Ana Sayfa Urfa Haberleri Suruçlu Darbezedeler

Suruçlu Darbezedeler

Adları, Ali Şahin ve Mustafa Şimşek. Her ikisi de Şanlıurfa Suruçlu. 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yatıp işkence gördüler. Yıllarca 12 Eylül cuntasının verdiği acı ile yaşadılar.

Giriş Tarihi: 15 Ocak 2012 Pazar 05:37
Suruçlu Darbezedeler
Adları, Ali Şahin ve Mustafa Şimşek. Her ikisi de Şanlıurfa Suruçlu. 12 Eylül döneminde DiyarbakırCezaevi'nde yatıp işkence gördüler. Yıllarca 12 Eylül cuntasının verdiği acı ile yaşadılar. Şimdi her ikisi de umutlu. Çünkü 12 Eylül darbesini yapanlara dava açıldı. Davayla ilgili haberi gözyaşı içinde izlediklerini belirten Ali Şahin ve Mustafa Şimşek, dört gözle davaya müdahil olacakları günü bekliyor. Şahin ve Şimşek, "Cuntacılar ölüm döşeğinde bile olsa yargılansın." diyor.

12 Eylül darbesinden sonra bir gece yarısı asker nezaretinde evinden alınarak aslı astarı olmayan mesnetsiz suçlamalarla Diyarbakır Cezaevi'nde 4 yıl 3 ay hapsolunduğunu ifade eden Ali Şahin, işkence gördüğünü, zorla insan dışkısı yedirildiğini ifade etti. Allah'ın verdiği metanet ve sabır sayesinde dağa çıkıp PKK'ya katılmadığını söyleyen Şahin, 12 Eylül'de yapılan adli yargılamaların tamamen askeriyenin güdümü ve kontrolünde yapıldığını ifade etti. Şahin, "Bizi yargılayan adli mahkemeler savunmamızı dikkate dahi almayarak kararlarını ve yaptırımlarını tipimize bakarak açıklıyorlardı." diye konuştu.

"VEREMLİLERİ YEMEĞİMİZE TÜKÜRTÜYORLARDI"

Diyarbakır Cezaevi'nde okuma yazma dahi bilmeyen arkadaşlarının tekme Tokat ve sopalarla 20'ye yakın askeri marşı komutanların zoruyla ezberlediğini belirten Şahin, "Cuntacılar, Diyarbakır Cezaevi'nde işkence ve bakımsızlıktan tüberküloz hastalığına yakalanan koğuş arkadaşlarımızın bizim yediğimiz yemeklerin içine tükürmesini emrederek bizlerinde hastalanarak ölmemizi istiyorlardı." ifadesini kullandı.

Cezaevi yönetimi tarafından çok az miktarda verilen yemeğin içine kasıtlı olarak tuz doldurulduğunu ifade eden Şahin, "Birçok arkadaşımız açlık ve takatsizlikten sonra bu sefer yemekte kendilerine su verilmemesinden dolayı 'su, su' diye bayılıyorlardı." şeklinde konuştu. Diyarbakır Cezaevi'nde kalan herkesin yaşına ve başına bakılmaksızın geceleyin sıra dayağı ve işkenceden geçirildiğini ifade eden Ali Şahin, cezaevinde bir komutanın kendisini askeri botlarla darp etmesinden dolayı 4 kaburgasının kırıldığını, günlerce yerde acı çekerek kıvrandığını söyledi. Diyarbakır Cezaevi'nde birçok koğuş arkadaşının işkence ve dayaktan öldüğünü belirten 12 Eylül mağduru, "Diyarbakır Cezaevi'ndeki yetkili askeri komutan bize işkence yapmayan gardiyanları kolorduya göndererek sürgün ediyordu." şeklinde konuştu. 12 Eylül iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edilmesini televizyondan gözü yaşlı olarak dinleyip çok sevindiğini vurgulayan Ali Şahin, "Ne kadar geç olursa olsun. Yeter ki cuntacılar ölüm döşeğinde bile olsa yargılansın. Bir günlük yargılama olsa dahi bu yargılama bizim acılarımızın hafiflemesi için bir buruk sevinç ve insan yerine konulmaktır." dedi.

"ASKERİ LOJMANLARIN PARASINI ALAMADIM"

Suruçlu ziraat yüksek mühendisi Mustafa Şimşek ise 12 Eylül döneminde Suruç'ta ihale karşılığı askeriyeye yaptığı 5 adet askeri lojmanın parasını alamadığı için iflas ettiğini söyledi. Şimşek, "O dönem askeriyeye yaptığım fakat parasını alamadığım dairelerin birim fiyatı bugünün hesabıyla yaklaşık 400 milyar. Ben 12 Eylül döneminde haksız yere Diyarbakır Cezaevi'nde 1.5 ay hapis yatıp işkence gördüm. Suçsuzluğum anlaşıldıktan sonra serbest kalmama rağmen Suruç'ta askeri erkana yaptığım lojmanların parasını Diyarbakır Cezaevi'nden çıktıktan sonrada alamadım." dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve birçok bakanlığa hakkını almak için yazdığı dilekçelerin hiç birine cevap verilmediğini hatırlatan, Şimşek, darbecilerden hesap sormak için bu davaya müdahil olacağını ifade etti. 12 Eylül iddianamesinin mahkemece kabul edilmesinin kendisini çok mutlu ettiğini belirten Şimşek, "Yıllar önce demokrasiyi içine sindiremeyen, Türk'ü Kürt'e, Alevi'yi Sünni'ye, Sağ'ı Sol'a kırdıran hukuk dışı yapılanmaların önüne geçilseydi, bugün 'Balyoz, Kafes, Andıç' diye bir takım iddianameler olmayacaktı." şeklinde konuştu.
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık