Adalet YILDIRIM

21 ŞUBAT ANADİL GÜN܅


Adalet YILDIRIM
23 Şubat 2016 Salı 16:55

19. yüzyıl başlarında Avrupa’da, 20. yüzyılda da tüm dünyada egemen olan milliyetçilik ya da ulusçuluk, siyasi düşünce nedeniyle değim yerindeyse tüm dünyayı yeniden şekillendirdi.

Bu şekillenme sadece fiziki olmadı, birçok alanda oldu. Milliyetçiliğin ya da ulusçuluğun amacı, düşüncenin yapmak istediği ve yaptığı sosyal bir üstyapı oluşturmaktı.

Milliyetçilik ya da ulusçuluk, oluşturduğu bu üstyapının dini, dili, etnik kimliği kısaca sahip olduğu her şey diğerlerinkinden üstündür, düşüncesini savundu. Ve her şey üstyapı için tasarlandı okullar, ibadethaneler, ticaret v.s…

Milliyetçilik ya da ulusçuluk, siyasal düşünceden önce devletler, imparatorluklar birçok ırkı, dini ve dili bünyesinde barındırıyordu. Hiçbir din, ırk veya dil diğerinden ne üstün nede aşağıydı. Yani toplumlar çok dinli çok dilliydiler. İşte ne olduysa bu milliyetçilik yada ulusçuluk düşünce akımından sonra oldu.

Egemen kimse, en üstün ırk, din, mezhep ve de dil onun oldu. Egemenin en üstün olması her şeye sahip olması yetmiyor, diğerinin yasaklanması ve zamanla da yok olması gerekiyordu.

Bir milleti köklerinden, geçmişinden, öz benliğinden koparmanın en kesin ve kolay yolu da o milletin dillini yasaklamaktı. Dil sadece bir kaç harften, kelimeden oluşmaz, bizi biz yapan her şeydir yaşam biçimidir, var oluştur.

Dil; bir milletin vatanıdır, dünyanın neresinde olursa olsun yanında götürdüğü toprağı, geleneği, ananesidir, kısacası kendisidir, benliğidir. Ondandır önce dil yasaklanır, yasaklı dilin yazılı kaynakları yok edilir, konuşanlar cezalandırılır, ayıplanır. Yasaklanan dil aslında yoktur, falanca dilin bozulmuş halidir, filanca dilin cahil (okumayan, yazmayan) sınıfın konuştuğudur, lehçedir vesaire vesaire gibi bir sürü inkar devam eder.

İşte bundandır 21 Şubat 1952’de bir grup Bangladeşli öğrenci Pakistan'ın Bengal dilini de resmi dil olarak tanımasını talep etikleri protesto sırasında öldürüldüler. Bangladeş’te yaşanan bu trajedi sonrasından, UNESCO 17 Kasım 1999’da günün anlam ve önemine binaen asıl adı ‘Anadil Hareketi Günü’ olan 21 Şubat ‘Uluslararası Anadil Günü’ olarak ilan edilmiştir.

21 Şubat ‘Uluslararası Anadil Günü’ anadilleri yasaklanan, sınırlandırılan ya da tasfiye edilmeye çalışılan tüm halklar için son derece önemli bir gündür.

UNESCO bir dilin ne derece tehlike altında olduğunu dokuz maddeyle sınıflandırmış;

- Dilin kuşaktan kuşağa aktarılması

-Dili konuşan kişi sayısı

- Dili konuşanların toplam nüfusa oranı

-Dilin kullanım alanlarında değişiklikler

- Yeni alanlara ve ortamlara dilin tepkisi

- Dilin öğrenilmesi, o dilde okuma-yazma öğrenilmesi için gerekli materyallerin varlığı

- Devletlerin ve kurumların tutum ve politikaları, dilin resmi durumu ve kullanımı

- Toplumun bireylerinin kendi dillerine yönelik tutumu

-Dille ilgili var olan belgelerin miktarı ve niteliği.

UNESCO, yukarda belirttiği maddeler içine giren birçok ülkede tehlike altındaki diller için koruma programları uyguluyor, ancak Türkiye'de yürüttüğü bir dil koruma programı yok. UNESCO’nun açıklamasına göre dünyada 2500, Türkiye’de ise 18 dil yok olma tehlikesiyle yüz yüze…

21 Şubat ‘Uluslararası Anadil Günü’ nedeni ile Türkiye’de bazı siyasi partiler, Eğitim-Sen,Mazlum-Der, KESK ve birçok dernek çeşitli açıklamalar yaptı. Türkiye’de yaşayan dillerin ana yasal güvence altına alınmasını istediler.

Herkesin anadiliyle konuştuğu, okuduğu yazdığı ve yaşadığı bir Türkiye dileğiyle…


YORUMLAR
  • yorum2016-02-24 15:48:52N.AYGÜN

    ANADİL İNSANIN ŞEREF VE ONURUDUR

  • yorum2016-02-23 17:19:00Suzan

    Tek dil.... Daha ne desinler. Tek dilden başka dil yoktur diyorlar. Kuran-ı Kerim böyle demiyor. Bu ne biçim anlayıştır.

  • yorum2016-02-23 17:17:56Tuncay

    14 yıldır iktidarda olan ve asimilasyonu sonlandırdığını belirten AKP, Kürtlerin dilini değil tanımak, Kürt yok sorunu da yok diyor. Varın gerisini siz düşünün.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star