Ana Sayfa Siyaset YÜKSEK, "BELEDİYELERE EL KOYMAK DARBEDİR, BUNA İZİN VERMEYİZ"

YÜKSEK, "BELEDİYELERE EL KOYMAK DARBEDİR, BUNA İZİN VERMEYİZ"

DEMOKRATİK Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, partilerine ve partilerinin yerel yönetimler bürosuna yapılan ve aralarında PM ve MYK üyelerinin de bulunduğu göz altıları değerlendirirken, "Belediyeler, nasıl olanları engellemedi diyorlar.

Giriş Tarihi: 11 Nisan 2016 Pazartesi 09:37
YÜKSEK,

Koca devletsiniz, ordunuz var, polisiniz var, şehirlerde bunu engelleyemediyseniz, belediyeler nasıl engellesin? Belediyelerin asayişi sağlama rolü yoktur. Belediyelere el koymak, darbedir. Biz buna izin vermeyiz" dedi.

"ÇÖZÜME DÖNÜK AZ VE CILIZ DA OLSA ÇABALAR VAR, YİNE OPERASYON YAPILIYOR"
DBP Eş Genel başkanı Kamuran Yüksek, Diyarbakır'da HDP milletvekili Sibel Yiğitalp, Büyükşehir Belediye Eş başkanı Fırat Anlı ve parti yöneticileri ile basın mensupları ile bir araya geldi. Yüksek, dün gerçekleşen ve partisinin PM ve MYK üyelerinin de aralarında olduğu göz altıları değerlendirirken, "Partimiz yeniden hedeflenmiş durumda. Biz buna benzer bir süreci 2009'da KCK operasyonları ile yaşadık. PKK, 13 Nisan'da ateşkes ilan etmiş, bir gün sonra ise KCK operasyonları başlamıştı. O zaman çözümü engellemeye dönük bir operasyondu. Daha sonra bize operasyon yapanlara hükümet operasyon yaptı. Kumpas yaptıkları gerekçesiyle o operasyonu yapanların hepsi yargılandı. O dönemdeki bütün davalar, Yargıtay kararlarıyla düşürüldü. Bir tek KCK davası halen devam ediyor. Şimdi de ülkeyi şiddet sarmalından çıkarmak için çabalar var. Küçük ve cılız da olsa bu çabaların olduğu bir dönemde, yine operasyonlar yapılıyor" dedi. DBP Eş Genel Başkanı konuşmasını şöyle sürdürdü:

"BELEDİYELERE EL KOYMAK DARBEDİR, BU İZİN VERMEYİZ"
"Hükümet seçimle alamadığı belediyeleri ele geçirmek istiyor. Defalarca müfettiş göndermelerine rağmen, belediyelerimizde ahlaki ve etik açıdan sıkıntı yaratacak hiç bir şey bulamadılar. Belediyeler nasıl olanları engellemedi diyorlar. Koca devletsiniz, ordunuz var, polisiniz var, şehirlerde bunu engelleyemediyseniz, belediyeler nasıl engellesin? Belediyelerin asayişi sağlama rolü yoktur. Belediyeleri zan altında bırakma ve kriminal gösterme çabaları var. Belediyelerimizin kriminal ve yasadışı çalışmaları yoktur. Manşet ve iftiralarla operasyon yapıyorlar. Belediyelere el koymak, darbedir. Biz buna izin vermeyiz. Yüz binlerin oyuyla seçilmiş belediye başkanlarını görevden alarak, yerine atama yapmak bir darbedir. Başbakan nasıl seçildiyse, belediye başkanlarımız da o şekil seçildi ve meşrudur. Buna el koymak darbedir, halk ve biz buna izin vermeyiz. Operasyonların siyasi olduğu açıktır."

"250 BİN KİŞİ EĞİTİLİYOR, TOPLANTILAR YAPILIYOR, BU GÜÇ KİME KARŞI KULLANILACAK"
DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, Terörle mücadelenin, şehir savaşlarına uydurulmuş bir kılıf olduğunu, bunda ısrar eden bir Cumhurbaşkanı ve ekibi olduğunu ileri sürerek, "Son 8 ayda, yaşanan sivil kaybı 850'yi geçti. 768 gün devam eden sokağa çıkma yasağı var. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir şey yok. Uygulamaya koydukları konsept çok güçlü değil. Konsepti uygulayanlar kendi içlerinde çok güçlü değiller. Biz Türkiye'de sistemin tıkandığını görüyoruz. Batıda insanlar sokağa çıkamıyor, evinde çocuklarını sevemiyorlar. Bu savaşta ısrarın ülkeyi getirdiği noktadır. Ama savaşta ısrar edenlerin başka hazırlıklar içerisinde olduğunu da biliyoruz. İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın bilgisi ve Cumhurbaşkanı'nın organize ettiği başka bir iç yapılanma var. 250 bin gençten oluşan paramiliter gücün eğitildiğini biliyoruz. Askeri ve teknik eğitimden geçiriliyor. Bunlar neye hizmet edecek? Otellerde yaptıkları toplantılar var. Mafya ve çetelerden oluşan bu güç ile ne yapacaklar? Şimdi yerli ve milli polis teşkilatından söz ediliyor. Şu anki teşkilat yerli ve milli değil mi? Acaba bunların bir kısmını polis teşkilatına, bir kısmını da alacaklarını duyurdukları bekçilik sistemine mi dahil edecekler? Yada Cumhurbaşkanı Erdoğan, saray muhafız birliklerini mi oluşturuyor? Bunların hepsi akla geliyor. Yada olası bir askeri darbeye karşı kendi özel ordusunu mu kuruyor? Ülke açısından yaşananlardan herkesin kaygı duyması gerekir. Politikalarını değiştirmiyorlarsa, toplum yönetenleri değiştirmelidir. Yaşananların bir kurtuluş ve vatan savaşı olmadığını, bunun bir iktidar savaşı olduğunu herkesin görmesi gerekir. Savaş değil bir çözüm hükümetinin şekillenmesi gerekir. AKP, ne Kürtlerin özgürleşmesini, nede Türkiye'nin demokratikleşmesini engelleyemeyecektir" dedi.

"CUMHURBAŞKANINI KÜRTLER DEĞİL, EN YAKININDAKİ KİŞİLER ARKADAN HANÇERLEDİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kürtlerin kendisini arkadan hançerlediğini söylediğini belirten DBP Eş Genel başkanı Kamuran Yüksek, " Bu doğru değil. En yakınındaki kişiler, Cumhurbaşkanı'nı hançerledi. Çözüm süreci devam etseydi bu savaş olmayacaktı. Çözümün ve barışın muhatabı sayın Öcalan'dır. Başbakan Davutoğlu, 2013 Mayısına dönülebileceğini söyledi, Cumhurbaşkanı buna karşı çıktı, Başbakan da çark etti" diye konuştu. Silopi'de yeniden başlayan çatışma ve sokağa çıkma yasağından söz eden Yüksek, "Silopi için 'temizlendi, bitti, kurtarıldı' denildi. Ama şimdi tekrar çatışmalar başladı. Bu politikada ısrar etmenin bir anlamı yok. Kabadayılık ve nara atmakla zafer olmuyor. Zafer ilan ettiği yerlerde, neler yaşandığı bu anlamda Silopi bir örnektir. öldürdüğünüzün 2 katı onların yerini alıyor. Diğer yerlerde de aynı şeyin yaşanmayacağının garantisi var mı? Savaş politikalarından vazgeçmek gerekir. Bunun için yollar açıktır. 7-8 aylık süreçten ders çıkarılmalıdır. Kürtlerin geri atacağı bir adım yoktur" diye konuştu.

"ÖZERKLİĞİ BARİKATIN ARKASINDAN ÇIKARMAK İSTEDİK"
DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, bir gazetecinin yaşananlar karşısında neden şehirlere silah dolduran PKK'ya bir çağrı yapmadıklarını ve PKK'ya söyleyecek bir sözlerinin olup olmadığı ile ilgili sorusunu ise, "PKK'ye söyleyecek çok sözümüz var. PKK'ye bu kararı almak zorunda mıydınız? diye soruyoruz. Onlar da Dolmabahçe mutabakatıyla silah bırakma kongresi hazırlıkları yaptıklarını, kongre yeri ve delegelerini belirlediklerini ancak kendilerine dayatılan bir savaş olduğunu belirtiyorlar. Biz, batıdaki şoven kesimi tatmin etmek için her gün PKK'ye mi küfredeceğiz? Onları tatmin etmek için hakikati söylemekten vazgeçmeyeceğiz. PKK ve devlet için çözüm zemini biz oluyoruz. Bunu sürdürmek için de adil olmak zorundayız. Hükümette büyük bir kafa karışıklığı var. Bir kesim müzakerelere dönülmesini istiyor. Cumhurbaşkanı ve ekibi ise savaşta ısrar ediyor. Ama kısa sürede bir çözüm şansı görülmüyor. Biz DTK kongresinde demokratik özerkliği tartışmaya açtık. Bu özerkliği hendek ve barikatın arkasından çıkarmak istedik. Ama bu açıklamamız terörize edildi. Hakkımızda soruşturmalar açıldı. Biz gidip bunu barikatın arkasındaki gençlere nasıl anlatacaktık? Halbuki açıklamamız hükümetten olumlu bir karşılık görseydi, biz bu yaşananları durdurabilirdik. Maalesef oradan bu meseleyi çıkaramadık" şeklinde yanıtladı.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Fakıbaba'nın ablası vefat etti

Fakıbaba'nın ablası vefat etti

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık