Mustafa GÜNEŞ

BIYIKLAR VE SİYASİ REJİMLER


Mustafa GÜNEŞ
11 Ocak 2013 Cuma 02:50

 

Başlangıçta erkek, hem sakallı hem de bıyıklı idi. Ne zaman ki kesici bir alet buldu, ne zaman bir su birikintisini ayna olarak kullanıp bir birine girmiş yüz kıllarını kırptı bilinmez. Ama bu işleme kadın yüzünün kılsız ve pürüzsüzlüğünün sebep olduğu, bundan hoşlandığı için, kendi yüzünü de ona benzetmek isteğinden kaynakladığı kesin.

Bıyığın hikâyesi ise tüm kıllardan kurtulmayı başarabildiği halde, o kısmı tıraş etmemesiyle başlar.

Her halde her iki cinsin saçları uzun, elbiseleri aynı posttan, yüzleri de kılsız olduğu devirde bir birinden ayırt etmek zor olduğundan, o kısmı bırakarak “erkek” olduğunun anlaşılmasını sağlamak içindir.

Asıl muamma, evrim boyunca cinslerin giyim-kuşamlarında farklılaşma oluştuğu, savaşırken uzun saçla sakalın başına bela olduğunu anlayıp kestiği halde bıyığa dokunmamasındaki hikmettir.

Günümüzde kim toplumların neredeyse tamamı bıyıksız, kiminde belli kesimi bıyıklı, kimilerinde de istisnasız her erkeğin bıyığının bulunması mecburidir.

Aynı toplumların gelişmişlik seviyesine baktığımız zaman;  tümünün bıyıklı, bir kısmının bıyıklı ve tamamının bıyıksız olduğu toplumlarla gelişmişlik arasında şeytani bir orantının bulunduğunu görebilirsiniz.

İnsanoğlu birilerinin yüzü hatlarını duvara çizmeye başladığından beri bıyık türlerinin evrimi hakkında da bilgi edinme imkânı bulabiliyoruz. Ancak bizi ilgilendiren yaşadığımız coğrafyadaki bıyık tipleri olduğundan, Dünyanın diğer bıyıklarını konu dışı bırakarak kendi bıyık tiplerimize sıralamaya çalışalım.

Ama önce şunu belirtelim ki, günümüzdeki çoğu bıyık tipleri tamamen siyası mesaj amaçlıdır. Yani kişiler, bıraktıkları bıyık tipleri ile hangi siyasi görüşü taşıdıklarını da göstermiş oluyorlar.

OSMANLI BIYIĞI: En tipik örneği bütün ders kitaplarında Yavuz’a ait olduğu söylenen, ancak sonradan Şah İsmail’in olduğu iddia edilen bıyık tipidir. Günümüzde bu bıyık tipine “pos bıyık” deniyor. En abartılmış şekli “Mehter Takımı”nın bıraktığı şekildir. Mehter Takımı’ndakilerin bunca abartmaları hakkında çeşitli söylentiler varsa da konumuz dışı olduğu için değinmeyeceğiz.

İTTİHATÇI BIYIĞI: Bu bıyık tipinin aslı “Prusya Bıyığı”dır. Pos bıyığın inceltilmiş şekli olup çeşitli ilaçlarla iyice bükülerek sivriltilen uçları her iki taraftan olabildiğince yukarıya doğru kıvrılarak dondurulur. Meşrutiyet döneminin bütün “zabit” fotoğraflarında görmek mümkündür. En tanıdıklarımız Enver Paşa ve M.Kemal’in fotoğraflarıdır. Bu bıyık tipi “Alman ırkçılığının” sembolüdür. Almanlar milliyetçi ve ırkçı özelliklerini bu bıyık tipi ile göstermişlerdir. Bizimkiler de o zaman fazla Almancı takıldığı ve onlardan daha ileri “Türkçü” oldukları için seçtiler.

Kısaca, “İflah olmaz İttihatçı-Türk ırkçılarının bıraktığı bıyıktır.

AVRUPAİ BIYIK: Günümüzde birçok insanın bıraktığı normal boyutta ve ölçüde üst dudağın bir ucundan bir ucuna uzanan, alttan dudağın tam bittiği, üstten burnun hemen altından dümdüz kesilen bıyık tipidir. Gerçi Avrupalılarda esas olan bıyıksızlıktır ama bıraktıkları zaman genellikle bu bıyık tipini seçerler.

CUMHURİYET BIYIĞI: Aslında “Kemalist Cumhuriyet Bıyıksızlığı” da denebilir. Cumhuriyet ilan edilinceye kadar bıyık bırakanların bir kesimi halen İttihatçı Bıyık bıraktığı halde, bir kısmı da daha modern Avrupai Bıyığa geçiş yapmıştı. Cumhuriyetin ilanından sonra, özellikle 1930 larda başlatılan “modernist değişim” rüzgârını güçlendirmek için M.Kemal bıyıklarını Avrupalılar gibi tamamen sıyırmaya başladı. Büyük önder yapar da millet durur mu? Bir anda herkes “Öz Avrupalı”  oldu ve bıyığını sıyırmaya başladı. Zaten bürokrasi mecburen uymak zorunda idi. Taşrada ise bürokratlar fiili mecburiyet altında sıyırdılarsa da ahali arasında çok fazla rağbet görmedi. Hep merak eder dururum. Kılık Kıyafet Devrim’i Kanununa niye bıyık sıyırma konulmamış diye. Eminim M.Kemal’in boşluğuna gelmiştir, yoksa çekindiğinden olamaz.

HİTLER/NAZİ BIYIĞI: Halk arasında “Badem Bıyık”  denilir. Yıllar önce okuduğum bir makalede bir köşe yazarı buna “Sümüklük Bıyık” da dendiğini yazmıştı. Hitler, Parti Sembolü olarak “Gamalı Haç”ı seçtiğinde, kendi saç ve bıyık tipini de geliştirmişti. Briyantinle olabildiğince bastırıp alında perçem yaparak sağa doğru taranmış saç ve iki yandan burun hizasında kesilmiş bıyık.

Bizim devlet ve insanımız dünyada bunca demokrat millet ve modern ülke varken nedense iki yüz yıldır hep ırkçılıkla özdeş Alman hayranıdır.

Bütün Dünya el birliği ile Hitler’in yeryüzüne bulaştırdığı iğrenç  “ırkçılıktan” nefret edip mücadele ettiği sırada, ona hayran tek ülke vardı: Türkiye.

Hele Milli Şef , “ben oyum o da ben dercesine “ Hitler’ciydi. Aslında onu anlamak gerek. Yıllarca M. Kemal’in emir erliğine alışmış biri olarak tek başına kaldığı zaman boşluğa düşmesi normaldi. O sırada Hitler‘in sahneye çıkması onun için bulunmaz bir psikolojik ikame fırsatı doğurmuştu. Üstelik ikisi de ayın siyasi görüşe sahipti. İkisi de “ırkçı” idi.

Türk Halkı da Hitler’i Ruslara düşman ve bir Alman Irkçısı Olduğu için çok sevmişti.

Bu Hitler bıyığı, o dönemde Türkiye’de öylesine tuttu ve yayıldı ki o çağdaki fotoğraflara baktığınızda neredeyse aydın geçinenlerin tamamı bu bıyıktan bırakmıştı. Devir ırkçılık devriydi.

Hatta baş Kemalist ve Cumhuriyet Gazetesinin sahibi Yunus Nadi o kadar Hitler hayranı idi ki demokratlar ona Yunus Nazi diyorlardı.

DEMİRKIRAT BIYIĞI: Celal Bayar ve Adnan Menderes’in Demokrat Partisi 2.Dünya Savaşının bitip dünyayı saran ırkçılık furyası tasfiye edildikten sonra iktidara geldi. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ırkçılık suları durulmuş, İnönü’nün Atatürk adını geri plana itip kendini öne çıkardığı Milli Şef dönemi kapanmıştı.

Yerine Cumhuriyet Tarihinin en hasta Atatürkçüsü Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Menderes de Başbakan olmuştu. Bayar ilk iş olarak Atatürkçülüğü yeniden canlandırmaya girişti. İşe bıyıklardan başlandı. Her ikisi de halka örnek olmak için Atatürk gibi bıyıkları sıyırmıştı. Hitler Bıyığı yavaş yavaş yerini Avrupai Bıyık’a veya bıyıksızlığa bıraktı.

Ne hazin tecellidir. İnönü’nün sildiği Atatürk’ü yeniden canlandırıp ülkeyi “heykelleri” ile dolduran, ona “Anıt Kabir”i yapan insanlar “Atatürk Devrimlerini ortadan kaldırmakla” suçlanıp idam edildi. İnönü ise Atatürkçü olarak başa geçirildi. Asker kafası işte…

DEVGENÇ ve STALİN BIYIK: Bu iki bıyık tipi, 68 kuşağının devrimci kanadının bıyık tipleridir. En yaygın ve ünlü olanı “Dev-Genç Bıyığı”dır. En efsane olanı da Deniz Gezmiş’in bıyığıdır. Deniz’in Bıyığı da Che’nin o bereli fotoğrafı kadar ünlüdür. Bu bıyık tipini tarif etmeme gerek yok. Deniz’in Fotoğrafı yeter sanırım. (Anlayacağınız gibi o zaman bizde de aynı bıyıktan vardı.)

”Stalin Bıyık”a gelince: o bıyığı daha bir olgun görünmek isteyen, daha bir tavizsiz, sert ve İhtilalcı Komünist imajı vermek isteyenler uzatırdı. Posbıyığa yakın gür, öne doğru çıkık, dudağı kapatan ve küt bıyık tipidir. Stalin o bıyıklarla 30 yıl Rusya’yı esas duruşta yönetmişti. O bıyık Rusya’da komünistlikten ziyade korku ve dehşetin sembolü idi. Ondan sonra tek Rus o bıyığı bırakmadı. Adeta Stalin’le birlikte gömüldü.

ÜLKÜCÜ BIYIK: Bu bıyığın çıkış hikâyesi, Asyatik (Mongoloid) Kavimlerin “köse” yapısıdır. Gerçekten köselik ve çekik göz, tüm Orta ve Doğu Asya halklarının ortak özelliğidir. Antropolojide bu halklar (Moğollardan hareketle)“Mongoloid ırk” olarak tarif edilir. Sarı deri, çekik göz, yassı burun, yuvarlak yüz ve neredeyse tamamen kılsız bir vücut.

Bu ırkta bıyık ve sakal bırakmaya yeterince kıl bulunmadığı için, dudağın üstünde burun deliklerinin önüne rast gelen kısımda çıkan ince ve yumuşak birkaç kıl olabildiğince uzatılarak bıyık görüntüsü vermeye çalışılır. Uzatılan oncacık kıl, haliyle iki yandan aşağı doğru sarkmaya başlayacaktır. Bu bıyıktan Kung-Fu filmlerinde bol miktarda var.

Bizim Anadolu’nun 68 kuşak Ülkücüleri de Orta Asyalı ve Saf Türk olduklarını göstermek babından, Solculara karşılık bu bıyık tipini bırakmaya başladı. Ancak Anadolu insanı biraz fazla kıllı olduğundan, bıyıklar doğal haliyle uzatılınca “pos bıyık” olacağı için, berberde özel operasyonla iki yandan aşağı doğru inceltilerek sarkıtılırdı.

Bu arada o dönemde 68 kuşağının her iki bıyık tipini de bırakmak için epey cesur olmak gerektiğini de belirtelim.

KIRPIK BIYIK: “İslami” veya “sünnet bıyık” da denebilir. Günümüze hâkim olan en model bıyığımız. Dudağın üst kısmının iyice görünecek biçimde kesilmesinin sebebi, su ve yemeğe bulaşmasın diyedir. Eskiden beri dindar insanların bıraktığı bir bıyık tipi olmakla birlikte, Erbakan’la başka bir niteliğe büründü. Eskiler o kadar kısa kırpmıyordu. Rahmetli üç numara ile tıraş eder belli belirsiz bıyık olduğu anlaşılırdı.

Böyle kesmesinin yıllarca Avrupa’da kalmış olmasından kaynaklandığını sanıyorum.

Sanki Avrupalılara,”yahu aslında ben de bu bıyıktan hoşnut değilim ama dinimiz ve halkımız da bıyıksız bir mümini hoş görmüyor” demek istermiş;

Türkiye’deki müminlere ise ,“kardeşlerim, bıyığımı bu kadar çok kırpmamın nedeni Avrupalılardır. Çok uzatınca bizi geri kafalı ve akıncı sanmasınlar diye böyle kırpıyorum” mesajı vermek ister gibi olmuş.

Yani her iki tarafa karşı da bir mahcupluk durumu söz konusu gibi…

ÇABUK GİDECEĞE BENZEMİYOR

Hangi gerekçeyle olursa olsun, bu gün bu bıyık tipi, tüm ülkeyi ve bürokrasiyi sarmış, neredeyse her kapıyı açan bir maymuncuk rolünün üstlenmiştir. Şu var ki onu da çağa uydurarak, 3 numaradan 1 numaraya çekerek, zor seçilir bir hale getirmiş durumdalar.

Fakat nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bu bıyık tipi daha uzun yıllar Türkiye’ye hâkim olacağa benziyor. Kalıcı bile olabilir. Çünkü Türkler ve Türkiye yıllardır aradığı mecrayı bulmuş ve daha çok uzun bir süre buradan akacağa benziyor.

Kenedinizi alıştırsanız iyi edersiniz.

 

 

17.Aralık.2012

Mustafa Güneş /URFA

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık