Ana Sayfa Urfa Haberleri VEKİL AYHAN, "MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NI YAPTIĞI BU YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE DÖNMEYE ÇAĞIRIYORUZ"

VEKİL AYHAN, "MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NI YAPTIĞI BU YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE DÖNMEYE ÇAĞIRIYORUZ"

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Şanlıurfa Milletvekili ve Milli Eğitim, Gençlik, Spor ve Kültür Komisyonu Üyesi İbrahim Ayhan,yazılı bir açıklama yaparak " yılda iki defa özür durumundan atama yapılırken öğretmenlerin özür durumundan atamaları yılda bir defaya düşürülerek özlük haklarından biri daha gasp edilmiştir" Dedi.

Giriş Tarihi: 27 Ağustos 2014 Çarşamba 05:13
VEKİL AYHAN,

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Şanlıurfa Milletvekili ve Milli Eğitim, Gençlik, Spor ve Kültür Komisyonu Üyesi İbrahim Ayhan,yaptığı açıklamada " 14 Eylül 2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37’inci maddesi ile öğretmenlerin “özür gruplarına bağlı yer değiştirmeleri yaz tatillerinde yapılır” hükmü getirilmiştir.Daha önce yılda iki defa özür durumundan atama yapılırken öğretmenlerin özür durumundan atamaları yılda bir defaya düşürülerek özlük haklarından biri daha gasp edilmiştir. Aynı maddede yer alan “Özre dayalı yer değiştirme istekleri hizmet puanı sıralamasındaki yetersizlik sonucu yerine getirilemeyenler, istekleri hâlinde istekte bulundukları yere atanmaya hak kazanıncaya kadar, aylıksız izin verilebilir. Bu şekilde aylıksız izin verilen öğretmenler, bağlı bulundukları il millî eğitim müdürlüklerine bu amaçla tahsis edilmiş bulunan boş öğretmen kadrolarına aylıksız izinli olmak şartıyla atanır…” hüküm ile de öğretmenlerin çalışma hakları ve ücretleri keyfi koşullara bağlanıyor, kazanılmış hakları ellerinden alınıyor ve Milli Eğitim Bakanı’nın iki dudağı arasına sıkıştırılıyor. Bu ülkenin yüz akı öğretmenlerine“İşte hendek, işte deve” denilerek mesleklerini icra etmemeleri için her türlü yol mubah sayılıyor.

Milli Eğitim Bakanı’nın, 652 sayılı KHK ile yaklaşık 700 bin eğitim emekçisini doğrudan ilgilendiren yer değiştirme usul ve esaslarını tek başına değiştirmekte bir beis görmemiştir. Karar alma süreçlerini tutulduğu “tek adam sendromu” nedeniyle sekteye uğratmış ve bu nedenle de birçok mağduriyete yol açmıştır. Kamuoyunun, bazı eğitim sendikalarının ve mağdur öğretmenlerin bu konuda gösterdiği tepki ve karşı baskı MEB’i  konuya dair düzenleme yapmak zorunda bırakmıştır. Düzenleme aşamasında Eğitim-Sen’in yaptığı açıklamaya göre Bakanlık ile Türk Eğitim Sen ve Eğitim Bir Sen arasında kapalı kapılar ardında “pazarlık” konusu yapılması ve çıkan sonucun adı geçen sendikalar tarafından, sanki kazanılmış bir hak gibi kamuoyuna ilan edilmesini oldukça manidar buluyoruz. Çünkü demokrasilerde geniş bir kitleyi ilgilendirilecek kararlar kapalı kapılar ardında alınamaz. MEB ve söz konusu sendikalar eğitim emekçilerinin hakların korunması konusundaki en önemli ilkelerden biri olan “aleniyet” ilkesini ihlal etmişlerdir. Şimdi soruyoruz: “kapalı kapılar ardında hangi pazarlıklar yapılmıştır?” yapılan kirli pazarlılar sonucu alınan kararla, meslektaşlarım tarihi bir hukuksuzluğa ve eşitsizliğe maruz kalmışlardır.  Yapılan bu düzenlemeye göre bir bütün olan “sağlık, eş ve öğrenim durumu özürleri” parçalanarak sadece eş durumu özürleri kapsamında öğretmenlerin yer değişikliğine izin verilmiştir.

Yapılan düzenleme ile, yer değiştirme özürleri arasında MEB’in sadece eş durumunu öne çıkaran bir tercih yapması, sağlık ve öğrenim özründen kaynaklanan mağduriyetlerin Bakanlık tarafından önemsiz görüldüğünü bize göstermektedir. Tamda bu noktada bakanlığın meseleye hak ve hukuk çerçevesinden değil ideolojik bir açıdan yaklaştığını göstermektedir. Eş durumunu bu denli öne çıkaran bir yaklaşım AKP’nin kadına bakışının tipik bir tezahürüdür. Üç çocuk ve kürtaj politikalarının artçı sarsıntılarını yaşamaya devam ediyoruz.

AKP iktidarı, aydınlanmaya karşı da bir tutum içerisindedir. Söz konusu KHK’la öğretmenin aydın kimliğini elinden almaya çalışmaktadır. Alanında kendini geliştirmek isteyen öğretmenlerin önüne yeni engeller koyarak niyetini ayan beyan ortaya koymaktadır. Tablet dağıtarak eğitimin niteliğinin arttırılacağını sanan bu piyasacı zihniyet, öğretmeni teknik bir personel olarak “kullanma kılavuzu”derekesine indirgemek istemektedir. AKP için öğretmenin niteliğinin bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu durum OECD’nin araştırma sonuçlarında da çarpıcı bir şekilde görülmektedir. ''Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Araştırması’nın Türkiye Ulusal Raporu'nda, ''Yüksek düzeyde eğitimli öğretmen oranının, Belçika'da yüzde 84, Polonya'da yüzde 94, Slovakya'da yüzde 96 olduğu''belirtilmiş, devamla da “Türkiye'deki öğretmenlerin ise yaklaşık yüzde 7'sinin yüksek lisans mezunu olduğu'' kaydedilmiştir. Raporda, ''Türkiye'de lisansüstü eğitim derecesine sahip öğretmenlerin oranının oldukça düşük olduğu dikkati çekmektedir'' ifadesine yer verilmiştir. Bu araştırma sonuçları orta yerde dururken MEB’in lisansüstü öğrenim görmek isteyen öğretmenleri teşvik etme yerine, köstek olma tavrı devam etmektedir.

2006 yılında yapılan bir düzenleme ile 657 sayılı Devlet Memurlar Kanunu’nun 176. Maddesi (ikinci fıkrası) c bendinde alanlarında yüksek lisans yapmış olanlara % 25 doktora derecesini almış olan öğretmenlere ise % 40 fazla ek ders ücreti ödenir ifadesi kaldırılmış ve yüksek lisans ile doktora mezunu öğretmenlerin ek ders ücretlerinde verilen maddi hakları ellerinden alınmıştır.Oysa olması gereken MEB’in, yüksek lisans ve doktora yapmış-yapmakta olan öğretmenleri her açıdan madden ve manen desteklemesi yönünde olmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığının bu düzenlemesi ciddi sağlık sorunu yaşayan öğretmenlere de çözüm yolları açacağına köstek olmaktadır. Öğretmenlerin, kendisinin ya da birinci derece bir yakınının sağlık durumu, sağlık raporunda belirtilen yerde tedavi görmesi gerekliliği şartı sağlandıktan sonra, herhangi bir zaman sınırlamasına tabi olmaksızın, anında yer değişikliğini gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Fakat Milli Eğitim Bakanı, sağlık özrüne bağlı yer değiştirmeye yılda bir defa izin veren düzenlemesi ile insan yaşamına hiç önem vermediğini gözler önüne sermektedir. Açıkça bu durum “ölmesinde bir mani” yoktur anlayışının tescil edilmesidir.

652 sayılı KHK ile özür nedeniyle yer değişikliği talebinin yılda bir kez olmak üzere sadece yaz tatilinde gerçekleştirilmek istenmesi kabul edilemez bir düzenlemedir. Öğretmenlerin sağlık durumlarından kaynaklı yer değiştirme işlemlerinde zaman sınırı kaldırılmalı, eş ve öğrenim durumundan kaynaklanan özürlerde ise yarıyıl ve yaz tatilinde yer değiştirme hakları korunmalıdır.

Önemle ifade ediyoruz ki, yapılan bu düzenleme hukuka aykırıdır. Açılacak davalar sonucunda yapılan düzenlemenin olası iptali durumunda yer değişikliği gerçekleştirilen birçok öğretmen yeni bir mağduriyet ile karşı karşıya kalacağı aşikârdır. Bunda zamanın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, kendisiyle kapalı kapılar ardında görüşerek gaspın altına imza atan sendikalar ve halen bu durumda ısrar eden şimdiki eğitim bakanı bundan birinci dereceden sorumlu olacaklardır.

HDP olarak Milli Eğitim Bakanı’nı yaptığı bu yanlıştan bir an önce dönmeye ve yarattığı mağduriyetleri giderecek yasal düzenlemeleri ivedilikle yapmaya davet ediyoruz. "

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık