Mehmet FARAÇ

2 ay sonra Libya!..


Mehmet FARAÇ
27 Ekim 2011 Perşembe 19:24
25 Ağustos 2011’de bu köşedeki yazının üzerinde şu başlık vardı; “Tekerrüre zorlanan kirli tarih!..” Gelin o yazının özetini tam 2 ay sonra yeniden okuyalım...
“Hepimiz sanırım anımsıyoruz hafızalarımıza kazınan o dört çarpıcı görüntüyü...
Abu Dabi televizyonu, Bağdat’ın düştüğü 9 Nisan 2003 günü Saddam Hüseyin’in halkın arasında çekilen görüntülerini yayınlamıştı!..
İkinci görüntü gaflet ve dalaleti anlatıyordu!.. Irak’ın işgali sırasında, Bağdat'ın Firdevs Meydanı’ndaki ünlü Saddam heykelinin yıkılışı ve onu tekmeleyen bir Iraklı’nın hezeyan içindeki görüntüsü belleklere işlemişti!..
Ve, üçüncü görüntü en vahimiydi!.. Kimine göre bir “diktatör” kimine göre de ABD’ye kafa tutan bir kahraman olan Saddam, artık işgalcilerin elindeydi!..
Dördüncü fotoğraf Saddam’ın bizzat kendi yurttaşlarınca idam edilmesini gösteriyordu!.. İşbirlikçiler “cehenneme git” diye bağırırken o, yüzlerini maskeyle gizleyen cellatlarına “hain” olduklarını haykırabilmişti!..
Peki ya son görüntüler?.. Onlar bir film şeridi gibi emperyalizm ve destekçilerinin yüzsüzlüğüne seri tokatlar gibi çarpmaya devam ediyor!..
Dağılmış, çökmüş, yıkılmış, birbirine düşmüş Irak halkının yıllardır süren iç savaş fotoğraflarıdır onlar!..
İşte işbirlikçiliğin desteğiyle yazılan bu kirli ve kanlı tarih, Irak’ı anımsamak için bu kez Libya üzerinden tekerrür etmeye zorlanıyor!..
İşgalciliğin petrol kuyusunda, taşeronluğun kölesi olanlar, kan ve benzin bulaşmış parmaklarıyla derin tezgahın deklanşörüne basarken; ders alınmayan ibretlik görüntülerin ilki medyaya yansımıştı bile!..
Kaddafi, NATO kisvesine saklanan yağmacıların Libya’yı kuşatmaya çalıştığı ilk günlerde, ülkenin en büyük alanlarından Yeşil Meydan’a çıkmıştı!.. Tıpkı Saddam gibi bir otomobilin üzerinde halkını selamlamış ve savaşacağını ilan etmişti!..
Irak’ı anımsatan ikinci görüntü ise aylar sonra medyaya yansıdı... Saddam’ın heykelini tekmeleyen asiler, pis ayaklarıyla bu kez Kaddafi’nin heykelleri ve fotoğrafları üzerinde tepiniyorlardı!..
İhanet ve işbirlikçilik derinleşirse, olasıdır ki, Arap dünyasında klasikleşmeye zorlanan üçüncü görüntünün şavkı da düşlerdedir!.. Kaddafi’nin de, Saddam gibi gizlendiği yerde yakalanması planlanacaktır!..
Ve belki, dördüncü görüntünün de tekerrürüne olanak aranacak; Kaddafi’nin de Saddam gibi kendi yurttaşlarınca takıye urganıyla asılması istenecektir!..”
Tarihin pis tekerrürü!..
İhanet ve işbirlikçilik ikileminde planlanan son ne yazık ki gerçekleşti!..
Tarih, bir petrol varili üzerinde zar atan emperyalizm eliyle bir kez daha tekerrür etti!..
Üstelik barbarlık ve vahşetin ardından aynı utanç verici manşetler atıldı: “Diktatörün sonu!..”
Oysa Muammer Kaddafi, “Kaçmayacağım savaşacağım, şehit olacağım” demişti...
Yaser Arafat’ın, Fidel Castro’nun, Nelson Mandela’nın ve Hugo Chavez’in yakın dostu Kaddafi dediğini yaptı... Üzerinde askeri üniforması, elinde silahıyla kendi topraklarında işgale direndi...
Türk medyasındaki kimi işbirlikçilerin de zırvaladığı gibi Kaddafi gerçekten “diktatör” müydü?.. Halkına zulüm mü ediyordu?..
Detaylarını dünkü Aydınlık’ta Esra Atalay’ın haberinden öğreniyoruz ki, diktatör denilen Kaddafi’nin ülkesinde her yurttaş devletin tüm hizmetlerini karşılıksız olarak alıyordu...
Libya’da elektrik, su, doğalgaz, eğitim, sağlık ve ilaç bedava veriliyordu. Benzinin litresi 20 kuruşa satılıyordu...
Libya’daki ulusal bankalar yurttaşlardan faiz almıyordu.  Libya halkı hiçbir şekilde vergi ödemiyordu.
Tüm dünyadaki tek borçsuz ülke olan Libya’da, araçlar fabrika çıkış fiyatına satılıyordu.
Kaddafi yönetimi yurt dışında burslu okuyan öğrencilere geri dönüşümsüz aylık 650 Euro kredi veriyordu.
Libya’da tüm üniversite mezunları iş bulana kadar maaşa bağlanıyordu. Evlenmek isteyen çiftlere ise 150 metrekarelik daireler tahsis ediliyordu...
Petrol gelirinin yüzde 90’nı Libya halkına dağıtan Kaddafi yönetimi, istisnasız olarak her aileye 300 Euro yardım da yapıyordu.

Sosyalizmden şeriata!..
Televizyonlarda Kaddafi’yi yakalayanların ruh halini izlediniz mi?..
Ne dindarlıkla ne insanlıkla ilgisi olmayan yaratıklar... Saçları sakalları birbirine karışmış, ağızlarından salyalar akan, vahşi çığlıklar atan gözü dönmüş bir güruh!..
Yaralı bir insanı alçakça tekmeleyen, kafasını yumruklayan, yerde sürükleyen ve bir kamyonetin önünde oraya buraya savuran bir grup cani!..
O görüntüleri izleyen herkes eminim insanlık adına utanmıştır!..
Kaddafi’yi sağ yakalayıp şehit eden kiralık katiller nasıl bir tuzağa düşürüldüklerini, nasıl bir suça itildiklerini çok yakında anlayacaklar!..
Irak’ta olduğu gibi Libya da istikrarsızlığın kan çukurunda çırpınmaya başladığında, çok önemli gaz ve petrol yatakları emperyalizmin işbirlikçilerince yağmalandığında, kendi ulusuna ihanet edenler çok acı çekecekler...
Bakınız, daha Kaddafi’nin cenazesi kaldırılmadan yaşananlar, tehlike sinyalleri veriyor!..  İşte dün yayımlanan ve Libya’nın da tıpkı Irak gibi şeriat rejimine sürüklendiğini gösteren düşündürücü haber:
“Libya’yı bekleyen zorlu süreç bitmiş değil. Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil, ‘İslami bir devlet olarak şeriatı, hukukun temeli olarak aldık. Bundan dolayı İslami ilkelerle çatışan yasalar geçersiz olacaktır’ dedi. Abdülcelil, Kaddafi dönemindeki çok eşlilik yasağını kaldırdı. Libya’yı bekleyen diğer bir tehlike de bölgesel rekabet. Üstelik Kaddafi güçleriyle savaşan farklı gruplarla frakisyonlar da silahlarını bırakmaya yanaşmıyor. Tüm bunların Libya’yı yeni bir çatışmaya sürüklemesinden korkuluyor.”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık