Ana Sayfa Röportajlar SERHAT BUCAK İLE RÖPORTAJ

SERHAT BUCAK İLE RÖPORTAJ

23 yıl sonra ülkesine dönen siyasetçi Serhat Bucak, ülkesine dönüş sürecini, kürt siyaseti , demokrasi ve barış sürecine dair soruları tüm samimiyeti ve içtenliğiyle Urfahaber gazetesi köşe yazarı ve haber koordinatörü Bermal Melik'e yanıtladı.

Giriş Tarihi: 30 Mayıs 2014 Cuma 03:53
SERHAT BUCAK İLE RÖPORTAJ

Serhat Bucak Kimdir?
17 Ekim 1945 tarihinde Urfa (Ruha)' nın Giresor (Siverek) ilçesinde doğdu. Babası TKDP' sinin kurucu G.Başkanı, uzun yıllar Urfa' da avukatlık yapan Faik Bucak, annesi ise Ayşe Hanımdır.
Babasının sekiz yıllık hakimlik görevi nedeniyle ilk tahsilini  Siverek ve Adana' nın Kozan ilçesinde yaptıktan sonra 1956 yılında Urfa Vatan İlkokulundan mezun oldu.Ortaöğretimini Diyarbakır Maarif Kolejinde tamamladıktan sonra 1964-65 yılında İstanbul Hukuk Fakültesine kayıt yaptırdı. Bu fakülteyi 1970 yılında bitirerek Iğdır da Avukatlık stajına başladı. 1971 yılının Eylül ayında Siverek' te Avukatlığa başladı. Bir ay geçmemişti ki Diyarbakır-Siirt illeri sıkıyönetim askeri mahkemesi tarafından tutuklandı. Bir ay sonra tahliye edildi. 1973 yılında Siverek Emniyet Amirinin öldürülmesi nedeniyle bir komplo sonucu yeniden tutuklandı. İki yılsüren yargılama sonunda hakkında beraat kararı verildi.
1979 yılının Ekim ayında bürosunu İstanbul'a taşıyan Bucak sürgüne gittiği tarih olan 25 Eylül 1992 tarihine kadar burada mesleğini sürdürdü. 12 Eylül döneminde İstanbul, Ankara, Gölcük, sıkıyönetim mahkemelerinde Kürt ve Türkiye halklarından yurtsever ve devrimcilerin savunmalarını üstlendi. Sosyolog İsmail Beşikçi'nin savunmanlığını 1979-1992 yılları arasında fasılasız sürdürdü. 1990 yılında Yeni Ülke gazetesinin imtiyaz sahipliğini ve İstanbul HEP Yönetim Kurulu görevlerinde bulundu. 1991-1992 yıllarında HEP parti meclisi üyeliği yaptı. Aynı partiden 1991 seçimlerinde  Urfa ikinci bölgeden milletvekili adayı oldu. 1992 yılının Eylül ayında yurdışına çıktı.
1995 yılında yurt dışında kurulan PKDW (Sürgünde Kürt Parlementosu) üyeliğini iki dönem yaptı. Ayrıca Özgür Politika ve Yeni Özgür Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 21 yıl sekiz ay sonra ilk defa memleketine döndü.


SERHAT BUCAK İLE RÖPORTAJ

"Her silahlı mücadele sonunda müzakere ve barış sürecine dönüşür. "

ilk önce ülkeye hoş geldiniz. 23 yıl  sonra ülkenize döndünüz. Bu kararı nasıl aldınız, bu süreç nasıl gelişti ?


Hoş bulduk. Gelişim nedeniyle beni Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Siverek'te karşılıyan,  evime kadar gelip ziyaret eden, telefonla arayan dostlarıma, vefakar Kürt halkına, herkese kucak dolusu selam, sevgi ve şükranlarımı iletiyorum.

"Doğrular balçıkla sıvanmaz. Sıvansa bile balçık tutmaz, dökülür gerçekler ortaya çıkar."

Biz 35 kişi hakkında Ankara Özel Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile örgüt üyesi olmak ve bölücülük suçlarından dolayı dava açılmış ve gıyabi tevkif kararı verilmişti.Tam da hakkımızdaki soruşturmanın zamanaşımına uğramasına 11 ay kala Zülküf Günay' ın evlenmek üzere Türkiye ye gelmesi ve tutuklanması üzerine savcılık hakkımızda zamanaşımının dolmasına kısa bir zaman kala dava açtı. Zülküf Günay bir ay sonra tahliye edildi. İllegal yollardan Almanya' ya döndü. 1999 yılından beri aleyhimizde açılan dava  devam ediyordu.
32 yıl sürgünde kalıp geri dönen bir dostum 2013 yılının Ekim ay ında beni arıyarak Ankara Barosu avukatlarından Hamid Akıl adına vekaletname göndermem halinde hakkımdaki giyabi tutuklama kararının tutuklanmama güvencesi ile CMUK 246/1 maddesine göre kaldırılacağını söyledi. Dostumun önerisini geri çevirdim. 2014 Şubat'ının 20 'sinde aynı taleple karşı karşıya kaldım. Bunun üzerine Av.Ercan Kanar  Av. Hamid Akı'la bir yetki belgesi gönderdi. 26 Şubat' ta dostum beni telefonla arıyarak "benmi sana bilet göndereyim yoksa senmi geleceksin" dedi. Karar fotokopisi gelinceye kadar yine verilen karara inanmadım. Kararı aldıktan sonra gördümki hastalığım ve yaşım nedeniyle hakımdaki gıyabi tevkif şartlı olarak kaldırılmıştı. Benim ile Yaşar Kaya' nın müşterek avukatı Av.Levent Kanat 27 Şubat günü dosyaya bakmaya gittiğinde hakkımdaki kararı öğrenince benim hakkımda verilen kararı emsal gösterek müvekkili hakkında tahliye talebinde bulunuyor. Sayın Şerafettin Kaya' nın avukatı Ruşen Aslan da tahliye talebini faks ile gönderiyor. Bunlarda tahliye ediliyorlar. Kimilerinin dediği gibi Sayın Erdoğan'a birilerinin yazdığı, aslında sayın Erdoğan'a bile ulaşmayan mektubun bizim tahliyelerimizde bir etkisi olmadı. Doğrular balçıkla sıvanmaz.Sıvansa bile balçık tutmaz,dökülür gerçekler ortaya çıkar. Dava dosyası ortadadır isteyen inceleyebilir.


Aktif siyaset yapmayı düşünüyormusunuz?

55 yıldır karınca, kadrince aktif politikanın içerisindeyim. Aktif politika yürütülmesi bir parti içerisinde olabilir, yazı ile, sözle olabilir.
Halkım özgürlüğüne kavuşuncaya, Türkiye'de gerçek radikal demokrasi yerleşinceye kadar siyasetin bir yerinde olacağım.

HEP, DEP, HADEP, DTP ve BDP dahil, HDP' ye kadar gelen çizgide Türkiye’deki Kürt siyaseti nasıl bir değişim ve dönüşüm sağladı?
HEP' in kuruluşundan bugüne kadar köprülerin altından çok su geçti. Kürt siyasal hareketi siyasallaştı. Kürt siyasal mücadelesi elit bir tabakanın güdümünden halkın mücadelesine dönüştü. Kürt siyasal hareketi kimlik mücadelesinde önemli bir yol aldı.Kürt kimliği inkar edilmekten kurtuldu. Bunda şüphesizki çok ağır bedel ödeyerek değerler yaratanların rölü önemlidir. Kürt özgürlük hareketinde 1999 yılının 16 Şubat'ından sonra meydana gelen paradigma değişikliğide bunda önemli rol oynadı.Eğer bu paradigma değişikliği olmasaydı bu değişim ve halklaşma biraz zor olurdu sanırım.

Devlet ile İmralı arasında yapılan müzakereler hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Devlet ile Sayın Öcalan arasında İmralı'da sürdürülen müzakere sürecini olumlu buluyorum.
Her silahlı mücadele sonunda müzakere ve barış sürecine dönüşür.
Dünya pratiği bu ülkede de hükmünü sürdürecekti. Süreç kendi mecrasında  devam ediyor. Gerçek ve onurlu barış çatışan taraflar arasında yapılacak derinlikli müzakerelerle sürdürülür. Şüphesiz ki bunda tarafların İradesi önemlidir.
Kürt tarafı bugüne kadar sergilediği pratik ile bu konudaki iradesini ortaya koymuştur. Bu irade 18 Mart 1993 ten beridir mesafe alarak barış yoluna devam ediyor. AKP hükümetide süreci zamana yayıp zaman kazanma politikası gütmez ise sağlam irade gösterirse çözüm kolaylaşır. Bunun için bazı yasal ve pratik adımların atılması lazımdır. Sürece faydacı yaklaşmamak gerekir. Sağlam bir duruşa sahip olmak gerekiyor.

İmralı'da BDP-HDP heyeti ile görüşen Abdullah Öcalan, "Yerel Yönetimler Özerklik Yasası ile Demokratik Sivil Toplum Yasası" önerilerinde bulundu.
Demokratik özerklik için ne düşünüyorsunuz?

Sayın Öcalan'ın BDP-HDP heyeti ile yaptığı görüşmede öneride bulunuduğu "Yerel Yönetimler Özerklik Yasası" ve "Demokratik Sivil Toplum Yasası" oluşturulacak olan barış ve demokratikleşme sürecinin olmazsa,olmazıdır.
Bu yasalar çıkarılmadan Kürt kimliğive Kültürel Hakları Anayasal güvenceye kavuşturulmadan gerçek ve onurlu barış süreci ve derinlikli müzakere süreci sürdürülemez.
Peki yerel yönetimler buna hazır mı?

Demokratik Özerkliğin altı doldurulmadan demokratik özerklik oluşturulamaz. Bunun için de yerel yönetimlerde iktidar olmak gerekiyor.
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ise yerel hizmetlerin kesintisiz, dürüst bir biçimde sürdürülmesine bağlıdır.
Bölgesel gelişmeler barış sürecini nasıl etkiliyor?

Bölgesel gelişmeler şüphesizki barış sürecini etkilemektedir. Barış sürecinin bölgesel gelişmelerden etkilenmemesi için süreci yürüten tarafın ( AKP) Kuzey Kurdistan dışında yaşayan Kürtlerin statü kazanma mücadelesine müdahaleci olmaması, Kürtleri imha etmek isteyen gruplara destek olmaması lazım. Aksine davranışlar hem Kürt halkına, hemde Türkiye halklarına zarar verecektir. Ortadoğu'da Kürt ulusu ile Türkiye ulusu arasında oluşturulacak gerçek ve dürüst bir işbirliği politikası hem Kürt ulusunu ve hemde Türkiye ulusunu Ortadoğu' nun parlayan yıldızları  yapacaktır.
Taraflar birbirlerine güven vermelidirler. 100 yıllık Kemalist ideolojinin pratiği Kürtlere hiç  güven verici olmamıştır. Onun için resmi ideolojinin etkilerinden her alanda kurtulmak gerekiyor. Bunun içinde Türkiyeli demokratların, devrimcilerin Türkiye halkına herşeyi çok açık bir biçimde anlatmaları kemalizmin Türkiyeli halkların kafalarında kurduğu karakolların yıkılmasına vesile olmaları gerekiyor.
Ortadoğu'da gelişen dengeler ışığında Kürtleri neler bekliyor?

Kürtler kendi aralarındaki sorunları acil olarak çözüp birliklerini sağlamaları gerekiyor. Bunu yapmadıkları takdirde her zaman sömürgeci güçlerin Kürtler arasındaki çözülebilir meseleleri kaşımaları,kanatmaları vazgeçilmez kader olacaktır.Asırlardır sürdürülen ve halen sürdürülmek istenen bu yazgıyı silip atmaları gerekiyor. Onun için Kürtler aman dikkat diyorum!!!

İnsan hakları üzerinden konuşursak, Türkiye bugün neden tam bir demokrasiye ulaşmıyor?

Türkiye kendi içerisindeki Kürt meselesini demokratik, uygar bir biçimde çözmediği müddetçe her zaman insan hakları karnesi kötü olacaktır. Şehid Kemal Pir' in bu konuda önemli bir belirlemesi vardır "Kürt halkı özgür olmadığı müddetçe Türk halkı özgür olamaz".
Türk halkıda özgür olmak istiyorsa Kürt sorunun çözümü için elini taşın altına koymalıdır. Şüphesiz  ki Kürtlerde ülkelerinin özgürlüğü için Türkiyenin demokratikleşme mücadelesinde elini taşın altına koymalıdır.
Son olarak bana sayfalarınızda yer verdiğiniz, görüşlerimin hemşehrilerim tarafından öğrenilmesine vesile olduğunuz için Urfa Haber gazetesine ve siz değerli kirveme  teşekkürlerimi ve başarı dileklerimi iletiyorum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık