Mustafa GÜNEŞ

ALLAH’IN EVİNDE KÜRTÇE !!


Mustafa GÜNEŞ
18 Eylül 2014 Perşembe 02:10

Facebook ve Twitter’de paylaşılan bir bildirime göre bir diyanet yetkilisi, “Hac Tavafı” sırasında Kürtçe konuşan bir Türkiye vatandaşına,

Bari Allahın evinde bunu yapmayın!” Demiş.

Ne kadarı doğru, ne kadarı efsane bilemeyiz. Ancak, tarihi gelişim ve olgular, epeyce Türk’ün ve özellikle de tüm devlet zevatının, bu mantıkla yetiştirildiklerinin örnekleriyle doludur.

Yani bu tarihi referanslara bakınca, o görevli zata haksız demek zor.

Biz de bu olay ve sözden yola çıkarak Kürtçe hakkında büyüklerden dinlediğimiz o büyük tarihi efsaneyi (!) sizlerle paylaşmak istedik.

Rivayet olunur ki;

Rab, “Babil Kulesi”ni dağıtmadan önce herkes tek dilde konuşuyormuş ve bu dilin Kürtçe olması da kuvvetle muhtemelmiş. Zira o zaman bu mıntıkalarda Kürtlerden başka pek fazla kimse yokmuş. Ayrıca günümüzde bile yeryüzünde Kürtlerden fazla ortalık karıştıran başka bir millet bulunmadığına göre, Babil Kulesini karıştıranların Kürt, konuşulan dilin de Kürtçe olduğuna kesin gözüyle bakılabilirmiş.

Bildiğiniz gibi Kulenin inşaatı sırasında bu insanlar ortalığı çok fazla karıştırdığından Rab’bı bir hayli kızdırmışlar.  Rab da;

-“Madem bu Kürtler ortalığı bu kadar karıştırdı, ben de bir dil kargaşası yaratarak onların bir birleriyle anlaşıp ortalığı karıştırmalarını engellemek için herkesi başka başka dilde konuşturacağım ve Kürtçeyi de ortadan kaldıracağım”,mealinde bir karar vermiş.

Derhal “ol” demiş, hemen dediği olmuş ve kuledeki herkes aniden başka bir dilde konuşmaya başlamış. Birbirini anlamayan o yaramaz kullar da meydana gelen kargaşa yüzünden dağılmışlar.

Böylece Kürtçe konuşan kimse kalmayınca ortada Kürtçe diye bir dil de kalmamış.

Sonra nasıl olmuşsa olmuş, “Kule”den uzaktaki dağların kuytuluklarında  (hani derler ya “Allah’ın unuttuğu bir yerde”) kalan bir kaç  Kürt, türeyip çoğalarak bu yasaklanmış dili yeniden canlandırıp insanlığa ve özellikle Türk Devleti'ne musallat etmişler. O gün bu gündür Nemrut'un beynine girmiş sinek gibi Türk Devletinin de beyninin içinde vızıldamakta...

NEMRUT VE SİNEK

Bu arada ünleri tarihçiliklerinden büyük Türk Tarihçileri, yaptıkları derin araştırmalarda, Nemrut’un büyük ihtimalle Türk olduğu veya en azından konuştuğu “resmi devlet dilinin” Türkçe olduğunu tüm dünyaya göstermişler. En kuvvetli kanıt olarak da beynindeki sinek kıpırdadığında rahatlamak için kafasına keçe tokmakla vurulmasını isterken her seferinde;

Ur haaa! Ur haaa!” Diye bağırmasını göstermektedirler. Haksız da değiller. Çünkü bu kanıt o kadar kuvvetli ve sarsılmaz bir kanıttır ki, Urfa’da büyükten küçüğe kime sorsanız, size hadisenin aynen böyle olduğunu söyleyecektir. Bilindiği gibi Urfa adı da bu “ur haa” sözünden türemiştir.

ASLINDA SİNEK DEĞİL, KÜRTÇE

Diğer yandan bazı Kürt araştırmacılar da aslında Nemrut’un beynine girenin sinek olmadığını, Kürtçeye gösterdiği alerjinin beyninde sinek varmış gibi bir duygu yarattığını iddia etmişlerdir.

Bu araştırmacılara göre, Rab tarafından yasaklanmasına rağmen,bu dağdan türeme Kürtler ne zaman Kürtçe konuşsa, bu sesler Nemrut’un beynini karıncalar ve sanki beynine bir sinek girmiş gibi rahatsız edermiş. O da bunu gerçek sinek sanıp rahatlamak için keçeden bir tokmak yaptırıp kafasına vurdurmak zorunda kalmış.

Böylece o gün bu gündür bu yaramaz dil, Türklerin önemli bir kesimiyle Türk Devlet elemanlarının tamamının beyinlerine girmiş sinek duygusu yaratmaya devam etmektedir.

Üstelik bu güne kadar bu kâbustan  kurtulacaklarına dair en ufak bir emare dahi görünmemektedir.

Dolayısıyla o diyanet görevlisinin Tavaf ibadeti sırasında kulağının dibinde Kürtçe konuşan birine o tepkiyi göstermesini normal karşılamak gerek. Kabul etmek gerekir ki Allah’ın evinde, “Nemrut Sineği”nin vızıltısını duymak hem psikolojik, hem de inanç olarak hoş ve doğru değildir.

Bu nedenle akıl ve iman sahibi hiç kimse o Diyanet görevlisine “haksızdır”, diyemez. Çünkü o görevli; yıllarca aldığı eğitimin, yetişme tarzının ve devlet geleneğinin gereğini yaparak gerekli ikazda bulunmuştur.

Bu sebeple ona kızmak yerine, görevinin hakkını verdiği için tebrik etmek gerek.

Aferin ona!

 

18.9.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 

Not: Bu yazı bir “mizah” denemesidir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık