Ana Sayfa Ekonomi Türkiye'de Cari Açık

Türkiye'de Cari Açık

Alman vakıfları veya Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri ile ilgili haberlerin arkasında kalan, perdelenen, ama tokadını en önce pazardaki vatandaşa indiren ekonomik bunalım, gündemde ağırlığını yine hissettirmeye başladı.

Giriş Tarihi: 10 Ekim 2011 Pazartesi 14:18
Türkiye'de Cari Açık
Yandaş yazarların yalanlarını veya birkaç teknik terimin içinde ustaca kullanılarak, aslında hiçbir şey demediği halde sanki olumlu bir hava varmış gibi tekrarlanan sözüm ona “analiz” cümlelerini bir kenara bırakalım. Ekonomist Noriel Roubini “kusursuz fırtına geliyor” derken boş yere söylemiyordu.

3 Ekim 2011’de televizyonlardaki Yunanistan ile ilgili haberler arasında yer alan bir ayrıntı vardı. Yunanistan AB’nin desteğine rağmen krizi atlatabilecek gibi görünmüyor. Cari açığının GSMH’ye oranını yüzde 8’lerden yüzde 7,8 seviyesine indirme hedefine ulaşamamıştı. AB’den gelecek kredi bu açığı kapatmaya yetmediği için yük vatandaşa bindirildi. Maaşlar yarı yarıya indirildi, varlık vergisi gibi vergiler alındı. Yazmıştık bunları, tekrar etmeyeceğiz.

TÜRKİYE’DE CARİ AÇIK

Bir ülkede cari açığın GSMH’ye, yani bizim Başbakan’ın o çok övündüğü kişi başına düşen milli gelire oranı yüzde 5’i geçiyorsa bu kırmızı alarmdır, krizdir.

Yunanistan’ın durumunu anlamak, yüzde 5 sınırını bilince daha da kolaylaşıyor. Ya Türkiye?

2011 yılı Mart ayı itibarıyla cari açık 60 milyar doların üzerindedir. Oysa hükümetin yılsonu beklentisi 60 milyar dolardır. Yılsonunda cari açığın 80 milyar doları bulması bekleniyor. Bu gerçekleşirse –ki bunu anlamaya şurada 3 ay kaldı- cari açığımızın GSMH’ye oranı yüzde 8’in de üzerine çıkması büyük ihtimal.

Peki, “rakamlar Yunanistan’dan bile kötü ise nasıl ayakta duruyoruz” diyeceksiniz.

Cevabı: sıcak paradır. Ya bu para akışı azalırsa ne olacak?

YALANCI BAHARIN SONU

4 Ekim itibarıyla dolar 1.90 TL’yi gördü. Bunun nedeni global finansal genişlemenin artık devam etmeyeceği beklentisidir. Yani ABD artık para basmayı ve piyasaları ucuz dolarla doldurmayı bırakma sinyalleri veriyor. Para arzı daraldığı için de dolar fiyatı artıyor.

Dolar artarsa doların maliyet fiyatının düşük olması nedeniyle övünerek anlatılan kişi başına düşen milli gelir (GSMH) azalacak. Eskiden de kâğıt üstünde artmıştı zaten. Bu algı da zaten kısıtlı olan yatırım ve borçlanma akışını daha da kısacak.

FİNANSAL DARALMANIN PİYASADAKİ ETKİSİ

Biz kendi öz sermayesi ile veya daha doğru anlatımlı yüzde 100 yerli olarak çok az şey üretiyoruz. Üretimimizin büyük bir bölümü ara malı ithalatının yoğun olduğu sektörlerde. Dolar fiyatının artması aynı zamanda iç pazarı da besleyen bu sektörleri de vuracak. İhracat da zarar görecek ama esas yarayı iç piyasalar alacak.

3 Ekim 2011 itibarıyla açıklanan enflasyon oranları iç piyasalardaki etkilenmeyi anlamamız açısından önemli. ÜFE yüzde 12’lerde, TÜFE ise yüzde 6’larda…

Üretici fiyatları endeksi ile tüketici fiyatları endeksi arasında büyük bir fark var. Yani üretici zor günler yaşamaya başlamış ama bunu henüz piyasa fiyatına yansıtamamış. Uzmanlar, stokların kullanılmasına bağlıyor bu makas açıklığını.

Eee, stoklar azalınca ne olacak?

İşte o zaman vatandaşın, ekonomi sayfalarında veya TV’lerde, yarı yabancı kelimelerle konuşurken pek anlamadığı mükemmel fırtına ile karşılaşması başlayacak.

Bakınız, Yunanistan’da halk aynı nedenlerle sokaklarda, papazların dini telkinleri bile onları sakimleştiremiyor. Bu noktaya yıllarca uyutularak geldiler…

Ben Türkiye’de şu olacak bu olacak demiyorum ama şunu söylüyorum: Türkiye’nin durumu hiç de öyle anlatıldığı gibi tozpembe değil.

Ve imamlar bir işe yarar mı bilmiyorum…

 

odatv

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık