URFAHABER.NET - Şanlıurfa Haber - Şanlıurfa Spor - Urfa
Son Dakika
Yeni Uyuşturucu Türü: Bonzai Nedir? ŞANLIURFASPOR’DA KAMP SONA ERDİ TEOG YERLEŞTİRME SONUÇLARI AÇIKLANDI URFALI GENÇLER BÜYÜKŞEHİRLE TARİHE DOKUNDU ŞANLIURFASPOR-ADANASPOR MAÇI ELAZIĞ’DA OYNANACAK
Şanlıurfa'daki Hanlar Ve Hamamlar (resimli)
 
Şanlıurfa'daki Hanlar Ve Hamamlar (resimli)
Gümrük Hanı ,Mevlidi Halil Mağarası ve Camii,İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (Köy Yatı Mektebi),Kutsal Mendil (Hagion Mandylion),TBMM Evi ( Şahapzâde Bakır Evi– İsa Beden Evi),Barutçu Hanı,Mencek Hanı,Hacı Kamil Hanı (Çukur Han),Millet Hanı
9 Ekim 2011 Pazar 01:42
Yazdır
Gümrük Hanı



Şanlıurfa-Halep kervan yolu doğudaki önemli ticaret yollarından biridir. Osmanlı Döneminde ticareti geliştirmek için ilimizde birçok han ve çarşı yapılmıştır. Gümrük Hanı Osmanlı han mimarisinin klasik örneklerinden olup, iki katlı, açık avlulu olarak inşa edilmiştir. Halil-ür Rahman Gölü’nden (Balıklıgöl) gelen su bu yapının avlusundan geçmektedir. Ünlü Türk Seyyahı Evliya Çelebi’nin gezilerini anlattığı Seyahatname adlı eserinde “Yetmişhanı’ adıyla, bazı kaynaklarda ise iki renkli taşlarından dolayı “Alacahan” adıyla geçen Gümrük Hanı. Şanlıurfa’daki hanların en güzel ve anıtsal örneklerindendir. Doğu cephesinde yer alan eyvan şeklindeki giriş kapısı üzerinde bulunan kitabede 1562 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Behram Paşa tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Hanın kare şeklindeki avlusunun etrafını çevreleyen dükkânların üzerinde, ön kısımları revaklı ikinci kat odaları yer almaktadır. Giriş eyvanının üzeri mescit (namaz kılma yeri) olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde zemin katı çayhane ve çeşitli dükkânlar, üst katı ise terziler tarafından kullanılmaktadır. Nostaljik ve otantik bir ortamda dilenmek ve yorgunluk çayı içmek için ideal bir yer…Gümrükhanı çevresinde hala dimdik ayakta durmaya direnen 12 han, tarihi çarşı ve pazarlar vardır. Bu yüzdendir ki hanlar bölgesi olarak bilinir ve tanınır.

Mevlidi Halil Mağarası ve Camii



Nemrûd Bin Ken’an, putlara tapan zalim bir hükümdardır. Nemrûd, bir gece rüyasında başının üzerinde parlak bir yıldızın doğduğunu, parlaklığıyla ay ve güneşi gölgede bıraktığını, sonra bu yıldızın parlaklığıyla ay ve güneşin bir mum gibi söndüğünü ve bu yıldızın yeryüzüne aydınlık saçtığını görür. Nemrûd, devrinin en meşhur müneccim ve kâhinlerine gördüğü rüyayı anlatır ve yorumlamalarını ister. Rüyanın yorumunda ittifakla çıkan karar “söz konusu yıldızın bu sene içersinde memleketinde doğacak bir çocuğa delalet ettiğini ve bu çocuğun kendisini peygamber olarak ilan edip, halkında desteğini alarak hükümdarlığını sona erdirip, tahtını ve tacını yıkacağını söylerler. Bunun üzerine Nemrud hamile olan bütün kadınların öldürülmesini emreder. Alınan bu kararla pek çok anne ve masum çocuk öldürülür. Nemrud’un puthanelerinde putlar yapan Azer (Terah), Nuna Hatunla evli olup 8 yıldır çocuk sahibi olamamıştır. İşte tam bu katliam ve vahşet ortamında Nuna Hatun gebe kalır. Hamileliği ilerleyen Nuna Hatun gizlice şehrin dışına çıkar ve bir mağaraya sığınır ve orda çocuğunun doğurur. Adını da toplumun babası anlamına gelen “İbrahim” koyar. Nuna Hatun her sabah süt sağma bahanesiyle şehrin dışına çıkar, gizlice mağaraya gelir, evladına gerekli bakımı yapar, emzirdikten sonra evine geri döner. Rivayetlere göre Hz. İbrahim (a.s.) mağarada mucizevi bir hayat sürmüştür. Allah (C.C.)’ın lütfuyla bir parmağından süt, bir parmağından bal, yanı başında yerden kaynayan bir pınar, her gün gelip onu annesinden hariç onu emziren bir ceylan varmış. Hz. ibrahim (a.s.)’in doğumunun gerçekleştiği mağara Şanlıurfa’da “Mevlid-i Halil Mağarası” diye adlandırılmakta ve ziyaret edilmektedir.

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (Köy Yatı Mektebi)



Ne zaman ve kim tarafından yapılığı kesin olarak bilinmemektedir. 1930 yıllarında Mutasarrıf Münir Bey tarafından restorasyonunu yaptırılarak çevre köylerden gelen kız öğrencilere yönelik köy yatılı mektebi olarak hizmet vermiştir. 1980′lı yıllarda il Jandarma; 1993-2003 yıllarında Şanlıurfa Valiliği IIi il Özel İdaresi; 2004-2005 yılları arası Şanlıurfa Valiliği Sivil Savunma Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılan tescilli tarihi yapı, Kasım 2005”te Şanlıurfa Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne tahsis edilmiştir. Binayı çevreleyen bahçe kısmı Şanlıurfa tarihini ve kültürel değerlerini içeren rölyef, mozaik, heykel ve bitki dokusuyla mutlaka görülmesi gereken bir “Kültür Bahçesi haline getirilmiştir. Kültür Bahçesinde 2000 yıl öncesine ait (M.S.3.yy.) kaybolan Urfa Mozaiklerinin 8 adedinin ve 2007 yılında Balıklıgöl’ün yanı başındaki Haleplibahçe’de ortaya çıkan savaşçı amazon kraliçelerinin av sahnesi mozaiklerinin imitasyonlan; 11.500 yıl öncesine ait dünyanın en eski heykeli (Balıklıgöl heykeli); 11.500 yıllık dünyanın en eski tapınağı olan Göbeklitepe Tapınağının 2 adet “T” steli ve Nevalaçolı totemi imitasyonlan yaptırılarak kültür bahçesinde sergilenmeye başlanmıştır. Kültür Bahçesinde, sahne kısmına Urfa Kalesi, Balıklıgöl, Harran Ulu Cami, Harran İç Kale, Harran Kümbet Evleri ve Merkez Ulu Cami rölyefleri yaptırılmış. İI Kültür ve Turizm Müdürlüğü ek binasında geleneksel el sanatları ve kültürel alanda 29 dalda verilen teorik ve uygulamalı kursları; Şalıurfa’da ilk defa oluşturulan Urfa Arşivi; Behçet Arbi Sergi Salonu ve Şark Odası ile gezerken hayran kalacağınız mutlaka görmeniz gereken mekânlardır.

Kutsal Mendil (Hagion Mandylion)

Hz. İsa’nın Mektubu ve Kutsal Mandylion

Hz. İsa’nın peygamberliği döneminde Urfa, Abgarların idaresinde olup, V. Abgar Ukama, tarafından, Hz. İsa’ya hitaben bir mektup yazarak Hıristiyanlığı benimsediklerini belirtir ve Hz. İsa’yı Urfa’ya davet eder. Hz. İsa, Edessa Kralı V. Abgar Ukama’ya hitaben şu mektubu yazar; “Ne mutlu sana Abgar ve Edessa adındaki kentine! Ne mutlu, beni görmeden bana inanmış olan sana! Çünkü sana devamlı sağlık bahsedilecektir. Senin yanına gelmem hususunda bana yazdıklarına gelince, bilesin ki, görevlendirilmiş olduğum her şeyi burada tamamlamak ve bu işi bitirdikten sonra beni göndermiş olana Rabbime dönmem gereklidir. Sana ızdıraplarını (hastalıklarını) iyileştirmek, sana ve seninle beraber olanlara ebedi yaşam ve barış bahşetmek, ayrıca senin kentine dünyanın sonuna kadar düşmanlar tarafından boyun eğdirilmemeyi sağlamak üzere havarilerimden birisini, Thomas da denilen Adday’ı göndereceğim, âmin. Efendimiz İsa’nın mektubu.”

Hz. İsa Çarmığa gerilirken üzerine kefen bezi giydirilir ve çarmığa gerilir. Hz.isa’nın kefen bezinde mucizevi bir şekilde Hz. İsa’nın sülyetinin adeta nakledildiğini gören havarisi Adday, kefeni Hz. İsa’nın vasiyeti üzerine Urfa’ya getirir ve dönemin Kralı Abgar’a teslim eder. Kutsal Kefen Abgar’ın ve ahalisinin tutulduğu cüzam hastalığını iyileştirmek üzere “Kızıl Kilise” ye (bugünkü Ulu Cami) törenle salınır. Kuyunun suyu artık şifalı bir nal almıştır. Bu sudan içen ve yıkanan o günkü hastalıklarından kurtulurlar. Bu kefen sarayının en sağlam yerinde yıllarca muhafaza edilir. Abbasiler ile Bizanslılar arasında yapılan savaşta, esir düşen Müslüman askerlerin serbest bırakılmasına karşılık olarak, Kutsal Kefen veya Kutsal Mendil Bizans komutanına verilir. Hıristiyan âleminde Edessa Mandylion’u olarak bilinen Kutsal Mendil İtalya’nın Torino Müzesi’nde en kıymetli eser olarak sergilenmektedir.

TBMM Evi ( Şahapzâde Bakır Evi– İsa Beden Evi)



TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Evi, Şahapzâde Bakır Evi, Arabizâde Reşit Efendi Evi gibi isimlerle tanınır. Kelleci Çayı Sipahi Sokak No:l 1 ‘dedir. Selamlığa (erkekler bölümü) geçiş veren sokak kapısı üzerindeki kitabeden evin 1674 tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Şahapzâde Bakır Evi, zengin taş işçiliğiyle ve avlunun batısındaki haremlik ve selamlığı ayıran duvarın üst kısımlarında sıralanan sağır pencere nişleri ile görülmeye değer örnek bir geleneksel Urfa evidir. Küçük bir selamlık bölümünden sonra geçilen haremlik bölümü, oldukça geniş avlusuyla dikkat çeker. Avlunun kuzey, güney ve doğusundaki tüm mekânların altında avluyu üç yönden çevreleyen kiler ahır ve depolar bulunur. Kışlık eyvanın ön tarafı ahşap sütunlar üzerine oturan bir revakla şekillendirilmiştir. Evin kuzeydoğu köşesinde yer alan mutfağın, kuzey duvarı arkasındaki hamam ve su haznesi, mutfak ocağının ateşi ile ısıtılır. Yapı, hamam bölümüne avludan ve yatak odasından bir girişle ulaşılır. Bu özelliğiyle ayrı bir önem arz eder. Mülkiyeti İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’ne ait olan tarihi tescilli yapı, 2006 yılında kurulan, Şanlıurfa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna tahsis edilmiştir. Hafta sonları kapalı olup mesai saatleri dâhilinde ziyaretçilere açıktır.

Barutçu Hanı



Demirci Pazarı ndadır. Düzgün kesme ta şlardan yap ı lmıştır. Kitabesi yoktur. Sakıplar’dan Halil Bey’in haremi olarak da bilinen bu yapı, Gümrük Hanı’ndan sonra Urfa’daki en güzel han örneklerindendir. 1976 yılında yerine bina yapılması amacıyla güney cephesinden yıkımına başlanılmış, ancak Müze Müdürlüğünün müdahalesi neticesinde yıkım durdurulabilmiştir.

Han’a, kuzey cephedeki be şik tonozlu eyvan kap ı dan girilir. Kare avluyu çevreleyen tonoz örtülü dükkânların üzerinde ikinci kat yer almaktadır. Çatı ile örtülü ikinci kat odalarının kuzey, güney ve doğuda olanlarının önleri sütunlar üzerine oturan revaklarla çevrilidir.

Mencek Hanı

Kazazlar Çarş ısı civarındaki Mencek Hanından ilk defa 1716 tarihli Ayn-ı Zeliha Binti Hacı Ali vakfiyesinde söz edilmektedir. Tam olarak hangi tarihte inşa edildiği bilinmeyen hanın 1373- 1727 yılları arasındaki dönemde inşa edilmiş olabileceği söylenmektedir. Han düzgün kesme taşlardan yapılmış olup kuzey cepheden, çapraz ve beşik tonozlarla örtülü dehliz şeklinde bir girişi mevcuttur. Kare avlunun doğu, batı ve güney cephelerinde beşik tonozlarla örtülü dörder, kuzey cephesinde iki dükkân bulunmaktadır. Bunların üzerinde revaklı ikinci kat odaları yer almaktadır. Avlunun güneybatı köşesine her iki katta eyvan biçimi verilmiştir. Yapı günümüzde terziler ve tuhafiyeciler tarafından işyeri olarak kullanılmaktadır.

Hacı Kamil Hanı (Çukur Han)



Urfa’daki Osmanlı hanlarının güzel örneklerinden biri olan bu han yer seviyesinden birkaç basamak aşağıda olduğundan halk arasında çukur Han olarak bilinmektedir. Batı kapısı üzerindeki kitabede de hanın 1823 tarihinde Hacı Kâmil tarafından yaptırıldığı yazılıdır. 

Han kare bir avluya sahiptir. Zemindeki dükkânların üzerinde önleri revaklı ikinci kat odaları yer alır. Avlusunun ortasındaki betonarme şadırvan, eski şadırvanın yerine sonradan yaptırılmıştır. Eskiden Halil ür rahman gölünden gelen su bu şadırvandan akıtılmaktaydı. 

Han günümüzde manifaturacı ve terzi esnafı tarafından işyeri olarak kullanılmaktadır. 

Millet Hanı



Atatürk Mahallesi Kış la Caddesi üzerinde Karakoyun Deresi yanında bulunan bu han Askeri Kışla olarak ta bilinmektedir. Dördüncü Murat zamanında askeri kışla olarak yapıldığı söylenmekte ise de, elde bir belge mevcut değildir. Geniş bir alanı kaplamakta olan han bugün harabe haldedir.

Bir zamanlar “Alman Yetimhanesi” olarak kullanı lan yapının fotoğraflarında iki katlı olduğu ve güney cephenin batı köşesindeki portal üzerinde bir kitabe, bunun sağında ve solunda birer aslan kabartmasının yer aldığı görülmektedir. İkinci katlar günümüzde tamamı ile yıkılmıştır. Hanın güney tarafındaki avlunun güney kenarı boyunca iki katlı askeri kışla yapısı bulunmaktadır.

Hamamlar

Urfa, İstanbul, Bursa, Edirne ve Erzurum’dan sonra Osmanlı Dönemi’nden kalma sekiz adet hamamı ile Türkiye’de dördüncü sırayı almaktadır. Son kırk- elli yıl içersinde yıktırılan 7 adet hamam dikkate alındığında, Urfa’nın Osmanlı hamam mimarisi bakımından ne denli önemli bir şehir olduğu anlaşılacaktır.

Şanlıurfa hamamları, soğukluk, sıcaklık ve ılıklık bölümleri ile klasik Osmanlı hamamları planındadır. Cıncıklı, Vezir, Şaban, Veli bey, Eski Arasa, Serçe, Sultan ve Keçeci hamamları günümüzde mevcut hamamlardır. Bunlardan Keçeci esnafı tarafından keçe pişirmek amacı yla kullanılan Keçeci Hamamı ve depo olarak kullanılmakta olan Eski Arasa Hamamı hariç diğer hamamlar sabah saat 04.00-10.00 saatleri arasında erkeklere, öğleden sonra 12.00-18.00 saatleri arası nda bayanlara hizmet vermektedirler.

VELİ BEY HAMAMI

Dabakhane Mahallesi, Mithat pa şa Sokakta bulunur. Ayn ı mahalle sakinlerinden Mahmut oğlu Veli Bey, 1693 tarihli vakfiyesinde bu hamamı kendisinin yaptırdığını kaydederek mütevelliliğine de oğlu Malkoç Bey’i tayin ettiğini belirtmiştir. Giri ş kap ı sı üzerindeki kitabe silik olduğundan ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

VEZİR HAMAMI

Yusuf paşa Mahallesi, Sarayönü Semtindeki bu hamam 1703 tarihinde Urfa Mutasarrıfı Arapkirli Yusuf Paşa tarafından Yusuf paşa Camii’ne vakfiye olarak yaptırılmıştır. Vezir Hamamı , dikdörtgen bir plana sahiptir. Doğu kısmında kadınlar, kuzey kısmında erkekler kapısı olmak üzere iki girişi vardır.

CINCIKLI HAMAM

Şehrin Karaburç Mahallesi, Hızanoğlu Sokağındaki kitabesi bulunmayan bu hamamın ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber 1729 tarihinde tamir görmüş olan Hızanoğlu Camii ile aynı tarihlerde yapılmış olabileceği düşünülmektedir. Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde bu hamamdan bahsetmesi, yapı nın XVII. yüzyılın ikinci yarısında mevcut olduğunu göstermektedir.

SULTAN HAMAMI

Kazancı Mahallesi, Şişli Sokaktaki bu hamamın kuzey cephesindeki giriş kapısı üzerinde yer alan kitabe silinmiş olduğundan ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Halk arasındaki yaygın bir söylentiye göre Osmanlı Padişahı IV. Murat, Bağdat Seferi sırasında bu hamamda yıkandığından hamama Sultan Hamamı adı verilmiştir. Ancak, hamamın ilersinde bulunan Sultan Bey Camii, III. Murat zamanında 1586 yılında Sultan Ahmet Bey adındaki bir zat tarafından yaptırılmış olması, bu hamamın da o dönemde yapılmış olma ihtimalini arttırmaktadır. 

SERÇE HAMAMI

Su meydanı mevkiindeki bu yeraltı hamamının kitabesi olmadığından kesin olarak inşa tarihini söylemek mümkün değildir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde geçen ” Samsat Kapı sı Hamamı ” nın bu hamam olduğu tahmin edilmektedir. Serçe Hamamı ‘nı Şanlıurfa’daki diğer hamamlardan ayıran en önemli özelliği 5 eyvanlı bir sıcaklık bölümünün olmasıdır.

ESKİ ARASA HAMAMI

İsotçu pazarı mevkindedir. Kitabesi bulunmayan ve inşa tarihi bilinmeyen bu hamamın adının Evliya Çelebi Seyahatnamesinde geçmesi, yapının 17. yüzyıl ortalarında mevcut olduğunu göstermektedir. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümünden oluşan klasik Osmanlı hamamları planındadır.

Çeşmeler

Şanlıurfa’da, Firuz Bey, Hafız Süleyman Bozan Efendi, Haydar Ağa, Hekim Dede, Hüseyin Ferideddin, Hüseyniye, Mencekzade, Sütçü Abdurrahman Efendi, Şehbenderiye, Şeyh Saffet, Yıkık Sokak ve Yıldız Meydanı adlarında Osmanlı dönemine ait 12 adet çeşme günümüze ulaşmıştır.

Şeyh Saffet Çeşmesi



Ellisekiz Meydanı ndaki Şeyh Saffet Tekkesi’nin batı cephesinde yer alan bu çeşmenin kitabesinde H. 1309 (M. 1891) tarihinde Şeyh Saffet tarafından yaptırıldığı yazılıdır.

Emencekzâde Çeşmesi



Kadıoğlu Camii avlu portalinin doğusuna bitişik bulunan bu çeşmenin kitabesinden h. 1138 (m. 1723) tarihinde Emencekzâde lakaplı bir hayırsever tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Bu çeşme aynı zamanda Karakoyun Deresi üzerindeki su kemeri vasıtasıyla şehre gelen Kehriz Suyu’nun çevredeki cami, hamam ve evlere dağıtımının ya*pıldığı “Taksimiye” görevini de görmekteydi.

Bu haber toplam 36989 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Sayın Cihat Kürkçüoğlunu candan tebrik ederiz. Urfamız için ölçülemiyecek değerde ki bu şahsiyetin çalışmalarıyla gurur duymaktayız. Kıyymetini ve kadrini bilelim.
Abdulkadir Algın - 2011-10-10 11:40:15
 Diğer Haberler
 
Hava Durumu
Havadurumu
Yazarlar
Çok Yorumlananlar
Anket
Sizce Cumhurbaşkanı Kim Olmalı?
Recep Tayyip Erdoğan
Ekmeleddin İhsanoğlu
Selahattin Demirtaş
Fikrim Yok
CANLI TV YAYINI İÇİN TIKLAYIN
Videogaleri
Fotogaleri
Finans
İMKB 100
USD ALIŞ
USD SATIŞ
EURO ALIŞ
EURO SATIŞ
POUND ALIŞ
POUND SATIŞ
ALTIN ALIŞ
ALTIN SATIŞ
Namaz Vakitleri
İmsak
Güneş
Öğlen
İkindi
Akşam
Yatsı
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS

Urfa Haber
© Copyright 2013

Her Hakı Saklıdır

Urfa Haber 
AA - DHA - ANKA - İHA Resmi Abonesidir

Anlık Online
Ziyaretçi Sayısı

Anlık Online
Ziyaretçiler İçin Tıklayın


YASAL UYARI :
  Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan haber ve videolar, sitemiz kaynak gösterilmek veya ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir. Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar ile ilgili her türlü yasal haklarımız saklıdır. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir. Urfa Haber hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. www.urfahaber.net harici linklerin sorumluluğunu almaz. Urfa Haber sitesinde facebook kullanıcıları ve site ziyaretçileri tarafından sağlanan her türlü ilan, bilgi, içerik ve görselin gerçekliği, orijinalliği, güvenliği ve doğruluğuna ilişkin sorumluluk bu içerikleri giren kullanıcıya ait olup, Urfa Haber'in bu hususlarla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.


Yazılım: Haber Sitesi Kur