Ana Sayfa Röportajlar Mahmut Alınak "Başbakan Erdoğan müstesna bir yalan küpüdür"

Mahmut Alınak "Başbakan Erdoğan müstesna bir yalan küpüdür"

Urfa Haber Almanya Temsilcisi, Bermal Melik eski Milletvekili Mahmut Alınak'la gündemdeki siyasi konular üzerine çok çarpıcı konuları içeren söyleşi yaptı.

Giriş Tarihi: 21 Haziran 2011 Salı 07:51
Mahmut Alınak
Mahmut Alınak kimdir?

Kars'ın Digor ilçesinde 1952 yılında dünyaya gelen Mahmut Alınak ilköğrenimini Digor'da, liseyi ise Kars'a tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Alınak, 1987'de SHP'den Kars milletvekili seçildi. 1989'da Paris' te düzenlenen Kürt Konferansı'na katılınca altı milletvekili ile birlikte SHP'den ayrıldı. HEP kurulunca HEP'e katıldı. 1991'deki SHP- HEP ittifakı ile Şırnak milletvekili oldu. Sonra HEP milletvekilleri olarak SHP'den istifa ederek, DEP'ı kurdular. 1994'de milletvekili iken bir grup DEP'li milletvekili ile birlikte tutuklanıp Ankara Ulucanlar Hapishanesi'ne atıldı. 10 ay kadar tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Kapatılan DTP'nin Kars İl Başkanlığı'nı yaptı.Mücadelesini BDP'de sürdürüyor.

Kitapları sırası ile; Parlamento'dan 9.Koğuş'a, HEP DEP ve DEVLET, Şiro'nun Ateşi, Nazo, Ateşte Yıkanmak ve Tarihin Çarmıhında- Güneş Ülkesi.



MAHMUT ALINAK İLE SÖYLEŞİ-BERMAL MELİK

12 Haziran seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?


12 Haziran seçiminin iki galibi var; biri AKP, öteki de BDP ve müttefikleri.
Türkiye halkları çoğunlukla Kürdistan’ lı Kürtler de kısmen, AKP’ye ve onun düzen hizmetindeki göz boyamacı-militarist uygulamalarına onay verdi.

Kürtler de kısmen, AKP’ye ve onun düzen hizmetindeki göz boyamacı-militarist uygulamalarına onay verdi. Yani seçmenin yarısı kendi kafasına inen balyoza alkış tuttu. Çoğunluğu emekçi ve orta kesim olan bu seçmenler Recep Tayyip Erdoğan’a, “Meydan senin, istediğin gibi at koşturabilirsin” dedi.  O da zaten öyle yapacak.

Seçimin öteki galibi BDP ve müttefikleri Türk seçmenden ne kadar oy aldı kestirmek mümkün değil. Ancak gerek Türkiye’ li, gerekse Kürdistan’ lı Kürtler bu ittifaka hatırı sayılır bir destek verdi. Her iki ülkedeki Kürtler, BDP ve müttefiklerine, “Gidin Parlamentoda meselemizi çözün” dedi.



Kars ve Şırnak milletvekili olarak iki dönem Meclis’te bulundunuz,  bu nedenle oradaki işleyişi biliyorsunuz. Size göre bu Meclis Kürt meselesini çözer mi?


Bu Meclis, 1920 Meclisi’nin devamı ve kurum olarak onun fotokopisidir. Kurum söz konusu olduğunda bireylerin öneminin olmadığı bilinmektedir. 1920 Meclisi Koçgiri için ölüm fermanı veren bir Meclis’ti. Sonraki meclislerde de benzer fermanlar çıktı. O meclisler nasıl ki Kürdistan meselesini çözmediyse bu meclis de çözmeyecektir. Kimse boşuna ümide kapılmasın ve halkı da yanıltmasın. Bir kez daha önemle tekrarlıyorum: Bu meclis Kürdistan meselesini çözmeyecek. Çünkü bu meclis halkın değil düzenin bir kurumudur, doğal olarak düzene hizmet edecektir. Hal böyle olunca kurulu düzen Kürdistan meselesini çözüp kendi hayat damarlarından birini kesmek istemeyecektir. 90 yıllık Meclis’te halk yararına çıkmış tek bir kanun yoktur.


Başbakan Erdoğan’ın beklenilen balkon konuşmasını Kürt sorununun çözümü açısından nasıl yorumluyorsunuz?



Başbakan Erdoğan müstesna bir yalan küpüdür, yalan söz söylemekteki ustalığı parmak ısırtıyor. Balkonda bir fatih edasıyla konuştu. O cilalı laflara karnımız toktur. Az çok tarih tecrübesi olanlar için o yaldızlı sözlerin yeri çöplüktür.


Tarihin Çarmıhında- “Güneş Ülkesi” kitabınız aracılığıyla BDP’ ye önemli eleştirilerde bulunuyorsunuz. Bu eleştirileriniz nelerdir?

BDP seçmeni seçim nedeniyle bunca sevinçliyken, eleştiri yapıp onların gözünde sevimsiz bir duruma düşmek istemiyorum. İzin verirseniz bu sorunuza başka bir zaman cevap vereyim.

Bu romanınızda “Mezın adlı bir siyasi liderden bahsediyorsunuz. Kahramanınızın Öcalan’a benzerliğine ilişkin olarak, ”Öcalan’ın Mezın olup olmayacağını koşullar gösterecek” diyorsunuz. Romanınızı ve bu karakteri biraz anlatır mısınız?


Tarihin Çarmıhında “Güneş Ülkesi” romanı bir devrim manifestosudur. Sömürgeci zinciri kıran bir isyan çığlığıdır. Aslında anlatılması zor bir romandır.

Bermal hanım, biraz ukalalık yapmama lütfen izin verin; dünyanın neresinde olursa olsun gerçek halk devrimi yapmak isteyen ve insanı merkezine alan her siyasi hareketin Tarihin Çarmıhında romanını okumaya ihtiyacı vardır, mutlaka okumalıdır. Aksi halde yapacağı birçok şey eksik kalır. Romanın konusu olan Şengal dünyanın en özgür ve en mutlu ülkesidir; orada gerçekleştirilen devrimin dünyada eşi, benzeri yoktur. Romanın başkahramanı Mezın işte o görkemli devrimin mimarıdır. Mezın’da kimi okurlar Öcalan’ı, kimi Mandela’yı, kimi de Mahatma Gandi’yi gördü. Bu okurun tercihi ve düşüncesidir, ona karışmak bizim işimiz değil. Mezın her özelliğiyle örnek bir insandır. Alçak gönüllü, dost, fedakar, inançlı ve halktan biridir. Halkla ilişkilerinde şaka konusu edilecek kadar sıradandır; ama muhatabı sömürgeci devlet olduğunda kükreyen bir yanardağ kadar asi ve korkutucudur.





Bugünlerde en çok yapılacağı söylenen yeni anayasa konuşuluyor. Size göre Kürt meselesinde Anayasal çözüm ümidi var mıdır?

Bence Kürt siyasetinin bu tartışmaya katılması beyhudedir. Ümitlenenler hayal kırıklığına uğrayacak. Kendimizi kandırmayalım, bu tartışma zaman ve enerji kaybıyla sonuçlanacak. Hiç beton bir zeminde gül bahçesi olur mu? Bir ateş deryasının içinden buz gibi pınarların fışkırdığı görülmüş müdür? AKP’nin damgasını vuracağı bir anayasadan nasıl ümitli olabiliriz? Biz bu kadar saf ve dar görüşlü müyüz? Kendimize ve halka zaman kaybettirmeye hakkımız yoktur. Hayatın her alanında kurumlaşmak ve sivil devrimi inşa etmek varken, düzen partilerinin başını çektiği gündemin peşinden sürüklenmek halka haksızlıktır ve kaçak güreşmektir.


Siz bir makalenizde AKP’nin yapacağı anayasanın halk anayasası değil devlet anayasası olacağını öne sürmüştünüz. Yapılması öngörülen anayasanın halk anayasası olması için sizin bir anayasa modeliniz olduğunu biliyoruz. Bu anayasa modelinizden bahseder misiniz?


Hazırladığım anayasa metnini yayınlayarak tartışmaya açtım. Yapılan eleştiriler sonucunda bir federasyon anayasası çıktı ortaya. İşte o tek sayfalık DEMOKRATİK FEDERE CUMHURİYETLER
BİRLİĞİ ANAYASASI:

*Demokratik Federe Cumhuriyetler Birliği; Türkiye, Kürdistan ve Lazistan cumhuriyetlerinden oluşur.
*Hangi ilin hangi cumhuriyette yer alacağı referandumla belirlenir.
*Cumhuriyetlerin yetki alanları içinde yaşayan tüm etnik ve dini kesimler ve mezhepler eşit ulusal ve dini haklara sahiptir.
*Her cumhuriyet kendi parlamentosu, hükümeti ve görevli kurumlarınca yönetilir. 
*Dış işleri, her üç cumhuriyeti temsil eden ortak bir parlamento ve onun seçeceği hükümet tarafından yürütülür.
*Cumhuriyetlerin yönetiminde halk iradesi mutlak bir dokunulmazlığa sahiptir.
*Halk parlamentoyu, hükümeti, milletvekillerini ve her derecedeki yöneticileri görevden alabilir, yerine yenilerini seçebilir.
*İl, ilçe ve köyler, görevleri ve yetkileri kanunla belirlenmiş seçimle gelen kendi meclislerince yönetilir.
*Yerel güvenlik ve askeri güçler bu meclislerin yetki ve denetimi altındadır.
*Valilik, kaymakamlık, belediye başkanlığı ve muhtarlıkların görev ve yetkileri bu meclislere devredilir.
*İl ve ilçelerde görev yapan yargıç ve savcılar halk tarafından seçilir ve gerektiğinde görevden alınır.
*Üst mahkemelerin yargıç ve savcıları Cumhuriyet parlamentolarınca seçilir.
*Mahkemeler verdikleri kararlarda cumhuriyet parlamentosuna ve halka karşı sorumludur.


*Cumhuriyetler, şiddetin ve suçların maddi ve psikolojik nedenlerini ortadan kaldırmakla sorumludur.
*Suçun işlenmediği, bu nedenle hapishanelerin olmadığı bir toplum yaratmak cumhuriyetler için vazgeçilmez bir hedeftir.
* Hapishanelerin iç yönetimi tutuklu temsilcileri ve hapishane idaresince ortaklaşa yürütülür.

*Cumhuriyetleri koruma ve kollama görevi halkındır.
*Halkın cumhuriyetleri ve ekonomiyi yönetme hakkı ve yetkisi tartışılamaz, devredilemez. *Kamuya ait fabrika, çiftlik ve benzer tüm iş alanları çalışanlar tarafından seçilen ve görevden alınabilen temsilcilerce yönetilir.
*Her siyasi düşünce ve demokratik örgütlenme hakkı mutlak bir dokunulmazlığa sahiptir, bu hakka hiçbir şekilde müdahale edilemez.
*Değeri bir milyon (trilyon) liranın üzerindeki mülk ve servetler kamulaştırılıp halkın ortak mülkiyetine geçirilir.
*Elde edilen gelirlerle yatırım yapılır, istihdam alanları açılır, halkın ekonomik, sağlık, eğitim, ulaşım, konut ihtiyacı ve sosyal refahı sağlanır.
*Madenler, petrol, enerji, toprak ve deniz ürünleri halkın ortak mülküdür.
*Çiftçilerin ihtiyacını karşılayacak araziler ile bir dönümü aşmayan şahsi bahçeler ve konut arsaları bu hükmün dışındadır.
*Cumhuriyetler birer hizmet aygıtı olarak her yurttaşına insanca yaşayabileceği ekonomik imkanları yaratma yükümlülüğü altındadır.
*İşsizliği ve yoksulluğu sona erdirmek, iş alanları açmak, çalışmak isteyen her yurttaşa iş temin etmek ve konutu olmayanlara bedelsiz konut vermek cumhuriyetlerin görevidir.
*Konutlardaki ısınma, aydınlanma ve su hizmetleri cumhuriyetler tarafından yerine getirilir, bu hizmetler karşılığında herhangi bir ücret talep edilemez.

*Kara, deniz ve demiryollarında kamu ulaşımı ücretsizdir.
*Her türlü sağlık hizmeti eşit ve ücretsizdir.
*Bireyler doğumdan ölüme kadar cumhuriyetlerin bakımı, himayesi ve sorumluluğu altındadır.
*Kadın ve erkek eşittir. Kadının erkekle eşit olmasının güvencesi sahip olduğu ekonomik özgürlüktür.
*İlköğretimden üniversiteye kadar eğitim ve öğretim ücretsiz ve eşittir.
*Her öğrenci kendi ana dili ile eğitim yapma hakkına sahiptir.
*Cumhuriyetlerdeki farklı etnik kesimler arasında kardeşlik ruhunun yayılması, dillerin ortaklaşıp zenginleşmesi, dayanışma ve manevi bütünleşmenin sağlanması için her öğrenci ayrıca cumhuriyetlerde konuşulan dillerden birini seçmek ve öğrenmekle mükelleftir.

*Yurttaşlar kamu kurumlarında istediği dili konuşma, o dille yazışma, basın ve yayında istediği dilden hizmet alma hakkına sahiptir. Bu hizmeti vermek cumhuriyetlerin görevidir.
*Ülkelerin zenginliklerini tüketen her çeşit savaş araç ve gereçlerle silahların üretimini durdurmak ve tüm dünyada orduların varlığına son vermek için başka halklarla barışçı diyaloglar geliştirmek ve kampanyalar yürütmek cumhuriyetlerin görevidir.”



Röportaj: Bermal Melik
Urfa Haber - Almanya


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık