Bermal MELİK

BARIŞ VE DEMOKRASİ ÖZLEMİ


Bermal MELİK
23 Kasım 2015 Pazartesi 23:24

                                          

Yıllarca yurt dışında ülke özlemi çektim. Bu özlemim, ülkem için hayallerim, umutlarım zaman zaman yazılarımın konusu olurdu.Yazdığım her cümle aralarında; umutlarım, hasretim sessizce kendini ele verirdi.

Bu bitmek bilmeyen özlemimi nihayetlendirmek üzere yurduma döndüm.

Birçok insanın yaşama hayalini kurduğu Avrupa’dan arkama bile dönüp bakmadan geldim.

Peki, ülkeme dönme sebebim neydi ?

Neden yurduma dönmek için şartlarımı zorlamıştım?

Çünkü yurdumu çok seviyordum ve ülkemde güzel şeyler oluyordu.

Çözüm süreci adı altında, hasret kaldığımız güzel rüzgarlar esiyordu.

90’lı yıllarda bıraktığım yurdumun köprülerinin altında çok sular akmıştı.

Ülkem hızla değişiyor ve dönüşüyordu.

Darbelerle yönetilen Türkiye, 30 yıldır yaşanan savaş süreci yavaş yavaş yerini barış sürecine, çözüm sürecine bırakıyordu.

Yaşadığım ülkemin demokratik koşulları kadar olmasa da demokratik ülke olmaya adaydık.Hatta hep desteklediğim Avrupa Birliği ‘ne üye olma kriterlerini bile, birer birer hayata geçirebilecek düzeye geliyorduk.

İnsan Hakları ve Demokrasi karnemiz çok iyi olmasa da yönümüz Avrupa’ya dönüyordu.

Avrupa Birliği müzakere sürecine de halk büyük oranda destek veriyordu.

Ha gayret iyi gidiyorduk!

Avrupa’dan aydın, yazar ve siyasetçiler birer birer ülkelerine dönüyordu.

Hatta bir grup PKK’li bile şölen tadında yurda giriş yapmıştı.

Herkes çözüm sürecine katkı sunacağını söylüyordu.

Her yer mis gibi barış kokuyor, çözüm süreci ise dilimizde adeta pelesenk olmuştu.

Çözüm süreci, akil insanlar, Diyarbakır’dan yükselen barış sesleri…

Rüyada gibiydik.

Barış ve Demokrasi ortamı, her şeye rağmen oluşuyordu.

Ortadoğu’da Arap Baharında esen, ekmek ve özgürlük rüzgarı Türkiye’ye Gezi olaylarını getirmişti.

Gezi olayları uyanan halk hareketi de demokrasiye katkı sunacaktı. Hukuk devleti ve demokratikleşmeyi yerleştirecekti. Gezi olayları Kürtleri de etkiledi. Rojava bunun en iyi örneğidir.

Halk rüyadan yavaş yavaş uyanıyordu.

17/25 rüşvet ve yolsuzluk olayları, paralel yapıyla yaşanan gerginlikler sokaklara yansıdı.

Dolmabahçe mutabakatında alınan kararlar hiçe sayılarak masa devrildi.

Çözüm süreci hızla çözülmeye evrildi.

Ardından 7 Haziran seçimiyle ülke bir yol ayrımına girdi. Seçim mitingleri kana bulanarak demokratikleşme süreci bitti. Çözüm süreci buzluğa konuldu.

Erken seçim adı altında karanlık bir tünele girildi. Barışa, çözüme susamış bir halka aba altında sopa gösterildi. Diyarbakır, Cizre, Silvan, Yüksekova ve Nusaybin’de 90’lı yılları aratmayan görüntüler ve olaylar yaşanıldı.

90’lı yıllarda yaşananlara devlet aklı “Düşük yoğunluklu savaş “diye adlandırırdı.Ne yazık ki bugün yaşananlar “Düşük yoğunluklu savaş “ değil, yüksek yoğunluklu bir savaşa gebe!

Bir ülkede barışı inşa etmek savaştan daha zordur. Savaşın çirkin ve karanlık yüzünü görmeyenler barışın önemini anlayamazlar.

Hayalini kurduğum ülkem bu muydu?

Özlemini duyduğum, barış atmosferi nereye gitmişti?

Değişeceğini umut ettiğim memleketim demokrasiden ve barıştan hızla uzaklaşıyor, uzaklaştırılıyordu.

Halkta kaygıyla karışık bir belirsizlik,”Acaba ülkeyi terk etsem mi ?” soruları ve arayışlar hakim olmaya başladı.

“Ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan gidersin “ mantığı konuşuluyor ve tartışılıyordu.

Gitmek ve ülkeyi terk etmek!  

Dünyanın en zor ikilemlerinden .

Deveyi gütmek?

Diyardan gitmek?

Bu sorunun cevabı oldukça karmaşık.

Ya deveyi güdmeye karar verip bir süre sonra da ortada güdülecek bir şey kalmadığı fark edilirse…

Veya bu diyardan gidip sonra hem diyardan hem de deveden olmak varsa.

Ya deve de diyar da çok kıymetliyse.

Çünkü deve de bizim, diyar da bizim!

Demokrasi sorumluluktur ve herkes sorumluluğunu yerine getirmeli.

Demokrasiye ülkeyi terkederek, vazgeçerek değil, mücadeleyle, çözümlerle ulaşılır.

Demokrasinin önündeki en büyük ve birincil engel Kürt meselesidir. Kürt meselesi çözülmeden ne demokrasi olur, ne de barış olur.Bu meselenin çözümünün ilk anahtarı yeni bir Anayasadır.

Bu Anayasa Türkiye’yi Avrupa Birliğine taşıyacak mükemmel bir Anayasa olmalı ve Kürtler bu anayasada kişiliğini, onurunu, haklarını, statüsünü bulmalı. Başka şekilde Kürtlerin yarasına merhem sürülemez, iyileştirilemez.Tabi ki bu Anayasa parlamentodan geçecektir. Müzakereler olacaktır. Müzakereler sırasında Kürtler çok güçlü olmalıdır. Kürt meselesi Türkiye’nin en hayati konusudur. Kürt meselesini çözecek Türkiye; Ortadoğu’da ve dünyada itibar kazanacak ve öyle büyüyecektir. Bunu çözmeden bir şey yapması mümkün değildir. Şimdi dünya öyle bir noktaya geldi ki insanlar artık yalnız ekmek istemiyor. İnsanlar özgürlük istiyor. Bunu da Kürt halkı hak etmiş durumdadır.

Hep aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemenin mümkün olmadığını yıllar bize tüm acımasızlığıyla gösterdi.Masa tekrar kurulabilinir ve özeleştiri yapılabilinir.Yüksek yoğunluklu savaşa girmenin önü ançak bu şekille kapanır.

Çatışmalar,çelişkileri derinleştirerek,olası yeni bir çözüm sürecini tıkar ve demokrasiyi öteler.

Türkiye’de artık fikir özgürlüğü olmalıdır. Kimse düşüncelerinden dolayı hapse girmemelidir.

Okumaya, konuşmaya ,tartışmaya ve doğruları yazmaya devam edilmeli ve bunlar özgür ortamlarda yapılmalı.

Barış ve Demokrasiye ancak bu şekille ulaşılır.

Türkiye’de faşizmin, militarizmin devri kapanmalıdır.

Gazeteciler, yazarlar, kanaat önderleri; susmamalı, susturulmamalı, özgürce konuşmalı ve yazmalılar.

Susmak, seyretmek,terk etmek, yazmamak; aydınlara, entellektüellere yakışmıyor, yakışmamalı.

Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor…

 

 

 

 

 

 

 


YORUMLAR
  • yorum2016-10-17 01:16:29Alti üstü yalan

    Yurt disi ülke özlemi, hepsi yalan burda keyfini catiyorlardi sonra Burda milleti dolandirdilar kalacak yüzleri kalmayinca ana vatana döndüler bu sahte karlar... onlari her kes Iyi tanri Urfa haber haric....

  • yorum2016-10-17 01:09:04Vay vay

    Yurt disinda ülke özlemi cekmis bu ne namusuzluk sapi Yurt disinda Kari kiz pesinde 24 Saat kosarken kendisi bu isin yardim yatakciligini yaptigini söylemiyorda.. ne kadar sahte karlar bunlar.. sisme balon gibi biri Doktor olur biri yazar olur -Ama her ikiside bir poh degiler yazar efendi bunuda yaz.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star