Mustafa GÜNEŞ

ADAY ADAYLARI


Mustafa GÜNEŞ
31 Ekim 2013 Perşembe 07:17

Vakt-i zamanında, Dünya dışı bir gezegenin bir diyarında Frahu adında bir memleket varmış. Bu memleketin bütün memleketlileri inanılmaz derecede yurtsever ve hizmet düşkünü memleketlilermiş.

Bu memleketin ünü gezegen dışına taşmış, aşiretleri, bilim adamları, müzisyenleri, filozofları, siyaset bilimcileri, siyasetçileri ve teknik elemanları varmış.

Ve ayrıca bu memleketin yetiştirdiği bütün bu insanların hepsinde gezegenin hiçbir diyarında olmayan “hizmet “ ve memlekete faydalı olma aşkı varmış.

Elbette böyle insanlar yetiştirmiş bir memlekette “demokrasi” saat gibi işlemekte,”insan hakları” bütün gezegenin kıskandığı bir seviyede imiş.

Bu memlekette demokrasinin bu kadar saat gibi işleten bir de çok ama çok güçlü ve büyük partisi ve lideri varmış.

Öyle ki, seçim zamanı geldiğinde herkes birbiriyle hizmet yarışına girer, kendileri için hiçbir menfaat, mevki ve iktidar hevesi taşımadan sırf vatana ve millete faydalı olmak için çabalarmış.

O kadar çok “aday adayı” çıkarmış ki, içeride parti işlerini yürütecek adam bulmakta zorluk çekildiği bile olurmuş.

Aday adayı olanların bütün çabaları, seçilmek veya aday olmaktan ziyade milletin onların ne kadar “hizmet aşığı” ve fedakâr olduklarını bilmesi içinmiş.

AMA BİRİ HARİÇ

Her yerde olduğu gibi bu memleketin de bütün bu fedakâr insanları hizmet aşkıyla didinip çırpınırken, içlerinde bazı uyanıklar da çıkmaz mı? Elbet çıkar.

Tesadüfe bakın ki bu kötü niyetli kişi memleketin bir “kasabasının” tanınan, bilinen bir ailesine mensup olmasına rağmen, yeterince etkili biri değilmiş. Anlayacağınız ünü ve pozisyonu aday olarak atanmasına yeterli gelmiyormuş.

Seçim ortamına girildiği bir zamanda düşünüp taşınmış, en öne geçip aday olarak atanmanın bir yolunu aramış.

Kurnazda yol-yöntem mi bulunmaz?

Sonunda da bakın nasıl yol bulmuş.

ŞEYTANIN BİLMEDİĞİ YOLU BULUYOR

Bulduğu fikir başkasının da aklına gelir endişesiyle sabahı zor edip, erkenden memleketin valisine gitmiş, görüşme talebi kabul edilip makama çıkmış.

Kısa hal-hatırdan sonra, Vali bey sebeb-i ziyaretini sorar.

Bizimki ezile büzüle, arz-ı hürmet ve gerekli yağlardan sonra anlatmaya başlar:

-“Sayın Valim fazla vaktinizi almadan âcizane derdimi anlatmaya çalışacağım. Malumunuz önümüzdeki hafta garip ve fakir kasabamızı ziyaretinizle şereflendireceksiniz. Elbette sayın valimizi mümkün olan en iyi şekilde karşılamaya çalışacağımızdan emin olabilirsiniz.

Ve tabii ki karşılamada naçiz kulunuz en önde olacaktır.”

Vali bey ilgiyle dinlemekte, sonucun nereye bağlanacağını merak etmektedir.

Bu arada Vali Bey’in neden merak ettiğini merak edenler çıkabilir. Çünkü vali Bey de vali bey olmadan önce o büyük partiden aday olmak için çok uğraşmış, başaramayınca da kadir bilir parti yetkilileri tarafından vali bey olarak tayin edilmişlerdendi.

Bizimki devam eder:

-“Sizden ricam, karşılama anında kulağıma eğilip bir şeyler fısıldamanızdır. Siz yeter ki kulağıma eğilip bir şeyler söyleyin, isterseniz bana küfür edin. Yeter ki kasabalılar kulağıma bir şeyler söylediğinizi görsün.

Fikir bir ilk olduğu için olaydaki kurnazlığı anlamayan vali;

-”Bütün isteğiniz bu mu (….)Bey? Hay hay ! İsteğinizi ziyadesiyle yerine getireceğimden endişen olmasın.” Diyerek adamımızı gönderir.

O GÜNDEN SONRA

İşte o gün bu gündür Frahu’da her seçim öncesinde en güçlü partinin  “aday adayları”;memleketin  Başbakanı, bakanı,ne kadar parti üst yöneticisi, paşası, bürokratı, genel müdürü varsa yanlarına sokulurak;

-Biraz benim de kulağıma  fısıldayarak bir şeyler söyler misiniz! Diye yalvarıp dururlar.

Çünkü böylece millet onların ne kadar önemli adamlar olduğunu görecek, aday olmaları için parti yetkililerine baskı yapacaktır.

Ve o günden sonra o memlekette bir daha kulağına fısıltıyla küfür ettirmeye tenezzül etmeyen hiçbir filozof, bilim adamı, uzman, veya entelektüel seçilemedi.

 

31.10.2013

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star