Mustafa GÜNEŞ

ARAPÇA KADIN ADLARI


Mustafa GÜNEŞ
23 Ekim 2012 Salı 08:34

(Daha önce, sürekli ciddi ve politik yazmanın sıkıcılığından uzaklaşmak için, ara sıra kimseye bir faydası olmayan, fakat hoş bilgiler içeren yazılar yazacağımı belirtmiştim. İşte yıllar önce bir vesileyle  yazdığım bir yazıyı veriyorum.)

Kadın adları, her toplumsal kültürün kadına bakışını anlamaya yarayan önemli bir göstergedir. Fakat tüm kültürler içinde, özellikle Arapça kadın adları çok ilginç bir aykırılık oluşturur. Dikkatle bakıldığında çoğumuzun bilebileceği, ancak hayat karmaşasında gözden kaçırdığımız bir konudur.

ESAS OLARAK ARAPLARDA KADINLARIN ANLAMLI ADLARI YOKTUR.

Temel adlandırma, doğum sırasına göre numara vermektir (1-2-3-4-5…gibi).

Bazen de doğan kız çocuğuna biçilen fonksiyona, tipine veya fizyolojik görünümüne göre bir takım sıfatlar “ad” olarak verilir.

Kadınlara “anlamlı isimler”, genellikle İslamiyet’le, çoğunluk da İslam Fütuhatıyla Doğuya açılma sonrasında Anadolu, Mezopotamya ve Asya bölgelerinde verilmeye başlandı.

O da genellikle erkek adlarının sonuna “iye” dişil ek getirilerek… (Kadir, Kadriye; Hüsnü, Hüsniye; Nuri, Nuriye… gibi)

Aşağıda çok sık rastlayıp kullandığımız ve çocuklarımıza verdiğimiz bu isimlerden hem örnekler,  hem de manalarını (iki başlık altında ) vermeye çalışalım.

1—NUMARA ADLAR:

ELİF: Alfabenin ilk harfi ve aynı zamanda Arap rakamlarında 1 (Bir)’i ifade eder. İlk doğan kıza eğer Ayşe veya Avvaş ismi verilmemişse Elif, yani birinci adı verilir.

AYŞE: ilk kıza her zaman Elif adı verilmez. Bazen de Ayşa, yani evin iaşesinden sorumlu kız adı verilir. Bildiğimiz “aş” kelimesi Arapça kökenlidir ve “yemek” demektir. İaşe, maaş, gibi kelimeler bundan türemedir. Kürtçede “kebani” nin karşıtıdır. Türkçeye “evin anası” veya “çekip çevireni” olarak çevrilebilir.

AVVAŞ: Aşçı, demek. Ayşe ile aynı anlama gelse de Avvaş, bizzat yemek yapan,”aşçı”  anlamındadır..

VAHDÊ ( ya da Vahide) :Birinci. Vahad veya Ehed Arapça (1) Bir demek. Yani Birinci

SANİYESani Arapça 2.inci demektir. Tneyn; Arapça, iki. Böylece ”sani ”nin sonuna dişil takı eklenerek, ikinci kıza ikinci anlamında Saniye adı verilir.

TILTÊ: Telat Arapça tür.Dişil takıyla Tilte, yani üçüncü olur. Bu isim belki Anadolu’da çok görülmez. Ama bizim buradaki (Harran Ovasında) Araplarda çok bulunur.

RABİA: Arapçada 4 ‘  tür. Rabia dördüncü demektir. Bu isim Anadolu’da yaygındır; çünkü geçmişte Rabia adında çilekeş bir İslam kadınının, bir nevi İslam azizesinin adıdır.

HAMSE: (XAMS) Arapça beş demek; beşinci… Bu isim de Anadolu’da pek bulunmaz, Harran’da yaygındır.

SITTÊ: Arapça 6 demektir; altıncı… Gene Harran’da ve biraz da Kürtler arasında yaygın isimlerdendir. Türkçede “sittin sene sürse…” diye bir deyim var.”60 yıl sürse…”  demektir.

SAB’E: Arapça, 7.Bu isim ilginç bir değişim geçirmiş, sabia, ya da sabiha olmuş. “Sabahlık” anlamına gelen “Sabuha” adıyla karıştırıldığı da olur.

Bundan sonrası, yani 8 veya 9. var mı pek bilemiyorum. Hiç rastlamadım. Ama 7.den sonra genellikle;

YAZÊ: koyarlar ki bu da Arapçada Yazi ,“yeter” demektir. Bilirsiniz Türkçede de Yeter adı var. Türkçede biraz “nazik” ve “şık”  olsun diye bazen Songül ‘de konulur. Kürtçede de ise Besê’ dir.

2—TİPİNE GÖRE ADLAR:

HATİCE: Bebek, prematüre doğmuş ve de kızsa ona Hadice (Xedice) derler. Hadice, Arapçada erken doğmuş yani prematüre kız demektir.

FATMA: Çokça bilinir ki genellikle ilk doğan çocuklar çelimsiz ve ufak tefek olur. Doktorlar gerçek nedenini daha iyi bilir. Ama kanımca ana rahminin henüz acemi ve gelişmemiş olmasındandır. Anadolu’da bunlara süt yanığı derler. İşte bu tip doğan kız çocuklarına Arapçada fatm, denir. Yani süt yanığı veya süt kesiği demek…  Zaten Fatma anamızın sergilenen elbiselerinden bu tipte biri olduğu tahmin etmek zor değil. Ufak tefek biri olduğu çok belirgin…

SEMRA: Eğer hafif koyu yani esmer doğmuşsa, Semra, yani esmer denilir. Bizdeki esmer kelimesi de Semra’dan dönüşmedir. Arap dışı ülkelerde bu adla ilgili garip çelişkiler vardır. Çok zaman Sarışın ve hatta mavi gözlü bir bayana hiç farkında olmadan Semra adı verildiği görülmüştür.

ZEHRA: Arapçada zahir; açık, aydınlık demek… Biraz açık renkli ise zahra derler.

BEYZA: BEYAZ’ın  dönüşmüş biçimidir. İyice beyazsa, Beyza veya beyaz( bu söz Arapçadır ve bizim bildiğimiz  “beyaz“dır. Zaten Türkçeye de buradan girmiştir.)

ŞEMSÊ: İyice beyaz ve parlak renkli ise Şemsê, Arapça Güneş…

SEVDÊ:  İyice kara ise, genellikle Habeşi veya Siyahî kızlara bu ad verilir. esved’ten türeme. Esved, Arapçada “Kara” demek.

LEYLA: Leyl, Arapça gece demektir. Geceyi çağrıştıran esmer güzellerine verildiği gibi; biraz da erotik anlam yüklenerek “gecelik” anlamını da içerir.

ZEYNEB: Arapçada Zeyn, güzel demek.Zeyneb,Süslü ,süslenmiş güzel ,hoş olan…Bir de  3.yy. da Suriye Çölündeki Palmyra Kraliçesi ZENOBİA’ dan dan türeme olduğu , aslında bu kelimenin de Aramca “güzel” anlamına geldiği  söylenir.

Bunlar ilk çırpıda akla gelen örnekler. Biraz araştırma ile bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Biraz Harran’da veya Suriye’de bu amaçla dolaşılırsa pek çok örnek toplanabilir.

Sizce bütün bunlardan,  kadınlara verdiği isimlerden bir halkın kadına bakışını da çıkaramaz mıyız?

Ya da,“Kadının Adı Yok” diyenler haksız mıydı?

Mustafa GÜNEŞ /URFA

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık