Ana Sayfa Ekonomi MEMUR-SEN: Taleplerimiz Karşılanmazsa, Eylem Hakkımızı Kullanırız

MEMUR-SEN: Taleplerimiz Karşılanmazsa, Eylem Hakkımızı Kullanırız

Memur-Sen Türkiye Buluşması'nın Sonuç Bildirisi'nde, toplu sözleşme yasa tasarısında yapılması istenen değişiklikler kararlılıkla bir kez daha vurgulandı.

Giriş Tarihi: 14 Şubat 2012 Salı 03:23
MEMUR-SEN: Taleplerimiz Karşılanmazsa, Eylem Hakkımızı Kullanırız
Memur-Sen Türkiye Buluşması'nın Sonuç Bildirisi'nde, toplu sözleşme yasa tasarısında yapılması istenen değişiklikler kararlılıkla bir kez daha vurgulandı. Hizmet kolu toplu sözleşmesinin olmazsa olmaz olduğunun belirtildiği açıklamada, kadrolu olamayan sözleşmelilerin kadrolu yapılması, 4-C'lilere yönelik taleplerin gerçekleşmesi istendi.








Sonuç Bildirisi'nde, faili meçhul cinayetlerin çözümüne yönelik çalışmaların kararlılıkla sürmesi, toplumun yeni anayasa talebinin mutlaka karşılanması gerektiği, demokratikleşme çalışmalarından geri adım atılmaması gerektiği de vurgulandı. TBMM'deki tayyör dayatmasının sona ermesinin istendiği açıklamada, kamu çalışanlarına uygulanan siyaset yasağının da sona ermesi çağrısı yapıldı



Memur-Sen'in hafta sonu Antalya'da gerçekleştirdiği Büyük Türkiye Buluşması'ndan toplu sözleşme kararlığı çıktı. İki günlük Türkiye Buluşması'nın ardından yayınlanan Sonuç Bildirisi'nde, toplu sözleşme kanun tasarısının hizmet kolunu da kapsayacak şekilde bir an önce kanunlaşması çağrısı yapıldı. Memur-Sen'in sonuç bildirisinde, toplu sözleşme tasarısıyla ilgili olarak sendikal örgütlenmeye ilişkin evrensel normların dikkate alınarak,  TBMM ve Cumhurbaşkanlığı’nda çalışan memurlar, infaz koruma memurları ile TSK ve emniyette görev yapan sivil memurların da sendikalı olmasının önünü açacak düzenleme yapılması istendi.



GREV, ÖRGÜTLENME VE TOPLU SÖZLEŞMENİN OLMAZSA OLMAZIDIR

Grev hakkının örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının olmazsa olmazı olduğunun belirtildiği açıklamada, toplu sözleşmenin kapsamının mali ve sosyal haklarla sınırlandırılmak istenmesi eleştirilerek diğer özlük haklarının da toplu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.



Yerel yönetimler hizmet kolunda fiilen imzalanmakta olan Sosyal Denge Sözleşmelerinin devamının da istendiği Memur-Sen Türkiye Buluşması Sonuç Bildirisi'nde, 632 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kadroya geçirilen sözleşmeli personel arasında yer verilmeyen tüm sözleşmelilerin kadroya alınması istendi. Bildiride ayrıca, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi ve 4/B’li  sözleşmeli personel ile halen kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde  görev yapan yüksek öğretim mezunu (mimar, mühendis, avukat, tekniker ve benzeri) personelin de isteğe bağlı olarak kadrolu yapılması gerektiği kaydedildi.



4/C'LİLERİN TALEPLERİ KARŞILANMALI

4/C kapsamında istihdam edilen personelin çalışma şartları başta olmak üzere kadrolu statüde görev yapan kamu görevlilerinin yararlandığı bütün haklardan yararlandırılmasının istendiği Sonuç Bildirisi'nde, bu taleplerin karşılanmaması durumunda eylem için meydanlara inileceği bildirildi.

 

FAİLİ MEÇHULLER AYDINLATILMALI

Gündemdeki konulara da yer verilen Memur-Sen Türkiye Buluşması Sonuç Bildirisi'nde, ister derin devletin isterse terör örgütlerinin işi olsun kayıp kişilerin bulunması ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için hukuki zeminde her türlü çalışmanın daha kararlı yürütülmesi istendi. Demokratikleşme çalışmalarına toplumun talep ve beklentileri doğrultusunda ara verilmeden devam edilmesinin istendiği sonuç bildirisinde, vatandaşını ötekileştirmeyen, örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıran özgürlükçü Yeni bir Anayasa'nın mutlaka yapılması çağrısında bulunuldu.



Bu çerçevede, TBMM İç Tüzüğü’ndeki tayyör dayatmasının kaldırılmasının gerektiğinin de dile getirildiği bildiride, seçme hakkına sahip olan başörtülü kadın vatandaşlarımızın seçilme hakkını kullanmalarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiği ifade edildi. Kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağının kaldırılmasının istendiği bildiride, kadınların kılık ve kıyafetinin asla eğitim, çalışma ve siyaset haklarını kullanmalarına mani olmaması gerektiği kaydedildi.



DEĞERLER EĞİTİMİ, DESTEKLENMELİ

Kadın ve çocuğa yönelik şiddetin yaygınlaştığı, boşanma benzeri sosyal problemlerin arttığı bir süreçte değerler eğitiminin zaruret olarak ön plana çıktığının belirtildiği açıklamada, devletin, eğitim sistemi içinde isteğe bağlı olarak din eğitimi yoluyla değerler eğitimini güçlendirmesi, medya ve sivil toplumun ise sosyal sorumluluk bilinciyle konuyla ilgili yapıcı haberlerle katkı vermesi istendi.



Eşit işe eşit ücret uygulamasıyla aynı unvanla çalışan farklı kurumlardaki personele yönelik ücret eşitsizliğinin büyük oranda giderildiğinin belirtildiği açıklamada, ücretleri iyileştirilmesi gereken öğretmen, akademik personel ve din görevlileri ile hekim dışı sağlık personeli ve teknikerlerin ek ödemelerinin artırılmaması, söz konusu personelin görev yaptığı kurumlarda bir ücret dengesizliği oluşturduğuna dikkat çekildi.



Kamu görevlilerinin 2012 yılı  maaşlarında artış yapılmamışken tedavi ve katkı paylarında artış yapıldığının belirtildiği açıklamada, bunun kabul edilemez olduğu, tedavi katkı payının bütünüyle kaldırılması gerektiği ifade edildi.



28 ŞUBAT VE 27 NİSAN'IN FAİLLERİ DE YARGILANMALI

28 Şubat sürecinin kahramanları ile 27 Nisan elektronik muhtırasını yapanların da yargılanması çağrısının yapıldığı sonuç bildirisinde, Ortadoğu’daki savaşların sona ermesi, bölge ülkelerinin kendilerini çatışma ortamına çekmek isteyen batılı güçler ve ABD'nin oyununa gelmemesi istendi.



Irak'ı terk eden ABD'nin Afganistan'dan da çekilmesi çağrısının yapıldığı Memur-Sen Türkiye Buluşması Sonuç Bildirisi'nde İslamofobi'ye de dikkat çekildi, Fransa’nın  sözde soykırımın inkarını suç sayan tasarısıyla ilgili de uluslar arası diplomaside ülkemiz aleyhine işletilmek istenen süreç ve girişimlerde sonucu lehimize çevirmek amacıyla başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere lobi faaliyeti yürütülerek ülkemizin tezlerinin ifade edilmesinin önemine dikkat çekildi.








KKTC VE FİLİSTİN'İN TANINMASI İÇİN ULUSLARARASI ÇALIŞMA YAPILMALI

Memur-Sen Türkiye Buluşması Sonuç Bildirisi'nde son olarak, KKTC'nin tanınmasına dikkat çekildi.Türkiye’nin, bölgesel ve küresel anlamda etkin güç olduğu bir dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan ülke sayısında herhangi bir artışın olmamasının düşündürücü olduğunun kaydedildiği açıklamada, KKTC ve Filistin Devleti’nin tanınması noktasında BM başta olmak üzere tüm uluslar arası demokratik zeminlerde girişim başlatılması istendi.




 

TAM METİN:

TÜRKİYE BULUŞMALARI ANTALYA TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ



1- Kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkını fiilen kullanmalarına ve ilk toplu sözleşme masasının kurulmasını sağlayacak Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanun Tasarısı, hizmet kolunu kapsayacak şekilde bir an önce yasalaştırılmalıdır.

2- İLO sözleşmeleri ile Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. Ve 6 maddelerinde düzenlenen sendikal örgütlenmeye ilişkin evrensel normlar dikkate alınarak,  Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bulunan Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Yasa Tasarısı’na TBMM ve Cumhurbaşkanlığı’nda çalışan memurlar, infaz korumu memurları ile TSK ve emniyette görev yapan sivil memurların da sendikalı olmasının önünü açacak düzenleme getirilmelidir.

3- Grev hakkı örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının tamamlayıcısı bir haktır. Dolayısıyla kamu görevlilerine sınırları kanunla çizilmek kaydıyla grev hakkı verilmelidir.

4- Toplu sözleşmenin kapsamı sadece mali konularla sınırlandırılmamalı, diğer özlük haklar da toplu sözleşme kapsamında değerlendirilmelidir. Toplu Sözleşme Yasa’sında yapılacak değişiklikte, hizmet kolu toplu sözleşmesi mutlaka yer almalı, yerel yönetimlerde isteğe bağlı SDS’nin yapılmasına imkan tanınmalı ve kamu görevlileri hakem kurulu başkanı kanunla tanımlanmalıdır.

5- İster derin devletin isterse terör örgütlerinin işi olsun kayıp kişilerin bulunması ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için hukuki zeminde her türlü çalışma daha kararlı yürütülmelidir.

6- Türkiye’yi ileri demokrasiler seviyesine çıkaracak demokratikleşme sürecinin   zaman zaman kesintiye uğraması  toplumu endişeye sevk etmektedir. Bu kapsamda, demokratikleşme çalışmalarına ara verilmeden, toplumun talep ve beklentileri doğrultusunda devam ettirilmelidir.

7- 12 Haziran 2011 seçimlerine yeni anayasa vaadiyle giren siyaset kurumunda, iktidar ve muhalefet partilerinin gerekli desteği vermediğini görmekteyiz. Milletimiz, siyasi partilerin bu tavrını 2014 yerel yönetimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile 2015 genel seçimlerinde sorgulayacaktır. Bu kapsamda; vatandaşını ötekileştirmeyen, kmu çalışanlarına siyaset hakkı getiren, örgütlenmenin önündeki engellri kaldıran özgürlükçü Yeni bir Anayasa mutlaka yapılmalıdır.

8- 12 Eylül muhtırasından sonra yürürlüğe konan, 12 Eylül’le anti demokratik yönleri güçlendirilen TBMM İç Tüzüğü’nün değiştirilmesine yönelik girişimleri destekliyor,  engelleme girişimlerini ise endişeyle karşılıyoruz.  Bu çerçevede, TBMM İç Tüzüğü’ndeki tayyör dayatması kaldırılmalı ve seçme hakkına sahip olan başörtülü kadın vatandaşlarımızın seçilme hakkını kullanmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

9- Kamu görevlileri siyaset sistemine dâhil edilmeli, bu çerçevede kamu görevlilerine uygulanan anlamsız ve gereksiz siyaset yasağına son verilmelidir.

10- Kadınların kılık ve kıyafeti asla eğitim, çalışma ve siyaset haklarını kullanmalarına mani olmamalıdır.

11- Genelde tüm toplumda özelde ise kadın ve çocuğa yönelik şiddetin yaygınlaştığı, boşanma benzeri sosyal problemlerin arttığı bir süreçte değerler eğitimi zaruriyet olarak ön plana çıkarılmalıdır. Bu konuda devlet eğitim sistemi içinde isteğe bağlı olarak din eğitimi yoluyla değerler eğitimini güçlendirmeli, medya ve sivil toplum ise sosyal sorumluluk bilinciyle konuyla ilgili yapıcı haberlerle sürece katkı vermelidir.

12- 666 sayılı KHK ile aynı unvanla çalışan farklı kurumlardaki personele yönelik ücret eşitsizliği büyük oranda giderilmiştir. Ancak, ücretleri iyileştirilmesi gereken öğretmen, akademik personel ve din görevlilerinin ek ödemelerinin artırılmaması söz konusu personelin görev yaptığı kurumlar içinde bir ücret dengesizliği oluşturmuştur. Bu adaletsizlik en kısa sürede giderilmelidir.



13- Demokratik parlamenter rejimi kesintiye uğratan, demokrasiyi askıya alan,  milli iradenin merkezi olan TBMM’yi kapatan 12 Eylül generallerinin yargılanmasını olumlu bir gelişme olarak görmekteyiz. Ancak,  28 Şubat’ı post modern darbe olarak bizzat kendileri itiraf eden karanlık 28 Şubat sürecinin faillerinin halen yargı huzuruna çıkmaması, 27 Nisan elektronik muhtırasını yapanların elini kolunu sallaya sallaya gezmesi demokrasimiz açısından büyük bir ayıptır. Bu ayıbın sonlandırılması için savcıları göreve çağırıyoruz.

14- Ortadoğu’da devam eden çatışma ve gerilimlerin 1991 yılından bu yana Ortadoğu’ya faturası 12 trilyon doların üzerindedir.  Mevcut çatışma ve gerilimlere ek olarak Batı ülkelerinin senaryo yazarlığını yaptığı yeni Şii-Sünni çatışması tezgâhlanmaktadır.  Bölge halkları ve ülkeleri bütün Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek ve istikrarsızlaştıracak bu oyunu birlikte bozmalıdır.

15- Emperyalist güçler Irak topraklarını kan, gözyaşı ve yoksulluk içinde bırakarak terk etmişlerdir. Aynı emperyalist güçler en kısa zamanda Afganistan topraklarını da terk etmelidir. Emperyalistlerin terk ettiği ülkelerin başta demokratikleşme ve ekonomi olmak üzere tüm alanlarda yeniden inşa edilmesinde karşılıksız yardım eli uzatılmalıdır.

16- Avrupa ülkelerinde İslamofabi (İslam düşmanlığı) yükselmektedir.  İslam ülkeleri ve Avrupa’nın sağduyulu demokrat siyasetçileri ortak bir eylem ortaya koymalıdır. Aksi takdirde bu etnik ve dinsel ayrımcılık bumerang etkisi göstererek Avrupa’nın kendisini vuracaktır.

17- Fransa’nın  sözde soykırımın inkarını suç sayan tasarısını ilk kınayan ve protesto eden sivil toplum kuruluşu olduk. Ancak Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere devletin tüm kurumları sivil toplum kuruluşlarının  öneri ve katkılarıyla uluslar arası lobi faaliyetleri artırılmalıdır.

18- Türkiye’nin, bölgesel ve küresel anlamda etkin güç olduğu bir dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan ülke sayısında herhangi bir artış olmaması düşündürücüdür. Bu kapsamda, Türkiye artık KKTC’nin tanınması noktasında BM başta olmak üzere tüm uluslar arası demokratik zeminlerde girişim başlatmalıdır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Erdoğan'dan döviz için yeni hamle

Erdoğan'dan döviz için yeni hamle

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık