Mustafa GÜNEŞ

AKIL, ÂKIL, AKÎL, AKİL?


Mustafa GÜNEŞ
3 Nisan 2013 Çarşamba 10:20

“Barış Süreci” konuşulmaya başlandığı günden beri,  yediden yetmişe neredeyse herkesin ağzında bir “akil adamlar” sözüdür dolanıp duruyor.

Kelimenin telaffuzundan ziyade, beyanat ve yorumlardan aklı başında, yaşlı başlı, eğitimli ve aydın kimselerden söz edildiği anlaşılıyor. Kelimenin telaffuzu dedik; çünkü öyle çeşitli biçimlerde telaffuz ediliyor ki doğru ifade ve söylenişin hangisi olduğu bir türlü anlaşılamamaktadır.

Biz de dillerde uçuşan bu ifade kaosuna açıklık getirmek, bu kelimelerden ne anlaşılması gerektiğine yardımcı olmak babından kelimeleri ve telaffuzlarını biraz irdeleme ihtiyacı duyduk.

Kelimenin Türkçedeki çıplak ve çekim yüklenmemiş biçimi “akıl”dır.

Basit bir tanımla Akıl, bir kimsenin olay ve olguları doğru biçimde ve çeşitli ihtimalleri göz önünde bulundurarak yorumlayıp vardığı sonuçtan kendi tutumunu belirleme kabiliyetidir. Bu değerlendirmeleri genellikle isabetle yapan kimselere de “akıllı insan” denir.

Kelime Arapçadır ve “kılle” kökünden türemedir.

“Kılle”, Arapça deve bukağısı demektir. Bukağı, hayvanların kontrol altında bulunması  için ayağına vurulan kelepçedir. İşte develere vurulan bu kelepçeye Arapçada  “kılle” veya “kılla” denir.

Develer arada bir “heyc”e düşer, bir nevi çıldırırlar. Ağızları köpürerek sağa sola saldırır, alıp başlarını öyle bir koşarlar ki değme atlar yakalayamaz. Bukağıya vurulmadıkları takdirde, “heyc” anında bukağı dışında hiçbir kazık onları zapt edemez. (Bu arada belirtelim ki ”heyecan” sözü de devenin bu halinden esinlenerek türetilmiştir.)

KILLE VE İNSAN

İnsanlardan da ağır başlı, olgun, sağa sola sataşmayan, Türkçesi uslu olanlarını ifade etmek için, devenin bu bağlanmış halinden esinlenerek; “akıllı insan”, yani kendini iradesi ile “kılle” ye vurmuş insan denilmiş.

AKIL VE ZEKA

“Akıl”ı yukarıda tanımlamaya çalışmıştık. Zekâ ise akıldan farklıdır ve çok zaman iki kavram karıştırılır. Zekâ, bir kimsenin olay ve olgular arasındaki ilişkiyi kavrama kabiliyetidir. Kişi, bu ilişkileri ne kadar kısa zamanda kavrayabiliyorsa o kadar zeki sayılır.

“Zekâ”da esas olan, bu kavrayış kabiliyeti olup bu kavrayıştan sonuç ve tavır belirleme amacı yoktur.

Bazen de kimileri hem zeki hem de akıllı olur ki, bunlar genellikle ne yapar eder toplumda kendilerine belli bir yer edinirler.

Bir de, akıllı olduğu halde yeterince zeki olmayan tipler vardır ki, bunlar da akılları sayesinde, klasik deyimle, “doğru zamanda doğru yerde “ bulunmayı bilen insanlar olup az veya çok amaçlarına ulaşırlar.

Zekilerden genel olarak bilim insanı, sanatçı veya akademisyenler çıkar.

Akıllı tipler ise genellikle akılcı davranışları sayesinde iş adamı, siyasetçi veya zengin  olurlar.

Çünkü birinin odaklandığı tek nokta, karmaşık bir sorunu kavrayıp çözmek; diğerinin tek hedefi ise, bütün olay ve olguları kendi amacına göre yorumlayıp yönlendirmek.

HANGİ TELAFUZ NE ANLAMA GELİYOR

Şimdi. Yukarıda anlamını açıkladığımız akıl kelimesinin kullanımlarını izaha çalışalım.

Türkçede, aklı olan insanlara “akıllı” veya “akıllı insan” denir. Arapçada ise bunlara “a” sesi uzatılarak “âkıl” denir. Yani birine akıllı demek istedikleri zaman a’ yı uzatarak bir anlamda “aakıl” demiş olurlar.

Âkıl sözü sonradan, Türkçeye nereden ve nasıl girdi bilinmiyor ama “akîl” olarak da telaffuz edilmeye başlanmış. Fakat aradaki “k” sesi, Arapçadaki “kef” değil,“kaf” sesidir. Buna göre birine, “akıllı insan” demek yerine , “akîl insan“ da diyebilirsiniz.

“AKİL” NE DEMEK?

Son günlerde bütün kullanımlara baktığımızda, hemen her kes “akil” olarak,yani  “k” sesini Türkçedeki “ke”, Arapçadaki “kef” sesi ile telaffuz ediyor. Bu da Arapçadan anlayanlarla Araplar tarafından duyulduğunda gülüşmeye neden oluyor.

Çünkü “kef” sesi ile telaffuz edilen “akil”, Arapçanın “ekl” üç sesli kök kelimesinden türemedir ki, Arapça “yemek”  demektir. Dolayısıyla birine ”Akil” dediğimiz zaman, ona yemek yemeyi seven, ağzının tadını bilen daha doğrusu “obez” demek istemiş oluruz.

Kısaca, günlerdir her ortamda söylenegelen  “akil adamlar” telaffuzu ile, onlara “akıllı adam” diyeceğimize, yemek yemeyi seven, boğazına düşkün,”obez insanlar” (Urfa deyimiyle Çıllek) demiş oluyoruz.

AKILLI AMA TARAFSIZ VE DÜRÜST İNSANLAR

Bu açıklamalar bir yana, sürecimizin sağlıklı, kazasız, belasız yürütülmesi ve gerillaların yurt dışına sorunsuz çekilmesinde akıllı adamlardan ziyade, dürüstlüğü, tarafsızlığı ve iyi niyetiyle tanınmış insanlara ihtiyacımız var.

Yoksa bir kimse ne kadar akıllı, ne kadar ”âkıl” ya da  “akîl” olursa olsun, bir tarafa bağlı, bir tarafın güdümünde ise onun aklıdan çözüm değil, sadece sorun çıkar.

Umarız süreç de bu kavram karmaşasına benzemeyip amacından ve yolundan saptırılmadan “akıl” yolunda sonuca ulaşır.

 

 

1.4.2013

Mustafa Güneş /URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star