Recep KOÇAK

Arakan Turnusolu


Recep KOÇAK
3 Ağustos 2012 Cuma 13:59
Vicdanı hepten körelmemiş herkesin gündemini meşgul eden Arakan Müslümanlarının yaşadığı vahşeti konu eden Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk bugünkü (03.08.2012) yazısına “Arakan hepimizin imtihanı” başlığını uygun görmüş.
Öztürk, sözünü dolandırmadan, kolay anlaşılır ve doğrudan söyleyen bir yazar.
Yazdıklarını birlikte okuyalım:
“Aklı erenler derler ki; "Ramazan'ı yeryüzünün her tarafında rahmetin ve infakın buluştuğu ay haline getirmeli.
Ramazan'dan başlayarak her aya, her güne bu rahmet bulutlarını taşımalı.
İşte çağımızda duyarlı Müslümanları bekleyen imtihan budur."
Dünkü yazımın sonunda; "Arakan, varlıklı Müslümanların imtihanıdır" demiştim ama sadece varlıklı kişileri kastetmemiştim.
Nefes alıp vermek de esas varlık sahibi olmak değil midir? Arakan için; "Ben ne yapabilirim" sorusunu soran her ehli vicdanın yapabileceği bir şeyler vardır.
Geçelim.
Deniz Feneri'nden İbrahim Altan, Arakan'da harıl harıl çalışıyor. Giderken bana da "Haydi" dedi ama gidemedim. Nasip olursa Deniz Feneri ile başka mağdurlara gideceğim.
Fakat Arakan için aile içi bir kampanya yaptık, bizim ufaklık Ertuğrul'un biriktirdiği 100 lirasından başlayarak, bir miktar yardım gönderdik.
Deniz Feneri Arakan'da neler yapıyor?
Derneğin genel sekreteri İbrahim Altan ve yardım ekibi, Arakan Müslümanları için bölgede yardım çalışmalarını sürdürüyor.
Deniz Feneri Arakan'da 1.000 kişi ile toplu iftar yapmış. Arakanlı Müslüman mülteciler ve ihtiyaç sahibi Bangladeşlilerin katıldığı iftar, Deniz Feneri'nin bölgede düzenlediği ilk iftar olmuş.
Deniz Feneri ekibi ayrıca, derneğe bağışlanan adak, akika ve şükür kurbanlarını keserek, gün içinde Arakanlı mültecilere dağıtmaya devam ediyormuş.
Perşembe sabahından itibaren de Cox Bazar'daki kamplarda 1.500 aileye yani yaklaşık 10.000 kişiye 37,5 ton gıda malzemesi dağıtımına başlanmış.
Bu malzemeler ailelerin 1 aylık gıda ihtiyacını karşılayacak seviyedeymiş.
İlk etapta bölgeye 100.000 TL götüren ekip, diğer Müslüman ülkelerin sivil toplum örgütlerine de öncülük ederek çalışmalara katkı sağlamaya devam ediyormuş.
(…)
Bugün itibariyle şimdilik 100.000 TL yardımla bölgeye giden Deniz Feneri, hayırseverlerin yapacakları yardımları mazlumlara ulaştırmaya devam edecek.
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
"...(Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun, sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." (Bakara, 148)
Yardımlarınız Cennet'e açılan kapılarınız olsun.”

Şimdi de Arakan meselesine “böyle de bakılır mıymış” dedirten bir değerlendirmeyi, virgülüne dokunmadan birlikte okuyalım:
“SİZ adına Myanmar denilen bir yer duydunuz mu? Ya da Myanmar’ın Arakan bölgesinin nerede olduğunu bilir misiniz?
Nerededir, hangi kıtada yer alır?
Bizim İslamcılar şimdi Myanmar’a yoğunlaştı. Halkımızın din duygularını gıdıklayarak topladıkları paraları oradaki Müslümanlar için harcadıklarını, oraya yardım gönderdiklerini iddia ediyorlar.
Türkiye’de yardıma muhtaç milyonlarca aile, milyonlarca fakir fukara varken bunlar Myanmar, Papua Yeni Gine, Somali, Burkina Faso gibi yerlere yardım götürdüklerini iddia eder.
Bu yardım paralarının nereye nasıl harcandığını denetleyen bir makam yoktur. Örneğin İslamcı Deniz Feneri Derneği’nin Almanya vurgunu açığa çıktı ve Alman yargısı bunlara hapis cezası verdi.
Hele yurtdışında kuş uçmaz kervan geçmez, haritada zor bulunan yerlere yapıldığı iddia edilen ve hortumlanan yardımları kimsenin ruhu bile duymaz.
Günahı boyunlarına, beş toplarlar, bir verirler. Kalan dördü ya cebe atarlar, ya da Türkiye’de siyasi amaçları için kullanırlar!
Allah kabul etsin!”

Yukardaki satırların yazarını çok merak ettiğinizi tahmin ediyorum. Zira Arakan Müslümanları dünyanın gözü önünde türlü yöntemlerle yok edilirken, en temel insani ihtiyaçlarını gidermede büyük zorluklar içinde ölüm kalım mücadelesi verirlerken bu satırları yazabilmek için kim olmak gerekir?
Yormayalım sizi. Yukardaki satırlar Sözcü Gazetesi (03.08.2012) yazarı Emin Çölaşan’a ait. Bugünkü köşe yazısının bir bölümünü Arakan’a ayırmış ve o satırları yazmayı kendine yakıştırmış.
Arakan Müslümanlarının acılarını yüreğinde hissetmek, okurlarıyla o hissiyatı paylaşıp yardım çağrısı yapmak şöyle dursun, insanlık adına utanç duyulması gereken mevcut durumu küçümsüyor, hatta yok sayıyor Çölaşan.
Bir yardım kuruluşuna güvenip Arakan’a ulaştırılmak üzere bağış yaptıkları için bütün hayırseverlere hakaret ediyor. Bin bir güçlükle bölgeye gidip yardım dağıtan kuruluşlara çamur atıyor, kuruluşların tamamının yöneticileri ve çalışanlarına iftira ediyor.
Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın Deniz Feneri Derneği hakkında verdiği “takipsizlik kararı”nı yok sayıyor. Deniz Feneri’ne yapılan denetimler sonunda yurtdışında herhangi bir şube ya da temsilciliğinin bulunmadığına dair yapılan tespitleri bilmezden geliyor.
İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi, ülkemizin bütün yardım kuruluşlarını denetler. Yardım kuruluşlarının yurtiçinde ve yurtdışında yaptıkları bütün faaliyetlerin hukuka ve usule uygunluğu devletin ilgili birimleri tarafından sürekli takip edilir. Bu kurumlara da çamur atmaktan geri durmaması Çölaşan’ın hangi sıkıntılarının dışavurumudur acaba?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in bunca önemli işleri arasında Çölaşan’a cevap verilmesi için ilgili birimleri harekete geçireceklerini umuyorum.
Çölaşan’ın bu kadar hayati bir meselede takındığı inanılmaz kaba tavrı karşısında ben kullanacak kelime bulamıyorum. Onu insanımızın vicdanına havale ediyorum. İyiki Çölaşan gibi düşünenler bu ülkede iktidar sahibi değiller. Aksi halde yurtdışındaki her hangi bir kriz bölgesine Türkiye’den tek bir kuruş yardım götürülmesine mani olunur. Bu kafayla giderlerse halkımızın onlara asla iktidar fırsatı vermeyeceği ise muhakkak.

gumuslale@gmail.com




YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star