Ana Sayfa Urfa Haberleri Toplumun Kanayan YarasıI!

Toplumun Kanayan YarasıI!

GAP Haber Ajansı olarak Şanlıurfa’daki erken evlilikleri, Şanlıurfa Barosu Başkanı İrfan Güven, İl Müftüsü Ramazan Tahiroğlu ve Şanlıurfa Yaşam Evi Kadın dayanışma Derneği Koordinatörü Sevinç Özipek’e sorduk.

Giriş Tarihi: 6 Ağustos 2011 Cumartesi 08:54
Toplumun Kanayan YarasıI!
Şanlıurfa Barosu Başkanı Av. İrfan Güven, erken evlilikleri sosyal bir yara olarak nitelendirerek Doğu ve güneydoğu bölgelerinde Şanlıurfa’nın erken yaşta evliliklerde ön sıralarda yer aldığını belirtiyor. ERKEN EVLİLİKLER SOSYAL YARA

Benzer durumların gelişmişlik düzeyi düşük olan ülkelerde ve bölgelerde görüldüğünü belirten Güven; “Bu bir sosyal yara. Bir farklılık yaratmak lazım aslında. Bu evlilikler konusunda Meclis, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği konusunda bir çalışma yaptı. Şanlıurfa’yı da bu anlamda gezdi. Türkiye’de ortalama her 4 evlilikten biri bu şekilde. Yani 18 yaşından küçük çocuk sayılan kişilerle evlilik. Bu konuda resmi veriler istatistiklere tam olarak yansımıyor. Yansıyanlar ancak suç teşkil edenler oluyor. Ancak bir ihbarın bir şikayetin olması durumunda adliye ye intikal edebiliyor.

KÜÇÜK YAŞTA EVLİLİKLERİN EN FAZLA OLDUĞU İL YOZGAT

Kadın Fırsat Eşitliği Komisyonu ve Hacettepe Üniversitesi’nin çalışmaya değinen Güven; “İç ve Orta Anadolu da bu tür evliliklerin en fazla Yozgat’ta olduğu söyleniyor. Bölgemizde de Şanlıurfa’nın ilk sıralarda yer aldığını söyleyebiliriz. Yine 2005 yılında yapılan bir araştırmaya göre bölgede kadınların %16,5’inin 16 yaş altı, %33,8’inin 17 ile 19 yaş arasında evlendiği %30,5’nin ise 20-22 yaş arasında evlendiği ortaya çıkmış. Bu da 18 yaş altındaki önemli bir oran olduğunu göz önüne seriyor. TÜİK’e yansıyan oran daha düşük durumda. Bununla ilgili uluslararası dayanışma örgütlerine bakmak lazım. Bu konuda Türkiye’de taraf olduğu kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı önemseyen sözleşmeler var. Kısa adı ceda olan, kadınlara karşı olan her türlü durumu göz önünde bulundurur. Yine bu sürece göre 16. Maddeye göre erken yaşta nişanlanmasının veya evlenmesinin kabul edilemeyeceğini ulusal sözleşmede bu karara taraf olan devletlerin tüm önlemlerin alınması belirtilmiş. Bu ayrıca bir yükümlülüktür, bir sorumluluktur. Türkiye’deki mevzuata baktığımızda da karmaşık bir durum görülmekte daha geçen ay Urfa’da dramatik bir durum söz konusu oldu. Bu konu ile ilgili bir vaka doğum hastanesinde vuku buldu. Hastane yetkililerince yapılan ihbar üzerine adliyeye intikal etti. Şimdi kamuoyunda şöyle bir algı var; bu kadar çok yaşanan bu duruma savcılık ne yapıyor.” diye konuştu.

YAŞ 15’TEN KÜÇÜK OLURSA SUÇ SAYILIYOR



Güven; “Bu olaylarda şöyle bir ayırım var; yaş 15 ten küçük olursa direk suç, 15 ile 18 arası ise mağdurun şikayet etmesi gerekir. Mağdur olanda kendisi olunca şikayette bir zor oluyor. Evlenen kız çocuğu ailesi ile kocası arasında bir seçim yapmak durumunda da bırakılıyor. Doğum hastanesi bu tip durumları ihbar etmek zorunda ihbarlar da anında savcılık tarafından değerlendiriliyor. Fakat şahıslar kendi istekleri doğrultusunda beraber olduklarını ifade edince savcılık bunları serbest bırakmak zorunda kalıyor. Türkiye’de ceza kanununun 104. Maddede düzenlenmişti fakat anayasa mahkemesi bunu iptal etti. Bu şöyleydi: çocukla evlenen kişi arasında 5 yaş fark varsa bu durumda şikayet olmaksızın savcılık işlem yapabiliyordu. Fakat Anayasa mahkemesi 2005 te bu maddeyi iptal edince bölgemizde 60 yaşındaki birinin başlık parasını verip bir kız çocuğuyla evlenmesinin önüne geçiliyordu. Durum böyle olunca yaş farkı olmaksızın başlık parası verilip istenilen küçük yaştaki bir kız çocuğuyla evlenilebiliyor. Bu kararla kız çocukları tamamen korumasız kaldı. Bu durumların neticesinde ve basına konu olan bu olaylar aslında tehlike sinyalleri veriyor.” dedi.

İLKEL ŞARTLARDA DOĞUM ORANI ARTIYOR

Yaşı küçük olan bir kız çocuğunun doğum sırasında, suç teşkil ettiği için hastaneye getirilmediğini ifade eden Güven; “Şöyle ki: bu durumda olan bir kız çocuğunun doğumunu hastanede yapması gerekirken yaşını küçük olması onu hastaneye gelmemesine neden oluyor. Bu da beraberinde ilkel şartlarda doğumların meydana gelir. Kendisinin ve kendisi gibi çocuk olan karnındaki çocuğun hayatını tehlikeye sokar. Bu durumla ilgili meclisin bir çözüm araması lazım yeni bir yasal düzenleme gerekiyor. 2005 te karılan düzenleme yeniden getirilebilir. Sebebi yapılan referandumda çocuklar ve kadınlar arasında pozitif ayrımcılıklar kaldırılmıştı. Yani bu tür engeller kaldırıldı. Bu yapılacak düzenlemenin çocuklar için yararlı olacağı düşüncesindeyim. Ailelerinde sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir. Henüz 18 yaşını doldurmamış bir çocuğa bu kadar ağır bir sorumluluk yüklenmesi tabi ki suça iter ve intihara kadar gider.” diye konuştu.

GENÇLERİN KENDİ İRADELERİ İLE KARAR VEREBİLECEK OLDUĞUNLUĞA ERİŞMESİ LAZIM

Şanlıurfa İl Müftüsü Ramazan Tahiroğlu ise; olayın dini boyutuna değinerek şöyle konuştu; “İnsanın baliğ olması Peygamber Efendimiz Hz. Muhammedin hadisi şeriflerinde ve İslam bilginlerinin kitaplarında bulu çağına ermek yetişkin olmak elbette evliliğin hemen yapılacağı anlamına gelmiyor. Evlenecek gençlerimizin kendi iradelerini yönlendirebilecek bir olgunluğa kavuşmaları gerekiyor. Bu şart kız olsun erkek olsun bireyle de olması zorunlu. Gençlerimizi evlendirirken bunların bireysel hürriyetleri ellerinde olmalı yani o aşiretin veya babanın annenin çevrenin herhangi bir örf adet gelenek veya töre anlayışı olarak verilmeleri veya vermeye zorlanmaları doğru değildir.

NİKAHLARI TAM OLMAZ

Tahiroğlu baskı altında yapılan nikahların, tam nikâh olmadıklarını belirterek; “Zaten hür iradesiyle “ben evleniyorum” demeyen insanların nikahları tam olmaz. Baskı altında yapılan nikah, nikah sayılmaz. Hürriyetiyle kendi iradesiyle hiçbir baskı olmadan “evleniyorum” demeleri ve o şekilde evlenmeleri gerekir. Küçük yaşta olanların baliğ olmuş olsa bile bunu tam idrak etmeyebilirler. Bir de bazen yaş farkı olabiliyor. Gençlerin küçük yaşta olanların kendilerinden daha büyük, yaşları eve fiziksel denk olmayan bir insanla evlenmesi veya evlendirilmesi doğru değildir. Maddi bir şeylerin karşılığında verilmeleri çok büyük bir yanlıştır. Başlık parası adı altında kızları para karşılığında veririr gibi kızlarını evlendirmeleri anlıştır. Yöresel olarak kullanılan kızını verdin mi veya kızı sattın mı parasını aldın mı cümleleri de geçiyor bunlar çok yanlıştır. İnsan onuruna şerefine kerametine uygun bir kelime değildir. Evliliklerde en önemli hususlar denkliklere bakılacak yaşları denk olacak, herhangi bir maddi kazanç beklenmeyecek. Sırf Allah rızası için bu gençleri birleştiriyoruz denilmesi gerekir.” diye konuştu.

OLUMSUZ ETKİ BIRAKIYOR
Şanlıurfa Yaşam Evi Kadın dayanışma Derneği Koordinatörü Sevinç Özipek’ ise; küçük yaşta evlilikleri tasvip etmenin doğru bir anlayış olmadığını vurgulayarak, “Erken yaşta evlilikler kadınlar üzerinde çok fazla olumsuz etki bırakıyor. Özellikle Urfa genelinde gördüğümüzde 14-15 yaşında kızlar daha reşit olmadan evlendiriliyor. 18 yaşından küçükler çocuk sayılıyorlar yani bu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de böyledir. Bir insanın olgunluk ve ergenlik dönemine baktığınız zaman ancak 18- 19 yaşından sonra gençlik ve ergenliğini atlattıktan sonra kişilik oturmaya başlar. Evlilik çok önemli bir kurum. Büyük bir sorumluluğun çocuk yaşta kadına yüklenmesi tabii ki kadını ezer. Bunu kabul etmek ve onaylamak imkansız bir şey. Kadın erken yaşta evlendiği zaman erken yaşta annelik de gerçekleşiyor ve çocuk annelikler çok yoğun. Daha 15- 16 yaşında bakıyorsunuz bir iki çocuğu var. Kendisi çocukken onlardan çocuk yetiştirilmesi bekleniyor. Bunun sorumluluğunu alan kadın da bunalıma girebiliyor. İntihar vakalarına baktığımız zaman da erken yaşta evlenenlerin intihar vakası oranları daha yüksek. Toplumsal yapı ve ailenin şekillenmesi de hep kadının üzerinde. Aileye bakan çocuğa bakan, her şeyi toparlayan kişi kadındır. Dolayısıyla sorumluluğu çok ağır. Bunun erken yaşta gerçekleşmesi de kadının sorumluluğunu iki- üç kat arttırıyor. Bu durum kadının kadınlaşmasını engelliyor ve birey olarak güçlü bir şekilde toplum karşısında kendini ifade etmesini zorlaştıran bir durum bu. Bunun yasal yaptırımlar var tabii. 18 yaşından küçük olanlar çocuk sayılırlar bu insan hakları evrensel beyannamesinde de var. Bunun çok fazla yaptırım gücü olmadığını da görüyoruz. Özellikle bu bölgede kırsal ve yoksul kesimde bu tür evlilikler daha çok karşımıza çıkıyor. bunun sebebi de kadının hala bir mülk gibi görünmesi kadının söz ve karar verme yetkisinin olmamasıdır. Hala başlık parası var belirli bir kesimde 14- 15 yaşındaki genç kızlarımız kendisinden çok yaşça büyük kişilere başlık parası adı altında aslında parayla satıldıkları da bir gerçek. Yani bunların günümüzde artık yaşanmaması gerekiyor. Bunlara toplum olarak tepki göstermemiz gerekiyor. en azından bu erken yaşta evlilikleri engellemek adına erkeklerin de bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. çünkü erkeklerin de aslına erken yaşta bir kadınlar evlenmesi hayatlarını zorlaştıran bir durum. Bir çocukla hayatını oturtmaya çalışmak kolay bir şey değildir. Burada yerel bir ağız var “küçük yaşta başını bağlamak lazım” deniliyor. Bunun altında aslında çok cinsiyetçi bir yaklaşım var. Yani kadını küçük yaşta bağlamak, onun birey olmasını engellemek; altında yatan neden bu. Kadın aslında birey olmadığı zaman toplum da asla ne sağlıklı bir birey yetiştirebilir ne de sağlıklı bir toplum oluşturulabilir. Urfa’da hem medyanın hem de sivil toplum örgütlerinin buna karşı durması gerekiyor. Bunu sınırlayıcı yaptırımların olması gerekir.” diye konuştu. (gapha)


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Financial Times saldırıyı anayasa ve başkanlık ile ilişkilendirdi

Financial Times saldırıyı anayasa ve başkanlık ile ilişkilendirdi

Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star