Bermal MELİK

ALİ USTA


Bermal MELİK
10 Aralık 2013 Salı 12:21



Hafta sonu Diyarbakır'dan gelen değerli bir dostumuz bize  Ali Usta'nın hikayesini anlattı.
Ülke siyasi tarihini özetler gibiydi bu hikaye.
Ali Usta (Ali Tekdağ), Diyarbakır, Bağlar  semtindeki Dörtyol'da  küçük bir pastahanesi olan kendi halinde bir esnaftır.
12 Eylül askeri darbesinden  önce üniversiteli gençlerin kahvaltılarını  yaptığı ve buluştukları bir mekanmış  Ali Usta'nın  yeri...
Ali Usta, öğrencilerin çoğundan da para almazmış. Çünkü gelen öğrencilerin çoğunun parası olmadığını bilir ve bunun için ikram ettiği pohacanın ve sütün parasını almazmış.
O yıllarda Bağlar Dörtyol'da yaşayan  herkes  Ali Usta'yı bilir diyor değerli dostumuz.
12 Eylül 1980 darbesi olunca gençler birer birer gözaltına alınınca, gençlere sorgularında buluşma noktalarının  neresi sorulduğunda Ali Usta'nın yerinin adı geçer.
Tek suçu parasız gençlere bedava süt ve pohaça vermek olan Ali Usta da gözaltına alınır.
Yoğun işkenceleren geçirilir. Aylarca  cezaevinde kalır. Dışarı çıkan Ali Usta mesleğine devam eder.
Başka bir operasyon sonucunda da adı geçen Ali Usta yine gözaltına alınır, bu sefer daha uzun bir süre  cezaevinde kalır. Çıktığında da artık  eski Ali  Usta değildir.
Bedava süt ve pohaça veren, sıradan bir esnaf, apolitik   Ali Usta artık politik bir şahıs olmuştur. Esnaflığı bırakır. Onun yerine kardeşi Mehmet Usta devralır. Kardeşi Mehmet Usta  bu dükkanı bir süre işletir. Mehmet Usta  faili meçhul(!)  cinayetlerin  yoğun yaşandığı dönemde gün ortası Ali Usta'nın adıyla anılan küçük pastahanelerinin hemen önünde  kurban edilir.
Daha sonra Ali Usta kaçırılarak, kayıplar listesine girmiştir. Bugün, hala kemikleri dahi bulunamamıştır. "Cumartesi anneleri " eylemlerinde  ailesi hala  Ali Usta'nın akibetini sormaktadır.
Bu acı olaylardan sora ailenin çoğu politikleşir.
Ve 2012 yılında, cezaevlerinde başlatılan ve onlarca gün  süren açlık grevcileri arasında Ali Usta'nın yeğeni, Mehmet Usta'nın oğlu  Mazlum Tekdağ yerini almıştı…
Bölgenin 30 yılı aşkın  siyasi  geçmişini  özetleyen bu hikayede suçlu kimdi?
Ali Usta mı?
Mehmet Usta mı?
Genç yeğen mi?
Tek suçu parasız gençlere pohaca ve süt veren Ali Usta ve arkasından gelen üç kuşak; darbeci, ötekileştirici zihniyete  heba olmuş  ve büyük bedeller ödemiştir.

Diyarbakır cezaevinde yaşananların  bu ülkenin gayrı resmi efsanesi olduğu  herkes tarafından bilinmektedir.
PKK'nın çıkış noktası Diyarbakır cezaevinden yapılan işkencelerdir.
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası insanların işkence gördüğü, bu sürece insanların ana dillerinin yasaklanmasıyla devam edildi.
Şimdi 2000' li yıllarda yaşıyoruz.
Seçim atmosferine girmiş bulunduğumuz bu  günlerde, Yüksekova'da  amca-yeğen iki kişinin ölümü ülke gündemi değiştirdi, barışa ve çözüme  dair kaygıları arttırdı.
Ülke tarihimize baktığımızda özellikle 80' li ve 90' li yıllarda bu tür eylemlere ve bu tür ölümlere halk olarak yabancı değiliz.
Bir  el gelir ortalığı karıştırır, gündemi gerer ve bunun  faturaları da  bölge halkına ödettirilir.
Bu tür ölümlerin artçı sarsıntıları kaçınılmaz olacaktır.
Bu da ülkeye, çözüme, barışa zarar  verecektir.
Ali Usta kuşağı  gibi  bir kuşağın daha heba olmaması için barışa ve demokrasiye daha fazla sarılmalıyız.
İnsanların mezarlarından, ölülerinden siyaset ve kan devşirmeye çalışan silah tacirlerine dur deme zamanıdır.
Silah kullanmanın meşruiyet kazandığı yerde diyalog ve müzakere üzerinden bir çözümün işlemesi mümkün olamaz.
İnşa edilmeye çalışılan barış sürecini kimsenin sabote etmesine izin verilmemeli.
Çözüm sürecinin devam edilmesi için barış yanlılarının sesi savaş yanlılardan daha gür çıkmalı.
Kritik ve karmaşık olan bu  çözüm sürecinde provakasyonlara izin vermemek için  siyasi görüşü ne olursa olsun her kesimin duyarlı olması gerekli.
Yoksa Ali Usta gibi kayıp kuşaklar kaçınılmaz olacaktır.










YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star