Ana Sayfa Kültür/Sanat Kazı Çalışmaları 16 Yıldır Devam Ediyor

Kazı Çalışmaları 16 Yıldır Devam Ediyor

1995 yılında kazı çalışmalarına başlanan Kahramanmaraş Emiroğlu Bertiz Obasında bulunan Domuztepe Höyüğü çalışmalarına 2011 yılında da devam ediliyor.

Giriş Tarihi: 13 Eylül 2011 Salı 10:02
Kazı Çalışmaları 16 Yıldır Devam Ediyor
Kahramanmaraş Valisi Şükrü Kocatepe, İl Kültür ve Turizm Müdürü Seydi Küçükdağlı ile birlikte incelemelerde bulunmak ve bilgi almak için Kahramanmaraş İlinin 30 km güneydoğusunda, Pazarcık İlçesinde, Emiroğlu, Kelibişler, Yeniköy ve Demirciler köylerinin yakınında bulunan Domuztepe Höyüğüne gitti. Burada Türkoğlu Kaymakamı Tuncay Akkoyun ve Pazarcık Kaymakamı Mustafa Sarıkaya tarafından karşılanan Vali Kocatepe İngiltere Manchester Üniversitesinden bilimsel kazı başkanı Sttuart Cambell’den çalışmalar ve elde edilen bulgular konusunda bilgiler aldı.
Manchester Üniversitesi'nin yürüttüğü ve yaklaşık 15 yerli ve yabancı bilim adamıın katıldığı arkeolojik kazılarda,Domuztepe Höyüğünde Neolotik dönem ve Halaf kültürünün izlerinin bulunduğu, bu alanın o dönemin en büyük yerleşim yeri olduğu belirtilerek, bu sene 19 Temmuzda 2011 tarihinde başlatılan kazılarda Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan Halaf dönemine ait mimarisinin önceki çalışmalara göre farklı yeni evlerin ve eserlerin ortaya çıktığı, bunların başında boncuk ve süs eşyaların yoğun olduğu vurgulandı.
DOMUZTEPE HÖYÜĞÜNÜN YERİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR

Domuztepe Höyüğü, Kahramanmaraş Pazarcık Narlı Ovası’nda, Aksu Nehri’nin güneyine doğru sıralanan diğer höyüklerin arasında yer alır. Domuztepe’nin bazı alanlarına Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşilmiştir ancak yerleşimin en geniş alana yayıldığı zaman Geç Neolitik Dönem’dir (yaklaşık M.Ö. 7000-5400).

Domuztepe Kahramanmaraş bölgesinde yapılan bir yüzey araştırması sırasında bulunmuştur. Kazı çalışmaları 1995 yılında başlamış, bugüne kadar 2500 m² alan açığa çıkarılmıştır. M.S. 1000 yıllarına kadar kullanılmaya devam etmiş büyük bir Roma yapısının kalıntıları ve küçük bir Hristiyan mezarlığı da ortaya çıkarılanlar arasındadır. Ancak kazı çalışmaları özellikle Neolitik kalıntılar üzerine yoğunlaşmaktadır. Diğer arkeolojik alanlarda tarih öncesi tabakalar çok derinlerde, daha yeni arkeolojik tabakaların altına gömülmüşken Domuztepe’de bu kalıntıların yüzeye bu kadar yakın olması nedeniyle kazı çalışmalarında çok sayıda arkeolojik buluntuya rastlanılmaktadır.
Domuztepe’de yapılan kazılar şehir yaşamının nasıl başladığını anlamamıza yardımcı olması nedeniyle önem arz etmektedir. Höyüğün yüzeyinden toplanan çanak çömlekler, M.Ö. 5500’lerde höyüğün neredeyse tamamına yerleşilmiş olduğunu gösterir. 7000-8000 yıl kadar önce yerleşimin büyüklüğü 20 hektara ulaşmıştır ve bu yönüyle Domuztepe, şehirlerin ortaya çıkışından önce Orta Doğu’da bilinen en büyük yerleşimdir. Burada 2000’den fazla insan yaşamış olduğu tahmin edilmektedir.
Domuztepe Höyüğünde 1995 yılında başlatılan kazı çalışmaları 2011 yılı içerisinde yapılan kazı çalışmaları ile birlikte devam etmektedir. Ek bina inşaatı ve teşhir-tanzim projesi ile önümüzdeki günlerde yeniden ziyarete açılacak olan Müzemizde bir salon Domuztepe’ye ayrılmıştır. Domuztepe Höyük Canlandırma ve Kazı Sergi Salonu, Domuztepe Höyüğündeki bulgular ışığında kazı alanının canlandırmasının yapılacağı bir salon olarak Manchester Üniversitesi’nden Dr. Stuart Campel’in başkanlık ettiği kazı ekibi tarafından tasarlanmıştır. Tasarlanan salonda Domuztepe Höyüğünden ele geçen arkeolojik buluntular sergileneceği gibi, o döneme ışık tutan avlu-ev rekonstrüksiyonu, ölüm çukuru, dönem insanının canlandırması gibi detaylara da yer verilmiştir. Bu detaylı canlandırmaların ve o dönem hakkında neleri aydınlattığının açıklamaları aşağıda sunulmaktadır.Domuztepelilerin yaptıklarına benzeyen ince ve boyalı çanak çömlekler Güneydoğu Anadolu’dan Kuzey Irak’a kadar olan geniş coğrafyada karşımıza çıkmaktadır. Adını Suriye’de ilk kez keşfedildiği Tell Halaf höyüğünden alan bu “Halaf” çanak çömlekleri yüksek derecelerde pişirilmiştir ve karmaşık desenlerle boyanmıştır. Domuztepelilerin başka bölgelerle de bağlantıları vardır. Yüzeyleri perdahlı çanak çömlekler ve kazıma bezemeler bölgenin güneyi ve batısında bulunanları andırırken, bazı figürinler ise İç Anadolu’da üretilenlere benzemektedir. Volkanik patlamalar sırasında oluşan bir doğal cam olan obsidiyen Domuztepe’ye Kapadokya ve Doğu Anadolu’dan, hatta zaman zaman bugün Ermenistan olan bölgeden getirilmiştir. Domuztepe’nin kendisinden daha eski ve daha yaygın Neolitik kültürlerle olan benzerlikleri ölülerine uyguladıkları işlemlerde de göze çarpmaktadır.


Domuztepe’de yaşayan insanların ürettikleri eşyalar yardımıyla görünümleri tahmin edilmektedir. Figürinler, amuletler ve çanak çömleklerin üzerlerine yaptıkları resimler Domuztepelilerin kıyafetleri ve takıları hakkında fikir vermektedir. Bulunan bir resimden yola çıkarak, dans ederken hayvan maskeleri takmış olduklarını söylemek mümkündür.

Domuztepeliler’in ekin ekip biçtiklerini, hayvan yetiştirdiklerini, avlandıklarını ve balığa çıktıklarını yerleşimde ele geçen aletlerden, hayvan kemiklerinden ve bitki kalıntılarından anlaşılmaktadır. Yetiştirilen ürünler arasında buğday, arpa, mercimek ve keten tohumu bulunur. Badem, incir, antep fıstığı, mürdüm eriği/kiraz yetiştirdiklerini ya da topladıklarını söylenebilir. Bulunan hayvan kemiklerinin çoğunluğu evcil koyun ve keçilere aittir, sığır ve domuz da ele geçmiştir. Domuztepe’de köpeklerin yaşadığını ve insanların onlara önem verdiklerini de söylemek mümkündür. Vahşi hayvan kemikleri ise geyik, ayı ve leoparı da içeren 20 değişik türe işaret etmektedir.

Müze teşhir salonu için hazırlanan bir rekonstrüksiyon Domuztepe’de ele geçen bir avluyu temel almaktadır. Avluyu çevreleyen yapılar yangın geçirmiş, yapılardan birinin içinde rafta duran çömlekler kırılarak yere düşmüş ve yapının yıkılmasıyla birlikte gömülmüştür. Arkeologlar ve konservatörler çömlekleri şu anda görünen hallerine getirebilmek için mümkün olduğu kadar çok parçayı birleştirip yapıştırmıştır. Bu çömlek grubu, büyük ihtimalle yiyecek ve içecek hazırlamak, depolamak ve servis etmek amacıyla kullanılmış olan büyük kaplardan oluşmuştur. Yanmış yapının kalıntılarından anlaşılan, kerpiç duvarların taş temel üzerine oturtulduğu ve bu sayede duvarın alt kısmının kuru tutulduğu ve sağlamlaştırıldığıdır. Ayrıca kamış ve çamurla örülmüş, ahşap dikmelerle desteklenen düz bir çatıya dair izler de bulunmuştur.
Domuztepe’de değişik yapı tipleri ele geçmiştir. İnsanlar binalar yapmak için kerpiç, taş, sıva, saz, hasır ve ahşap gibi malzemeler kullanmıştır. Domuztepe evlerinin tam olarak nasıl göründüğünü bilemiyoruz fakat bir kabın üzerine yapılmış olan resimlere göre evler oldukça yüksek, hatta belki iki katlıdırlar ve sazlardan örülmüş çatıları mevcuttur.


Domuztepe’de bulunan mezarlar, ölülerin geçirdikleri işlemler açısından diğer Neolitik yerleşimlerle benzerlikler gösterir. İskeletler genellikle kırılmış ve başın gövdeden ayrılmasına özen gösterilmiştir. Bazı iskeletler ise tam olarak ele geçmiştir, bunlar genellikle küçük çocuklara aittir.

Ölüm Çukuru, insan ve hayvan kemiklerinin kırık çanak çömlek parçaları ve başka eserlerle karıştırılarak gömüldüğü geniş bir mezar çukurudur. İnsan kemiklerinin çoğunluğu doğranmış ve çakmaktaşı aletlerle etleri sıyrılmıştır. Kemikler ayrıca pişirilmiş ya da ısıtılmıştır, insan eti yenmiş olması ihtimali vardır. Ölüm Çukuru’nun en alt tabakasında sekiz sığıra ait kemikler ele geçmiştir, sekiz sığırdan 2000 kişilik bir ziyafet vermeye yetecek kadar et çıkmaktadır. Bu kemiklerin hemen üzerindeyse kırılmış insan ve başka hayvan kemikleri bulunmuştur, hayvan kemikleri içinde bir köpek kafatası da vardır. Pendantlar, amuletler, takılar ve baskı mühürler gibi eşyalar Domuztepe’de kimlik, güç ve statü sembolleri olarak kullanıldı. Obsidiyen gibi maddeler özellikle kıymetliydi çünkü 900 km gibi uzaklıklardan taşınarak getirilmiştir. Baskı mühürler nemli kilin üzerine bastırılmış ve çıkan izler ticareti yapılan eşyaların kayıtlarını tutmak için kullanılmıştır. Baskı mühürler ayrıca ilgi çekici objeler olmuştur ve kolye ucu olarak ya da elbiselerin üzerine dikilerek de kullanılmıştır. Ticareti ve değiş-tokuşu kontrol eden insanlar statülerini göstermek için mühürleri taktıkları söylenebilir.   Domuztepe büyük bir bataklığın yakınına kurulmuştur; bu sayede yapılar, hasırlar ve sepetler için ihtiyaç duyulan sazlara kolayca ulaşmak mümkün olmuştur. Yerleşime yakın birçok kaynak kalabalık nüfusu beslemeye ve hammadde sağlamaya yardımcı olmuştur. Yerleşimde bulunan hayvan kemikleri tarlalar, sulak alanlar, bozkır ve ormanlık alanlar gibi değişik çevrelerde yaşayan hayvanlara aittir.Yukarıda da belirtildiği gibi Domuztepe Höyüğünde ele geçen önemli bulgular ışığında döneme ve yaşayışlara ilişkin ayrıntılı bilgiye ulaşmak mümkün olmaktadır. Bu nedenle Domuztepe höyüğündeki kazı çalışmalarının ve araştırmaların uzun yıllar devam edeceği planlanmaktadır.(gapha)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Başkanlardan Öncel ailesine ziyaret

Başkanlardan Öncel ailesine ziyaret

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star