Şeyhmus İDRİSOĞLU

12 EYLÜL'ÜN GENERALLERİ


Şeyhmus İDRİSOĞLU
26 Eylül 2011 Pazartesi 01:17
Sevgili generaller!
Tarihi süreç içinde sizleri çok iyi tanıdık. Sizleri çocuklarımıza da aynı minval üzere tanıtacağız. Devleti korumakla yükümlü ve yetkili generaller olarak, hangi yasalardan, yetki alarak ana yasal düzeni yıkıp kendi keyfi sisteminizi oluşturduğunuzu anlatacağız. Dahası, ülkenin sosyal, ekonomik, siyasal kimliğini tahrip ettiniz.
Bu da yetmezmiş gibi yasaları ihlalden öteye giderek ülke insanlarının katlini, ekonomik talanını, pervasızca saldırı düzenlendiğini bizden duyacaklar. Ayrıca anayasaya aykırı eylem ve fiillerinizi yeri geldiğinde devletin bekası için ne biçim nutuklar attığınızı da anlatacağız. Yetmedi, kurtarıcı kimlik altında ülke insanlarının yüreğine nasıl korku saldığınızı da yine en acı detayları ile bizden duyacaklar.
Sevgili Generaller!
Biz çocuklarımıza bir şeyler anlatırken, zulmü, ihaneti, egoistliği, bencilliği, işkence odalarında ölümleri, gaz kuyularını, toplu mezarları da anlatacağız. Bu halkı insan yerine koymayıp nice faili (belli) meçhulleri, evinden alınıp bir daha geri getirilmeyen insanların yolunu gözleyenlerin ıstırabını ve daha neler neler...
Peki siz çocuklarınıza ne anlatacaksınız? Anlatacak çok şeyiniz var ama utanacak, arlanacaksınız. Onlar size sorduklarında yüzünüz kızaracak, kelimeler boğazınıza düğümlenecek. İşte çocuklarınıza anlatacağınız bir şey olmadığı için ve onların yüzüne bakmadığınız için kafalarınıza kurşun sıkıyorsunuz. Ancak bu kurşunun onurunu onlara bırakacaksınız.
Çocuklarınız yaptıklarınızı tabii ki öğrenecekler. İnsanların onların üzerindeki bakışlarından, bizim anlattıklarımızdan duyacak, bizim yazdıklarımızdan okuyacaklar. Onlar duydukça başları yere eğilecek, sizin utanmadığınız kadar onlar utanacak, yani siz bizden özür dilemediniz ama onlar bizlerden özür dileyerek sizlerden daha samimi olacaklar, olduklarına da inanıyorum. Çünkü çağ değişti, dünya değişti ve kafalar değişmekte.
Bakın çocuklarımıza neler anlatacağımızdan kısa bir pasaj aktarayım; Diyarbakır vahşetinde CO diye bir itle aynı çuvala koyup parçalattığınız insanları, bilmem kaç kadına copla tecavüz ettiğinizi, hele bir hatırlayın. İnsanların fosseptik çukuruna koyup sıçtığınız boku zorla yedirtip ardından "afiyet olsun" dediğinizi nasıl unuturuz...
Şu rakamlara bakın; bu utanç abidesi karşısında yüzünüzün kızarmaması mümkün mü? 650.000 kişiyi gözaltına aldığınızı, 1.683.000 kişiyi fişlediğinizi, 30.000 kişiyi işten attığınızı,14.000 kişiyi vatandaşlıktan attığınızı, 30.000 kişiyi yurt dışına çıkardığınızı, 464 kişiyi sadece düşüncesinden ötürü işkencede öldürdüğünüzü, 50 insanımızı idam ettiğinizi hem de hiç yerine, bunların hepsini anlatacağız. Oysa sizin de gururla anlatacağınız bir şeyler olmalı, maalesef sizin lafını edecek insanlığın erdeminden nasibini almış bir sözünüz, bir davranışınız olmadığından söyleyecek bir şeyiniz de olmayacak.
Sizler darağaçlarını kurduğunuzda ben daha 16 yaşımdaydım. Babanın çocuğuna tecavüze zorlandığını duyduğumda daha çocuktum. Peygamber ocağı denen yerin elamanlarının böyle çirkinlikler nasıl yapabileceğini anlayamamıştım 16 yaşındaki Erdal Eren'in bu ülkeye nasıl bir zarar vereceğini anlamamıştım. Ama onu astığınızda beynimde yüreğimde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı. Çocuklarım her şeyi çok iyi anlayacak, çünkü onlara anlatıyorum. Bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçerken direnmenin yaşam olduğunu bir kez daha anlıyorum.
Sizler çocuklarınıza, hesabını vermediğiniz miraslar bırakıyorsunuz ama çocuklarınız sizin gibi olmayacak, bizim çocuklarımız aynı bizlere benzeyecekler, mücadelemizi sürdürecek, insan hak ve özgürlüklerini, insanca yaşamın erdemini, adaleti, barışı yüreklerinde taşıyarak bu ülkenin sathına sereceklerdir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star