Ana Sayfa Türkiye "Sivil Anayasa ve Eşit Yurttaşlık" Konferansından çarpıcı sonuç çıktı

"Sivil Anayasa ve Eşit Yurttaşlık" Konferansından çarpıcı sonuç çıktı

Türkiye'de bugüne kadar hazırlanan Anayasaların hiçbiri vatandaşa sorularak veya sunularak hazırlanmış ve kabul edilmiş Anayasalar değil.

Giriş Tarihi: 6 Nisan 2011 Çarşamba 03:39
 Türkiye'nin Anayasa serüveni ne yazık ki,  "normal" zamanlarda yapılmaktan çok uzak. Bugüne kadar hazırlanan Anayasaların hiçbiri vatandaşa sorularak veya sunularak hazırlanmış ve kabul edilmiş Anayasalar değil. Daha önceden referanduma sunulmuş Anayasalarımız var, 1982 Anayasası gibi. Ancak bu referandum darbe sonrası silahların gölgesinde yapıldığından dolayı tek tercihli sayılabilecek oylamalardan ibaretti. Bu minvalde, önümüzdeki en önemli maddelerinden olan yeni anayasa çalışmaları öncesi Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Şubesi olarak, bu sürece katkıda bulunmak ve mevcut 82 Anayasasının ardındaki vesayetçi zihniyeti deşifre etmek adına  2 Nisan 2011 Cumartesi günü  "Sivil Anayasa ve Eşit Yurttaşlık" konulu bir konferans tertipledik. Saat 20.30'da başlayan ve yoğun bir ilgiyle karşılanan, " Türkiye'nin Anayasa Serüveni ve Sivil Anayasa Taleplerimiz" içerikli bir sinevizyon gösterisiyle açılışı yapılan konferansımızın açılış konuşmasını yapan Şube Başkanımız İbrahim Coşkun;Eğitim-Bir-Sen'in kurulduğu 1992 yılından başlayıp, yakın tarihimizin en sancılı kesitlerinden olan, 28 Şubat’tan alnının akıyla geçerek bugünlere ulaşmış, verdiği mücadeleyle bir meslek örgütü olmasının ötesinde güçlü bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, sendikacılığın temelinde her ne kadar üyelerinin mali, özlük ve sosyal haklarını iyileştirmek bulunsa da, sendikamızın ilkeleri ve duruşuyla bu anlayışın ötesine geçerek, özelde üyeleri ve kamu çalışanları, genelde ise ülkenin karanlık dehlizlerden çıkarak aydınlık yarınlara ulaşması için mücadele eden, gerektiğinde bu uğurda bedel ödeyen bir örgütlenme olduğunu belirtti. "Vesayeti deşifre ederek, tam demokrasiye geçişi sağlamak adına mücadele etmek, insan olarak yaratılmamızın üzerimize yüklediği en büyük borçtur." diyen Coşkun şöyle devam etti.

 Bu minvalde, önümüzdeki Haziran seçimlerinden hemen sonra yapılması planlanan anayasa değişikliği, kalp atışlarımızı hızlandıran bir heyecana sebep olmuştur. Darbe döneminin kalıntılarını ortadan kaldıran, bireyi merkeze alan, devletin milletinden milletin devletine geçişi sağlayacak sivil bir Anayasa’nın hazırlanması olmazsa olmazlarındandır. Cumhuriyetin ilanından hemen önceki tarihlerden başlayarak, bugüne kadar yüzlerce değişiklikle beraber 4 farklı anayasayla idare edilen bu ülkenin Kürt, Türk, Arap tüm vatandaşları 12 Eylül 2010 referandumunda %58 EVET’ le, 26 madde için de olsa ilk kez kendi anayasalarını seçmenin hazzına vararak, ilk provayı başarıyla sonuçlandırmış ve 13 Eylül 2010 günü, gözünü büyük bir iştahla yeni Anayasaya çevirmiştir. Milletimizin talebi doğrultusunda, temel hak ve özgürlükleri, eğitimde fırsat eşitliğini, ana dilde eğitimi, tüm etnik unsurların kardeşlik hukukunu pekiştirecek, ülkenin tüm vatandaşlarını bir etnik kimlik üzerinden tanımlamaktan vazgeçecek, inanç ve düşünceyi ifade hürriyetinin önündeki bütün engelleri ortadan kaldıracak, hiçbir ideolojiye ve vesayete dayanmayacak özgür ve sivil bir Anayasa mutlaka hazırlanmalıdır. Özgürlük alanlarını genişleten yeni Anayasa ile inancı gereği başını örten kızlarımızın, hiçbir hukuki dayanağı olmayan yasaklarla eğitim hakkından yoksun bırakılması ayıbından da kurtulmalıyız. Keyfi olarak uygulanan başörtüsü yasağına son verilmeli, başörtüsüyle üniversiteyi bitiren kızlarımız kamuda da çalışabilmeli, milletin vekili olarak Meclis’te de yer alabilmelidir. Hazırlanacak yeni Anayasa’da, memurlara siyaset yasağı, grev yasağı gibi korkuya dayalı, devleti memurundan korumaya çalışan bir anlayışın yer ile yeksan olmasını bekliyoruz. Evet, memurlar istediği partiye üye olup, siyaset yapabilmeli, iş güvencesini kaybetmeden grev kararı alabilmelidir.

Bu ülkenin demokratikleşmesinin önünde kangren olmaya yüz tutmuş, çözümü anahtar rol oynayacak sorunları vardır. Kürt sorununun çözümü bir anahtardır. Başörtüsü sorununun çözümü bir anahtardır. Vesayet kalıntılarının tüm kurumlardan temizlenmesi bir anahtardır. Eğitim-Bir-Sen olarak amacımız devleti, herkesin toplum içerisinde birey olma hakkını elde ettiği bir zemine zorlamaktır. Bununla beraber, zaman zaman devlet adına hükmeden bürokratik oligarşi başta olmak üzere, her türlü vesayete ve ırkçılığa da karşı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Her şeye rağmen son yıllarda atılan demokratik adımları, ülkenin demokratikleşmesi adına olumlu buluyor, bu olumlu gidişin Kürt sorununun çözümü noktasında da ivme kazanarak, çatışmasızlık ortamında her talebin tartışılabildiği, birlikte ama kardeşçe yaşayabileceğimiz bir Türkiye’ye kavuşacağımız günlerin hayalini kuruyoruz.

 

 

 

            Yeni  Anayasa'da Nelerin Değişmesi Gerektiğini Çok İyi Biliyoruz.

İbrahim Coşkun, "Kendimiz olmak, kendi seçimlerimizi başkalarının hukukunu çiğnemeden ve kendi hukukumuzu çiğnetmeden yaşamak istiyoruz." diyerek, toplum-devlet, birey-devlet ilişkilerinin yeniden yapılandırılmasını talep ettiklerini ve adalet istediklerini belirtti. Coşkun şöyle devam etti: "Demokratik açılıma, toplumsal barışın sağlanması, ırkçılıkta kalite arayışı olmayacağı için destek verdik. Özetle, varlık nedenimizi de, nasıl bir rejimde yaşadığımızı da, nelerin değişmesi gerektiğini de biliyor, önümüzdeki aylarda çokça tartışılacak Anayasa değişikliği mevzusunda adaletten, özgürlüklerden, vesayet karşıtlığından, demokrasiden yana taraf olduğumuzu ilan ediyoruz."

Açılış konuşmasının ardırdan kürsüye gelen Doç.Dr.Osman Can, 1876 (Kanun-u Esasi) Anayasasından başlayarak sırasıyla, 1921, 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarının özelliklerini, kurucu zihniyeti, Anayasaların üzerindeki vesayet gölgesinive bu Anayasaların hiçbirinde halkın olmadığını anlatarak bu zihniyetlerin kırılma noktalarını şu şekilde ifade etti: "Bugüne kadar 82 Anayasasının birçok maddesi değiştirildi. Ancak bu değişikliklerde Anayasanın ruhun dokunulmadı. Evet sizin de slaytta belirttiğiniz gibi Anayasa çatırdamaya başladı. Ama ilk Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başladı. İlk kez vatandaşlar kendi Cumhurbaşkanlarını kendileri seçtiler ve eşi başörtülü olan bir Cumhurbaşkanımız oldu. Bundan sonra 12 Eylül 2010 tarihinde Anayasanın ruhuna dokunuldu ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısıyla HSYK'nın yapısı değiştirildi." Bizim de yetmez ama EVET dediğimiz bu değişikliklerin ardından, iktidar partisinden beklediğimiz şey yeni Anayasanın bundan önce olduğu gibi bir komisyona yaptırılmak yerine halka sorarak yapılmasıdır. Diğer partilerin de bu sürece, bu mantıkla destek vermeleri çok önemlidir. Biz "Yeni Anayasa Platformu" olarak başta Sayın Başbakan olmak üzere, MHP, CHP, BDP'nin yetkili ağızlarıyla konuştuk. sadece onlarla da değil irili ufaklı neredeyse bütün partilerle dialoga geçerek fikirlerimizi paylaştık. Bu trafiğin ardından Sayın Başbakan yaptığı açıklamalarda "Yeni anayasayı halk yapacak." dedi ve bizi çok memnun etti. Sayın Kılıçdaroğlu'da benzer açıklamalar da bulundu."

 

Ayasayı Biz Oyluyoruz, Ama Bize Sorulmadan Hazırlanıyor.

 

Geçtiğimiz yıllarda Anayasa taslağı hazırlayan komisyon üyelerinin çok değerli olduğunu, ancak bu yöntemin çok doğru bir yöntem olmadığını ifade eden Can, "Evet Anayasayı referandumda biz oyluyoruz, ama önümüzde bize sorulmadan hazırlanmış bir metin var." dedi. Bu yöntemin diğeriyle oranla daha demokratik bir yöntem oluğunu, ancak doğru yöntemin halkın taleplerinin alınarak öncelikleri belirlenecek bir metin hazırlamak olğunu söyleyen Anayasa Hukukçusu, " Soracaksınız halk seçim barajını istiyor mu? Anayasada etnik kimliğe vurgu yapılmasını nasıl görüyor?" diye devam etti.

 

Anayasa Değişince, Değiştirilemeyecek Maddeler Diğer Anayasada Kalacak.

 

"Mevcut Anayasanın değiştirilemez maddeleri değiştirilebilir mi?" şeklinde sorulan bir soruya Doç.Dr.Osman Can şöyle cevap verdi: "Şu elimde tuttuğum kağıt eski Anayasa olsun. Şu kağıtta yeni Anayasa değiştirilemez maddeler nerde kaldı? Eski Anayasada. Artık yeni bir Anayasamız var. Bu Anayasada değiştirilemez maddelerin olup olmayacağını, olursa hangi maddelerin değiştirilemez kabul edileceğine siz karar vereceksiniz."

Sunum sonrası gelen soru yağmuruna cevap veren Can, gelen tüm soru kağıtlarını yanına aldı. Program sonrası Şube Başkanımız İbrahim Coşkun  tarafından, Doç.Dr. Osman Can'a plaket ve çeşitli hediyeler takdim edildi. Anayasa Hukukçusu Can'la fotoğraf çektirmek isteyen izleyiciler izdihama neden oldu.
Ruha TV izlemek için tıklayın...
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa

Urfa Haber

Urfa

Yukarı Çık