Şeyhmus İDRİSOĞLU

ALDIM ELEĞİ ELİME


Şeyhmus İDRİSOĞLU
6 Kasım 2013 Çarşamba 17:29

 

 

Kolay mı her gün ihanetin, savaşların, komplo teorilerinin olduğu dünyamızda insanın saf temiz düzgün kalmasını beklemek. Hele bunu ulusala ve yerele indirgediğimizde içinden çıkılmaz bir hal aldığı hepimizin malumu. İnsanı anlamak, insanı sevmek, insanlığa güvenmek, insanlığa olan inancımızı umutla bakmadığız bu dünyada iyimserlik yanında karamsar düşünmemek mümkünü mü?

İnsan yaşamı boyunca bir sürü kişiyle tanışıyor kimileriyle dost, kimileriyle can ciğer, kimileriyle arkadaş, kimisiyle ölümüne yoldaş oluyorsun. Bazen hasretler sinerken bağrımıza bazen ihanetin, kinin, öfkenin verdiği rahatsızlıktan nefret ediyorsun. Ama barış denince nasıl da bir hoş oluyor, sevgi, huzur ve dostluklar adına…

Biliyor musunuz anlatıp yorum yapmaktan sıkıntı duyulmayan tek varlık. "insan" olmalı. Yıllar geçtikçe sistemin kişiliksizleştirdikleri çeşit, çeşit insanı tanıma fırsatımız oluyor. Kimileriyle tanışmak şans olarak bakarken,  bazılarıyla karşılaşıp sonunda ondan akıl almaz darbeler yedikten sonra bir “ucube” olduğunu görüp, etrafından uzaklaşma mecburiyetin de kalıyorsun. Seçici olmak toplumsal yaşamın içinde kolay değildir. Hani derler “kusursuz dost ararsan dostsuz kalırsın” diye…

Belki de problem benim. Suçum sistem karşıtı olmak düzene direnip uşağı olmadan yaşamımı yani hayattaki görevimi bitirmek onurluca…

Bu aralar etrafımdaki negatif ışık saçan insanları elemekle uğraşıyorum. Bir nevi yapılandırma diyebiliriz buna. Sonra düşünüyorum. Mümkün mü? Bazen görmek istemediğin bir vesileyle geliyor oturuyor göz bebeğine…

Öteden beri halk arasında söylenen yaygın bir deyim vardı “eleğim kalburumu mu var eliyem”, daha ilginci “kavun mu ki koklayalım.” Yine de bu aralar  kalburum elimde ince eleyip sık dokuyorum. Alışmaya başladım, sala başını misali, boş veriyorum… Beş para etmezleri ayıklayarak dökme uğraşındayım sonucuna katlanmak adına, arkama bile bakmadan, umursamadan. Hiçbir zaman hak etmedikleri halde kendilerine sunduğum sevgimi, değerlerimi geri almak için var gücümle eleyerek düşürüyorum ayak dibime, yani hak etikleri yere. Utanmıyorum, sıkılmıyorum, lakin şartlar, çünkü biliyorum ben haklıyım, onlarda fazlasıyla hak ediyorlar. Biraz da onlar kendilerini düzeltsinler…

Kendimi fazlalıklardan arındırma uğraşındayım. Kalburu hızla salamaya devam ediyorum. Salladıkça yaşamın gerçekleri ile yüzleşiyorum. Ondan sonra rahatladığımı  hissediyorum rahatlıyorum, pişmanlık duymadan… Kalburun dibindekiler artık süprüntü, şimdi üsttekileri bir yerlerde saklamak, insanlık adına, toplumsal yaşamın saygınlığı ve sevginin insanlığa olan erdemiyle… Hani “yaradılanı sevmek yaradandan ötürü.”

Arkadaşmış, akrabaymış, komşuymuş, benim için artık hiç fark etmiyor. Önemli olan insan olanı sevmek. Yoksa kara vicdanlı, koyun postuna bürünmüş nicesi kemiriyor biryerlerimizi… Kendimi bu eylemde haklı buluyorum yapmam gerekeni yapıyorum utanıp sıkılmadan. Bundan sonra ben seçmeye karar veriyorum yanımda duracak kadar bir beklentisi olmadan beni seven değer veren insanları.

Eleğin deliğinden kimler düştü sorarsanız. Önce üzerimden kişilik bulup kendini kaf dağında sananlar… Üç beş kuruş sahibi olup ta geçmişini çabuk unutanlar… Aile içersinde sürekli horlanıp ikinci plana itilen ve sonra egolarına yenik düşenler… Ekmeğini bölüşürken gözeterek fazlasını kendine ayıranlar… Beraber yola çıkıp yoldaşını yarı yolda bırakanlar… İşte ben bu yükten kurtuldum eleği her sallayışımda hafifledi sırtım. Bundan sonra vicdanen son derece rahatım. Kim saygı gösterip değer veriyor, benden de aynısını görüyor.

Bu arada yaşam devam ederken yeni insanlar tanıyorum. Hakiki insanlar! Hani deyim yerindeyse sapına kadar erkek, er kişiler.” Kalbimi söküp ayaklarının dibine koysam canım yanmayacak dostlar” sözünün eri arkadaşına kapris yapmayan, bilgiçlik taslamayan, lafının arkasında duran, sevilmeyi saygınlığı hak eden, her şeyden dostluğunu esirgemeyen, sadece kendi ihtiyacı olduğu zaman değil, her an canından, gönlünden “VERMEYE” hazır olan güzel dostlar. Bazen kahkahayla, bazen sitemle dünyayı paylaştığımız güzel insanları tanıdıkça sırtımda duran bu gereksiz kamburdan kurtulmanın keyfini yaşıyorum bu ara.
Daha fazla taşımaya takatim yok çünkü. Sürem kısalıyor...

Yaşım iyi kötü yarım asrı aştı. Yaşamımın son demleri gibi sakin ve kaliteli yaşamayı istiyorum. Anlamsız kaprislere eyvallah demeyi artık bir kenara itiyorum. Bundan sonra birkaç güzel dostla yaşamdaki görevimi huzurla, onurla, şerefimle tamamlamak istiyorum.

Bu her ne kadar benim kalemimden döküldüyse de sizde üzerinizdeki yükleri hafifleteceğinize inanıyorum.

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star