Ana Sayfa Urfa Haberleri Urfa Süryanicesi, Türkiye’nin Ölü Dilleri Arasında Yer Alıyor

Urfa Süryanicesi, Türkiye’nin Ölü Dilleri Arasında Yer Alıyor

Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) listesinde yer alan ve Türkiye’nin kaybolmakta olan dilleri açıklandı..

Giriş Tarihi: 30 Kasım 2011 Çarşamba 02:17
Urfa Süryanicesi, Türkiye’nin Ölü Dilleri Arasında Yer Alıyor
Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) listesinde yer alan ve Türkiye’nin kaybolmakta olan dillerinden bazıları şunlar:

Gagavuzca,
Ladino, Süryanice, Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Rumcası, Romani (Çingene dili), Suret (Süryanice’ye benzeyen bir dil), Batı Ermenicesi, Abhazca, Adige ve Kabar-Çerkes dilleri. Kral Abğar Ukkoma Bazıları binlerce yıl öncesine dayanan bu Anadolu dillerine ne oluyor, neler oluyor? Bu diller neden yok olma sürecine girdiler? Şimdi bunlardan bazılarını gö atalım: SÜRYANİCE Süryanice, henüz Arapça’nın İslam’ın yayılmasından önce; Suriye ve Mezopotamya coğrafyasının hakim dili olan Aramice’den türemiş bir dil. Son derece kadim bir dil (zaten Suriye ve Süryanice aynı etimolojik kökten gelen iki kelimeyi içeriyor). Aslına bakarsanız, Süryanice deyince tek bir dilden söz etmekte mümkün değil. Çünkü Kilise dili olan Urfa Süryanicesi’yle, bugün Mardin Midyat dolaylarında konuşulan Süryanice aynı dil değil. Burada ki dil Turabidin bölgesi olmasından dolayı Turoyo dili olarak da adlandırılıyor. Bir de, daha da doğuda konuşulan Doğu Süryanicesi var. Bu dil ise ya çoktan kayboldu (Mlahso gibi) ya da kaybolmasına çok az bir zaman kaldı (Hertevin gibi). Günümüzde genel olarak Süryanice diye bilinen dil, aslında Midyat ve dolaylarında konuşulan Turoyo dilidir. İşin ilginç yanı ise, günümüzde Türkiye’de yaşayan Süryanilerin büyük kısmının, bu dili bilmeyip salt Arapça konuşması. Aslında Turoyo dilinin durumu 1960′lara kadar çok da kötü bir durumda değildi. O dönemlerde 60 ila 70 bin kişi tarafından konuşulan bir dildi. araştırmacı Sevan Nişanyan’a göre bu sayı günümüzde sadece 1000 civarında. Sevan Nişanyan, Mardin ilinin aşağı yukarı ortasından geçen ve Süryani yurttaşları Turoyo dili konuşanlar/Arapça konuşanlar diye bölen çizginin 1500 küsur yıl öncesinin Bizans-Sasani sınırıyla üst üste bindiğini, fakat bunun nasıl açıklanabileceğini pek bilmediğini: Türkiye’deki Süryani cemaatinin büyük bir kısmının, özellikle Mardinli olanların Arapça konuştuklarını, Süryanice konuşmadıklarını, Bu durumun çok çarpıcı bir hadise olduğunu söylüyor. Mardin Merkez-Ömerli-Savur üçgeninde Süryani nüfusunun yarısı yaşıyor ama bunlar Arapça konuşurlar. Biraz doğusuna geçerseniz, Midyat-İdil-Dargeçit-Nusaybin bölgesindeki Süryaniler Turoyo dili konuşurlar işin acı tarafı birbirlerini pek anlamazlar. Bu diller arasındaki sınır, eski Bizans-İran sınırıdır, Arap istilasından önceki dönem, 4. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar olan dönemde, İran sınırı tam oradan geçerdi. Sınırın Bizans kısmında kalanlar bugün Arapça konuşuyor, sınırın İran tarafında kalanlar ise bugün Turoyo dilini konuşuyorlar. Bunun da tam açıklamasını bilmiyorum ama bana ilginç geldi” diyor. BATI ERMENİCESİ UNESCO’nun listesinde Ermenice adıyla yer alan dil esasen Batı Ermenicesi. Geçmişte dünya üzerindeki Ermenilerin yarısı İran’da, diğer yarısı ise Osmanlı Devleti’nde yaşardı. Bu farklılık, Ermeni dilinin İstanbul merkezli “Batı Ermenicesi” ve İsfahan merkezli “Doğu Ermenicesi” olarak iki ayrı lehçeye ayrılması sonucunu beraberinde getirdi. Her iki dilin de kendine has bir kültürü ve edebiyatı olmakla beraber, gerek Osmanlıların İran’a göre daha güçlü bir devlet olması ve gerekse Osmanlı Ermenileri’nin Batı’ya daha yakın oluşu hasebiyle, Batı Ermenicesi daha baskındı. Bu iki lehçe arasındaki mesafenin Türkçe-Azerice mesafesi kadar olduğunu belirten Nişanyan, Doğu Ermenicesi’nin yaklaşık 20 yıldır egemen lehçe hâline gelmekte olduğunu anlatıyor: Ermenistan bağımsız olunca kaçınılmaz bir biçimde Doğu Ermenicesi başat lehçe haline gelmeye başladı. Bir ulus devletin dili olarak sahneye çıktı. Batı Ermenileri eskiden beri Doğu Ermenicesine hep burun kıvırırlardı . Kimse onu öğrenmeye tenezzül etmezdi. Şimdiyse gitgide artan bir oranda (ben de dâhil) Doğu Ermenicesini tanımaya ve hatta kullanmaya çalışıyoruz. Batı Ermenicesi için en büyük problem, Türkiye’de yaşayan Ermeni yurttaşların sayısının Cumhuriyet tarihi boyunca farklı dönemlerde, farklı sebep ve ölçeklerde azalmış olması… Ancak kendi kilise ve okullarının olması, Ermenice yayın yapan Jamanak ve Marmara gazetelerinin yanı sıra bu ikisinden daha fazla sayıda okura a Agos’ta da Ermenice sayfaların bulunması, ve diaspora Ermenilerinin çoğunun Batı lehçesini konuşuyor olması bu kadim dil için belki bir avantaj olarak görülebilir. LAZCA Lazca, Rize’nin Pazar ilçesinden Gürcistan sınırına kadarki bölgede yaşayan Müslüman bir toplum olan Lazların anadili (Rize ilinin eski adı Lazistan’dı, Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra bugünkü adını aldı). Uzun yıllar boyunca “Karadenizlilik”le, “Trabzonluluk”la hatalı biçimde özdeşleştirilen Lazlar esasen Doğu Karadeniz’de görece dar bir alanda yaşıyorlar. Hâl⠓celdum, cittum, uşağum” diyenleri gördüğünde Laz gördüğünü düşünen çok insan yaşasa da Türkiye’de, Laz dili ve kültürü 1990′lardan beri kendini “sahici” bir biçimde ortaya koyuyor. “Lazca; Süryanice ve Çerkesçe’den daha iyi bir durumda. Biraz kurumlaştı Lazlar. Laz Kültür Derneği var. Daha önceden çıkmış bir dergi var 1994-95 yıllarında, Ogni dergisi. Bugün Laz Kültür Derneği’nin sözlük çalışmaları var, kitap çalışmaları var. Onların durumu nispeten daha iyi durumda. Kazım Koyuncu’dan önce Zuğaşi Berepe diye bir grup vardı. Denizin Çocukları. Mehmet Ali Beşli, şu andaki Laz Kültür Derneği Başkanı oradaydı. Zuğaşi Berepe ile başladı bu Laz aydınlanması, Laz canlanması. Tabii 1980’li yıllarda Almanya’da yapılmış bir takım çalışmalar da vardı. Alfabe çalışmaları 1984-85 yıllarına kadar uzanıyor. Genç yaşta kansere kurban giden rockçı Kazım Koyuncu hem Çernobil kurbanlarının simgesi hâline geldi, hem de ölmeye yüz tutmuş Lazca’nın üzerindeki ölü toprağını silkmeyi başaran birkaç kişiden biri oldu. Koyuncu, devrimci siyasi görüşleri ve Trabzonsporluluğuyla da tanınırdı. HEMŞİNCE Sevan Nişanyan Hemşince için şunları söylüyor: “Hemşince ilginç bir dil. 23 köyde konuşulan bir dil Hopa ve Borçka’da. Artı, bir takım göçmüş gruplar tarafından Kocaeli’de, Bursa’da bir iki köyde konuşulan bir dil. Bu, Ermenice’nin bir lehçesi. Fakat Hemşinliler Müslüman… Ve özellikle genç kuşak çok yoğun bir ideolojik bombardıman altında. Konuştukları dilin bir Orta Asya dili olduğuna kanaat getirmişler. Hatta Kıpçakça’nın bir lehçesi olduğuna dair kendilerine bir şey öğretilmiş. Yaşlılar neyin ne olduğunu biliyor ama gençler fanatik bir Türk milliyetçiliği çerçevesinde: “Atalarımız Orta Asya’dan geldi, biz Ermeni filan değiliz” diyorlar. Yaşlılar da “Ermeni kökenliyiz” demiyor ama “dilimiz Ermenicedir” diyorlar. Hemşinliler kamyonculuk yapar genellikle, ata mesleği kamyonculuktur. Şimdi biraz Ermenistan’la ilişkilerin gelişmesiyle Ermenistan’la nakliye işlerine girmeye başladılar ve birden bire Ermenice’nin iyi bir şey olduğu kanaatine varmaya başladılar. Yani orada çok hızlı bir bilinç değişimi yaşanıyor özellikle de son on yıldır”. DİĞER DİLLER Yazının başında sıraladığımız Kafkas dilleri, tehlike altındaki pek çok dilden daha fazla konuşuluyor. Bu dillerde kimi dergiler yayınlanıyor, Çiviyazıları Yayınevi de bu dillerde eserler basıyor. Ancak anlaşılan o ki, bu dilleri konuşanlar Türkçe’nin lehine hızlı bir doğal asimilasyon yaşıyorlar. Çerkeslerin bir kısmının görece içe kapanık bir toplum olması ve müzik alanını Kürtler, Zazalar ve Lazlar kadar etkili kullanamamaları da bir dezavantaj olsa gerek. LADİNO İspanya kökenli Türkiye Musevilerinin dili olan Ladino (Judeo Espanyol) artık günlük yaşamda kullanılmayan, kaybolma tehlikesini yoğun yaşayan bir dil. Türkiyeli Musevilere yönelik çıkan haftalık Şalom gazetesinde Ladino dilinde sayfa var ve buna internetten ulaşmak da mümkün. PONTUS RUMCASI Doğu Karadeniz’in bazı köylerinde (özellikle Trabzon il sınırları dahilinde) konuşulan bir dil. Çağdaş Yunanca ile arasında ciddi farklılıklar var. Bu dili konuşanların 3-4 kuşak önce Müslüman olmuş Rumlar olması muhtemel. Ancak Karadeniz’de nüfus mübadelesine kadar Müslüman-Rum karışık yaşayan kimi köylerin bulunması da bir karşılıklı etkileşimi sağlamış olabilir. Doğu Karadeniz’den büyük şehirlere göç ve bölgenin toplumsal dokusuna (da) zarar veren HES gibi projelerin bu göçü arttırması; Pontusça, Lazca, Hemşince gibi dillerin ölümüne zemin hazırlıyor. Zira bu diller İstanbul gibi kentlerde “işlevsiz” olduğu için Türkçe tarafından alt ettiler.(rehavisanat)
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Şehitkamil Belediyespor Şanlıurfa Deplasmanında Galibiyet Arıyor

Şehitkamil Belediyespor Şanlıurfa Deplasmanında Galibiyet Arıyor

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star