Ana Sayfa Dünya Tüm Kuralların Değiştiği Gün!

Tüm Kuralların Değiştiği Gün!

280 milyon Amerikalı'nın rüyadan bir kâbusa uyandığı o gün, aslında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı 10 yılın da ilk günüydü

Giriş Tarihi: 11 Eylül 2011 Pazar 10:43
Tüm Kuralların Değiştiği Gün!
ABD saatiyle 08:46:30 da kaçırılan bir American Airlines yolcu uçağı Dünya Ticaret Merkezi Kuzey Kulesi 94-98’inci katları arasına kuzey bölgesinden çarptı. Bina çarpmadan 102 dakika sonra yıkıldı. Yerel saatle 09:02:59 da bir diğer uçak Dünya Ticaret Merkezi güney kulesi 77-85’inci katları arasına güneyden çarptı. Bina çarpmadan 56 dakika sonra yıkıldı.

Washington D.C.’deki Pentagon binasına çarpan ve Pensilvanya kırsalında düşen diğer iki uçakla birlikte, artık dünyada hiç kimse güvende değildi.

Eğer uçak düşmeseydi kamikaze uçuşuyla düşürülecekti

11 Eylül'ün ses kayitlari

ABD Başkanı George W. Bush, televizyon ekranlarından bütün dünyaya yeni dönemin başladığını ilan ediyordu: Ya bizdensiniz ya da düşmanımızdan…

2 bin 974 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin ise kimlikleri tespit edilemediği için kayıp olarak ilan edildiği saldırıların üzerinden bugün itibariyle tam 10 yıl geçti. Peki ABD’nin 9/11 olarak sembolleştirdiği 11 Eylül bu 10 koca yılda ABD’de ve dünyada neler değişti?

11 Eylül uzaydan böyle görünüyordu

Özgürlük Heykeli’nin gözü önünde gerçekleşen saldırılar, dünyanın süper gücünün “dokunulmaz” halkının “Amerikan Rüyası”ndan büyük bir trajediyle uyanıp, korku içinde yaşamaya başladığı dönemin de habercisi oldu. Özgürlük Heykeli de zaten, temsil ettiği değerlere çarpan dört uçakla resmen ve de fiilen tatile çıkarılmıştı.

 UNUTULMAZ KARELER

İNCİL'DEN ALINTIYLA SAVAŞ İLANI
Bush’un, 11 Eylül konuşmasında İncil’den “Bizimle olmayan bize karşıdır ve bizimle birlikte devşirmeyen dağıtılır” ifadesine yaptığı vurgu ve terörizmle mücadele ilanı, aslında belki de dünyaya olacakları anlatmak için verdiği bir mesajdı.

TOPLUMU AYRIŞTIRAN, KOMŞUYU ÖTEKİLEŞTİREN YASALAR
Fakat elbette 11 Eylül’ün ardından ilk manevralar içeride yapıldı. Panik halinde ve korku içinde olan Amerikan toplumu, artık 11 Eylül 2001’in doğurduğu Vatanseverlik Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Olağanüstü Yetkiler Kanunu, Amerikalı Kahramanlar Kanunu, Havaalanlarının Güvenliği Kanunu, Pilotları Silahlandırma Kanunu gibi hızla çıkarılan yasalarla önce bir ayrışma içerisine girdi. 11 Eylül’den hemen sonra yayınlanan bir kararname ile askeri mahkemelerin sadece vatandaş olmayanlara uygulanması, ABD Başkanı’na verilen “düşman savaşçı” ilan etme yetkisi ABD toplumu içerisinde yaşayan fakat ABD vatandaşı olmayanlara, hatta soyadı tehlikeli olanlara bile Amerikan Rüyası yerine Guantanamo kâbusunu vaat ediyordu.

Havacılığın kuralları değişti

Bir süre önce Müslüman komşusuyla selamlaşan Amerikan halkının önemli bir bölümü, havaya asılı kalan korku bulutlarının altında artık kapısının yanındakini en az ABD Hükümeti kadar “potansiyel bir terörist” görüyordu.
Bireysel özgürlüğün beşiği olan ABD’de halkın yüzde 61’i, 11 Eylül’ün hemen ardından yapılan bir kamuoyu araştırmasında “Ülkede terörizmi engellemek için ortalama bir kişinin bazı sivil özgürlüklerinden vazgeçmesi gerekir mi” sorusuna “Evet” yanıtını veriyordu.
Birçok uzmana göre bu yanıt aslında “ötekileştirmenin” panik ve korkuyla harmanlandığı ilk sıcak tepkiydi. Ki aynı soruya “evet” diyenlerin oranının 2002 yılında yüzde 47’ye, 2004’te ise yüzde 38’e düşmesi, akıl tutulmasının çok uzun sürmediğini gösteriyordu.
Terörizm ve Güvenlik Araştırmaları Uzmanı Prof. Dr. İhsan Bal’a göre 11 Eylül ABD için bir ‘U Dönüşü’ oldu.
New York Times’ta bir makalede terörizmi önleme kanunu sivil özgürlüklere darbe vurup, devlet istismarının önünü açarak yeni bir paradigma yarattı.

'SENİN TERÖRİSTİN'DEN GLOBAL TERÖRİZME GEÇİŞ
Fakat ABD ve hükümeti için her şey çoktan değişmeye başlamıştı. Artık halkı gibi ABD de belki de ilk kez ciddi olarak kendini güvende hissetmiyordu. “Senin teröristin” kavramı yerini “global terörizm”e ve terörist devletlere, 19 teröristin kimliklerinde yazan din ise dev bir İslam Alemi'nin töhmet altına bırakmıştı. Bush’un İncil’den alıntıladığı o cümlede de söz ettiği şekilde ABD’nin terörizme savaş ilanında yanında olmayanlar artık ABD’nin düşmanıydı: Yani yeni yükselen bir tanımlamayla “öteki” idi…

BİREY ÖZGÜRLÜĞÜNDEN ULUSAL GÜVENLİĞE
ABD’de önce İslam karşıtlığı ile başlayan yeni terörle mücadele yöntemi, öncelikle 11 Eylül 2001’de tüm dünyaya canlı yayınla ifşa olan istihbarat fiyaskosuna neşter atılmasına neden oldu. Bu da ulusal ve uluslararası istihbaratın arasındaki sınırı kaldırmış ve artık global bazda yeni bir istihbarat döneminin de başlamasına yol açmıştı.

Fakat kısa süre içerisinde bu yeni yapılanmaların sadece ABD’deki yabancıları hedef almadığı, aynı zamanda vatandaşları ve birçok devleti de hedef aldığı ortaya çıkmış oldu. Ulusal Terörle Mücadele Merkezi, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü, İç Güvenlik Bakanlığı gibi kurumlarla birlikte daha önce hiçbir zaman bir araya gelmeyen CIA ve FBI gibi iki kurum da birlikte çalışabilir hale getirildi.
Ayrıca ABD Başkanı’na sınır ötesi operasyonlarda CIA’e infaz emri verebilme yetkisi alması daha sonrasında ise ordu içerisinde de terörizmle mücadele odaklı yeni bir operasyon gücü oluşturulması oyunun kurallarını da iyice değiştirdi. Asker sayısının 25 bine ulaştığı iddia edilen bu gücün, doğrudan doğruya Beyaz Saray’dan öldürme emri alabilmesi artık özgürlüklerin “gerekli olduğunda” sınırlandırıldığı bir dönemin de ilanıydı. İzinsiz telefon dinlemeleri ve Amerikan halkının hiç alışık olmadığı birçok yeni terörle mücadele yöntemi anketlerde “özgürlüğümü geri verin” diyenlerin sayısının da hızla yükselmesine neden oluyordu. Elbette bu yetkiler Guantanamo’daki gizli esir kamplarında 100’lerce kişinin sorgusuz sualsiz tutuklanıp işkence gördüğü iddialarının da doğru orantılı olarak artışına neden oluyordu.

PARAMPARÇA AMERİKA
Ayrıca ABD tarihinde belki de çok uzun bir süredir ilk kez “ulusal birlik” duygusunda da ciddi bir yara açılıyordu.
Ulusal birlik konusunda bile ABD’nin iki büyük partisi artık anlaşamıyordu. Bu da ABD halkının “ötekine” güvensizlik aşamasından, artık birbirine güvensizlik aşamasına geçtiğinin de bir işareti olarak kabul edildi. Ki bugün büyük bir krizde olan ABD, tarihinde ilk kez “süper güç” tescili olan kredi notunun düşeceğini bile bile borçlanma tavanının artırılması konusunda son ana kadar anlaşamayarak bu sınavdan çok kısa bir süre önce kaldı.
Taraf Gazetesi Yazarı Emre Uslu, bu yaşanan süreci Amerikan toplumunun sosyolojisinin değişmesiyle açıklıyor.

11 Eylül’ün 10’uncu yıldönümünü değerlendiren Voice of America’nın haberine göre kamuoyu araştırmacısı Peter Brown bu bölünmeyi, “Saldırının hemen ardından bu ülke Pearl Harbor’daki gibi birlik ve beraberlik içinde olduğu için küçük bir umut vardı. Fakat bu umut hızla yok oldu ve biz çok ama çok parçalanmış bir ülke haline geldik” diye açıklıyor.

Washington Post yayınlanan bir makalede ise “Bugünün aşırı ısınmış, aşırı partizanca ortamını o zaman hayal etmek neredeyse imkansız görünüyor” diyerek 11 Eylül’ün aslında Amerikan toplumunda çok ciddi bir bölünme yarattığına dikkat çekiliyor.(HABERTÜRK)


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star