Duygu SUCUKA

Apartman Yönetmeyi Bile Bilmiyoruz


Duygu SUCUKA
11 Şubat 2015 Çarşamba 15:17

Güzide şehirlerimizden birinin güzide semtlerinden birinde, yeni kurulmuş, henüz oturum tamamlanmamış bir site. İkamet etmeye başlayanların sayısı yaklaşık 3/5 oranında. İkamet edenler doktor, mühendis, albay, general, hâkim, savcı, öğretmen, öğretim üyesi, sanatçı ve benzeri mesleklere sahip insanlar.

 

Güvenlikli, dışarıya kapalı, rezidans diye tanıtılan bir site burası. (Residence, Türkçe'de Rezidans; içinde oturanlara hizmet verebilen, sosyal imkân ve güvenlik sağlayan, kendi kendine yetebilen teknolojik yüksek kalitede bir yapıdır)Gel gelelim, sitede oturum başladığından bu yana yaşanan sıkıntılar daire sahiplerini isyan noktasına taşımış. Sıkıntıların başta geleni, müteahhitin siteyi ben yöneteceğim, yıllarca süreyle yöneteceğim çabası. Bir de sitenin yönetim işlerine bakan, profesyonel hizmet vermek üzere kurulduğunu ifade eden bir yönetim şirketi var.

 

Şimdilerde pek moda, ultra lüks diye yutturulan sitelerde, profesyonel yönetim diye bir kandırmacadan bahsetmek istiyorum.

 

Oluşturulan güvenlikli, dışarıya kapalı, lüks sitelerde profesyonel hizmet adıyla yapılan bir hizmet türü çıktı ortaya. Profesyonel site yönetimi. Bu anlamda kurulmuş olan çeşitli şirketler mevcut. Site için, güvenlik elemanından bahçıvanına kadar gerekli tüm personeli istihdam eden ve bu elemanlarla hizmet veren şirketler. Tabi mali tabloya bakınca her daire sakini için aylık hizmet bedeli karşılığı ödemeler de kabarık oluyor. Ve sakinler arasında, yönetim tarafından yapılan harcamalar konusunda bir güvensizlik başlıyor.

 

Tekrar dönüyorum yukarıdaki lüks sitenin oturum başladığındaki yönetim oluşumuna:

Bir site yönetimi var, bir de sitedeki işlerin takibi için hizmet almak üzere dışarıdan getirilmiş yönetim şirketi. Bu tabloda her türlü yönetim görevlisi ve hizmetlisi maaş alıyor. Daha oturum başlamadan site için oluşturulmuş bir yönetim planına göre hareket ediliyor. Yönetim planına bakınca birçok detay eksik, yasal prosedüre uygun değil.

 

Bu arada aldığı daireye yerleşmeye başlayan mülk sahibi, yapılmamış, eksik bırakılmış her konuda itiraz ediyor, rahatsızlık gösteriyor, bir tartışma yumağıdır başlıyor. Eksikliklerin sorumlusu müteahhit olarak görülüyor. Müteahhit aynı zamanda site yönetimi. Tartışmalar çoğalıyor, site sakinleri birlik olmaya çalışırken aralarında gruplaşmalar başlıyor.

 

Sitede oturanlar gün geçtikçe çoğalıyor. Daha güçlü konuma geliyorlar ama güçlerinin farkında değiller. Bir haberleşme ağı oluşturuyorlar kendi aralarında ve orada herkes her şeyi yazabilir diyorlar. Ancak hakları doğrultusunda yaptıkları her eleştirileri sonradan rahatsızlığa dönüşüyor, birbirlerini suçlamaya başlıyorlar, öne çıkanlar hedef gösteriliyor.

 

Siteyi uzun yıllar yönetmek üzere kurulmuş bir yönetim ve oluşturulmuş bir yönetim planı yasal değildir itirazları arasında, site sakinleri mevcut yönetimi genel kurul yapmaya ikna ediyor. Genel kurul yapma zamanı geliyor. Bu arada müteahhit tarafından haberler uçuruluyor, falanca aday olmasın, filanca canımızı sıkmasın, ona göre karar alırız, yönetimi size bırakmayız türünden. Genel kurul yapılıyor ancak müteahhit elindeki boş dairelerle yönetimi tekrar alıyor. Aslında boş dairelerin sayısı, müteahhitin yönetimi tek başına alması için yeterli değil. Site sakinleri, kendi menfaatleri doğrultusunda bir araya gelemedikleri için sonuç bu oluyor.

 

Yapılan genel kurula bakıyorsunuz; baştan aşağı her adım yanlış. Toplantı için gönüllü bir divan başkanı çıkmayınca yönetim kurulu başkanı ben divan başkanı oluyorum diye görevi üstleniyor. Birinci yanlış bu.

 

Toplantıda faaliyet ve denetim raporlarının okunması, sonra kabul oylarına sunulması gerekirken, orada sunulmamış bir faaliyet ve rapor için direk oylamaya geçiliyor. Kabul edenler, etmeyenler, kabul edilmiştir. İkinci yanlış burada. Yani bizzat orada, canlı olarak sunulmayan bir raporun oylanması.

 

Müteahhit bina yönetimlerine kendi desteklediği kişileri seçtiriyor, üst yönetime sizden birini seçeceğiz diyor. Sıra o adıma gelince de buna gerek kalmadı, oraya biz adamımızı koyacağız diyor. Bir gün önce bırakacağız, artık yönetimde olmayacağız diyerek verdiği sözler uçuşuyor.

 

Toplantı bitiriliyor, sonra site sakinleri arasında bir kavgadır başlıyor. Ortalık Sakarya Meydan Muharebesi gibi.

Ve müteahhit geriden bakıp diyor ki; işte bu yüzden ben bu sitenin yönetimini bırakamıyorum, burada yönetimi kendilerine bıraksam hep böyle birbirlerini yiyecekler.

 

Anlatmaya çalıştığım küçük bir yaşam merkezinde, küçük bir heyetle yürütülen bir yönetim olgusudur. Bir sitenin yönetilmesidir. Büyüdükçe, hacim genişledikçe, örnekler değiştikçe, alanlar farklı oldukça durum farklı olmuyor. Hep aynı mantıkla, hep aynı yaklaşımla yönetiliyoruz. Ben bilirim, ben yaparım, seni yönetirim ama sana söz hakkı vermeden. Senin özgürlüğün benim elimde dercesine.

 

Demokrasiden kim bahsetmişti?

Bu şekilde yönetim mantığı taşıyanlar mı?

 

10.02.2015


YORUMLAR
  • yorum2015-02-12 14:32:44Urfalı

    Apartman yönetmesini dahi bilmiyoruz. Bu durum demokrasi kültürünün bulunmadığının/sindirilmemiş olduğunun göstergesidir. Yazı her ne kadar öznel bir olayı anlatıyor gibi görünse de aslında toplumda var olan genel bir soruna parmak basmış.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık