Ana Sayfa Ekonomi NUR İÇİNDE YAT SÜLÜN OSMAN!

NUR İÇİNDE YAT SÜLÜN OSMAN!

Sanırım gençler adını pek duymamıştır; eskiden dolandırıcı denildiğinde akla hemen Sülün Osman gelirdi.

Giriş Tarihi: 29 Haziran 2011 Çarşamba 18:16
NUR İÇİNDE YAT SÜLÜN OSMAN!
Sülün Osman öylesine ünlüydü ki, onun dolandırıcılık öyküleri, halk arasında adeta efsaneymiş gibi anlatılırdı. Hatta Sülün Osman’ın, Ramazan aylarında arka semtlerdeki kahveleri dolaşarak, halkı dolandırıcılara karşı uyarmak amacıyla konferanslar verdiğini duyardık! Bize anlatılanlara göre böyle bir Sülün Osman Gecesi’nin sonunda, kendini tutamayıp tüm dinleyenleri dolandırmış ve yine kayıplara karışmıştı.


Gençlik yıllarımızda ‘Tüm zamanların en müthiş dolandırıcısı’ olarak bilinen Sülün Osman’ın kurbanlarını avlama yöntemi, aslında çok basitti: Eminönü ya da Karaköy Meydanı gibi kalabalık yerlerde konuşlanır, cebi para dolu uyanık (!) taşra tüccarlarına, Galata Kulesi, Galata Köprüsü veya Beyazıt Meydanı’nı ayaküstü satıverirdi! Kentin en değerli yerlerini, üç kuruşa satın aldıklarını sanıp, ceplerindeki tüm parayı Sülün Osman’a kaptıranlar, fena halde çarpıldıklarını, iş işten geçtikten sonra anlarlardı!


Ufak tefek, zayıf, uzun burunlu bu adamın, güzel bir hayvan olan ‘Sülün’e niçin benzetildiğini ise kimse bilmezdi!..


Sülün Osman efsanesi sürerken, sahneye ‘Raki’ lakaplı bir başka dolandırıcı çıkmıştı. ‘Raki’ Güney Zobu da, en az Sülün Osman kadar iş bitiriciydi! Ancak onun avlanma sahası Sülün’e göre biraz farklıydı. Raki, döviz alım satım işlerinde uzmanlaşmış, giyimine özen gösteren bir dolandırıcıydı. Kurbanlarını, ucuz döviz peşinde koşan ensesi kalınlardan seçerdi.


Piyasadaki kurun çok altında bir fiyatla döviz satmayı vaat ettiği uyanıkları peşine takar, çift kapılı binalara götürürdü. Banknot tomarlarıyla ön kapıdan girip, arkadan sıvışan Raki’yi bekleyenler, oracıkta ağaç olurlardı! ‘Ağaç olma’ deyiminin Raki’den kaynaklandığı söylenirdi.


Sülün Osman ve Raki’nin ortak mesleki yanları, her ikisinin de devletin parasıyla, garibanlar ve yetim hakkına el uzatmamış olmalarıydı. Onlar, ava gidenleri avlayarak, bir bakıma ahlaksızlığın ahlaki sınırlarını çizdiklerine inanmışlardı. Dönemin Robin Hood’ları bir bakıma…


Kamuoyu, Banker Bako (Baki Aygün), Kemal Horzum ve Orhan Aslıtürk gibi daha onlarca dolandırıcıları, ANAP’ın iktidar olduğu dönemde tanıdı. Bunların ortak özelliği, siyasetçiler ve bürokratlarla işbirliği yaparak, ya da milletvekili, bakan, başbakan olarak devletin hazinesini soymuş olmalarıydı!.. Aslında arkalarını siyasilere ve bürokratlara dayamamış olsalar, bırakın dolandırıcılık yapmayı, Sülün Osman ve Raki’nin sulu dereye götürüp susuz getireceği sıradan tiplerdi. Tansu Çiller döneminde örtülü ödeneği götüren Selçuk Parsadan ise bu işin akademisyeni olarak ünlenmişti. Parsadan da kendine göre ilkeleri olan bir dolandırıcıydı.

Ancak diğerleri çaldıklarını ‘dayılarıyla’ paylaşmayı çok iyi bildikleri için, malı da iyi götürdüler! Tersi de var; örneğin Orhan Aslıtürk, ANAP’tan Şişli Belediye Başkanı olarak milyonlarca lirayı “iç eden” Gülay Aslıtürk ile evlenecek ve sövüşledikleri sermayeyi birleştireceklerdi. Orhan bey, “konfeksiyon üretimi” adı altında, yıllarca Londra’ya, eteklerin, ceketlerin içinde esrar-eroin taşıtıyordu. Ama yeni eşi Gülay hanım, götürdüklerini dönemin parti büyükleri ile paylaşmayı reddetmişti. Bu onların ipinin çekilmesi demekti! Bu yüzden  bir milyar dolarlık iş hacmiyle, mesleğinin en büyük götürücüsü olarak ‘Ünlü Türk Büyükleri Ansiklopedisi’ne girmeyi başaran ve bunu sürdürmeye kararlı Orhan bey, bu değerli çalışmalarını sona erdirerek, kapağı, değerli eşiyle birlikte yurt dışına atacaktı.

Son 20 yıldır, sayıları giderek arttığı gözlenen dolandırıcılar, çalışmaları ile gelmiş geçmiş dolandırıcıları solamaya başlayacaktı ama hiçbiri son 10 yılın dolandırıcıları ile asla karşılaştırılamazdı. Cahilleştirilmiş, dincileştirilmiş garibanları, Allah Yallah deyip toplu halde, üstelik sadece mesai saatinde değil, 24 saat soyan bu dolandırıcılar için artık dur durak, ya tasa, vicdan micdan yoktu. Sürümden kazanıyorlar artık. Paralı bir salaktan alacağının çok fazlasını yüz bin salaklaştırılmış garibandan çıkarıyorlar. Yimpaş, Kombasan diye başlayan, sözde yardım örgütlenmeleri ile  memleketin her köşesinde götürdükleri yetmezmiş gibi yurtdışındaki garibanlara kadar uzanıyor. Bugün sadece Deniz Feneri ile  TOKİ, tümünü gömer inanın! Tanrı’yı ağzına sakız yapmış, sanki Allah ile iş ortağı, peygamber ise personeli… gelmiş geçmiş en ahlaksız, en acımasız dolandırıcı güruhu…

Sülün Osman, ‘Raki’ sonraları Banker Bako, Kemal Horzum, Selçuk Parsadan ve Orhan Aslıtürk; onların ardından Yimpaş, Konbasan... Şimdi de Deniz Feneri ve TOKİ. Sonuçta yaptıkları iş belli dolandırıcılık, yetmedi yolsuzluk!..

Bugün hazineyi soydurup, bol keseden borçlanarak çocuklarımızın geleceğini prangalayanlara hangi sıfatı layık göreceğiz? Adam sadece Galata Köprüsü’nü, Saat Kulesini satıyor¸hiç olmazsa kendi vatandaşımıza… Şimdikiler memleketi satıyor, fabrikaları, limanları, arazileri, suları…  üstelik yabancılara; dahası kendisi de ortak olarak…

Geçmiştekiler dolandırıcı ise bunların adı ne olmalı? Ve bunları görüp yaşadıkça, içinizden “Nur içinde yat Sülün Osman” demek geçmiyor mu?

Hasan Uysal


Odatv.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Şanlıurfa'da LPG Fiyatları Yine Yükseldi

Şanlıurfa'da LPG Fiyatları Yine Yükseldi

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star