Mehmet FARAÇ

Armudun iyisi, hırsızın büyüğü!..


Mehmet FARAÇ
1 Kasım 2011 Salı 00:07
Gaziantep’te, 10 Ağustos 1997’de üç arkadaşıyla birlikte bir baklavacıdan baklava ve fıstık çaldıkları gerekçesiyle yargılanan Ali Avcı’nın öyküsünü herkes anımsar...
6’şar yıl ağır hapis cezasına çarptırılan 4 arkadaş “Rahşan Affı” ile 19 ay sonra serbest kalabilmişti!..
Şimdi de “armut” vakasıyla karşı karşıyayız... Yani bildiğiniz armut işte!..
23 Eylül’de, Adana’da bir manavdan yemek için 13 armut çaldıkları iddia edilen 3’ü çocuk 4 kişi, müthiş bir takibin  ardından yakalanarak savcının karşısına çıkarılmış!..
Çocukların hırsızlıktan sabıkaları varmış!..
Yaşı 18 olan Ş.Ş. hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmış...
“Canımız çekti, aldık” diyen Ş.Ş’nin 18 yaşından küçük 3 suç ortağı ile ilgili soruşturma ise sürüyormuş!..
Büyük ve de namlı hırsızlar herhalde bu çocuklara bakıp gülüyorlardır!.. Hele, malı hamuduyla götüren madrabazlar iyice alay ediyordur bu garibanlarla!..
“Ne enayi” diyorlardır bunlara?..
Hırsızın büyüğü haklı!.. Vurgunculuğu armut çalmaya indirgeyen bu çocuklar ise saf!..
Kursanıza kardeşim bir dernek... Gidip “dosdoğru” milleti kandırsanıza...
Biraz din sömürüsü biraz gözyaşı biraz merhamet tiyatrosu alın işte çuvallarla Euro!..
Yapacağınız tek şey var; şöyle afili bir fener alın ve de karanlığa dalın!.. Görün bakın armudun iyisini nasıl götürüyorsunuz!..

Vurguncunun ortağı!..
Hırsız demişken aklınıza yalnızca elinde fenerle dolaşanlar gelmesin!..
Şu günlerde gazete manşetlerine bakınca, bolca mezar hırsızı göreceksiniz...
Apartman diye aslında mezar inşa eden hırsızların yol açtığı katliam, cüzdanlarından fay geçen sahtekarların yol açtığı kanlı yıkımları önümüze getiriyor!..
Van depreminin ardından gazetelere yansıyan klasikleşmiş başlıklar da, işte o fay tetikçilerini anlatıyor:
“Deprem değil bina öldürür”, “Sağlıksız yapılar ölüme davetiye çıkardı” , “Katil yine aynı”,  “Kağıttan kuleler”, “Eksik malzeme facia getirdi”, “Yine hırsız öldürdü.”
Hep aynı terane!.. Hep aynı hedef şaşırtma... Kimse “dosdoğru” şunu sormuyor; “Müteahhit hırsız olabilir de, ya kontrol edenler?..”
Yalova depreminin bütün günahı da Veli Göçer adlı müteahhite yüklenmişti!.. Oysa kimse, “Bu adamın yaptığı binaları kontrol eden mühendisler nerede, belediye nerede” diye sormamıştı!..
Anlayacağınız; suç ortaklarının, hırsızlığa göz yumanların, hırsızlıktan nemalananların ve de vurgunları örtbas edenlerin peşine düşülmezse, daha çok bina yıkılır bu ülkede!..

Merhametin rantı!..
Van depreminin ardından Başbakanlık yardım kampanyası başlatmış... Televizyon ekranlarında banka hesap numaraları sıklıkla anons ediliyor!..
Gazetelere bakarsanız yurdun dört bir yanından ve komşu devletlerden de yardım yağıyormuş...
Hükümet yandaşı gazeteler ise banka hesapları bir an önce dolsun diye çok acıklı başlıklar atıyor;
“70 milyon kenetlendi”, “Türkiye tek yürek”, “ Milli seferberlik”, “Kardeşlik fayı yıkılmadı.”
Vanlı kardeşlerimizin yardımına hep beraber koşalım da; dünkü Aydınlık’ın manşetindeki bir haber eminim benim kadar yüz binlerce insanın da midesini bulandırmıştır!..
Olayların perde arkasını sorgulayan o çok önemli ve düşündürücü haberin başlığı şöyleydi; “40 katrilyon nerede harcandı?..”
Deprem uzmanı Prof. Ahmet Ercan bu haberin içersinde hepimizin peşine düşmesi gereken şu soruyu sormuştu:
“1999 Gölcük depreminden bugüne yaklaşık 12 yıl geçti. Yapılan hesaplamaya göre vergilerden eski paraya göre yaklaşık 40 katrilyon toplandı. Fakat bu paranın nerede olduğu belirsiz. Halk bu parayı İMF faizleri, ya da banka hortumcularının açığını kapatmak için vermedi.”
Ne güzel değil mi?.. Devletin 1999 depremini bahane ederek emlak, motorlu araçlar, telefon ve diğer faturalarla Milli Piyango gibi bir çok kalem üzerinden topladığı deprem vergileri nereye harcandı bilinmiyor!..
AKP iktidarı bu paranın nereye harcandığını “dosdoğru” halka açıklamalıdır... Aksine merhametten rant elde etme gibi utanç verici bir tablo ortaya çıkar ki, bu da milletin vicdanında çok büyük bir yaralar açar!..
Sözün özü şu iki soruya yanıt arıyor:
Madem devletin kasasında 40 katrilyon var, o halde hükümet elinde megafonla niçin milletten yeniden yardım topluyor?..
İkinci soruya gelince; devlet, milletin merhamet duygularını vergi soygunu için kullanabilir mi?..

Beceriksizliğin iktidarı!..
İş kartondan binalar yapmak, siteler kurmak ve şehirler yaratmaya gelince; müteahhitinden mühendisine, hırsızından suç ortağına kadar herkes işinde çok becerikli!..
Hatta devlet, merhameti ranta çevirmekte de bayağı deneyimli!..
Peki ya denetimsiz yapılan o şehirler yıkıma uğradığında?.
Bir doğal felaket vurgunculuğun sahte kolonlarını yerler bir ettiğinde?..
İşte, insanlığı kurtaracak becerinin orada kendini “dosdoğru” göstermesi gerekiyor!..
Baksanıza, Gölcük depreminin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen yoksul vatandaşın cüzdanında artçı sarsıntıları sürdüren devlet, organizasyona gelince yine sınıfta kaldı!..
Van’da, felaketin ardından yapılacak acil müdahale her zamanki gibi enkaz altında ölümleri tetikleyen bir keşmekeşe dönüştü!..
Kurtarma işlerindeki başıboşluk, acil müdahaledeki beceriksizlik Van ve çevresinde deprem şoku yaşayan on binlerce insanın acısını ikiye katladı...
Depremzedeye su, ekmek yetiştiremeyen, seyyar hastane kuramayan ve de doğru düzgün çadır bile dağıtamayan bir iktidar var karşımızda!.. Üstelik bir çadır için yurttaşını birbirine dövdüren iktidar!..
Hep beraber o ünlü çığlığı seslendirelim; orada kimse var mıııııı?..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık