Ana Sayfa Röportajlar Yaşar Kaya:Ülkeme Döneceğim

Yaşar Kaya:Ülkeme Döneceğim

Sitemiz köşe yazarı ve Almanya temsilcimiz Bermal Melik, Kürt Siyasetçi Yaşar Kaya ile Köln'de Kürt açılımı, ülkeden çıkışı ve ülkeye dönüşü konuştu. İlgiyle okuyacağınız bu röportajda ilginç tespit ve önerileri bulacaksınız.

Giriş Tarihi: 11 Mart 2011 Cuma 21:49
Yaşar Kaya:Ülkeme Döneceğim
Yaşar Kaya ile Köln deki evinde görüştük. Kaya ile açılımı, dönmenin sebeplerini ve son siyasi gelişmeleri konuştuk.


Yaşar Kaya Kimdir?
1938 yılında doğdu. İstanbul Kabataş Lisesi mezunu. 1959’da İstanbul’da İktisat Fakültesine devam ederken 49 kişi ile birlikte tutuklandı. Dava 10 yıl sürdü. 1965’te yarım kalan tahsilini tamamlayarak İktisat Fakültesini bitirdi. İstanbul’da birçok şirkette çalıştı. Serbest ticaret yaptı. Aynı davayla ilgili olarak 1968’de Konya’ya sürgüne gönderildi, aynı yıl döndü. 1991’de oluşturulan Kürt Vakfının kurucularındandır. Özgür Gündem gazetesinin sahibi ve DEP’in (Demokrasi Partisi) Genel Başkanıydı. Bilahare yurtdışına çıktı. Kürt Parlamentosu üyesi oldu. 1994’te Türkiye’den Almanya’ya gitmek zorunda kaldı. Yaşar Kaya yılın bir bölümünü Hewler de, bir bölümünü da Köln de geçiriyor.



Bermal Melik-Sayın Kaya, 17 yıldır sürgünde yaşıyorsunuz. Sizi yurtdışına gitmeye zorlayan koşullardan ve yurdışındaki yaşantınızdan biraz bahseder misiniz?

Yaşar Kaya-Legal Kürt politikasının başladığı yıllarda ben İstanbul’da yaşıyordum. Bazı arkadaşlarla biraya gelip HEP’i kurduk. HEP kapatılınca da DEP’ i kurduk. Ben DEP’ e Genel Başkanlık yaptım. Mehmet Sincar’ı 4 Eylülde öldürdüler. Beni de 16 Eylülde tutukladılar. Ben dışarı çıkınca İstanbul’da DGM de günde en azından 3 veya 4 kere ifade vermem gerekiyordu. Baktım ki bir daha içeri girersem, dışarıyı görmemin imkânı yok.

Tansu Çiller’in ölüm listesinde ben ikinci sıradaydım. Birinci sıradaki Behcet Cantürk’ü zaten öldürmüşlerdi. Hayatta kalmanın tek yolu dışarı çıkmaktı. Bütün bunlar zorlayıcı sebeplerdi. Selameti Avrupaya kaçmakta buldum. Yunanistan üzeri bir gece vakti yurtdışına çıktım.

Bermal Melik- Başbakan Erdoğan’a “artık bu ülkenin çocukları ölmesin, yurduma dönüp sürece yardımcı olmak istiyorum” diye bir mektup yolladınız. Sizin de belirttiginiz gibi hem demokrasi hem de Kürt sorunu olanca hızıyla tartışılıyor. Eğer Türkiye’ye dönerseniz, nasıl bir katkıda bulunabilirsiniz? Bunu biraz açar mısınız?

Ben asağı yukarı 52 yıldır Kürt politikasının içindeyim, sağındayım, solundayım, merkezindeyim. Türkiye enteresan bir noktaya geldi. Mesela Cumhuriyet'in kuruluşundan beri Kürtler inkâr edilmişlerdir. Kürtlerin hak ve hukuk mücadelesi öyle bir yere geldiki, devlet kendisi Kürtçe yayın yapan televizyon açmak zorunda kaldı. Bu devletin 90 yıllık politikasının iflası idi. Bizim haklılığımızı gösterdi. Tüm Türk televizyonlarında, Kürt mücadelesi, Kürdistan sorunu enine boyuna tartışılıyor, hem de eksiksiz. Demokraside adımlar atıldı, birçok kazanım elde edildi. AK Parti demokrasinin çıtasını yükseltti. Bizim ülkeye dönmemiz lazım. Çünkü biz ülkedeyken ve bu sürgün döneminde ne Türkiye tam demokratlaştı ne de Kürt meselesi halledildi. Bizim orada olduğumuz dönemlerde, bütün konuşmalarımızın, yazışmalarımızın, önünde hapishaneler vardı. Biz o zaman diyoruz ki eksiksiz bir demokrasi için, fikir özgürlüğü olsun, biz meseleleri tartışalım. Maalesef bu mümkün olmadı. Kürt halkı aydınıyla, gazetecileriyle, dağdaki çocuklarıyla büyük bedel ödedi. Şimdi Türkiye böyle bir yere geldi…

Bana bazı gazeteciler de sordular.Türkiye'ye dönünce ne yapacaksınız ?

Şimdi ne Kürt sorunu çözülmüş, ne de eksiksiz bir demokrasi yerine getirilmiş. Elbette biz evimizde oturup ekmek teknemizi bekleyecek değiliz. Politika yapacağımız muhakkak. Ama bunun rengi, şekli, tandansı oranın şartlarına göre tespit edilirse, en azından gençlere yardımcı olabileceğimizi düşünüyorum.

Bermal Melik- Şivan Perwer, Kemal Burkay ve siz Türkiyeye dönmek istediginizi açıkça belirten aydınlarsınız. Dönme isteğinize neden tepki gösteriliyor.?

Yaşar Kaya- Bu tepki yanlış bir tepki. Malesef Kürtlerin bir kesimi cok pritif, cok iptidai. Cünkü sürgüne giden herkes yurduna dönmek ister. Bizim acil sebebeplerimiz var. Halkımız orada, biz buradayız. Dönmek herkesin hakkıdır. Sürgün bir açık hava hapishanesidir. Sürgündeki adam, kökünden, daliından koparılmış bir çiçek gibidir. Onun için gitmek lazımdır. Bu bizim tabii arzumuzdur. Bu konuda Kürt siyasi partileri bir şey yapmıyorlar. Biz aydınlar olarak, disaporadaki Kürtlerin sesini yükseltmek için burda bir toplantı yaptık. Bu toplantı fikrini ilk ortaya atan benim. Diaspoaradaki Kürtler muhakkak dönmelidir: Açılım sürecine katkıda bulunmalıdırlar. Bunun bir sebebi var. Bugün Kürt halkının haklarını savunan arkadaşlar görüyorum televizyonda. Kimisi Kürtlügün yanından bile geçmemiş, kimisi de bu meseleyi derinden bilmiyor. Bu bir birikim meselesidir. Biz 50 yıldır, yarım asırdır bu işlerle uğraşıyoruz. Bu tepki haksız bir tepkidir. Keşke bugün ülkenin şartları elverse hepimiz beraber dönsek. Netice de birgün gerek Kandildeki, gerek Mahmurdaki, gerekse diasporadakiler ülkeye dönecektir. Biz bunu başabilirsek ben bundan büyük bir zevk ve memnunluk duyarım..

Başbakana yazdığım mektupda da bunu zikrettim. Eger biz dönersek sürece katkıda bulunabiliriz. Çünkü bizim söyleyecek sözümüz var. Bazıları bizi orda temsil edemiyor, bazı partiler bizi hiç temsil edemiyor. Kürt politikası bir yahut iki partinin daralmış duvarları arasında yürütülmeye çalışılıyor. Bu doğru değil. Ne kadar bağımsız Kürt aydını varsa o kadar fikir hayatının renkliliği ve çeşitliliği olacaktır. Bundan dolayı bu tepkileri haksız buluyorum. Çok insani, çok politik ve çok yerinde bir karardır dönüşümüz.

Bermal Melik-Ergenekonla birlikte “Ergeneko'nun Kürt ayağı da tespit edildi” demiştiniz. Ergenekonla ilgili olarak geçmişe yönelik bir temizlik mümkün mü?

Yaşar Kaya- Biliyorsunuz, Ergenekon davasının Kürt ayaği söylemini ilk ben kullandım. Ergenekoncu Kürtler de ortaya çıktı. Ergenekonla bunlar kader birliği yaptılar. İsim vermek istemiyorum.

Türkiye’de Ergenekon kaybetti. Dolayısıyla Ergenekon'la işbirliği yapan Kürtler de kaybetti. Çünkü dünyada büyük bir değişim rüzgârı esiyor. Amerika da Obama’nın gelişi önemli ve büyük bir değişiklikti. Dünya değişti, Ortadogu değişti. Kürtlerin de Ortadoğu’daki stratejik durumu değişti. Bugün Ortadoğu’da petrol ve gaz savaşları yapılıyor. Bu bakımdan Amerika’nın Irak’ı işgali sırısında şunu söylemiştim; Ortadoğu’da artık gizli partilerin, gerilla savaşlarının önemi kalmadı. Şimdi hala bunlarda ısrar etmek doğru değil. Yazacağım, suçlayacağım ve karşıt olacağım bazı fikirler var.

Bermal Melik-Ne gibi?

Yaşar Kaya- Mesela, hâlâ Kürtlere komün kurun, şehir komünü, köy komünü kurun deniliyor. Günümüz koşullarında bunlar bitti. Stalin gitti, Mao gitti, Enver Hoca gitti. Şimdi teknoloji döneminde yaşıyoruz. Globalleşme var. Bütün dünadaki sermaye şirketleri, kendilerini güçlendirmek için evlilikler yaptılar. Türkiye Kürtlerinin liberal, demokratik, yüzü batıya dönük partileri olmalıdır.

Hep eleştirdiğimiz bir nokta var. “Tek ses, tek parti, tek bayrak, tek adam” diyor Erdoğan.. Bizde de aynı şey yapılıyor. Bizde “Tek adam, tek parti, tek görüş,“ çerçevesinde dönme dolap gibi aynı mantıkla dolaşıyoruz. Bu doğru değil. Kürtlerin bunu bir an önce değiştirmesi lazım..

Bermal Melik:Türkiye, Kürt sorununu çözmek zorunda olduğu bir yol ayrımında mı?

Türkiye şimdi tamamen yol ayrımındadır. Kürt sorunu Türkiye’nin en ölümcül sorunudur. Kürt sorununu çözecek Türkiye; Ortadoğu’da ve dünyada itibar kazanacak ve öyle büyüyecektir. Bunu çözmeden bir şey yapması mümkün değildir. Şimdi dünya öyle bir noktaya geldiki insanlar artık yalnız ekmek istemiyor. İnsanlar özgürlük istiyor. Bunu da Kürt halkı haketmiş durumdadır. 1806 dan bu yana, Babanzade Abddurahman Paşa isyanından bu yana 200 yıl geçti ve insanlar hâlâ özgürlük mücadelesi yapıyorlar. Özgür olmak, statü sahibi olmak Kürt halkının da hakkıdır. Bence şu anda yapılacak şey Kürtlere statü istemektir. Bu statü, bağımsızlık olabilir, özerklik de. Bizim özerklikten kastımız farklıdır. Arapların “Hükmü Zat-i” dediği gibi, yani kendi kendini yönetme olayıdır.

Böylece Kürtler rahatlayacak, bölge rahatlayacaktır. Kürdistanı İngilizler, Fransızlarla anlaşıp, bölmüş olanlar bu bölünmüşlüğün bedelini de ödemelidirler. Biz dünyada en büyük halka sahip, ama devleti olmayan bir halkız. Biz bunu hazmedemeyiz. Kürtler bunu hazmedemediği için dağlara çıktılar. Şimdi Kürtlerin silahlı bir mücadelesi var ve bu mücadele halen devam ediyor. Ben Amerika dahil bir cok yerde PKK hareketinin meşru bir hareket olduğunu söyledim. Meşru olan her şey hukuki olmayabilir ama meşrudur. Sebebi de şudur. Siz Kürtlerin üzerine demokrasinin, hukukun kapısını kapatırsanız tek yol dağlara çıkar. Bu yolu Kürtlere onlar gösterdiler. Bizim çocuklarımız dağa çıktılar. Silahlı mücadele bu meseleyi belli yere getirdi. Bu işin modası geçti. Şimdi Kürtlerin politik, kültürel, demokratik olarak mücadelelerini yürütmeleri lâzım. Muhakkak suretle Kürtler bir statü istemelidirler.

PKK, demokratik açılımın başarıya ulaşması için başlattığı ateşkesi Haziran ayındaki seçimlere kadar sürdüreceğini belirtmişti. Ancak daha sonra yapılan açıklamayla PKK eylemsizlik kararına son verdi. Sonra Öcalan’ın açıklamasıyla Newroz’a kadar beklenileceği söylendi.

Bermal Melik- Eylemsizliği bitirme kararı ne anlama geliyor? Güçlü savunmadan bahsediyorlar, güçlü savunma ne demek?

Yaşar Kaya- Biz PKK’nin aldığı kararlara alışkınız. Biliyoruz ki, simdi öyle bir duruma gelindi ki gerek parlamentodaki legal parti, gerekse Kandil, İmralı’dan gelen mesajlara göre hareket ediyor. Abdullah Öcalan’da 2-3 ayda bir fikir degiştiriyor, yeni şeyler ortaya atıyor. Bu doğru degildir. Bu sorunun çözümünü geciktiriyor.

Mesela, Abdullah Öcalan, diyor “Ateşkes yaptım devlet benimle görüşüyor” Birinci olarak, bunlar kimlerdir, bunların içinde nasıl adamlar var? İkincisi, neden Kürt halkı adına Abdullah Öcalan yalnız konuşuyor? Abdullah Öcalan’ın yanında muhakkak suretle bir heyetin olması gerekir. Ulusal kaderler, bazı görüşmelere, bazı durumlara ve bazı anlaşmalara bağlıdır. Sonra insanlar heyet halinde olduğunda birbirine danışırlar, görüş alışverişinde bulunurlar.Yani mutabakata varırlar. Simdi PKK bu silahlı mücadeleyi, Abdullah Öcalan’ın elinde yedekte tutuyor.“Savaşı durdurun” diyor, Kandil durduruyor. “Savaşa devam edin” diyor Kandil devam ediyor. Devleti korkutmak, devletten taviz koparmak bu şekilde mümkün değildir. Kürtler legal bir şekilde, parlamemantoda, Türkiye’de ve sivil toplum örgütlerinde kendi meselelerini demokratik bir sekilde çözemek zorundadırlar.

Şöyle bir soru sorulabilir. Silahlı mücadele edenlerin akıbetleri ne olacak? Avrupaya sürgün mü edilecekler, yoksa genel bir af mı çıkacak? Bu önemli bir sorun tabi. Ama bu genelde onların partisel işidir. Bu onları ilgilendirir. Bizim işimiz şudur ki,Türkiye’nin huzura ermesi için, muhakkak suretle silahların susması gereklidir. Silahların konuştuğu yerde, kimse kimsenin sesini duyamaz. Silah sesleri bitince de yapılacak şey şudur: Bazı görüşmelerle, demokratik yollarla bunların dönmesini sağlamak ve bir rehabilitasyon dahilinde onların iş, ekmek olanaklarının sağlanması gerekir. 20 yıl dağda dövüşen bir insanın hayata başlaması elbette kolay değildir. Buna yardımcı olmak lazım. Ben seçimlere kadar sukunetin sağlanmasını doğru buluyorum. Halk iradesinin tecelli etmesi için seçimlerin sükunet içinde yapılması önemlidir. Türkiye’de seçimler her zaman sükunet içinde yapılmıştır. Bu seçim,Türkiye’yi idare edecek siyasi partilerin sayısını, çerçevesini, gücünü belirleyecek.

Bu yüzden seçimden önce herhangi bir provakasyona başvurmak, gerek devlet, gerekse PKK açısından hatalıdır, cinnet/cinayet demektir.

Bermal Melik- Ortadoğu’daki dalgalanma Türkiye yi etkiler mi,Türkiye’yi nasıl bir tablo bekliyor?

Yaşar Kaya- Türkiye Ortadoğu’daki kilit ülkelerden birisidir. İkinci kilit ülke İsrail’dir. Türkiye’nin yeni politikası onlar bakımından iyi puan alacak durumdadır. Bunun sebebi de şudur: Türkiye komşularıyla sıfır itilaf yoluna giderek, bütün komşularıyla iyi geçinmeyi, barış sağlamayı, bir strateji olarak önüne koydu. Herkesle dost olmayı önüne koydu.

Son zamanlarda Ortadoğu’da esen ekmek ve özgürlük rüzgarı elbette Türkiye’yi etkileyecektir. Kürtleri de etkileyecketir. Türkiye Kürt meselesini hallederse büyür.“Efendim ben Filistini düşünüyorum, ben dindaşlarımı düşünüyorum, din kardeşlerimi düşünüyorum“ derse, adama döner sorarlar.“Sen niye Türkiye’deki Kürt kardeşlerini düşünmüyorsun, onlar senin kardeşin değilmi?”

İkinci mesele ise, demokrasiyi eksiksiz hale getirmesidir. Türkiye’de artık fikir özgürlüğü olmalıdır. Kimse düşüncelerinden dolayı hapse girmemelidir. Türkiyede, fasizmin, militarizmin devri kapanmalıdır. Herkes Sabahleyin, kapısını çalanın sütçü mü yoksa polis mi olduğunu bilme hakkına sahiptir.

Bizim ülkemiz aslında cennet gibidir. Büyük nimetleri olan bir ülkedir. Biz kendimiz bu ülkeyi zindan hale getirmişiz. Bıraksınlar bizi insanca yaşayalım, bıraksınlar Kürtler ve Türkler kardeşce yaşasınlar.

Türkiye Ortadoğu’daki komşu ülkelere açılmakla şunu elde etti: Ortadoğu’da sözü dinlenen, gündemi belirleyen devlet haline geldi. Eskiden Türkiye’nin gündemini batılılar belirlerdi. Simdi Ortadoğu’nun ve Türkiyenin gündemini Türkiye belirliyor. AK Parti sekiz yıl içinde yaptığı icraatlarla iyi bir yere geldi. Biz arzu ederiz ki hem Kürt sorunu cözülsün, hem eksiksiz demokrasi olsun. Bütün sürgünler evlerine, köylerine, yurtlarına dönebilsinler. Biz Anadolu ve Kürt halkı olarak bu refahı hak etmiş durumdayız.

Bermal Melik- Türk Halkı da Kürt aydınları da barış istiyor ama barişin içi doldurulmuyor. Anayasanın değişmesi konusunda hemfikirler. Sizce seçimlerin ardından köklü bir Anayasa değişikliği mümkün mü?

Yaşar Kaya- Seçim Türkiye’de hem Kürtler hem de Türkler için bir yol ayrımıdır. Türkiye seçimde “Ya demokrasi ya da kaos” kararını verecek. Kaos olmasını hiç birimiz arzu etmeyiz. Ölen cocuklar,Türk cocuklari, Kürt cocukları bizim cocuklarımızdır. O bakımdan barış büyük bir olaydır. Hele Ortadoğu’da böyle yüzyıldır çözülmemiş bir meseleyi barış yoluyla çözenleri tarih kahraman olarak ilan edecektir. Seçimden sonra yeni bir Anayasa yapılacaktır. Biz yapılacak bir Anayasanın insan derisi ile kaplı bir Anayasa olmasını arzu etmiyoruz. Bu Anayasada Kürt halkının demokratik hakları, sosyal, politik statüleri belirlenmeli. Zaten Anayasa dediğimiz şey, idare edenlerele, idare edilenlerin yaptığı bir sözleşmedir. Jean Jack Rousso buna “Sosyal Kontrat” demektedir. O bakımdan ben cok önemsiyorum. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin bu Anayasa için hazırlıkları olmalıdır. Ben de bu konuda cok kafa yoruyorum ve okuyorum. Bu Anayasa mükemmel bir Anayasa olmalı, öz olmalı, kısa olmalı. Militarizme, askeri darbelere, faşizme kapıyı kapamalı. Kürt Halkınında bütün ulusal ve demokratik haklarını içermeli. Bu Anayasada Kürt sorununu belirli bir yere getirmezseniz, yeni bir anayasa yapmanın anlamı yoktur. Demokrasi en çok Kürtleri ilgilendiriyor.

Demokrasinin önündeki en büyük engel Kürt sorunudur. Kürt sorunu çözülmeden ne demokrasi olur, ne de barış olur. O bakımdan bu Anayasa dönemi cok önemli bir dönemdir. Bu Anayasa Türkiye’yi Avrupa Birliğine taşıyacak mükemmel bir Anayasa olmalıdır. Ve biz Kürtler bu anayasada kişililğimizi, onurumuzu, haklarımızı, statümüzü bulmalı ve mutlu olmalıyız. Başka şekilde Kürtlerin yarasına merhem süremezsiniz, iyilestiremezsiniz. Tabiki bu Anayasa parlamentodan geçecektir. Müzakerler olacaktır. Müzakereler sırasında Kürtler çok güçlü olmalıdır. “Biz bunu istiyoruz, bu yanlıştır, bu böyle değildir” diyerek seslerini yükseltmelidirler.

Bu yüzden 30 yıldır parlamentodaki Kürt legal partlerini önemsiyorum. Savaş orda veriliyor, Anayasalar dağda yapılmıyor, parlamentoda yapılıyor. İyi bir şey çıkacağı kanaatindeyim.



Bermal Melik- HEP dahil, BDP ye kadar gelen çizgide Türkiye’deki Kürt siyaseti nasıl bir değişim ve dönüşüm sağladı?

Yaşar Kaya- Körfez savaşından sonra, İstanbul’da birkaç arkadaşımızla, işyerimde biraya geldik. Birçok fraksiyondan gelen arkadaslarımız vardı. Herkes görüşünü belirtti. Ben onların hepsini dinledim. En sonunda ben konuştum.

Arkadaşların söylediği şuydu: Ortadoğu’da savaş olacak, Kürt Halkı büyük zarar görecekti. Ben arkadaşlara dedim ki, ben savaş istiyorum. Arkadaşlarım “Bu Yaşar Abi ,özel yaşantısında karıncayı ezmez bir adamdır, nasıl savaş istiyor!?

Bende dedim ki “Ortadoğu’da savaş olmadan, statüko kırılmadan, Kürtlere bir sey çıkmaz” Tarih bizi doğruladı. Körfez Savaşı'ndan sonra biz legal bir parti kurma yoluna gitttik. Arkadaşlar dediler ki “Bizi tutuklarlar. Ben de dedimki “Tutuklasınlar, biz hiç mi tutuklanma görmedik? Burayı zorlamak lazim. Kürtler legal sahaya gelerek iyi yaptılar. Mücadeleleri güdükte olsa, parlamenterleri zayıf ta olsa, belirli bir mücadele verdiler. Ve bu mücadele cığırında yeni partiler kuruldu, kapatıldı vs..

Ama bugün geldiğimiz nokta, Türk demokrasisi parlamentodaki legal Kürt partilerini ziyaret etmekte, fikirlerini sormakta, onlarla diyaloglar yapmaktadırlar. Bu iyi bir şeydir. Artık herkes Kürtleri hesaba katmak zorundadır. Bu bakımdan Kürt cephesinin meclisteki millletvekilleri, bilgili, kültürlü, yetkin insanlar olmak zorundadır

DEP döneminden beri bunu savunurum biz kendimize bir Anayasa taslağı hazırlamalıyız. Alternatif bir Anayasa hazırlamalıyız. Dolapta durmalı, zamanı geldiğinde çıkarmalıyız. İşte bugün lâzım oldu. O zaman bu zamandır. Ayrıca Anayasa yapmak için bütün bu siyasi sistemleri bilmek lâzımdır. Magna Carta dan bu yana kaç anayasa yapılmıstır? Şu anda hepimizin mücadele ettiği bir Anayasa var. Bu askeri sistemin getirdiği, 12 Eylül Anayasası'dır. Bu Anayasa Kürtlere, Türklere, aydınlara dar bir gömlek giydirmiştir. Siz bir şey yapamıyorsunuz. Kıpırdayamıyorsunuz. Çünkü yolun sonunda hapishane var. Halbuki Anayasa özgürlükçü olmalıdır. Anayasalar her iki halkı eşit şekilde temsil etmeli. Kürt halkının bu Anayasa da kimliğinin belirlenmesini çok önemsiyorum.

Bermal Melik- BDP nin Parlamentodaki varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce çözüm fırsatını artıran öğelerden biri diyebilir miyiz? Sizce bu seçimde BDP Millletvekili sayısını artırabilir mi?

Yaşar Kaya- Benim çok ümidim yok açıkçası. Sebebi de şudur: BDP güdük bir parti. Türkiyenin sadece Kürt sorunu yok. Türkiyenin ekmek, aş, refah sorunu var.
AK Parti 8 yıldır iktidarda. AK Parti Türkiye’yi bir yere getirdi. Şimdi ben AK Partiye övünç olsun diye söylemiyorum. Türkiye’nin 30 Milyar lira olan ihracatını, 140 Milyar liraya çıkarmıştır. Bu çok önemli ve hayati bir nokta.

Şu anda ekonomide 16. sırada olan Türkiye’yi AK Parti 8. Sıraya getirmiştir. Türkiye eğitimde, sağlıkta, büyük mesafeler katetti. BDP bu sorunları meclise getirmekten aciz. Sadece Kandil’den ve İmralı’dan gelen direktiflere göre kendisini şekillendiriyor. Bu şekil son zamanlarda cok belirginleşti. Bu çok kötü bir olay. Kürtler demokrat olmalıdır. Demokrasinin şartları vardır. Türkiyede İslamcı Kürt var, Liberal Kürt var, Komünist Kürt var. Neden Kürtlerin İslamcı bir partisi yok, neden sosyal demokrat bir partisi yok, neden komünist bir partisi yok?

Bugün hepimiz görüyoruz ki, her derdin dermanı demokrasidir. Siz kendi içinizde demokrasinizi getireceksiniz. Bu bağlamda Kürt aydınlarını tehdit etmek cinayettir. İsmail Besikçi’yi, Yaşar Kaya’yı, Kemal Burkay’ı, Şıvan Perwer’i tehdit etmek cinayettir. Ben her zaman arzu etmişimdir, beni aydınlatan bir arkadaşım yanımda olsun. Bir beyin tek başına hiç bir şeyin üstesinden gelemez. Öyle olsaydı kimse bu müşavirlik ve kurmaylık müessesini kurmazdi. Dünyanın her yerinden politikacıların kurmayları vardır ve onlara akıl verirler. Amerika’da Cumhurbaşkanının konuşmalarını yazan şirketler vardır. Bunlardan biri, yazarlardan biri, Granof WILLER dir. Brükselde bu şahısla konuştuk.

Kürtler kendi demokrasilerini geliştirmeden sağdan soldan demokrasi istiyorlar. Bu ayıp bir şeydir, abestir. Böyle bir şey olmaz. Kimse size böyle inanmaz. Bunun için Kürtlerin her renkte, her duruşta ve durumda sözünü söylecek insanlara ihtiyacı vardır. Ve bunlar çoğalmalıdır. Herhangi bir Kürt partisi tüm kürtleri temsil edemez. Kürtleri bir delegasyon temsil eder. Bana Amerika da sordular. Kürtleri kim temsil ediyor. Ben de dedimki, muhattap belli olsun, biz delegasyonu bir günde belirleriz. Muhattap Kürt halkıdır. Bu veya başka bir Kürt partsi değildir.

Bermal Melik- Newrozdan sonra eylemsizlik kararına devam edilirse, Kürt siyaseti gerçek bir siyasi zemine geçer mi?

Yaşar Kaya- Newroz'dan sonra insani Anayasa hazırlığı yapılırsa hem Türkiye ve hem de Kürtler güç kazanır. O zaman kimin savaştan kimin barıştan yana olduğu belli olur. Bu Türkiye’nin ve Kürtlerin Ortadoğu'da ve dünyada prestijini arttırır. Mesela,Çekoslovakya da, Çekler ve Slovaklar bir gecede kan dökülmeden ayrıldılar. Kürtler veTürkler barışabilirler, bunun şartları vardır. Bu şartlar zorlanmalıdır.

Bu parlamentoda en çok kendisini yenilemeye muhtaç olan Kürt Milletvekilleridir. Kürt hareketi bazı insanları milletvekili yaptı. Neden, Şeyh Sait ve 47 arkadaşının idam edildiği şehirde Diyarbakır’a Türk solundan bir adamı getirdiniz?

O da mecliste bir şey söylemedi. Dönem bitiyor. Ben bir Kürdüm. Lütfen Kürt halkına bu haksızlığı yapmayın diye sorarım onlara. Ben istiyorum ki, benim hareketim bizi temsil etsin. Bu seçimde iyi adaylar koyamazlarsa Kürt hareketi mesafe alamaz.

Bermal Melik- Eger böyle olursa uluslararasi güçler nasıl bir rota çizer.?

Yaşar Kaya- Uluslararası güçler çok etkindir Ortadoğu’da. Hele bu son özgürlük dalgası, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu yalayarak, Türkiye ve Kürdistana geldi. Diktatörler birer birer devrildi. Obama bile bunların idareyi bırakıp gitmelerini söylüyor. Ortadoğu’da batılıların bir dizayn planı var. İsterseniz buna BOP planı diyebilirsiniz. Bu Kürtleri de değiştirecektir. Dış güçler, uluslararasi güçler olmadan bölgede bir şeyin değişeceğine inanmıyorum.

Bermal Melik- Son olarak dünyadaki kosullar değişti,Kürtler de değişti.Türklerin de değiştiğine inanıyor musunuz?

Yaşar Kaya- Kürtler cok değişti. Kürtler bu işlere 60 lı yıllarda başladı. Kürtler bu değişime uğramak zorunda idi. Silahlı mücadele de Kürtleri değiştirdi. Ancak Türkler o kadar değişmedi. Sebebi var. Cumhuriyetten bu yana Kürtleri inkâr eden Kemalizm'in kurtçukları hâlâ herkesin beyninde. Demokratça düşünemiyorlar. Dünyadaki bütün tek parti rejimleri yıkıldı. Türklerin önünde bir duvar var. O duvar Kemalizm duvarıdır. Avrupa Birliği de bunun aışılmaı gerektiğini söylüyor. Eger Türkler, Kürtler kadar demokrasiye ve Kürt sorununun çözümüne değer verirlerse, biz bu meseleyi daha çabuk, daha kansız ,daha zararsız çözeriz.

Bermal Melik-Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Yaşar Kaya- Sizde buraya lütfedip geldiğiniz için ben teşekkür ederim.

Bermal Melik/Köln
6 Mart 2011

Yaşar Kaya’nın Erdoğan’a gönderdiği Mektup

“Sayın Başbakanım,

Bu mektubu yazdığım şu günde Türkiye tarihi bir süreci yaşıyor. Ve hem demokrasi, hem de Kürt sorunu olanca hızı ile tartışılıyor. Yüzyıllık yasaktan sonra bu hayırlı bir süreçtir. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Bu süreçte direnip sonucu barışa götürenleri tarih, Kürt ve Türk halkı onurla şerefle yad edecektir. Direneceğinize eminim. Biz Avrupa’da sürgünde yaşayan gazeteci, yazar, siyasetçi, araştırmacı birkaç binin üstündeyiz. Ülkemiz fikir bakımından bir aşamaya geldi. Barışa inanıyoruz. Artık bu iki halkın çocukları ölmesin diyoruz ve bu sürece bu potansiyeli dahil ederek katkıda bulunmak istiyoruz.

Ben Demokrasi Partisi’nin (DEP) ilk kurucu genel başkanıyım. Özgür Gündem gazetesinin sahibi olarak on sekiz ayda gazeteden yirmi dört cenaze kaldırdım. Buna Musa Anter dahildir. Milletvekilimiz Mehmet Sincar’ı hunharca katlettiler. Beni tutukladılar. Tansu Çiller’in ölüm listesinde ikinci sırada idim. Birinci Behçet Cantürk’ü öldürmüşlerdi. Selameti yurt dışına kaçmakta buldum. Birkaç suikast ve ölümden kurtuldum. On yedi yıldır Avrupa’da mülteciyim. Üç kalp ameliyatı geçirdim. Elli yıl eksiksiz bir demokrasi için mücadele ettik. Verilecek bir hesabım varsa ona hazırım. Hayatımda ne elime silah aldım ne de gizli örgüt kurdum. Tek silahım kalemim oldu. Yurdumuza onurluca dönüp bu sürece yardımcı olmak istiyoruz. Yapılacak kanuni düzenlemelerde Kürt sürgünlerinin dönebilmesini sağlamanızı istiyor ve saygılar sunuyorum.

Yaşar Kaya






Bermal Melik -
urfahaber.net -ÖZEL




YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star