Ana Sayfa Kültür/Sanat Şêxo ve Ay Lê Gulê

Şêxo ve Ay Lê Gulê

41 yıl yaşadı, kısa ömrüne 14 albüm, yüzlerce şarkı sığdırdı… “Oy Felek” dedi, bülbülü çağırdı, “yüreğim paramparça” dedi. Müziğinde, şarkılarında hep özgürlük vardı. Hep sürgün edildi, zindana atıldı.

Giriş Tarihi: 27 Ekim 2011 Perşembe 00:18
Şêxo ve Ay Lê Gulê
“Ey Felek senin için yanıyorum, niye nergisler soluyor” deyip 9 Mart 1989 günü aramızdan ayrıldığında sevenleri arkasından ağladı.

“Oy Felek” parçasıyla ünlendi… Belki de bu yüzden “Bavê Felekê” (Feleğin Babası) ismiyle anılıyor. Gerçek adı; Mihemed Salih Şêxmûs’tu, 1948 yılında Kürdistan’ın bölen sınırın yanı başında Qamişlo kentinde dünyaya gelmişti. İşte o sınır, hayatında belirleyici oldu, hep sınırları aşmak zorunda kaldı, hayatı sürgünlerle geçti.

“Kürt feleğinin babası”, Cigerxwin’in “Ay lê Gule” şiirine sesiyle ruh veren Mihemed Şêxo önce küçük yaşlarda kendi köyünden Xecokê köyüne göç etti. Onbir kardeşin en büyüğüydü. İlkokul eğitimini yarıda bırakan Şêxo, sazı eline aldığında tarihler 1969 yılını gösteriyordu. Bir yandan Güney’den gelen savaş sesi, diğer yandan Kürtlerin kulağını Erivan ve Bağdat radyolarına çevirdiği yıllardır.

Şêxo’nun ikinci sürgünü ise Lübnan’dadır ve o yıllarda Ortadoğu’da müziğin kalbinin attığı Beyrut’ta 1972 yılına kadar iki yıl eğitim aldı. Memleketine döndüğünde ise müzik onun için artık vazgeçilmezdir. Arkadaşlarıyla Koma Serkeftin adında bir müzik grubu kurar, fakat bu onun için yeterli değildir. Bütün parçalardan Kürtlerin o yıllarda akın gittiği Güney’de soluğu alır.

Pêşmergeler tanışır, onların ezgilerini dinler, onlara ezgilerini sunar. Hemen ardından Şam’a giden Şêxo ilk albümünü “Ay Gewrê” adıyla çıkarttı. Kasetin çıkmasıyla da hemen rejimin hedefi oldu. Bu yüzden tekrar Güney’e dönmek zorunda kaldı. Fakat 1975 yılıdır, Kürtlerin umutlarının kırıldığı, özgürlük hayallerinin yıkıldığı yıllar... Barzani hareketinin yenilgiye uğramasıyla da Şêxo, İran Kürdistan’ına geçti.

Sanatçının dördüncü sürgündür. Fakat İran Kurdistan’ı Şêxo’nun hayatında önemli yeri var. Şêxo orada evlendi, daha çok tanındı, sesini bütün Kürdistan’a duyurdu, hatta orda müzik dersleri de verdi. Fakat İran rejimi tutuklanma kararıyla da 11 yıl sonra doğduğu kente, Qamişlo’ya tekrar döner.

Halkın sevgi gösterileriyle karşılanan Şêxo, bir kez daha Suriye rejiminin hedefindedir. Tutuklanır, fakat cezaevinde de Şêxo sanatına, yeni “Ay Lê Gulê”ler üretmeye devam eder.

1988 yılında kadar birçok esere imza atan Şêxo yıl sonuna doğru hastalanır. 9 Mart 1989 yılında sevenlerine veda eden Şêxo’nun cezanesine o güne kadar görülmemiş bir kitle toplandı.

Kürtlerin tarihinde belki hiçbir sanatçıya nasip olmayacak kadar, 70 bin civarında seveni Mihemed Şêxo’yu son yolculuğuna uğurladı. Çünkü sesi, şarkıları, ezgilerindeki sözler modern Kürt müziğini daha da zenginleştirdi, farklı bir renk kattı. 

Toplam 14 albümü olan Mihemed Şêxo, sadece “Zûro Libnan” (Lübnan’a Gidin) ismiyle Arapça bir parça seslendirdi. En çok tanınan eserlerinin başında ise “Ay lê Gulê”, “Ey Felek”, “Dil Perîşanim”, “Cana min”, “Nexweşim ez” geliyor. Yazar Konê Reş’in araştırmasına göre sanatçı başta Cegerxwîn, Tîrêj ve Sebrî Botanî olmak üzere birçok şairin eserlerini besteledi. Albümleri yıllar sonra yeniden yayımlanan Mihemed Şêxo’yu dört farklı isim anlattı. Xelil Xemgin, Yazar Konê Reş, şair Hekim Sefkan ve genç sanatçılardan Mehmet Atlı:

Mehmet Atlı: Benim gözümde Mihemed Şêxo şöyle bir yerde değerlendirilebilir: Giderek kentlileşen ve politize olan bir halkın giderek kentlileşen ve politize olan müziğinin öncülerinden biridir. Mihemed Şêxo Kürt Müziğinde şehirli bir geleneğin öncüsüdür. Kendisinden önceki geleneksel damarla kendisinden sonraki günümüz müzisyenleri arasında önemli bir halka olmuştur diyebilirim.

Hekim Sefkan: O Kürt stran ve melodilerinde içi duygu dolu bir okul gibidir. Cegerxwîn nasıl ki Kürt şiirini sofilikten kurtarıp ulusal hizmete koydu, Mihemed Şêxo da öyleydi; o da Kürt müzik ve şarkılarını aşiretleri övmeden kurtarıp Kürt ulusunun hizmetine koydu.

Xelîl Xemgîn: 1930’lardan sonraki Kürt müziği döneminde Hesen û M. Arif Cizîrî, Kawîs axa, Meyrem Xan, Hesen Zîrek, Elî Medan, Taha Tewfîq, Nesrîn Şîrwan, Mehemdê Mamilî, Seidaxa yê Silopî gibi sanatçılar var. Bu nesli temel özelliği klasik dengbêjlik var, bunu kendine eses almışlar. Kürt müziğindeki ikinci süreç ise 1960 –70’lerde şekilleniyor, bunlar içinde Eyşe Şan, Tahsîn Taha, Îsa Berwarî, Memud Ezîz, M. Elî Şakir, Seîd Yûsif ve aynı zamanda Mihemed Şêxo var. Bence Şêxo hem sanatçı kimliği, hem de kişiliğiyle bu dönemin temel taşlarındandır. 

Konê Reş: Onun rolü değişim ve geliştirmekti. O da Kürt ezgi ve stranlarını klasiklikten kurtarıp geliştirmiş, yeni bir söylemle süslendirip dinleyicilere sevdirmiş. Onun sayesinde Kürt müziği yeni bir konağa girdi. Kısa bir yaşam sürmesine rağmen o Kürt müziğini, orijinal Kürt kelimelerini dinleyicilere dinletebildi; her dört parçada kendini tanıtıp sevdirdi. Üstelik de Kürt kelimesinin yasak olduğu yıllarda bunları yapabildi.

Kürt sanatçılar, 1960’lı yıllardan sonra radyo, kaset plakların yaygınlaşmasıyla Kürt müziğinde de yeni bir sayfanın açıldığına dikkat çekiyorlar. Denbejlik yerine enstrümanların kullanıldığı melodiler, mir ve beylere övgüler yerine Kürtleri ulusallığa, özgürlüğe davet eden şarkılar. M. Şêxo bu dönem öncüsü, hatta en önemli temel taşı olduğunu belirten Mehmet Atlı, Hekim Sefkan, Xelil Xemgin ve Konê Reş sanatçının anısının yaşatılmasından yana.

Mehmet Atlı: Melodilerdeki zenginlikle, enstrümanını çalış ve şarkısını söyleyişindeki sadelikle her zaman dinlenecek ve belli bir geleneği temsil edecektir. İyi şiirlerden yapılan besteleri, Kürtçesinin zenginliği ile onun gibi sanatçılar bence hala ve her zaman günceldirler. Abide, heykel gibi şeyler tabii etkili olur. Ama daha önemlisi onun gibi insanlarla ilgili belgeseller yapmak, eserlerini iyi arşivlemek, nota ve kayıt altına alıp üzerinde analizler yapmaktır.

Hekim Sefkan: Onun ezgilerini hala her kes tarafından söylenildiğini görüyoruz. Bu da şu anlama geliyor: O sadece kendi dönemi için değil, bugün ve yarın için de söyledi. Ustalığı da buradan geliyor. Her şeyden önce onun eserlerini çalıp kendi malı gibi kullananlar özür dilemeliler, hakkını teslim etmeliler. Onun adına kültür merkezleri açılmalı, diğer parçalardaki Kürtler tarafından Qamişlo’da ziyaret edilmeli.

Xelîl Xemgîn: Eğer iyi dinlersek M. Şêxo’nun kalite ve orijinalliği onun sanatında görebiliriz. Bir başka deyişle toplum kendini, durumunu onun eserlerinde hala görüyor ve bu yüzden de en çok onun eserleri kullanılıyor. Yani Şêxo ustalığıyla kendi eserlerini kalıcı bir şekilde toplumuna miras olarak bırakmış, toplumun malı haline getirmiş. Kürtlerin kurum ve kuruluşları, özellikle Güney ve Kuzeydekiler, bazı TV kanalları dışında ticari bir şekilde bakıp faydalanıyorlar. Bence Mihemed Şêxo için ne yapsak azdır.

Konê Reş: Onun eserleri hala güncelliğini konuyor. Mihemed Şêxo’nun feryat figan ettiği dönem hala çözüme kavuşmuş değil. Hala Beko’lar Mem û Zîn’lerin arasında. Hala Siyaberd û Xecê kavuşamamış. Hala Cegerxwîn ‘kimim ben’ine ulaşamamış. Hala Ehmedê Xanî Kürt birliğini arıyor. Hala Feqiyê Teyran Dicle nehrinin etrafında feryatta. Hala Mîr Bedirxan sürgünde. Hala “Ey Felek senin için yanıyorum, niye nergisler soluyor”a ihtiyaç var. Bu arada Nusaybin Belediyesine eleştirim olacak ki şimdiye kadar M. Şêxo için hiç anma düzenlememiş. Çünkü Nusaybin ile Qamişlo ikiz ilçe gibiler. Bu vesileyle Mihemed Şêxo’nun heykelinin Nusaybin’de dikilmesi öneriyorum(anf)
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star