeni bir vesayet gücü iktidarını kurmaktadır. Fazla açmayacağım, yalnız bir şey söyleyeyim: Bu süreci Yeşil Ergenekon yönetmektedir. Kesinlikle “devletin yargısı, hukuku, filan” bunlar hikayedir. Dikkat edin, bu “siyasi soykırım operasyonları” tek elden yönetiliyor. İspata-belgeye bakmadan, aldıkları istihbarat temelinde, “kimi hedeflersek bu hareket çöker, artık Kürt halkı güçsüzleşir, zorunlu bir biçimde boyun eğer ve bize sığınır” diyerek tespitler yapıyorlar ve onlar hakkında polis yoluyla dosya oluşturup yakalıyorlar. Bu, cemaatin işidir.

BELGELER ELİMİZDE

“Hayır, böyle değildir” diyenlere söylüyorum: Bizim yanımızda belgeler vardır. Türkiye’de kendine güvenen gazeteci varsa, kamuoyu önünde açıkça köşelerinde yazsın, “PKK’nin vereceği belgeleri harfiyen yayınlayacağız” desin, bunun sözünü versin ve yanımıza gelsin, biz bu belgeleri verelim. Yeşil Ergenekon’un Türkiye’de nasıl örgütlendiği, devleti nasıl ele geçirdiği bu biçimde açığa çıkacaktır. Biz bunu biliyoruz.

İŞTE SAİD NURSİ İLE FETHULLAH GÜLEN FETVALARI ARASINDAKİ FARK

Şeyh Sait isyanı zamanında önemli bir Kürt şahsiyeti olan, kendi kimliğini hiçbir zaman inkar etmemiş ve din kardeşliğini kendisine eksen yapan Saidi Nursi, “hiçbir mümin insanın elini Kürt kanına bulaştırmaması gerekir” diye fetvası vardır. Şeyh Sait isyanında kendi talebeleri olan bir yarbay gelip sorar ve Saidi Nursi bu fetvasını verir. Peki, şimdi onun izinde olduğunu söyleyen, gerçekte ise onun bütün temel prensiplerini tahrip eden, bazılarını kitaplarından çıkararak, bazılarını da farklı yorumlarla çarpıtarak topluma yansıtan Fethullah Gülen’in Kürt halkı hakkında verdiği fetvaya bakın. Arada ne kadar çelişki var değil mi? Tam zıttı. Fazla yorum yapmak istemiyorum; o fetvanın içinde sömürgeciliğin iğrenç kan içici yüzü vardır.

BU DİN ADAMLIĞI DEĞİL, KAN İÇİCİLİKTİR

“Köklerini kes, işlerini bitir, yok et.” Düşün, Türk ordusu bu kadar katliam yapmış ama o daha orduyu eleştiriyor. “5 bin değil 50 bin de olsa otuz yılda niye yok etmediniz” diyor. O zaman ‘90’lardaki faili meçhuller nerede kaldı? Onları aşan düzeyde bir katliamı savunuyor, onun talimatını veriyor. İşte sömürgeciliğin gerçek yüzü budur; katliamdır. Elbette ki bunun dincilikle ilgisi yoktur. İslam dinine inanan, gerçek bir müminin taşıdığı bir vicdanı olur; sömürgeci amaçlar için bu kadar kan içici, yok edici bir dile sahip olamaz. Açıkça dini bir perde olarak kullanıp toplumu kandırma durumu vardır. Bu perde altında iktidar olmaya yürürken Kürt gençliğini, Kürt halkını düşürme, egemenliğini kurma, her şeyini ele geçirme çabası vardır. Bu insanlar buna göz dikmişlerdir, iktidara göz dikmişlerdir. Bütün amaçları iktidardır. Türk ırkçılığını esas alıp her yerde egemenlik kurmaktır. Bunun böyle olduğu Fethullah Gülen’in son verdiği talimatlarda açıkça ortaya çıkıyor. Peki, bir din adamı öyle konuşabilir mi? İnsanların katledilmesi, yok edilmesi ve köklerinin kesilmesinden bahsedebilir mi? Vicdanı buna el verebilir mi? Kaldı ki bu insanlar kimdir? Kürt halkının özgürlük için dağa çıkmış evlatlarıdır. Nihayetinde ben şunu söylüyorum: Belirttiğim gibi söz verip iddialı olan yayıncılar bize başvurursa Yeşil Ergenekon’un belgelerini kendilerine verebiliriz.

SONUÇ ALAMAYACAKLAR, BUNU HERKES GÖRECEK

AKP devletinin Fethullah Gülen’le birlikte Kürt Halk Önderliği’ne karşı insanlık ve ahlak dışı tecrit uygulaması-İmralı İşkencesi; Kürdistan gerillasına karşı insanlık dışı silahları kullanma temelinde yok etme operasyonları; yine Kürt halkına karşı işkence ve Kürt siyasetine karşı da soykırım politikaları sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bunlar sonuç alamaz. Kürt halkı, yüzyılların bir yoğunlaşması olarak bugün bir direniş bilincini edinmiş, demokratik toplum perspektifini esas almış bir halk olarak bütün sömürgeci yönelimleri boşa çıkaracak güçte olduğunu herkese gösterecektir. Hem gerilla hem de toplumsal mücadelesinde yürüteceği direniş çizgisinde bunu tarihin bu önemli döneminde herkese gösterecektir.”
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık