Ana Sayfa Spor TÜRKİYE BREZİLYA YOLUNDA YARA ALDI

TÜRKİYE BREZİLYA YOLUNDA YARA ALDI

Milli Takım, 2014 Dünya Kupası elemelerindeki üçüncü maçında sahasında Romanya'ya 1-0 yenilerek Brezilya yolunda büyük bir yara aldı.

Giriş Tarihi: 12 Ekim 2012 Cuma 17:28
TÜRKİYE BREZİLYA YOLUNDA YARA ALDI

İki takımın boyu boyuna uygun, yaşı yaşına: 1.81 boy, 25.8 yaş ortalamasına sahipler. Tarihleri de benziyor. İlk maçlar da ortak, yakın tarih de... Romenler altın çağlarını 80'lerin sonunda yaşamaya başladı, 90'ların sonuna dek sürdü bu. Biz de on sene sonra benzer yollardan geçtik. Şimdi iki ülke de yeniden yapılanma derdinde. Ama bu sefer yollarımız ayrılıyor sanki. Onların önü açık. Biz ise karanlık dehlizlerden çıkmaya çalışıyoruz.

Maçın özetlerine girecek ilk pozisyon 8. dakikadaki kornerde Semih'in akıl dolu kafasıydı. Ardından 17'deki frikikte Umut'un 'hava indirme hamlesi' geldi. İki duran top iki gole yakın an... Oysa sahada bambaşka bir senaryo vardı. Sarsak ve telaşlı başladı Milli Takım. Sahada ne yaptığını bilenler sarı formalılardı. Ne demişti Abdullah Avcı: 'Hem sabırlı hem de arzulu oynamak istiyoruz. Sabır ve oyun disiplini çok önemli.' Bu istek bir türlü karşılığını bulamıyordu sahada. Gerçi hem arzulu hem sabırlı olmak pek insana özgü bir şey değil. Ama ne arzulu ne de sabırlı olmak da en kötüsü. İki topu bir arada göremeden bitti koca ilk yarı. 45 dakika boyunca bahsi geçen iki kafa vuruşu dışında yarım Hasan Ali şutu ve bir Sercan slalomu vardı çıkınımızda! Bir de üstüne 90 artı'da Pintilili'nin nefis bir pasla kaçırdığı Grazov'un defansın arkasına sarkışı ve Volkan'ın yaş ve tecrübesiyle çelişen çıkışı Romanya golüne dönüşünce, felaket senaryosu devreye girdi: 0-1. İkinci yarıya tek umut kaldı: 'Bundan da kötü olamazlar!'

Ama şunu unutmuşuz. Bu memleketin en büyük hasletlerinden biri 'Daha da kötüsü olmaz' sözünü en kısa zamanda tekzip edilebilmesidir. Yeni devrenin başında önce akın akın geldi konuk ekip. Ardından da bir kornerde Bourceanu'nun kafasına bize pek yabancı olmayan bir cisim, bir çakmak geldi. Sahadakileri bilemem, ama ben o an fizik ve moral olarak düştüm doğrusu. 63 dönülürken tam üç net gol kaçırdı Romanya. Birini atsalar maçın çivisi çıkardı. Girmeyince son bölüme biraz heyecan kaldı. Ama bu heyecanın karşılığını verecek bir oyun yoktu sahada. 76'daki cılız Arda şutundan boşa medet umduk. Olacak gibi durmuyordu. Son saniyelerde karşılıklı pozisyonlar sonucu değiştirmedi.
Kabu edelim; Bu kadar kötü bir Türkiye ve bu kadar sağlam bir Romanya beklemiyorduk. Olabilecek en ters sonuç alındı. Tabii ki telafi edilebilir. Ama artık Brezilya sadece coğrafi olarak değil hedef olarak da uzak. İlle de gitmek istiyorsak bu sadece Alex'i görmek için olabilir.

NOT: Bir ara 'Ayağa kalkmayan Yunanlı olsun' sesleri yükseldi. Dış politikadan çok kopmuş gördüm tribünleri. Yunan'la sorun mu kaldı? Eğer Fenerbahçe 'nin Güney Kıbrıs seferine bir gönderme değilse, biraz arkaik durdu. Bana kalsa, ille de 'ötekileştireceklerse' bu aralar Suriye 'yle uğraşmalılar. 'Ayağa kalkmayan Nusayri olsun' tezahüratı memleket politikasıyla da eşgüdümlü olmaz mı? Zaten milliyetçi -şoven dilin en keskinleştiği milli maçlarda, tribünlerin 'Dış politikada sıfır sorun ne oldu' diye soracak halleri yok tabii ki.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık