Mehmet FARAÇ

‘Aforoz’ mezarlığında bir kanlı gelinlik!..


Mehmet FARAÇ
29 Şubat 2012 Çarşamba 00:29
Maskeli üç kişi odaya girdiğinde, genç kız bir ürkek güvercinin düştüğü kaygıyla çırpınıp durdu... Kolu kanadı kırılmış bir biçarenin serzenişiyle haykırdı ama nafileydi!..
Kollarından tutarak sürüklediler onu... Gecenin dondurucu soğuğunda; korkunun tere dönüştüğü o an, yaşamın girdabında nasıl savrulacağını düşündü!.. Hiç bir şey yapamazdı... Ne o ne de panikten adeta dili tutulan Aleksander!..
Savrulacağı o yolculuk var ya; belli ki acıklı bir sona giden o yolculuğa, aslında çok önceleri çıkmıştı!.. Anne ve babasının, feodalitenin denklerine koyduğu kurallarla başlamıştı o yolculuk!..
Töre öyle bir ağır yüktü işte!.. İnsan değildi denklerin içindeki yalnızca!.. Bilinmedik bir kültüre giden o yolculukta, valizlerin içine konulan birkaç parça giysi, bir avuç tarhana ve törelerin kara kitabıydı!..
İnsanların kanlı töreleriyle göç ettiği kaç coğrafya vardır dünyada?.. Yalnızca kültür değildi ki insanlarla taşınan her yere!..
Düpedüz töre!.. Düpedüz ahlakçılığın ve bazen bağnazlığın şekillendirdiği kurallar zinciri de göç ediyordu!..
Mardin’den Almanya’ya göç eden Arzu Özmen, ailesinin karşı çıktığı Rus asıllı Aleksander adlı erkek arkadaşı ile birlikte olduğu iddiasıyla hedefteydi!..
Maskeli üç kişi onu evden bu yüzden sürükleyerek çıkartmıştı!.. Aleksander ise can korkusundan sinip kalmıştı!..
Kaderin ürkütücü versiyonu!..
Peki, kimdi bu insanlar?.. Oraya niçin gelmişlerdi? Yüzleri niçin kapalıydı?..
Ve en önemlisi, o gencecik kızı niçin sevdasından koparıp götürmeye çalışıyorlardı?..
Genç kız direniyordu ancak çaresizdi...
Bir otomobile bindirilip götürüldüğünde, yol kenarında puslu gecelere sığınan kedi yavrularını, biçare dolaşan köpekleri ve tabi ki kendisinden habersiz insanların boş vermişliğini izledi!..
Peki o an, kendi sonunu da hazırlayan kaderin eski versiyonlarını anımsadı mı acaba!.. Birkaç garip ve de ürkütücü öykü vardı ya arşivlerde!..
Onun gibilerini hep korkutan, hep düşündüren ve kıskaçta tutan acıklı öyküler değil miydi bunlar:
Örneğin 2006 yılının Kasım ayında yaşanan olayı gazetelerden okumuştu belki... Batman’ın Beşiri ilçesinde yaşayan Yezidi ailenin 18 yaşındaki kızı K.Ö., Müslüman bir ailenin oğlu Kerem Arıtürk‘e kaçmıştı...
Almanya’da da çok konuşulan bu olay Yezidiler’i ayaklandırmıştı!.. Geleneklerine göre Müslümanları kardeş gördüklerini ve kız alıp vermediklerini söyleyen Yezidi aile, K.Ö.’nün geri verilmesini istemiş ancak sonuç alamamıştı.
Çünkü gönlünü Müslüman gence kaptıran lise öğrencisi K.Ö., kendi isteğiyle kaçtığını söylemişti!..
5 yıl önce yaşanan bu olayın kahramanlarına ne oldu bilinmiyor?.. Yezidi kız ile Müslüman gencin kaçak ve de yasak aşkının sonu nerede bitti acaba?... Saklanıyorlar mı, evlendiler mi, öldürüldüler mi kimse anlatmıyor!..
Du’a Khalil Aswad!..
Arzu’yu taşıyan otomobil o gece çok uzun bir yolculuk yaptı... 1 Kasım 2011 gecesi Almanya’nın Hannover ile Bielefeld kentleri arasındaki Detmold Kasabası’ndan hareket eden araçtaki üç kişi maskelerini çıkarmışlardı...
Genç kız, onların yüzlerini görünce başına gelecekleri de anlamıştı!.. Anlamalıydı... Çünkü tarih onu da mazlumlaştıracak öyküler açısından, tekerrürden ibaret değil miydi?..
3 Mayıs 2007’de internet sitelerine yansıyan bir vahşetin videosu tüm Yezidiler’de olduğu gibi, belki Arzu’nun yüreğinde de merhameti ağlatmıştı:
Çünkü, Irak’ta bir Müslüman gence aşık olan 17 yaşındaki Yezidi kızı Du’a Khalil Aswad‘ın öyküsünü her Yezidi ağlayarak anımsardı:
Aswad, bir gece eve gelmeyince yasak aşkı ortaya çıkmıştı... Akrabaları Aswad’ı evinden zorla çıkartmış, Bashika sokaklarında sürüklemişti...
10 kişilik grup, Aswad’ı onlarca insanın gözleri önünde taşlamaya başlamıştı!.. Yarım saat süren taşlama sonunda Aswad kanlar içinde yere yığılarak can vermişti!..
2007 yılının Nisan ayında gerçekleşen bu olay, vahşet görüntülerinin internete düşmesiyle gün yüzüne çıkmıştı!..
Acaba Arzu, kendisini kaçıran üç kişinin arasında götürülürken bu videoyu ve Aswad’ın acı sonunu anımsamış mıydı?..
Oysa ne kadar da benziyordu öyküsünün başlangıcı!.. İşte Midyatlı Yezidi kızı Arzu da evinden çalınmış götürülüyordu!..
Çevre yine duyarsız, ne yazık ki Aleksander da çaresiz kalmıştı!..
Yezidi’nin düğün elbisesi!..
Arzu o geceki uzun yolculuğun ardından kayboldu!.. Alman polisi genç kızı bulmak için tüm olanaklarını kullandı ancak başarılı olamadı...
Arzu Özmen’in cesedi 13 Ocak 2012’de yaşadığı Dertmold Kasabı’na 270 kilometre uzaklıktaki Grossensee Gölü kıyısındaki golf sahasında gömülü olarak bulundu!..
Almanya’da “töre cinayetine kurban” gittiği ileri sürülen Arzu’nun yakınlarından dördü tutuklandı.
Talihsiz kızın cenazesi geçen hafta inançları gereği Mardin’in Midyat ilçesindeki Yezidi köyüne getirildi... Bir Yezidi ancak doğduğu toprağa gömülebilirdi!..
Çayırlı (Kefnas) Köyü’ndeki cenaze törenine Arzu Özmen’in yalnızca 2 akrabası ile köylülerden oluşan 30 kişi katıldı!.. Ailesinden hiç kimse yoktu!.. O da diğer töre kurbanları gibi adeta lanetlenmişti!..
Peki; Alman vatandaşı da olan Arzu niçin öldürüldü?.. Gerekçe yalnızca Doğu’daki bağnazlık ve geri kalmışlığın esareti olan töreler miydi?.. Hayır!..
Yezidilik inancıyla ilgili kaynaklarda da, onun öldürülme gerekçesine ışık tutan kurallar vardı:
“Bir kız kocasını kendi seçme hakkını haizdir. Rızası alınmadan evlendirilmez. Kocasını seçen kız, babasına haber vermek zorunda... Düğünlerde gelin kırmızı beyaz elbise giyer. Yezidi bir kadın, Yezidi olmayanlarla evlenemez. Yezidi olmayan biriyle evlenen kız veya erkek aforoz edilir.”
Rus Aleksander ile Yezidi Arzu’nun aşkı tıpkı Iraklı Aswad’ınki gibi kanlı bitti!..
Arzu da ne yazık ki gelinlik giyemedi... Ne diyordu Yezidi inancı, “Gelin düğünlerde kırmızı beyaz elbise giyer!..”
Töre kurbanı, “Aforoz”un mezarlığına girerken öyle giyinmişti zaten!.. Al kanlara bulanan bembeyaz bir kefen!..




YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık