Şeyhmus İDRİSOĞLU

ALLAH'U EKBER


Şeyhmus İDRİSOĞLU
19 Ekim 2013 Cumartesi 06:05

Bayramlar; toplumdaki tüm bireylerin zengin fakir demeden,  Kürt, Türk, Arap ayrımı yapılmadan eşitçe birlik beraberlik içinde kutlanması gereken özel günlerdir. Özlenen bu tabloya ulaşmak ütopik bir hayal gibi görünüyor gözüme.Barışın, huzurun, sevginin ve saygının olmadığı memlekette;  ölüm, kan, gözyaşı, tutuklamalarla renklendirilmiş! bir coğrafyada nasıl bayram kutlayacağız içimize sindirerek?

Bir kurban bayramı daha geldi geçti.

Kimimiz "Allah'u ekber" diyerek kurbanımızı keserken diğer taraftan kendi din kardeşini "Allah'u ekber" diyerek katleden Müslümanlar var. Kimimiz tatilimizi nerde, nasıl daha iyi geçirme planımızı yaparken, diğer taraftan Suriye'den gelen iki milyon insan çaresizlik içindeler. Bir kısmı dilenciliği, bir kısmı hırsızlığı tercih etmek zorunda kalırken, bir bölümü de fuhuş çetelerinin elinde kıvranıyorlar. Tablo böylesi bir karartma sergilerken bayramı coşkuyla kutlamak neyin nesi Allah aşkına?  Barış naraları atan siyasileri dinliyoruz hep birlikte. Hala çözümle yeşerecek orman hayali kurdurmaya çalışıyorlar bize. Oysa toplumun büyük bir kesimi arasında kin tohumları filizlerini vermiş birbirlerini boğazlamaya varan olaylarla boğuşuyorlar. Batı ve doğu arasında keskin bir çizgi oluşmuş, halkların kardeşliğine inanan sayısı kelaynaklar kadar kalmıştır. Bu ne iki yüzlülük,  ne samimiyetsizlik anlamak mümkün değil doğrusu.

Sistem, beyinlerimizi çürütüp bizleri öyle esaret altına almış ki kendinden başka kimseyi düşünmeyen bencil, benmerkezci toplum yaratmış. Tabii kapitalist sistemi benimseyen toplum içine çabuk sindirdi bu olanları. Etrafındaki sorunlara kapalı, gününü gün eden insanlarla doldu ülke.

Bende vurgulayarak söylüyorum; "bayram bizim neyimize?"

Toprağın üstünü; sevgiyle ekilen ağaçlar, çiçekler arasında dolaşan kelebekler yerine,  dünyada süren savaşlar sonucu insanlığın kanıyla kaplanmış.

İnsanlığın dilinde sevgi, ellerinde çiçekler olması gerekirken kanla irin akıtıyorlar güzelim topraklara.

Hemen yanı başımızda Suriye ve Rojava'da yapılan katliama duyarsız kalarak; İşsizliğin, yoksulluğun, açlığın kol gezdiği ülkem insanını bir kenara itip yok sayarak ne yüzle kutluyoruz bayramı?

Bugün bayram. Sevgi dininin gereği, sözde sevgiyle bayramlaşıp ziyaretlerde bulunacağız. Kutlama yapacağız. İnsanlığın içi bu kadar kin, öfke, hırs doluyken unuttuğumuz gülmeyi, neşeyi nasıl coşkuya çevirip akraba ve büyüklerimizin bayramını kutlayacağız?

Ben bu bayram kurban kesmedim. İçimden gelmedi, belki de bahane ettim. Batıdan bir arkadaşımın verdiği parayla onların kurbanlarını kestirdim. Mahalle kasabımızın önünde izdiham vardı. Onlarca koyun ve kurban sahipleri… Bir o kadar da yoksul bekliyordu, bir parça etin eline geçmesi ümidiyle. İzlediğim kadar kurban etlerini parçalatıp torbalara koyan insanlar tek gramını orda bekleyen yoksulara vermeden evlerinin yolu tuttular. Kurban niye kesilir? "Yıl içinde et yiyemeyen insanlara eti vermek için". Bu insanların nasıl bir inançla "ibadet" ettiklerini anlamak mümkün değildi.

Geçmiş bayramlar geldi hatırıma. İnsanlar arasındaki sevgi seli coşkuyla birleşince bayramın tadına doyum olmazdı. Kurban kesildikten sonra ihtiyaç sahiplerini eleyerek, itinayla gizlilik içinde yetiştirilirdi etler.

Ama yine de tüm bu olumsuzluklara rağmen kutlamak isteyen tüm İslam âleminin mübarek kurban bayramını kutlarım.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık